İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2016/717 E. 2026/495 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2016/717
Karar No
2026/495
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2016/717 KARAR NO : 2026/495

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/06/2016 KARAR TARİHİ : 19/06/2026

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE İSTEM : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin yıllardır ticaret ile uğraştığını ve 2011 yılında ... ŞTİ. isimli ortağı olduğu şirketi adına ve Hayal Bistro markalı işyerini faaliyete geçirdiğini, müvekkilinin ...'de bulunan işyerinin açılış tarihi planlanan tarihten sonraya kaldığından muhasebe bürosunun adres gösterildiği ve işyerinin adresinin daha sonra ...'ye taşındığını, ilk başta davalı şirket ile müvekkili arasında hiçbir sıkıntı yokken daha sonra davalı şirketin mal vermemeye başladığını ve daha sonra müvekkili şirket aleyhine dava açıldığının öğrenildiğini, bu sırada davalı şirket ile defalarca görüşüldüğü halde yanlış adreste yapıları bir tespiti dolayısıyla mutabık kalınamadığını, bu davanın duyulması sebebi ile davacı firmanın işlerinin aksadığını ve ticari itibarının düştüğünü ve ticari işletmesini kapatmak zorunda kaldığını, daha sonra davalı firmanın açtığı davanın müvekkil şirket lehine sonuçlandığını ancak Yargıtay'da kararın bozulduğunu, dönen dosyanın tekrar görülen davasında davanın reddine karar verildiğini ve kararın bu şekilde kesinleştiğini, ancak davalı firmanın bu davanın kesinleşmesini beklemeden başka bir icra takibi başlatması neticesinde haciz uygulandığını ve davacı firmanın tüm kredibilitesinin tükendiğini belirterek; davalının haksız eylemleri nedeniyle müvekkilin uğramış olduğu maddi zararlar için şimdilik 1.000,00 TL ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, davalının haksız eylemleri nedeniyle ticari itibarının zedelenmesi nedeniyle manen uğranılan zararların tazmini için 200.000,00 TL TL ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan bu davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı talebinin her bir davacı bakımından izahını gerekli kılınması gerektiğini, davacı ile müvekkil şirket arasında bir sözleşmenin akdedildiğini ve ...'ün bu sözleşmede müşterek borçlu ve kefil sıfatı ile taraf olduğunu bu sebeple her bir davalı bakımından tazminat isteminin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, alacak talebi ile ilgili olarak zamanaşımı itirazlarının bulunduğu, davacıların dava dilekçelerinde tacir olduklarını beyan ettiklerini ancak tacir olmanın hükümlerini yerine getirmediklerini, basiretli bir tacir gibi davranmadıklarını, sözleşmede verilen adreste ticari işlerini yapacağını davacı firmanın kabul ettiğini ve imza altına aldığını ve yazılı bildirimlerin bu adrese yapıldığını, davacı şirketin adresini taşıdıktan sonra dahi evraklarında bu adresi kullanmaktan vazgeçmediğini, davacının sipariş verdiği ve davalı firmanın teslimat yapmadığı iddiasını ispat etmesi gerektiğini, davacının kendileri ile alakası olmayan bir adres dedikleri adresin aslında kendileri ile ilintili bir adres olduğunu, davacının sözleşmede bildirdiği satış noktası adresini terk ettiğini ve bunu bildirmediğini, akdedilen sözleşme ile tebligat adresinin kararlaştırıldığını, tazminat talep edilebilmesi için gereken şartların işbu davada oluşmadığını belirterek; öncelikle zamanaşımına uğramış olan bu taleplerin esasa girilmeksizin reddine, aşama itibarı ile zamanaşımı itirazının değerlendirilmesinin mümkün olmaması halinde davanın esasına dair savunma ve beyanları doğrultusunda davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Dosyada delil olarak; dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi ve ekleri, yazı cevabı içerikleri, sözleşme, ihtarnameler, tanık anlatımları, ... 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...esas sayılı dosyası, ... 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyası,... 12.İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosya Uyap mündericatı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı... Taraf delilleri toplanmış, dava konusu sözleşme ve ekleri getirtilerek Mahkememizce bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizce tarafların iddiaları kapsamında dosyanın inceleme yapılmak üzere alanında uzman bilirkişilere tevdine karar verilmiş ve ... ve .... tarafından hazırlanan alınan 23.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Davacı ... ve ... Ltd. Şti.'nin dava dosyasındaki iddiaları ve Davalı ...A.