İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2013/127 E. 2018/591 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2013/127
- Karar No
- 2018/591
- Karar Tarihi
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2013/127 Esas
KARAR NO : 2018/591
MAHKEMEMİZİN 2013/127 ESAS SAYILI ANA DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN
DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ : 08/04/2013
KARAR TARİHİ : 21/06/2018
İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2015/945 ESAS ,2015/602 KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN
DAVA :Alacak ( Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 11/08/2015
KARAR TARİHİ : 21/06/2018
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya heyetçe ele alındı incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize verdiği 08/04/2013 tarihli dilekçesinde; Müvekkilinin İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün Merkez-... numaralı sicil esasında kayıtlı olan ... Şti'nin 29/06/2012 tarihinde yapılan hisse devri ile ortağı olduğunu, hisse devirlerinden sonra müvekkilinin hisse adedinin 1200, ...' ın hisse adedinin 2800 olduğunu, Kemalpaşa ... Noterliğinin 11/07/2012 tarih ... yevmiye numaralı imza sirküleri ile şirketin 2007 yılındaki imza sirkülerinin iptal edilerek ... ile müvekkilinin babası ...'ın davalı şirketi müşterek imza ile temsil ve idare etmekte yetkili kılındığını, şirketin 29/03/2013 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, kararların yeterli çoğunluk sağlanmadan alındığını, müvekkilinin genel kurulda alınan 4-5-6-7 no'lu kararlar bakımından toplantı tutanağına muhalefet şerhini düştüğünü, 4 no'lu karar uyarınca ...'ın oyu ile müvekkilinin red oyuna karşılık ...'ın müdürlük görevinden azledilmesine karar verildiğini , 5 no'lu karar uyarınca da ...' a müdürlük görevi verildiğini, dürüstlük kuruluna aykırı olarak verilen kararların iptalinin gerektiğini, ...'ın ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren tutum ve davranışlarda bulunduğunu, müşterek imza kuralına hiç bir zaman uymadığını, tek başına işlemler yaptığını, şirketi yetkisiz olarak temsile kalkıştığını, ...'ın müşterek imza varlığına karşılık 2007 yılına ait eski imza sirkülerini kullanarak işlemler tesis ettiğini, ortaklığın bankadaki hesabından tek başına para çektiğini, bu paraları uhdesinde tuttuğunu ayrıca kambiyo taahhüdünde bulunarak senetleri ciro ettiğini, bayilik sözleşmelerini de müşterek imzaya itibar etmeksizin tek başına yaptığını, ...'ın bu tutum ve davranışlar nedeniyle kendisine diğer müdür ... tarafından Karşıyaka ... Noterliğinin 30/11/2012 tarih ... yevmiye no'lu ihtarnamesinin gönderildiğini, ... hakkında ayrıca suç duyurusunda bulunulduğunu, bu hususta Kemalpaşa C.Başsavcılığı' nın ... HZ. nolu evrakı bulunduğunu, ...'ın şirket binasında yapmış olduğu gözlem sırasında bazı mal çıkışlarının şaibeli olduğu ve gerçeği yansıtmadığını tespit ettiğini, irsaliye koçanları ile günlük olarak tutulan işletme kayıtları karşılıklı incelendiğinde teslim konusu fatura ve sevk irsaliyelerinde ki miktar ile gerçekte teslim edilen mal miktarları arasındaki ciddi farkın ortaya çıkacağını, şirket esas sözleşmesinin hesap dönemi başlıklı 10. Maddesinde hesap yılının 01 Ocak- 31 Aralık olarak belirlendiğini, Nisan ayına gelinmesine karşılık halen kar payı dağıtılmadığını, genel kurulun 6. Maddesinde " 2012 yılı bilanço ve kar zarar hesapları ile mali tablo ve finansal raporlarının genel kurul günü hazır olmadığı, her iki ortağında mali durum hakkında bilgisi olmadığı ancak 30/06/2013 tarihine kadar mali tablo ve finansal raporlarının hazırlanarak görüşülmesine, ...'