İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/3888 E. 2017/2954 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/3888
- Karar No
- 2017/2954
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: T.C. KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : Esas KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ :Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/07/2024 KARAR TARİHİ : 25/12/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı tarafından davalıdan alacağının teminen davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyasıyla faturaya dayalı genel haciz yoluyla takip başlatılmış olduğunu, davalı, 26/04/2024 tarihinde haksız ve kötü niyetle borca itiraz etmiş, itiraz üzerine icra müdürlüğünce takip durdurulmuş olduğunu, davalı borçlunun itirazı yasaya aykırı olup taraflarınca kabul edilmemekte ve işbu itirazın iptali gerekmekte olduğunu, davacı Kayseri'de kompresör ve jeneratör tamir, bakım ve onarımı üzerine Ceylanlar Kompresör adlı işletmeyi işletmekte olup 06/07/2023 tarihinde davalı şirkete ait Organize Sanayi Bölgesi 32. Cadde'de bulunan ... adlı işletmedeki hava kurutucusunun davacı tarafından onarımı yapılmış, işletmeye 1 adet 500 litrelik kompresör hava kazanı götürülerek kurulumu yapılmış -mevcutta kullanılıyor-, 28/07/2023 tarihinde ise yine davalı işletmeye ait 500 litre kompresörünün revizyonu, bakım ve onarımı yapılmış olduğunu, verilen mal ve hizmet karşılığında da ekte sundukları, icra takibine de dayanak olan faturalar düzenlenerek davalı şirkete tebliğ edilmiş olduğunu ancak davalı şirkete gönderilen faturalara TTK md.21/2 gereği süresi içinde bir itirazda bulunulmadığı gibi, yalnızca 08/03/2024 tarihinde 3.000,00-TL'lik bir ödeme yapılmış olup faturada belirtilen miktarların bakiye tutarları da davacıya ödenmemiş olduğunu, davacı faturaya konu onarım işlemlerini gereği gibi yaparak tam ve eksiksiz olarak davalıya teslim etmiş olduğunu, davalı tarafından da söz konusu mal ve hizmetler kabul edilmiş, sonrasında da davacıya karşı hiçbir ayıp ihbarında bulunulmadığı gibi bu yönde bir dava da ikame edilmemiş olduğunu, zira taraflar arasında fatura tarihlerinden sonra yapılan whatsapp görüşmeleri de bulunmakta olup bu görüşmelerin içeriği bilahare dosyaya sunulacak olduğunu, davalı tarafından fatura bedelleri ödenmemiş olduğundan, faturalara konu alacağı teminen Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile davalı borçluya karşı icra takibine geçildiğini, davalı, söz konusu icra takibindeki alacağın tamamına 26/04/2024 tarihinde haksız ve kötü niyetle itiraz etmiş, bu sebeple de icra takibi durdurulmuş olduğunu, davaya konu takibin taraflarının tacir olduğunu, TTK md.21/2 hükmünde düzenlenen karine ve yine TTK md.18/2 hükümleri gereği, hukuka ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiye uygun olarak düzenlenerek yine usulüne uygun şekilde davalı tarafa iletilen faturalara süresi içinde itirazda bulunmayan, ayrıca TBK md.223 hükmüne uygun olarak davacıya herhangi bir ayıp bildiriminde de bulunmayan davalının, takibe konu borcu ödemediği gibi başlatılan icra takibine de haksız olarak itiraz etmesi hukuka aykırı olup tamamen davacının alacağına ulaşmasını engellemeye yönelik olduğunu, Yargıtay yerleşik içtihatlarında, TTK md.21/2 hükmü uyarınca 8 gün içerisinde itiraz edilmeyen faturaların kesinleşeceği ve itiraz süresinden sonra düzenlenen iade faturalarının ise borçtan kurtulmayı sağlamayacağı gibi, alacağı tartışmalı hale dahi getirmeyeceğine hükmetmiş olduğunu, bu sebeple davalı tarafından haksız şekilde yapılan itirazın iptaline karar verilmesi gerekmekte olduğunu, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2016/3888 E., 2017/2954 K., 12.09.2017 T. İlamının dikkate alınması gerektiğini, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen anlaşma sağlanamadığını belirterek, davalının yapmış olduğu itirazın iptaline ve dava konusu likit alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği görülmüştür. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının Kayseri Genel İcra Dairesinin ... e.sayılı dosyası ile davalı şirket hakkında genel haciz yoluna dayalı ilamsız icra takibi başlatmış olduğunu, İcra Takibinde borcun sebebi faturaya dayalı alacak olarak belirtilmiş olduğunu, davacının davalı şirkete karşı düzenlemiş olduğu ve faturalandırdığı işlemlerin hiçbirini yerine getirmediğini, kazan, kurutucu tamiri, kompresör tamiri yapıldığına ilişkin fatura düzenleyen davacının beyanları ve düzenlemiş olduğu faturalar gerçeği yansıtmamakta olduğunu, davacının davalı şirkete kazan teslimi sağlamamış olduğunu, davacı tarafından davalı şirkete ait kompresörün motoru, bakımı yapılacağı vaadiyle alınmış olduğunu, Kompresör tamiri yapıldığına ilişkin bir fatura düzenlense de davacı belirtilen tamir işlemini yapmamış bunun yanında kompresör motorunun davalı şirkete iadesini sağlamamış olduğunu, bu sebeple davalı şirkete ait olan kompresör uzun zamandır atıl vaziyette beklemekte olduğunu, davalı şirketin kompresörü kullanamamaktan dolayı zararı bulunmakta olduğunu, bu sebeple dava açma hakkını saklı tuttuklarını, davacının iddiasını ispatla mükellef olduğunu, alacaklının itirazın iptali davasını açabilmesi için takip konusu alacağın varlığını ispat etmesi gerektiğini, borçlu ise itirazında borcun varlığını kabul ediyor fakat ödediğini iddia ediyorsa bunu ispat etmesi gerektiğini, Yargıtay 13.Hukuk Dairesi’nin 1984/3755 E., 1984/4382 K. sayılı kararının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, davacının iddiasını ispatı için sunmuş olduğu faturalar yeterli olmayıp bu faturalara ilişkin yapılan işlemlerin ispatı gerekmekte olduğunu, davacı takibe konu faturalara ilişkin üzerine düşen yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmediğini, aksine davalı şirkete ait olan kompresörün motorunu, tamir yapacağı vaadiyle almış, tamirini yapmadığı gibi davalı şirkete hiçbir zaman iadesini de sağlamamış olduğunu, bu durum yargılamanın ileri aşamalarında da görüleceğini, bilirkişi incelemesi ile de durumun anlaşılabileceğini, faiz talebinin de yerinde olmadığını belirterek, tüm bu nedenlerle davacının açmış olduğu davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. YARGILAMA VE GEREKÇE Dava, Davacının Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı dosyası nedeni ile davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı hususlarına ilişkindir. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde, alacaklının İsmail Ceylan olduğu, borçlunun ... Ambalaj San. Tic. A.Ş olduğu, takibin toplam 36.557,17 TL alacak nedeniyle ilamsız takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Mimarsinan Vergi Dairesine, Erciyes Vergi Dairesine, Gevher Nesibe Vergi Dairesine yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/1026 E, -2015/1765 K) TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır. Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. Gevher Nesibe Vergi Dairesi Başkanlığı'na yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıda, ....'ın işletme esasına göre defter tuttuğu ve ikinci sınıf tüccar olduğunun bildirilmiş olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davaları TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin... sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı Kamil Türk'ün 02/08/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan Kamil Türk'ün ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup dava konusunun mutlak ticari dava olmadığı, takibe esas alacağın fatura alacağı olduğu, davacının Gevher Nesibe Vergi Dairesi’nin yazı cevabına göre tacir olmadığının belirtildiği görülmekle ortada nisbi bir ticari davada olmadığından iş bu davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu anlaşılarak Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir. 6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır. Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine, 2-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına, 3-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.25/12/2024 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır