İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2016/13093 E. 2019/458 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2016/13093
- Karar No
- 2019/458
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/465 Esas KARAR NO : 2021/148 DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 24/10/2016 KARAR TARİHİ : 18/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait şirketlerde ... yılında çalışmaya başladığını ve geçen süre zarfında yurtdışı yatırımları başta olmak üzere muhtelif projelerde görev aldığını, davalıya ait ...'un ... yılında ...'da bir ... fabrikası kurulması yönünde karar aldığını ve bu projeyi geliştirmek için davacı ile anlaşma yapılarak ... tarihli yönetici ortaklık sözleşmesi imzalandığını, bu anlaşmaya göre davacıya aylık ... $, peşinen ... $ ödeme yapılacağını ve müvekkilin bu şirkette %5 hissesi bulunacağını, ihtilaf halinde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davalının daha sonra davacıya işlem yapabilmesi için gerekli vekaleti verdiğini, davacının ...'a giderek iki yıl boyunca sözleşme doğrultusunda çalışmalar yaptığını ve şirket satın alma işleminin son aşamaya kadar geldiğini, ancak davalının ... tarihinde ...'daki yatırımlardan vaz geçtiğini davacıya bildirdiğini ve işlerin takibi için davacıya vermiş olduğu yetkileri kaldırarak noterlik aracılığıyla davacı azlettiğini, davacının sözleşmeden doğan görev edimlerini yerine getirdiğini ancak davalının kasten sözleşmenin hayata geçirilmesine engel olduğunu ve davacının elde edeceği gelir ve kazançtan mahrum kalmasına sebebiyet verdiğini belirterek, ... ... .... tarihinden başlamak üzere aylık ... $ olmak üzere toplam ... $'dan şimdilik .. $ ile peşin ödenmesi gereken ... $'dan ödenmeyen ...$'dan şimdilik ...$ olmak üzere toplam ... $ ın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz veya mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ... tarihli dilekçesi ile ... tarihli “Yönetici Ortaklık Sözleşmesi” hükümleri uyarınca maaş olarak ödenmesi gereken ... USD’nin huzurdaki dava ile talep edilen ... USD alacağı ... USD arttırarak toplam maaş alacağı talebini ... USD, ... tarihli “Yönetici Ortaklık Sözleşmesi” hükümleri uyarınca peşin ödenmesi gereken ... USD’nin huzurdaki dava ile talep edilen ... USD alacakların ... USD arttırdıklarını, toplam peşin ödenmesi gereken alacağın ... USD, olmak üzere toplam olarak davadaki ...,00 USD taleplerini ... USD artırdıklarını, davadaki fazlaya ilişkin taleplerimiz saklı olmak üzere talep ettikleri ... USD alacağı ıslah ederek ... USD arttırdıklarını, davadaki toplam talepleri olan ... USD alacağın temerrüt tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek Avans (Ticari) faizi ile birlikte tahsil tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Amerikan Doları Efektif satış kur karşılığı Türk Lirası üzerinden davacıya ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasına yapılan sözleşmede yetki hükmüne dayanarak İstanbul Mahkemelerinde davanın açılmış olduğunu ancak yetki sözleşmesinin tacirler veya kamu tüzel kişileri arasında akdedilebileceğini, aksi taktirde yetki sözleşmesinin geçerli olmadığını, HMK 6. Maddesi gereği davalının ikametinin bulunduğu Antalya Mahkemelerinin yetkili olduğunu beyan etmiş, yetki itirazında bulunduklarını, ayrıca sözleşmede belirtilen hususların ... ... Cumhuriyetince bir şirketin açılmasından veya hisselerinin devralınmasından sonrası için geçerli olduğunu, sözleşmede bu aşamadan öncesine dair davacıya bir edim borcu yüklenmediği gibi talep hakkı da tanınmadığını, davalının bu sözleşme gereği herhangi bir yükümlülüğünün henüz doğmadığını, nitekim sözleşmenin hayata gerçmediğinin davacının da kabulünde olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, taraflar arasındaki yönetici ortaklık sözleşmesine aykırılık nedeni ile maddi tazminat istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde İstanbul ... . Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemenin ... tarih ... /... E. ... /... K. Sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilmiş, kararın kesinleşmesi ve talep üzerine dosya Antalya ... . Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi olunmuş, anılan mahkemenin ... tarih ... /... E. ... /... K. sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş ve karar kesinleşmesi üzerine dosya mahkememize tevzi olunmuştur. ... tarihli yönetici ortaklık sözleşmesinin 2. maddesinde sözleşmesinin konusu belirlenmiş olup buna göre, sözleşmenin konusu davalı tarafından ... ... Cumhuriyeti'nde kurulacak ve/veya hisseleri devralınacak şirkete davacının ortak olması ve ortalıktan ayrılması koşullarının düzenlenmesidir. Normal süreçte bir ticaret ortaklığının kurulması için ortaklar bir araya gelerek kendi aralarındaki ilişkinin temel özelliklerini tartışırlar. Bu şekilde ortakların bir araya gelmesinden ortaklık sözleşmesinin kanuna uygun şekilde düzenlenmesi aşamasına kadar geçen zamana "kurucular ortaklığı" denir. Bu aşamada henüz bir ticaret ortaklığı yoktur, ancak ortaklık kurmak için görüşülmüş ve anlaşılmış, hatta bazı faaliyetlerde de bulunulmuştur. Bu aşamada ortaklar arasındaki ilişkiye adi ortaklık kuralları uygulanır (Şener, Oruç Hami; Teorik ve Uygulamalı Ortaklıklar Hukuku Ders Kitabı 4. Bası, Ankara 2019, s. 14). Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 15/12/2016 tarih 2016/13093E. 2016/12227K. sayılı kararında; "...Dava, adi ortaklığın feshi ve payına isabet eden miktarın ödenmesi istemine ilişkindir... 