İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/1457 E. 2019/1292 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/1457
- Karar No
- 2019/1292
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/1457
KARAR NO : 2019/1292
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 21/04/2017
KARAR TARİHİ : 24/12/2019
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili aracılığı ile sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı taraf davacı şirketten aldığı taşıma işlerini yaptığını, davacı firmanın taşımaları kendisi yaptığı gibi başka bir nakliyeci vasıtası ile alt nakliyeci kullanarak taşıma yapabildiğini, davalı tarafın bu şekilde davacı şirket müşterilerine ait yükleri taşıdığını, toplamda 114 koli ... Pazarlama A.Ş. firmasına ait sigara emtiasının taşınması işinin davalıya verildiğini, tam ve eksiksiz olarak emtianın davalıya teslim edildiğini, davalı tarafından da ürünlerin alıcısına bu şekilde teslimi gerektiğini, davalı tarafın 21/06/2016 tarihinde saat 17:45 sıralarında ..., ..., ... bölgesinde kendi sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile kaza yaptığını, davacı şirket müşterisine ait sigara emtialarının hasara uğradığını, kaza tespit tutanağı ve kaza fotoğraflarının dosyaya sunulduğunu, davacı şirket müşterisinin 3 adet fatura düzenlediğini, söz konusu faturalarda hangi ürünlerin hasarlı olduğu ve kabul edilmediğinin belirtildiğini, davacı şirketin bu faturaları davalıya rücuen fatura ettiğini, davalı kusuru neticesinde oluşan kazaya rağmen davacı müşterisinin ürünlerinin hasar bedeline ilişkin faturaları ödemediğini, icra takibine de sırf zaman kazanmak için itiraz ettiğini bildirmiş ve İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazın iptaline, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'ndan talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili aracılığı ile sunduğu cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisine itirazda bulunmuş ve kendisinin tacir sıfatının bulunmadığını, davanın İzmir Mahkemeleri'nde görülmesi gerektiğini, ... plakalı ... marka brandalı kamyonun kendisine ait olup muhtelif şirketler adına taşıma işi yaparak geçimini sağladığını, davacı şirketin fabrikası ...'de bulunan gönderici konumundaki ... firmasının taşıma işlerini üstlendiğini ve belirli aralıklar ile kendisine bu taşıma işini yaptırdığını, davalının araç plakasının dava dilekçesinde sehven ... olarak yazıldığını, 114 koli olduğu iddia edilen taşınacak sigara miktarının gerçeği yansıtmadığını, kaza sonrasında davalının tedavisi sırasında usulünce hasar tespit tutanakları tutulmadığını, sigorta şirketinden personel çağrılarak eksper raporu tanzim edilmediğini, araçta bulunan sevk irsaliyesi ve benzeri evrakların da devrilen kamyondan alındığını, davacının taşıma işine dair lehe aleyhe belge bırakılmadığı, davacıdan sözlü olarak talep edilen belgelerden sonuç alınamadığını, kaza sonrası kamyon kasasında bulunan kolilerin zarar görme ihtimali olmadığını, asıl taşıyıcı olan davacı şirketin T.T.K. 18/2. fıkrası gereğince basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, hasara uğradığı bildirilen emtianın ortada bulunmadığını, kaza sonrasında davacı firmanın taşıma işine yapılmaya devam ettiğini, davacının hasar miktarını ispatlayamamış ve hasarlı malların imha edildiğini bildirmiş olması karşısında alacağın ispat edilemeyeceğini, taşıma işlerinde zamanaşımı süresinin 1 yıl olup gönderilene teslim ile başlayacağını, ancak T.T.K. 855/3 fıkrası gereği rücu alacaklısı konumunda olan davacı şirketin sözde zararı ve rücu borçlusu konumunda olan davalı müvekkili öğrendiği anı ve malın teslim anının açıkça belli olup zamanaşamı süresinin 3 ay olduğu, bu yönden de davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.
CEVABA CEVAP: Davacı vekili aracılığı ile sunduğu cevaba cevap dilekçesinde özetle; davayı görmeye yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalı yanın taşımak için teslim aldığı ürünün miktarını bilmediği iddiasının gerçeklik ile ilgisinin bulunmadığını, teslim alınan ürünlerin hasarlanmasından sorumlu olup kusuru ile yapmış olduğu kaza nedeni ile zarardan sorumlu olduğunu, kaza sonrası hasarlı hasarsız ürünlerin ... plakalı araç ve sürücüsü ... tarafından taşındığını, taşınan mallar yönünden mal sigortası ya da nakliye sigortası yapılıp yapılmamasının davalı yanın sorumluluğunun azaltan bir durum olmadığını, kazanın oluşumunda tek kusurlu yanın davalı olduğunu, hasar ile ilgili bildirimlerin yapıldığını, zamanaşımı süresinin 3 ay olarak yorumlanmasının yasa maddesinin yanlış yorumlanmasından ibaret olduğunu bildirmiş ve davanın kabulünü talep etmiştir.
İKİNCİ CEVAP: Davalı vekili aracılığı ile sunduğu ikinci cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesini tekrarla asıl itirazının malın tam ve eksiksiz ve hasarsız olarak davalıya teslim edilip edilmediği değil gerçekleşen kaza sonucunda zarar miktarının ekspertiz tarafından belirlenmemesini ve davalının sorumlu olacağı miktarın tespit edilmesine yönelik olduğunu, hasardan davalının bilgisinin olmadığını, davacı şirketin hasar miktarının ispatlayamadığını ve hasarlı malları imha ettiğini söylediğini, hasara uğrayan malların ortada olmadığını bildirmiş ve davanın reddini talep etmiştir.
İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ... Esas ... Karar sayılı karar ile davacı şirketin merkezinin ... olduğu, davalının yerleşim yerinin ... olduğu, taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunmadığı, davacının sözleşmeden kaynaklanan para borcunun ifası maksadı ile kendi yerleşim yerinde dava açabileceği, bu yönden yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, diğer yandan davalının yerleşim yeri itibari ile yetkili mahkemenin İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu, her iki hale göre İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkisiz olduğu, tercih hakkının süresi içerisinde yetki itirazında bulunan davalıya ait olduğu, her ne kadar davacı taraf davanın itirazın iptali davası olduğunu ve icra takibinde davalı borçlunun icra dairesinin yetkisine itiraz etmediğini, icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğunu ileri sürmüş ise de itirazın iptali davasında yetki ilk itirazın bulunulmasına engel bir hal olmadığı bildirilerek yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddine, dosyanın İzmir Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş ve süresinde talep ile dosya mahkememize gelmekle iş bu esasa alınmıştır.
Yapılan ön inceleme sonunda davalı tanığı ... dinlenmiş, kaza anında kamyon yükleme kapağının mühürlenerek kapatıldığı, aracın kaza yaptığının öğrenilmesi ile kendisinin olay yerine gittiği, hasarlı ürün olmadığından tutanak tutulmadığı, kaza anında mührün kırılmadığını bildirmiş ve fotoğraflar olduğunu beyan etmiştir.
Davalı vekiline müvekkilinin tacir olup olmadığına ilişkin belgelir sunması için süre verilmiş ve davalının tacir sıfatının bulunmadığı bildirilmiştir.
Dava İ.İ.K. 67. maddesine göre açılan itirazın iptali davasıdır.
İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası celbedilmiş ve incelenmiştir.
Dava süresinde açılmıştır.
Davalının tacir olmadığı, faturaya dayalı takip yapıldığı anlaşılmıştır.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
T.T.K.'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce re'sen incelenir.
Dosya kapsamından, davalının tacir olmadığı, alacağın taraflar arasındaki ticari işten kaynaklanmadığı, ayrıca davanın T.T.K.'nın 4. maddesinde düzenlenen mutlak ticari dava niteliğinde de olmadığı, T.T.K.'nın 4. maddesindeki yasal düzenlenme karşısında uyuşmazlığın 6100 sayılı H.M.K.'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı, 03/11/2015 tarihli, ... esas, ... karar sayılı, 25/01/2016 tarihli yargı yeri belirleme kararlarının, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı, 21/03/2016 tarihli kararının da aynı yönde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
Taraflardan birinin HMK' nın 20. maddesi uyarınca iki hafta içerisinde başvurarak talepte bulunması halinde dosyanın görevli İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine,
Harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, görevli mahkemece değerlendirilmesine,
Taraflardan birinin iki hafta içerisinde gönderme talebinde bulunmaması halinde, taraflardan birisinin talebi halinde mahkememiz tarafından davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, aynı karar ile harç ve yargılama giderlerinin 6100 Sayılı Kanunun 331. maddesinin 2. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca hüküm altına alınmasına,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalının yokluğunda yapılan yargılama sonunda HMK 341 ve 345 maddeleri gereğince kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya eş değer bir başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup anlatıldı. 24/12/2019
Katip...
E-İMZALI
Hakim...
E-İMZALI