ın oy çokluğu ile karar verilmiştir" şeklinde karar alındığını, ...'ın şirketten çok kendi menfaatlerini düşündüğünü, müşterek imzayı hiçe sayarak kendi menfaatine işlemler yapmaktan çekinmediğini, şirketin esenliğini düşünmediğini, T.C İzmir Valiliği İl Sağlık Müdürlüğü tarafından davalı şirkete idari para cezası kesildiğini, bu ceza ile ilgili ...' ın herhangi bir girişimde bulunmadığını, cezaya itiraz etmediğini, bu sebeple şirketin 13.500,00 TL idari para cezası ödemek zorunda kaldığını, ...' ın akrabalarını şirkette çalışan olarak gösterdiğini, onların primlerini şirkete ödettiğini, ...'ın uyarısı üzerine ...' ın bu duruma son verdiğini, ...'ın müvekkilini ve şirketi zarar uğrattığını bu sebeple bir an önce müdürlük sıfatının kaldırılması gerektiğini, 6102 sayılı TTK'nun 640. Maddesinin 3. Fıkrasında şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararı ile haklı sebebe dayanarak şirketten çıkarılmasının mümkün olduğu belirtilmiş ise de , iki ortaklı limited ortaklıkta her bir ortağa her bir ortağa ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ortağı ortaklıktan çıkarma hakkı tanınması gerektiğini, bu sebeple ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren haklı nedenler olduğundan ...' ın şirket ortaklığından çıkarılması gerektiğini belirtmiş 29/03/2013 tarihli ortaklık genel kurul kararlarının iptaline, bu mümkün olmadığı takdirde ortaklardan ...'ın müdürlük yetkisinin kaldırılmasına, tutum ve davranışları ile ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ...' ın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili mahkememize verdiği 05/07/2013 tarihli cevap dilekçesinde; 29/03/2013 tarihli genel kurul kararlarının hukuka aykırı olmadığını, genel kurulun ilgililerin eşliğinde ve kanuna uygun olarak yapıldığını, şirkette genel kurul öncesinde müdür olarak görev yapan ...'ın şirket ortaklarından ...'ın babası olduğunu, müdür olarak atanan ...'ın müdür olarak görevlerini ifa etmediğini, ayrıca müvekkili şirketin hem müşterilerini , hemde şirketin çalıştığı bankaları dolaşarak müvekkili şirketin iş yapma imkanını dip noktaya çektiğini, ...'ın düzgün olarak şirket adresinde işe gelmediğini, defalarca kendisinin müdür olduğu vazifesinin başında görevini ifa etmesi gerektiğinin dile getirilmesine rağmen görevini yerine getirmediğini, hatta hakkı olmamasına rağmen şirket eski muhasebecisi ...'dan hukuka aykırı olarak bilgi ve belge almaya çalıştığını, davacı tarafından mahkemeye sunulan ve tespit edilen usulsüzlükler olarak gösterilen irsaliyelerin tamamının gerçek olduğunu, irsaliyelerde malları teslim alan ve teslim edenlerin imzalarının bulunduğunu, malların giriş ve çıkışlarının yapıldığı her iki şirket kayıtlarının da birbirini tuttuğunu, bunun aksinin tanıkla ispat edilemeyeceğini, davacı tarafça müvekkili şirketin kar payının dağıtılmadığının beyan edildiğini ancak şirketin işler mevcut bir karının bulunmadığını, olmayan kar payının dağıtılamayacağını, şirketin kar elde edememesinin sebeplerinin başında müdür vasfındaki ...'ın şirket işlerini düzgün yönetmemesi , şirketin iş yaptığı banka ve şirketlerde ... ve şirket aleyhine konuşması olduğunu, şirkete tahakkuk ettirilen para cezasının idare ile yapılan mülakat ve anlaşma çerçevesinde ödendiğini, ödenen bedelin şirketin sonraki günlerde daha fazla ödeme yapmasını engellemek amacıyla yapıldığını, ...' ın hiç bir zaman akrabalarını şirkette sözde çalışıyorlarmış gibi göstermediğini, iddia edilen tüm şahısların gerçekte şirkette çalıştıklarını, davacı tarafça ...' ın müdürlük sıfatının kaldırılmasının istendiğini, bu hususun dayanağının gösterilmediğini, 29/03/2013 tarihli genel kurulun akabinde şirket müdürü olan ...' ın yönetiminde müvekkilinin kar elde etmeye başladığını, bunun şirketin düzgün bir şekilde yönetildiğini gösterdiğini belirtmiş davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Kemalpaşa C.Başsavcılığı' nın ... sayılı evrakının incelenmesinde; Müştekilerin ... ve ..., şüphelilerin ... ve ... , suçun dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma, suç tarihinin 2013 olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın ... Şti'nin ortaklık işlemlerine ilişkin özel hukuk ilişkisinden kaynaklandığı, tarafların ticari ilişki içerisinde tacir sayılacağı, dosya kapsamında şikayet edilen hususlarda şüphelilerin eyleminin dolandırıcılık aşamasına varacak herhangi bir hileli hareketi içermediği, ortaklar arasında şirket yönetiminde yetki ve görev dağılımının Ticaret Kanunu çerçevesinde özel hukuk alanını ilgilendirdiği, tarafların şirkete ortak oldukları ve ihtilafın ortaklık ilişkisinden kaynaklanmış olduğu dikkate alındığında TCK'nun 155. Maddesi kapsamında herhangi bir şekilde zilyetlik devri söz konusu olmadığı anlaşıldığından bahisle şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, dava dilekçesinde bahsi geçen Kemalpaşa C. Başsavcılığının ... sayılı evrakınında bu evrak ile birleştirilmiş olduğu belirlenmiştir.
Dinlenen davacı tanıklarından ... ; 2012 yılından genel kurulun yapıldığı 29.03.2013 tarihine kadar davalı şirketin müşterek müdürü olarak görev yaptığını , şirket ortağı olmadığını , dışarıdan müdür olarak atandığını , davalı şirketin su satışı işi ile iştigal ettiğini , davacı oğlu ile ... isimli iki ortağı bulunduğunu ,diğer ortak ...' ın genel kurul tarihine kadar kendisi ile birlikte şirketin diğer müdürü olduğunu , kendisinin ... bayiliği yapmış olduğunu , su satış işi fazla problemli bir iş olmadığı için ... la anlaşarak şirkete ortak ettiğini , oğlunun hissesinin %30 olduğunu , müşterek müdür olduğu için şirket işlerini diğer müdür ile birlikte idare ettiklerini , bu esnada diğer ortak ... 'ın müşterek imza ile işlem yapması gerekmesine rağmen ... Bankası ... şb den tek imza ile şirketi bağlayıcı işlemler yapmaya başladığını , bu sebeple problemler başladığını , ayrıca ... ' ın diğer bankalar yönünden de tek imza ile şirketi bağlayıcı işlemler yaptığını , şirket muhasebecisinden şirket ile ilgili belgeleri talep ettiğini ancak muhasebecinin belgeleri vermediğini , ... ' ın şirkette bir kısım akrabalarını çalışmadığı halde çalışıyormuş gibi gösterdiğini ,bunlara verilmesi gereken maaşı kendi cebine attığını ve ayrıca bunların primlerini yatırarak şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini , ... ' ın su satışı işleri sırasında değişik firmalara gönderdiği damacana adedinden %10 unun faturalandırılıp diğerlerini fatura göndererek şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini , bu olay defalarca gerçekleştiğini , bunların tam rakamlarını hatırlayamadığını , ... ' ın şirketi hayali olarak borçlandırıp bu konuda da şirketi zarara uğramasına sebebiyet verdiğini beyan etmiş , davacı tanığı ... 2012 yılı 7 ayında davalı şirkette pazarlamacı olarak çalışmaya başladığını 6-7 ay bir süre iş yerinde çalıştığını ücretlerini alamadığı için iş yerinden ayrıldığını , davalı şirket ile devam eden bir davası bulunmadığını , çalıştığı dönemde ... bayiisine 650 adet dolu su damacanası teslim edildiği halde , irsaliyeye 65 adet damaca teslim edildiğini yazılı olarak gördüğünü ,bu olay ve maaşlarının ödenmemesi sebebi ile işten ayrıldığını ,kendi gözleriyle kamyonda 650 adet damacana gördüğünü ayrıca irsaliyedede 65 adet damacana için irsaliye düzenlendiğini gördüğünü , irsaliyelerde teslim alan ve teslim eden imzasının mevcut olduğunu , ancak teslim eden olarak kimin imzasının bulunduğunu bilmediğini beyan etmiş , davacı tanığı ...: Ben Haziran 2012- Aralık 2012 tarihleri arasında davalı şirkette satış temsilcisi olarak çalıştığını ,işten kendi isteğim ile ayrıldığını , şirket ile arasında her hangi bir dava bulunmadığını , kendisini işe ortak ... ' ın aldığınrı ,daha sonra ... ' ın davalı şirketin müdürü olduğunu , onunla çeşitli bayi ziyaretlerine gittiklerini , ... firmasını ziyaret ettiklerinde kendileri orada iken bayiye ait kamyonun bayiye mal indirdiğini , sevk irsaliyesinin imza için kendilerinin yanına getirildiğini, irsaliye de 81 damacana mal teslim edildiğinin yazılı olduğunu , bu sırada ... ' ın bayiye " siz 81 adet damacana mı teslim aldınız " diye sorduğunu , bayinin cevaben 800 yada 810 damacana aldığını beyan ettiğini , ...' ın bayiye niye bu şekilde işlem yaptığını sorduğunu , bayiinin cevaben mali açıdan böyle bir uygulamaya gittiklerini söylediğini , tanık olduğu yegane husus bu olduğunu , ayrıca bayinin konuşması sırasında yolda denetime yakalanırlarsa sevk irsaliyesinin rakamın yanına " 0 " ekleyerek denetimden kurtulabileceğini söylemiş olduğunu beyan etmiştir.
Dinlenen davalı tanıklarından ...: 18 aya yakın bir süredir davalı şirkette satış temsilcisi olarak çalıştığını , çalıştığı dönem içinde şirketin yönetimi ile ilgili her hangi bir usulsüzlüğe ve sıkıntıya rastlamadığını ancak işe ilk başladığı dönemlerde ilk 6 aylık süreç içinde o zaman ki şirket müdürü ... ' ın şirketin çalıştığı bankalara ve yine şirketin ticari ilişkide bulunduğu firmalara " Ben şirket ortağıyım , imzam olmadan şirkete her hangi bir mal göndermeyin " diye beyanlarda bulunduğunu çalıştıkları bankalar ve firma yetkililerinden duyduğunu bu beyanları kendi kulaklarıyla duymadığını ,şirketin mal alım satımı ile ilgili bildiği her hangi bir usulsüzlük olmadığını ancak fatura ve irsaliyeler düzenlenirken maddi hatalar yapılmış olabileceğini beyan etmiş , tanık ...: Davalı şirketin ilk ortaklarından olduğunu , kendisinin % 15 hissesi bulunduğunu bu hisseyi 2012 yılı içinde babası ...' a devir ettiğini , şirketin müdürü olan ortak davacı ...' ın babası olan ... ' ın şirket müdürü olmasına rağmen şirket ortağı gibi davrandığını , ayrıca hatırladığı kadarı ile babasına verdiği sözleri de yerine getirmediğini , ... ' ın şirkete her zaman farklı şahıslar ile gelerek çalışanları tedirgin ettiğini , şirket yönetimi ile ilgili bildiği ve tanık olduğu her hangi bir usulsüzlük söz konusu olmadığını , ...' ın bizzat bazi bayilere faturasız mal sevk edin diye söylediğini hatırladığını ancak böyle bir olaya bizzat tanık olmadığını , mal alım satımında fatura ve irsaliye düzenlenmesinde bir usulsüzlük var ise bildiği kadarı ile bunun ...' ın bilgisi dahilinde olduğunu ancak bizzat tanık olduğu her hangi bir usulsüzlüğün söz konusu olmadığını beyan etmiş , tanık ...: SM olarak görev yaptığını , 31/12/2012 tarihine kadar davalı şirketin ticari defterlerini tuttuğunu ancak o tarihten sonra şirket defterlerini tutma işini bıraktığını , şirket ile ilgili arasında her hangi bir problem bulunmadığını , şirket kuruluşundan 31/12/2012' ye kadar şirket defterlerini tuttuğunu, bu dönemde tanık olduğu her hangi bir usulsüzlük söz konusu olmadığını , kendisine sunulan fatura ve sevk irsaliyelerine göre defter işlemlerini yaptığını ancak fatura ve sevk irsaliyelerinin düzenlenmesinde bir usulsüzlük var ise bundan haberinin olmasının mümkün olmadığını ayrıca bu konuda her hangi bir şey de duymadığını , şirket ortakları arasında anlaşmazlıkları sezinlediği için şirket defterlerini tutmayı bıraktığını ancak şirket ortakları arasındaki problem veya tartışmaya da tanık olmadığını beyan etmiştir .