Ş.'nin iddialara cevaplarının ve tanıkların ifadelerinin Pazarlama Teamülleri ve Piyasa Koşulları/İşleyişi açılarından değerlendirmemiz neticesinde ; Taraflar arasında yapılan sözleşmenin, matbu ve genel kabul görmüş biçimde yapıldığı görülmüştür. Sözleşme kapsamında pazarlama katılım bedeli olarak davalı taraf tarafından verilen bedel uygulaması piyasada oturmuş bir sistem olarak devam etmektedir. Ancak bu bedelin belirlenmesinde satıcı adresinin, yani adresin lokasyonunun pazarlama ve satış potansiyelinin de önemi bulunduğundan sözleşmede belirtilen adresin doğru olması gerekmektedir. Davacının muhasebe bürosunun adresini sözleşmeye yazdırması uygun olmamakla birlikte, yasal süreçler açısından böyle yapmak zorunda alsa bile yakın zamanda taşınılacak ve faaliyette bulunulacak adres bilgisi olarak bunu sözleşmeye ekletmesi ya da taşındıktan sonra yazılı bir bildirimle davalı firmanın haberdar olmasını sağlaması kendisinden beklenirdi. Dosya muhteviyatında taraflar arasında yapılan ticari iş ilişkisinin temelinde karşılıklı dürüstlük ve iyi niyet karinesinin olduğu düşünülmesi ön planda değerlendirilebilir. Ancak davalı şirketin, ticari ilişki kurulması ve pazarlama ve satış potansiyeline göre katılım bedeli ödeyeceği işletmenin lokasyonunu görmemiş ve bilmiyor olmasının bu faaliyetin devamlılığı açısından beklenmeyeceğinden, bu ilişkinin asıl kurulduğu işletme adresinin ... lokasyonu olduğu tarafımızca anlaşılmaktadır. Özellikle dosya muhteviyatında yer alan 16.01.2013 tarihli bilirkişi raporunda da ... numaralı mağazada değerlendirme yapılmış ancak işletmenin keşif tarihinden yaklaşık 6 (altı) ay önce faaliyetine son verdiği tespiti yapıldığı görülmektedir. Keşife istinaden davacının faaliyetine devam etmemesinden dolayı, davalı şirketin ürün tedariği konusunda iş ilişkilerinin durumu anlaşılamamış, ürün tedariğine ilişkin karşılıklı yazılı belge, doküman ve kayıt görülememiştir. Tarafların bu konuda herhangi bir uyarıcı ve talepkar olduklarını gösteren resmi yazışma ve kayıt dosya muhteviyatında görülmemiştir. 18.05.2011 tarihinde yapılan tespitin yanlış adreste yapılmasının, davalı tarafın kusuru olduğu görülmektedir, ancak doğru adrese gidilse bu defa davacı taraf bulunamayacaktır. Tüm süreçler içerisinde iki tarafında direkt iletişim kuramaması ve yapıcı bir diyalog içerisine girememesi piyasada ender görülebilecek bir durumdur ve bu durumun, iki tarafında yeterli çabayı göstermemesinden kaynaklı oluştuğu kanaatini oluşturmaktadır. Davacı tarafın ilgili ürünleri satamaması, pazarlama açısından bir handikaptır, ancak canlı müzik yapılan bir konseptin işletilememesini sadece bu ürünleri satamamasına bağlamak mümkün değildir, bu durum pazarlama dinamikleri açısından bir kayıp olarak nitelendirilebilir, ancak kanaatimizce muadil ürünlerle devam edilebilir. Ayrıca yukarıda belirttiğimiz üzere davacı tarafın resmi ürün talebi ve siparişine ilişkin yazılı bir belge görülmemiştir. Davacı tarafın iddiasında da belirttiği üzere gelen icra ve blokeler dolayısıyla hareket edememesi ve işletmenin çevresinde bu durumun duyulması neticesinde yara alması ve muadil ürünleri de alamaması durumu ise işletmenin hangi konseptte olursa olsun zor duruma girmesine sebep olacaktır. Ancak davalı şirket tarafından başlatılan işlemlere karşılık, davacı tarafın işletmesinin devamlılığı için belirli önlemler alabileceği, ancak dosya muhteviyatında herhangi bir önlem aldığının görülememiştir. İşletme dinamiklerinden birinin bu dava ile zarar görmesi ile işletmenin tüm faaliyetlerinin etkilenecek düzeyde olması ise tarafımızda davacı tarafın ihtiyatsız ve yüksek riskli bir modelle ticaret hayatına başlaması ve ticari teamüllere uymadığı kanaatini oluşturmaktadır. " şeklinde rapor ibraz edilmiştir. Tarafların itirazları uyarınca itirazların değerlendirilmesi için dosya aynı heyete ek rapora gönderilmiş ve heyet tarafından tanzim edilen 07.09.2020 tarihli ek raporda, kök rapordaki kanaati değiştirecek bilgi ve belgenin olmaması nedeni ile aynı kanaatin devam ettiğinin bildirildiği görülmüştür. Mahkememizce tarafların iddiaları kapsamında dosyanın inceleme yapılmak üzere alanında uzman bilirkişilere tevdine karar verilmiş ve ..., ... ve ...'dan alınan 09.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" 1-Davacı ... Şti.'nin 20.08.2010 tarihli “Gazlı ve Gazsız Ürün Direkt Satış Noktası Sözleşmesi'nin beklenenden önce sona ermesi sebebiyle kar kaybı şeklinde ortaya çıkan maddi zararlarının karşılanması gerekeceği, 2. Kar kaybının hesaplanması için davacının 31.12.2011 tarihine kadar satmış olduğu sözleşme konusu adet/koli miktarı ürün ile 7500 adet/koli miktarı arasındaki farkın, ayrıca maliyetler düşüldükten sonra adet/koli başına elde edilebilecek getirinin belirlenmesinin gerektiği, 3. Maddi Tazminat talebine dayanak olarak sunulan belgelere göre ise; davacı şirketin aylık kar kaybının 10.704,86 TL olarak hesaplandığı" şeklinde rapor ibraz edilmiştir. Davalı yanın itirazlarının irdelenmesi bakımından bilirkişi heyetinden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi heyetinden alınan 10.05.2022 tarihli bilirkişi 1.ek raporunda özetle;" 1. Davacı ...Şti.'nin 20.08.2010 tarihli “Gazlı ve Gazsız Ürün Direkt Satış Noktası Sözleşmesi”nin beklenenden önce sona ermesi sebebiyle kar kaybı şeklinde ortaya çıkan maddi zararlarını talep edebileceği, davacılardan ... sözleşmenin tarafı olmadığından sözleşmenin beklenenden önce sona ermesi sebebiyle kar kaybı şeklinde ortaya çıkan maddi zararlarının karşılanması talebinde bulunamayacağı, 2. TBK.m.146 uyarınca sözleşme zamanaşımı 10 yıl olduğundan zamanaşımı süresinin dolmadığı, 3. Davacı .... Ltd. Şti.'nin sözleşmenin beklenenden önce sona ermesi sebebiyle kar kaybının hesaplanması için davacı şirketin 31.12.2011 tarihine kadar satmış olduğu sözleşme konusu adet/koli miktarı ürün ile 7500 adet/koli miktarı arasındaki farkın (net işletme süresi) ve maliyetler düşüldükten sonra adet/koli başına elde edilebilecek getirinin (net işletme getirisi) belirlenmesi gerektiği, yüzdesel olarak uygulanacak fırsat indiriminin ise net işletme süresi ile net işletme getirisinin çarpımı suretiyle elde edilecek tutara uygulanması gerektiği," şeklinde rapor ibraz edilmiştir. Mahkememizce dosyamız arasında kazandırılan bir kısım evraklar ile tarafların ek rapora olan itirazlarının incelenmesi bakımından bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 12.06.2023 tarihli bilirkişi 2.ek raporunda özetle;" 1) Davacı Şirketin sözleşmenin beklenenden önce sona erdirilmesi sebebiyle doğan kar kaybı şeklinde ortaya çıkan maddi zararlarının giderilmesini talep edebileceği, 2) TBK.m.146 uyarınca sözleşme zamanaşımı 10 yıl olduğundan zamanaşımı süresinin dolmadığı, 3) Davacı ... Şti.'nin sözleşmenin beklenenden önce sona ermesi sebebiyle kar kaybının hesaplanması için davacı şirketin 31.12.2011 tarihine kadar satmış olduğu sözleşme konusu adet/koli miktarı ürün ile 7500 adet/koli miktarı arasındaki farkın (net işletme süresi) ve maliyetler düşüldükten sonra adet/koli başına elde edilebilecek getirinin (net işletme getirisi) belirlenmesi gerektiği, yüzdesel olarak uygulanacak fırsat indiriminin ise net işletme süresi ile net işletme getirisinin çarpımı suretiyle elde edilecek tutara uygulanması gerektiği, davalının, sektörel bir bilirkişinin bu hususları” değerlendirmesi, indirimleri uygulaması itirazlarının Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,, 4) Dosyaya sunulanlar arasında düzenleyeni davalı ...A.Ş.muhatabı davacı ...Şti ... tarihli ... numaralı, ... tarihli ... numaralı, 18.10.2010 tarihli ... numaralı irsaliyeli faturalara göre sırasıyla 59, 10 ve 20 adet, toplam 89 koli ürün alındığı, bu miktar 7500 koliden düşüldüğünde aradaki farkın (7500-89-7411) 7411 koli yaptığı, diğer yandan bilirkişi uzmanlık alanımız kapsamında maliyetler düşüldükten sonra koli başına elde edilebilecek getirinin tarafımızca fiilen tespiti imkânsız olduğundan bu aşamada dosya mevcudu doğrultusunda heyetimizce hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Mahkememizce kök ve ek raporları düzenleyen bilirkişi heyetine Çevre Mühendisi bilirkişinin de eklenerek bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 24/01/2024 tarihli bilirkişi 3.ek raporunda özetle; sözleşme yönünden önceki rapordaki görüş ve kanaatte bir değişiklik olmadığı, TBK'm 49 anlamında haksız fiil koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkin takdirin Mahkemede olduğu " sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce verilen 13/01/2025 tarihli celse ara kararı ile; davacının beyanları ve dosyaya eklenen faturalar içerisinde ...Şirketinden ve klasör içerisinde kapsamlı olarak bulunan faturalar için de ayrıntılı inceleme yapılarak var ise farklı firmalardan temin edildiği anlaşılan davalı ürünlerinin değerlendirilmesi ile buna ilişkin diğer faturalar üzerinden ayrıntılı değerlendirme yapılarak dava konusu işletmenin 2012 yılında kapanış tarihine kadar, davacının davalı tarafından temin edilmediğinden farklı firmalardan sözleşme konusu her türlü içecek ve muadilinin temin edilmesine ilişkin somut zararına yönelik olarak hesaplama yapılmak ve davacının sözleşmenin feshi nedeni ile menfi ve müspet zararları ile hesaplanan rakam üzerinden fırsat indirimine ilişkin ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 23.12.2025 tarihli bilirkişi 4.ek raporunda özetle;" 1)Davacı şirket ile davalı şirket arasındaki sözleşmede bedel belirlenmediğinden davacının daha yüksek bedelden olmadığı, rakip firmanın sözleşme talebi, dava sonucu gelen hacizler nedeni ile iş yerinin işletilemez hale gelmesi, banka hesaplarına haciz gelmesi ve çek defterlerinin iptal edilmesi iddialarının sözleşmenin feshinden kaynaklanan zarar iddiası nitel sürülen bu hususların davacının kendi ticari riski kapsamında olduğu, de olmadığı, ileri 2-) Davacılardan ...Şti.'nin, sözleşmenin davalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak beklenenden önce sona erdirilmesi sebebiyle doğan kar kaybı şeklinde ortaya çıkan maddi zararlarının karşılanmasını talep edebileceği, bu kâr kaybının belirlenebilmesi için maliyetler düşüldükten sonra adet/koli başına elde edilebilecek getirinin bilinmesi gerektiği, neticeten sözleşme yönünden yapılan inceleme ve değerlendirmelerde önceki raporlarda ifade ettiğimiz sonuç ve kanaatimizin aynen muhafaza edildiği, 3-) Davacı şirketin somut zararına yönelik hesaplama yapılabilmesi için; davalı şirketten ve farklı firmalardan satın almış olduğu, varsa iade ettiği, satışını yaptığı ve dönem sonlarındaki davalı şirket ürünlerine ait fürün adı, miktar, birim ve toplam tutar bazında)tutarların tespit edilmesinin gerektiği, davacı şirketin 2010-2011 yıllarına ait ticari defterleri ibraz edilmediğinden bu yönde herhangi bir tespitin yapılamadığı, Davacı şirketin, davalı şirket ve farklı firmalardan satın aldığı ve satışını yaptığı davalı şirket ürünlerini ,davalı şirket ve dava dışı şirket ana başlıkları altında, rapor içerisinde belirtildiği üzere (ürün adı, miktar, birim ve toplam tutar bazında)alış-satış-iade miktarlarını içeren liste ile inceleme dönemlerine ait (Gelir Tablosu hesapları kapatılmadan önceki) ayrıntılı mizanları sunması, sunulan listedeki toplam tutarların gelir tablolarındaki tutarlarla örtüşmesi halinde görev tanımı kapsamında hesaplama yapılabileceği, özetle; önceki raporlarda yer alan mali görüşte değişiklik olmadığı, pazarlama ve satış yönlü olarak farklılık bulunmadığı, 4-) Sektörel açıdan görüşün rapor içinde belirtildiği, önceki raporlarda yer alan görüşte değişiklik olmadığı" şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. GEREKÇE: Dava, taraflar arasında akdedilen ticari nitelikteki sözleşmenin haksız feshinden kaynaklanan maddi (kar mahrumiyeti ve yatırım giderleri) ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı şirket ile davalı şirket arasında 20.08.2010 başlangıç tarihli "Gazlı ve Gazsız Ürün Direkt Satış Noktası Sözleşmesi" akdedildiği, bu sözleşme ile davacı şirketin ... içerisinde yer alan "..." markalı iş yerinde davalı şirketin ürünlerini satmayı, davalının ise bu ürünlerin tedarik ve dağıtımını düzenli olarak gerçekleştirmeyi taahhüt ettiği görülmüştür. Davacı iddiasının, iş yerinin fiziki açılış sürecinde yaşanan bazı gecikmeler nedeniyle şirketin kanuni merkezini ve muhasebe bürosunu ilk etapta ... adresinde göstermek zorunda kaldığını, ancak ...'deki iş yerinin faaliyete geçmesiyle birlikte fiili işletmenin ve ticaret merkezinin ... adresine taşındığını, nitekim sözleşmenin imza tarihinde de bu durumun davalı tarafça bilindiğini, buna rağmen sözleşmeyi haksız olarak feshettini ve fesih nedeni ile davalı tarafından hakkında dava açıldığını, açılan davanın ilk önce kabul edildiğini, bu karar henüz kesinleşmeden kararın davalı tarafından icraya konulduğunu ve icra takibi nedeni ile davacının mal varlıklarına el konulduğunu, bu durumun davacının ticari itibarını zedelediği gibi iflas eşiğine getirdiğini ve davalının haksız fesih ve icra takibi nedeni ile uğradığı maddi ve manevi zararların sorumlu olduğu şeklinde olduğu, Davalının savunmasının ise, sözleşmede yazılı olan ... adresine gönderilen tebligatların karşılıksız kaldığını, davacının adres değişikliğini usulüne uygun şekilde ihbar etmediğini, basiretli bir tacir gibi davranmayarak sözleşmeyi ihlal ettiğini ve mal tedarikinin kesilmesinde kusurunun bulunmadığını, maddi ve manevi tazminat isteme şartlarının oluşmadığını, davacı asilin aktif husumetinin bulunmadığı ve alacak talebinin zaman aşımına uğradığını beyan etmekle; Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Hususunun; Davacı ...'ün aktif husumetinin bulunup bulunmadığı, alacak talebinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davalının sözleşmeyi feshinde haklı olup olmadığı, sözleşmenin feshinin haklı olması halinde davacının haksız fesih ve icra takibi nedeni ile kar kaybı ve işletme zararı tazminatlarının bulunup bulunmadığı, bulunması halinde davacının ne kadar alacaklı olduğuve davacının manevi tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı hususlarında toplandığı anlaşılmaktadır. I. Aktif Husumet Ehliyeti Yönünden Tespitler; Usul hukuku normları uyarınca, bir davanın esasının incelenebilmesi için öncelikle dava şartlarının ve bu kapsamda tarafların sıfatının (husumet) tam olması zorunludur. Taraf sıfatı, dava konusu hak ile taraflar arasındaki maddi hukuk ilişkisini bağı kuran bir kurum olup, doğrudan kamu düzenine ilişkindir ve yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davacılardan ..., davaya konu ticari işletmenin ortağı ve temsilcisi sıfatıyla hareket ettiğini beyan ederek şahsi adına maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Ancak dosya kapsamına celp edilen ve incelenen 24.09.2009 tarihli, Ticaret Sicili Gazetesi ile sonraki tarihli sicil kayıtları uyarınca, davaya konu "Gazlı ve Gazsız Ürün Direkt Satış Noktası Sözleşmesi"nin doğrudan diğer davacı tüzel kişi olan ... Şti. ile davalı ... A.Ş. arasında akdedildiği sabittir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca, tüzel kişiler ortaklarından ve temsilcilerinden bağımsız, ayrı birer hukuki kişiliğe ve hak ehliyetine sahiptir. Sözleşmenin nispiliği ilkesi gereğince, sözleşmeden doğan hak ve borçlar yalnızca o sözleşmenin taraflarına ait olup; şirket ortaklarının, şirketin taraf olduğu bir sözleşmenin ihlali gerekçesiyle kendi adlarına maddi tazminat talep etme hakları ve bu yönde bir aktif husumet ehliyetleri bulunmamaktadır. Şirketin uğradığı doğrudan zararlar ancak şirket tüzel kişiliği tarafından ikame edilecek bir dava ile talep edilebilir. Bu doğrultuda, davacı ...’ün davalı şirket ile doğrudan akdi bir ilişkisinin bulunmadığı, haksız fesih iddiasına dayalı maddi tazminat isteminin ancak akdin tarafı olan şirket tarafından ileri sürülebileceği, sözleşmede sadece kefil sıfatı ile adının yer aldığı fakat bu durum dahi davacının talebine konu iddiaya ilişkin tazminat davası açma hakkı vermeyeceğinden, davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. II. Zamanaşımı İtirazı Bakımından Yapılan Değerlendirmede; Davalı taraf, davacının taleplerinin Borçlar Kanunu uyarınca 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olduğunu ve davanın süresinde açılmadığını ileri sürerek zamanaşımı definde bulunmuştur. Somut uyuşmazlıkta davacının talepleri, taraflar arasındaki yürürlükte olan ve haksız feshine dayanılan sözleşmesel ilişki tabanına dayanmaktadır. Sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat davalarında uygulanacak genel zamanaşımı süresi, Türk Borçlar Kanunu uyarınca 10 (on) yıldır. Davaya konu haksız fesih süreci ve buna bağlı hukuki ihtilafların doğuş tarihi ile davanın ikame edildiği tarih karşılaştırıldığında, 10 yıllık genel sözleşmesel zamanaşımı süresinin dolmadığı saptandığından, davalının zamanaşımı itirazlarına itibar edilmemiştir ve davanın esastan incelenmesine geçilmiştir. III. Sözleşmesel İlişki Ve Feshin Haklılık Durumunun Değerlendirilmesi; Davacı şirket ile davalı şirket arasında 20.08.2010 başlangıç tarihli "Gazlı ve Gazsız Ürün Direkt Satış Noktası Sözleşmesi" akdedildiği, davacının sözleşmedeki adresinin "..." olarak ve Vergi Dairesi ... V.D., sicil numarası ... olarak gözüktüğü, davacıya ait ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde ise davacının ... Tarih, ... Sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'ne göre; 16.10.2009 Tarihinde tescil edilen 13.10.2009 tarihli ortaklar kurulu kararı ile adresini "..." adresine taşıdığı ve sözleşme tarihinden önce adresini ... Tarih, ... Sayılı Ticaret Sicili Gazetesi'ne göre; 07.09.2010 tarihinde tescil edilen 04.09.2010 tarihli ortaklar kurulu kararı ile "..." adresine taşıdığı anlaşılmıştır. Davacının sözleşme tarihinden önce adres değişikliği yapmasına rağmen yapılan bu değişikliğin sözleşme tarihinde davalıya bildirilmediği gibi sonrasında da davalıya bildirildiğinin davacı tarafından iddia edilmediği anlaşılmıştır. Davalı tarafından, davacı ile aralarında akdedilen sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini beyan ederek davacıya sözleşme tarihinde verilen 23.600,00 TL bedel ile sözleşmenin davacı tarafından haksız feshine neden olan eylemi nedeni ile sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili için davacı hakkında ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile dava açılmış, Mahkemece yapılan yargılama neticesinde feshin haklı nedene dayandığını kabul ederek talep edilen alacak kalemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay tarafından kararın kaldırılması ile yeniden incelenmesi için dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiş ve yargılamasına ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile devam edilmiş, burada da Yargıtay ilamı uyarınca davanın reddine karar verilmiş ve tarafların kararı temyiz edilmemesi üzerine 17.07.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası gerekçesi incelendiğinde, "Mahkememizin 06/06/2013 tarihli kararı Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 29/09/2014 tarih, ... Esas, ... Karar sayılı ilamıyla “davacı yanın gerek fesih ihtarnamesinde gerekse dava dilekçesinde davalının işlettiği iş yerinde başka marka ürünleri sattığının Mahkemece tespit edildiği vakıasına dayandığı, oysa davalı şirketin İstanbul İlinde bir işletmesi olmadığı gibi sonradan iş yerini taşıdığı ...'de de başka marka ürün sattığına dair bir tespitin dosyaya sunulmadığı, her ne kadar mahkemece davalı şirketin iş yerini daha sonra ...'ye taşıdığı ve bir süre sonra oradaki iş yerini kapatmak suretiyle sözleşmenin 8. Maddesi hükmüne aykırı davranıldığı gerekçe gösterilerek hüküm oluşturulmuş ise de, davacının fesih ihtarnamesinde ve dava dilekçesinde böyle bir fesih sebebine dayanılmamış olduğundan bu gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hüküm davalılar yanına bozulmasına” karar verilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş dosyasında ... İli, .... İlçesi, ....Sok. Kapı no: ... adresinde bulunan zemin kattaki iş yerinin Hayal Kahvesi adı altında faaliyetinin devam ettiğinin belirlendiği, taraflar arasında düzenlenmiş sözleşmedeki adresin ... olduğu, iş yerinin ...'de açıldığı, davalının iş yerinde başka marka ürün sattığının kanıtlanamadığı anlaşıldığı...” gerekçeleri ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmış olup verilen kararın da 17.07.2015 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Netice olarak kesinleşen mahkeme ilamı uyarınca davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği anlaşılmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı, sözleşmelerin yorumlanmasında ve feshinde önemli yere sahiptir. Sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğinin kabul edilmesi, kendiliğinden davacının talep ettiği tüm maddi tazminat miktarlarının hüküm altına alınması sonucunu doğurmamaktadır. Borçlar Hukuku'nun evrensel ilkeleri ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi uyarınca; "İspat külfeti, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde kabul edilmiştir. Haksız fesih nedeniyle zarara uğradığını iddia eden davacı şirket, hem bu zararın varlığını hem de miktarını somut, denetlenebilir ve kesin delillerle ispat etmek zorundadır. A. Yatırım Harcamaları (Tadilat, Dekorasyon vb.) Yönünden Değerlendirme: Davacı şirket, haksız fesih nedeniyle ...'deki iş yerine yaptığı tadilat, mimari tasarım ve mutfak ekipmanları gibi toplam 120.051,77 TL tutarındaki yatırım harcamalarının boşa gittiğini ve bunun maddi zarar olarak tazmini gerektiğini ileri sürmüştür. Üçlü olarak oluşturulan bilirkişi kurulu tarafından davacı şirketin sunduğu listeler, faturalar ve kurumlar vergisi beyannameleri üzerinde yapılan incelemede; bahse konu harcamaların bir kısmının 25-Maddi Duran Varlıklar, bir kısmının ise 26-Maddi Olmayan Duran Varlıklar Hesabı altında muhasebeleştirildiği görülmüştür. Fakat davacı şirketin bu harcamalara esas teşkil eden ticari defterlerinin (Yevmiye, Defter-i Kebir, Envanter) açılış ve kapanış onaylarının tam olarak ibraz edemediği görülmüştür. Şirketin yasal defterleri üzerinde yapılan incelemede, faturalara konu duran varlıkların aktife giriş ve çıkış kayıtlarına yönelik, muhasebe standartlarına uygun, kronolojik ve birbiriyle tutarlı hiçbir tespitte bulunulamamıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18. maddesinin 2. fıkrası uyarınca; "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." Basiretli tacir ilkesi, tacirin yalnızca sözleşme akrederken değil, ticari işletmesinin defter ve kayıtlarını tutarken, vergi beyannamelerini düzenlerken ve duran varlıklarını belgelendirirken de tam bir basiret, özen ve hukuka uygunluk içinde hareket etmesini zorunlu kılar. Usulüne uygun tutulmayan, açılış-kapanış tasdikleri eksik olan veya defter incelemesinde somut olarak doğrulanamayan harcama kalemlerinin, sadece harici fatura sunulmak suretiyle "kesinleşmiş maddi zarar" olarak kabulü hukuken mümkün değildir. Davacı şirket, yasal defterlerindeki bu eksiklikler nedeniyle yatırım harcaması adı altındaki fiili zararını hukuken geçerli bir biçimde ispatlayamadığından bu miktar bakımından davacının talepleri yerinde görülmemiştir. B. Kar Mahrumiyeti Yönünden Değerlendirme İse: Davacı şirket, sözleşmenin haksız feshinden sonra iş yerinin cirosunun düştüğünü, müşteri kaybettiğini ve bu nedenle yüksek miktarda kar mahrumiyeti zararına uğradığını iddia etmiştir. Bilirkişi raporunda, davacı şirketin 2011 ve 2012 yıllarına ait Kurumlar Vergisi Beyannameleri bünyesindeki gelir tabloları ve aylık satış verileri incelenmiştir. Buna göre şirketin 2011 yılında 162.488,86 TL olan brüt satışlarının, 2012 yılında 276.604,29 TL’ye yükseldiği; buna karşılık Genel Yönetim Giderlerinin ve Satış Maliyetlerinin aşırı yüksekliği sebebiyle şirketin 2011 yılını -197.293,10 TL net dönem zararı ile, 2012 yılını ise 114.936,00 TL net dönem karı ile kapattığı saptanmıştır. Ancak bilirkişi kurulunun raporunda açıkça vurgulandığı üzere; davacı şirketin 2011-2012 yılları toplam satış gelirlerinin gelir tablosu ile uyumlu olduğu görülmüş ise de; ticari defterler veya aylık Katma Değer Vergisi (KDV) Beyannameleri sunulmadığından, ay bazındaki tutarların doğrulaması yapılamamıştır. Bir işletmenin kar mahrumiyeti hesabı yapılırken, haksız fiil veya haksız fesih olmasaydı elde edebileceği muhtemel net karın, şirketin geçmiş dönem yasal kayıtları, ciro analizleri ve resmi beyannameleriyle örtüşmesi gerekir. Davacı taraf, mahkemenin ve bilirkişilerin denetimine esas oluşturacak KDV beyannamelerini ve onaylı defter kayıtlarını dosyaya verilen ihtaratlara ve süreye rağmen sunamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda bilirkişiler tarafından hesaplanan 10.704,86 TL tutarındaki bedelin ise harici verilere dayalı olarak yaptığı varsayımsal hesaplamalar ile oluşturulduğu anlaşıldığından Mahkememizce kesin ve somut bir zararın ispatı olarak edilmemiştir. Basiretli tacir sıfatına haiz olan davacı şirketin, uğradığını iddia ettiği zararın miktarını resmi, onaylı ve şüpheye yer bırakmayan yasal ticari kayıtlarla dosyaya ibraz etmesi etmesi gerekmektedir. Davacı tarafından kar mahrumiyetinde bulunarak fesih nedeni ile satışlarının düştüğü, bu nedenle zarar uğradığı, hatta işletmesini işletmesinin fesih nedeni kapatmak zorunda kaldığı ve mağduriyetlerinden tamamen davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş ise de; davacının Hayal Kahvesi adı altında müzikli hol olarak işletme faaliyetinde bulunduğu, davalı tarafından ürün tedariklerinin verilmemesi durumunda davacının ürün tedariki konusunda davalıya yazılı olarak başvurmadığı gibi bu durumun sonuçlarına ve mal tedarikine ilişkin taleplerini ilettiği ihtarname gönderdiğini de beyan etmediği, yine davacının başka firmalar ile anlaşma yoluna gittiğine dair de beyanda ve iddiada da bulunmadığı, sırf davalının sözleşmeyi feshinin canlı müzik eşliğinde faaliyet sunan ticari işletmenin kapatılmasına kadar götürecek bir sebebe sonuç vermeyeceği anlaşılmakla, sonuç itibarıyla, davacı şirket tarafından açılan iş bu dava ile haksız fesih olgusunu kanıtlamış olsa dahi, bu fesihten doğan maddi zararının (gerek fiili yatırım zararı gerekse kar mahrumiyeti) miktarını basiretli tacir ilkesinin yüklediği özen yükümlülüğüne uygun delillerle ispat edemediğinden, ispatlanamayan maddi tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. IV. Manevi Tazminat Talebinin Değerlendirilmesi Davacı gerçek kişi ... ve davacı tüzel kişi ... Ltd. Şti. vekilleri aracılığıyla, davalı şirketin haksız eylemleri, malları kesmesi ve haksız icra takipleri neticesinde ticari itibarlarının sarsıldığını, bankalardaki kredibilitelerinin bittiğini, çevreye karşı ağır mahcubiyet duyduklarını belirterek manevi tazminatın tahsilini talep etmişlerdir. Manevi tazminat, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi ile yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ve 58. maddelerinde düzenlenmiştir. Bir tüzel kişinin veya gerçek kişinin manevi tazminata hak kazanabilmesi için; kişilik haklarının, ticari itibarının, şeref ve haysiyetinin hukuka aykırı bir saldırıya uğraması ve bu saldırı neticesinde objektif olarak ağır bir manevi zararın (elem, keder, yıpranma veya ticari güven kaybı) doğması gerekir. A. Davacı...Yönünden: Davacı gerçek kişinin, sırf ortağı olduğu şirketin taraf olduğu sözleşmenin feshedilmesi veya şirket aleyhine icra takipleri yapılması sebebiyle şahsi kişilik haklarının doğrudan zedelenmesi söz konusu olamayacaktır. Şirket tüzel kişiliğinin borçları veya ticari uyuşmazlıkları, ortakların şahsi şeref ve haysiyetine yönelik bir saldırı teşkil etmemektedir. Davacı ...'ün şahsını hedef alan, onun kişilik değerlerini doğrudan zedeleyen hukuka aykırı somut bir eylemin varlığı davacı tarafından iddia edilmediği gibi bu durum davacı tarafından ispatlanamadığında manevi tazminat talebinin reddi gerekmiştir. B. Davacı Şirket Yönünden: Tüzel kişilerin de ticari itibarları kişilik hakları kapsamında korunmaktadır. Ancak somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlığın temelde sözleşme hükümlerinin yorumlanmasından ve karşılıklı iddialardan kaynaklanan ticari bir itiraz niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Davalı şirketin haksız fesih eylemi sözleşmesel bir aykırılık olup, davacı şirketin piyasadaki genel ticari onurunu, itibarını ve şerefini kasten küçültmeye, lekelemeye yönelik ağır ve haksız bir saldırı boyutuna ulaştığına dair dosyada yeterli delil bulunmamaktadır. Ticari hayatta yaşanan sözleşme fesihleri veya bu fesihten kaynaklanan muhtemel ekonomik sarsıntılar, tek başına manevi tazminat ödenmesini gerektiren "kişilik haklarının ihlali" sonucunu doğurmamaktadır. Nitekim davalının haklı fesih ve tazminat talebi ile açılan... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde verilen kabul kararına karşı hemen ... 12. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile takip yapılması ve Mahkemece kabul edilen alacak kalemleri bakımından talepte bulunulmasının ve bu nedenle davacının hesaplarına bloke konulup haciz ihbarnamelerinin gönderilmesinin manevi olarak hak ihlali oluşturacak eylemler olduğu anlamına gelmeyecektir. Nitekim hukukumuzda tehiri icra müessesi bulunup, Mahkemece verilen hükümlerin kesinleşmeden icraya konulması halinde karşı tarafa belirlenen miktarın yatırılması halinde takibin durdurulması imkanını da tanıdığı görülmektedir. Bu durumda davacı şirketin ticari itibarının ağır ve telafi edilemez şekilde zedelendiği somut olgularla ispatlanamadığından, her iki davacının manevi tazminat taleplerinin de esastan reddine karar verilmiştir. Netice Olarak Yapılan Yargılama Neticesinde; Davacı ...'ün maddi tazminat isteminin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacı şirket ... Ltd. Şti.'nin haksız fesih iddiası yerinde görülmekle birlikte, talep ettiği maddi zararların miktarını basiretli bir tacir gibi usulüne uygun tutulmuş yasal defter ve resmi beyannamelerle kanıtlayamaması nedeni ile reddine ve manevi tazminat taleplerinin ise kişilik haklarına veya ticari itibara yönelik ağır bir ihlalin varlığının ispatlanamaması gerekçesiyle reddine karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : 1-)Davacı ... tarafından maddi tazminat talepli açılan davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan REDDİNE, 2-)Davacı ... tarafından manevi tazminat talepli açılan davanın REDDİNE, 3-)Davacı ... Şirketi tarafından maddi ve manevi tazminat talepli açılan davanın REDDİNE, Maddi tazminat yönünden alınması gerekli 732,00-TL harç ile manevi tazminat yönünden alınması gerekli 732,00-TL harç olmak üzere toplam 1.464,00 TL harcın ile davacı tarafından peşin olarak yatırılan 3.432,58-TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.968,58 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 329,70 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, Davalı taraf davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 500,00 TL ücreti vekaletin işbu davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, Davalı taraf, davacı ... Şirketi tarafından açılan maddi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 500,00 TL ücreti vekaletin iş bu davacıdan alınarak davalıya verilmesine , Davalı taraf manevi tazminat davasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine, Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe çıkartılmasına, Dair davacı asil ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.19.06.2026

KATİP e-imzalıdır

HAKİM e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2016/717, K. 2026/495, T. 19.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2016-717-e-2026-495-k-5450f8653746