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesinde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalar ile, şahısvarlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir." hükmüne yer verilmiştir. Türk Borçlar Kanununun 620. maddesinde "Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir." hükmüne yer verilmiştir. Adi ortaklık TBK'nın 620 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. Somut olayda taraflar tacir olmadığından, adi ortaklık da TTK'da düzenlenmediğinden, malvarlığı haklarına ilişkin olan davanın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir..." Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 08/04/2014 tarih 2014/2924E. 2014/5611K. sayılı kararında; "...Davadaki istem, taraflar arasında imzalanan iş ortaklığı (adi ortaklık) sözleşmesinin feshi nedeniyle ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; TBK.nun 620 ve devamı maddeleri gereğince çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Dava tarihi gözetildiğinde, görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 29/12/2014 tarih 2014/7550E. 2014/17429K. sayılı kararında; "...Dava, adi ortaklığın hükmen tasfiyesi, hisseye düşecek bedelin, (katılım ve kâr payının) tahsili istemine ilişkindir... uyuşmazlığın ticari işletmeden kaynaklandığı ve 6102 sayılı TTK'nın 4-a maddesinde TTK'da öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava niteliğinde olduğu belirtilerek, görevsizlik kararı verilmiş ise de; uyuşmazlık, taraflar arasındaki adi ortaklık ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Adi ortaklık sözleşmesi; iki yada daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir(TBK. 620/1 md.). Bu sözleşme türü Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu nedenle, adi ortaklığın feshi ve tasfiyesine ilişkin davalara bakma görevi de genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemelerine aittir..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı ... tarihli yönetici ortaklık sözleşmesine aykırılık nedeni ile tazminat istemi ile İstanbul ... . Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış, anılan mahkemenin ... tarih ... /... E. ... /... .K. Sayılı kararı ile yetkisizlik kararı verilmiş, kararın kesinleşmesi ve talep üzerine dosya Antalya ... . Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi olunmuş, anılan mahkemenin ... tarih ... /... E. ... /... K. sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmiş ve karar kesinleşmesi üzerine dosya mahkememize tevzi olunmuştur. Antalya ... . Asliye Hukuk Mahkemesince taraflar arasındaki ilişkinin ticari temsilcilikten kaynaklandığını belirterek görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik karar verilmiştir. Taraflar arasında düzenlendiği noktasında uyuşmazlık bulunmayan ... tarihli yönetici ortaklık sözleşmesinin 2. maddesinde sözleşmesinin konusu belirlenmiş olup buna göre, sözleşmenin konusu davalı tarafından ... ... Cumhuriyeti'nde kurulacak ve/veya hisseleri devralınacak şirkete davacının ortak olması ve ortalıktan ayrılması koşullarının düzenlenmesidir. Normal süreçte bir ticaret ortaklığının kurulması için ortaklar bir araya gelerek kendi aralarındaki ilişkinin temel özelliklerini tartışırlar. Bu şekilde ortakların bir araya gelmesinden ortaklık sözleşmesinin kanuna uygun şekilde düzenlenmesi aşamasına kadar geçen zamana "kurucular ortaklığı" denir. Bu aşamada henüz bir ticaret ortaklığı yoktur, ancak ortaklık kurmak için görüşülmüş ve anlaşılmış, hatta bazı faaliyetlerde de bulunulmuştur. Bu aşamada ortaklar arasındaki ilişkiye adi ortaklık kuralları uygulanır. Davacının tacir olmadığı gibi, davacının tacir olduğu yönünde bir iddiada bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ... tarihli yönetici ortaklık sözleşmesinden kaynaklanması, sözleşmesinin 2. maddesine göre sözleşmenin konusunun davalı tarafından ... ... Cumhuriyeti'nde kurulacak ve/veya hisseleri devralınacak şirkete davacının ortak olması ve ortalıktan ayrılması koşullarının düzenlenmesi olması, davacının iddiasının anılan sözleşmeye aykırılık olması, ortaklık sözleşmesinin kanuna uygun şekilde düzenlenmesi aşamasına kadar geçen zamana ortaklar arasındaki ilişkinin "kurucular ortaklığı" olması, bu aşamada ortaklar arasındaki ilişkiye adi ortaklık kuralları uygulanacak olması, adi ortaklığın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 620. ve devam eden maddelerinde düzenlenmiş olması, tarafların tacir olmaması, taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 620 ve devamı maddeleri gereğince çözüme kavuşturulması gerekmesi, davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan mutlak ve nispi ticari davalardan ayrıca özel kanunlarda düzenlenen ticari davalardan olmaması, davanın genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmesi nedeni ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine kararı verilmesi gerekmiştir. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Görevli mahkemenin Antalya ... . Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3. Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde, mahkememiz ile Antalya ... . Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının halli için dosyanın resen mercii olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... . Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya ... . Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 6. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine, 7. Adli yardım talebinin görevli mahkemede değerlendirilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 18/02/2021 Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır