İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2018/857 E. 2019/1286 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2018/857
- Karar No
- 2019/1286
- Karar Tarihi
T .C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/857
KARAR NO : 2019/1286
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 02/02/2015
KARAR TARİHİ : 20/12/2019
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı vekilinin 02/02/2015 havale tarihli dava dilekçesinde; davalı şirket ile dane bezelye yetiştirme ve alım sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin ... sayılı tarlada sözleşmeye istinaden bezelye ekimi yaptığını, sözleşme kapsamında davalı şirket tarafından bezelye niteliğindeki tarım ürünlerinin Mayıs ayının 3. haftası içerisinde biçerdöver mahiyetinde biçilmesi ve nakliyesi yapılması gerekirken davalının kusur ve ihmalinden dolayı biçilmediğini, bezelyelerin tarlada bırakıldığını, davalı taraf ile müteaddit kere görüşülmesine rağmen ürünün hasatının yapılmadığını, ürünün yandığını ve kullanılamaz hale geldiğini, zararın tespitine yönelik Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesinin ... değişik iş esas sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, alınan bilirkişi raporunda 22.400,00 TL zarara uğratıldığının sabit olduğunu, davalının zararı ödememesi üzerine Bandırma .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalıya karşı takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazının iptali ile alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davalı/borçluya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede ifa yeri olarak Torbalı ve Manyas İlçelerinin gösterildiğini, şirketin de adresinin Torbalı/İzmir olduğunu, Torbalı'da Asliye Ticaret Mahkemesi olmadığından dosyanın yetkili ve görevli İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesini talep ettiği, esasa ilişkin olarak ise üreticilerin tarlalarında hasat işlemi yapılırken hasat makinesinin arızalanması neticesinde hasatın yarıda kaldığını, söz konusu arızanın giderilip hasatın devam edeceği sırada ise birkaç gün boyunca aralıksız olarak yağmur yağdığı için hasata devam edilemediğini, davacının tarlasında hasat edilemeyen ürünlerde meydana gelen yanma, kuruma vb. durumlar sebebiyle söz konusu bezelyelerin konserve yapımında kullanılmasının mümkün olmadığını, bezelye hasat makinesinin arızalanmasının sözleşmenin 4. maddesi uyarınca mücbir sebep hali olduğunu, bu nedenle zarardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan sözleşmenin 3-c/5.maddesi uyarınca kendisinin sorumlu olduğunu, müvekkilinin davacının üreteceği bezelyeyi dışarıdan daha fahiş fiyatla aldığını, bu yönü ile de müvekkilinin zarara uğradığını, Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesi nin ... değişik iş esas sayılı dava dosyasında tespit edilen zararın hatalı ve fahiş olduğunu, icra takibinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine, alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karış tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Dava, İİK 67. madde gereğince açılan itirazın iptali davasıdır.
Dava, İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık yasal süresi içerisinde açılmıştır.
Dosyada Bandırma .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25/06/2015 tarih ... esas,... karar sayılı ilamı ile yetkisizlik kararı verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ....Hukuk Dairesi'nin 02/06/2016 tarih, ... esas, ... karar sayılı ilamı ile onama kararı verildiği, davacı vekilinin karar düzeltme talebi üzerine dosyanın Yargıtay'a gönderildiği, Yargıtay ....Hukuk Dairesi'nin 24/04/2018 günü,... esas, ... karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği, dosyanın mahkememize tevzii edildiği görülmüştür.
Bandırma Ticaret Sicil Müdürlüğünden davacının tacir sıfatıyla kayıtlı olup olmadığı, Bandırma Vergi Dairesinden davalının ne tür bir deftere tabi olduğu, bilanço ve vergi matrahı olup olmadığı sorulmuştur.
Bandırma Vergi Dairesinin 24/06/2019 tarihli yazılarında, davacı ... adına evdo kayıtlarında şirket ortaklığı ile ticari, zirai ve mesleki yönünden mükellefiyetine rastanılmadığı yönünde bilgi verildiği görülmüştür.
Bandırma Ticaret Sicil Müdürlüğünün 03/12/2019 tarihli yazılarında davacı ...'ün tacir olarak kaydına rastlanmadığının bildirildiği görüldü.
Davacı vekilinin müvekilinin çiftçilik yaptığını beyan eder dilekçe ibraz ettiği görüldü.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesini değiştiren ve 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 sayılı yasanın 2.maddesi ile "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usül hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenleme ile artık 01/07/2012 tarihinden sonra açılacak davalarda sözü edilen iki mahkeme arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, görevin 6100 sayılı HMK'nun 137,138 maddeleri gereğince dava şartları arasında sayılmış olması nedeniyle, mahkemenin görevli olup olmadığının yargılamanın her hal ve safhasında talep üzerine veya mahkemece re'sen incelenip gözetilmesi, mahkemenin görevsiz olduğunun tespiti halinde ise dosya üzerinde inceleme yapılarak bu konuda bir karar verilmesi gereği ortaya çıkmıştır.
Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde ( b-c-d-e-f) sayılan dava veya işlerde bulunması yahut özel bir yasal düzenleme ile davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi şarttır.
6102 sayılı TTK'nun 12.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret sicile tescil ettirilerek durumu ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Kanunun 15.maddesinde "ister gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan sanat veya ticaret ile uğraşan esnaftır."
Mülga 6762 sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre Bakanlar Kurulunca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ... sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir.
Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.
Ticari işletme ile esnaf işletmesinin arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. (TTK m.11/1-2)
Tacir-esnaf ayırımı ise Vergi Usul Kanununa istinaden dava tarihi olan 2015 yılına ilişkin olarak birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve yıllık gayri safi hasılatının 88.000,00 TL'yi aşan esnafların tacir sayılacağı belirlenmiştir.
Bir davanın yukarıda belirtildiği gibi ticari dava olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili bulunması gereklidir.
Bu açıklamalara göre; somut olayda davacının tacir olmadığı, çiftçilik ile uğraştığı, uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasa hükmünün de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevi mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken ve genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine aittir. (Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 18/10/2016 tarih, ... Esas ve ... Karar)
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı aleyhine açılan davada; "görev" dava şartı yokluğundan HMK 1, 114/1-c, 115/1-2, 6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın usulden reddine, kararın kesinleşmesi ve HMK'nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:
Ayrıntıları yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalı aleyhine açılan davada; "görev" dava şartı yokluğundan HMK 1, 114/1-c, 115/1-2, 6102 sayılı TTK 4/1-a maddeleri gereğince, davanın Usulden Reddine,
Kararın kesinleşmesi ve HMK'nın 20. maddesi gereğince iki haftalık sürede başvurulması halinde dava dosyasının görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi"ne gönderilmesine,
Taraflardan birinin iki hafta içerisinde gönderme talebinde bulunmaması halinde, taraflardan birisinin talebi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, aynı karar ile harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca hüfküm altına alınmasına,
HMK'nın 323. ve 331/2. maddeleri gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece nazara alınmasına, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep üzerine mahkememizce dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine,
Dair karar, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere tarafların yokluklarında açıkça okunup usulen anlatıldı.20/12/2019
Katip ...
E-İMZALI
Hakim ...
E-İMZALI