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/945 sayılı dosyasında davacı tarafça sunulan 11.08.2015 tarihli dava dilekçesinde; Davacının İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü' nün Merkez ... numarasında kayıtlı " ... Şti' nin " 29/06/2012 tarihinde yapılan hisse devri ile ortağı olduğunu, şirketin halen ... ve ... isimli iki ortağının bulunduğunu, şirketin ... ve ... tarafından müşterek imza ile temsil ve idare etmek ile yetkili kılındığını, ortaklığın olağanüstü genel kurulun yapıldığı 29/06/2013 tarihinden bu yana her hangi bir genel kurul yapmadığını, davalı müdürün yaptığı işler dolayısıyla ibra edilmediğini, söz konusu olağanüstü genel kurul kararının iptali için İzmir ... Atm' nin ... E. sayılı dosyasında dava açıldığını, şirket ve davacının müdür tarafından sürekli zarara uğratıldığını, ...' ın müşterek imzaya aykırı tutum ve davranışları ile şirket hesaplarından aldığı paraları uhdesinde tuttuğunu, şirket müdürünün şirketten borç para aldığını, yine kayıtları kasten gerçeğe aykırı tutarak zimmetine para geçirdiğini, şirkete vergi cezaları verilmesine sebebiyet verdiğini, şirkete tahakkuk ettirilen idari para cezalarına itiraz etmediğini, akrabalarını şirkette çalışıyormuş gibi göstererek primlerini ödediğini, tespit edilebilen asgari tazminat miktarlarının 4.490,00-TL bankalardan müşterek imzaya aykırı olarak çekilen ve davalının uhdeside geçen para 59.546,95-TL damacana su satışlarından davalının zimmetine geçirdiği para, 13.500,00-TL İl Sağlık Müdürlüğü' nce verilen para cezası olmak üzere toplam 77.536,95-TL olduğunu belirtmiş şirketi ve davacıyı zarara uğratan müdür ...' dan 77.536,95-TL' nin alınarak ... Şti' ye ödenmesine karar verilmesini talep etmiş , 4 ATM dosyası aradaki fiili ve hukuki irtibat sebebiyle dosyamızla birleştirilerek yargılamaya mahkememiz dosyası üzerinden devam olunmuştur.
Dava ve birleşen dava dosyası yönünden 29/03/2013 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı, davalının ortaklıktan çıkarılma koşullarının oluşup oluşmadığı, birleşen dosya yönünden davalı ... için sorumluluk davası açılması koşullarının oluşup oluşmadığı ile birleşen dosyada talep edilebilecek alacak miktarının belirlenmesine yönelik olarak dosya ve şirket kayıt ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi kurulu raporunda; Asıl dava kapsamında ileri sürülen davalının ortaklıktan çıkarılması talebi bakımından: TTK m. 640/3 hükmüne göre, şirketin talebi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayalı olarak ortaklıktan çıkarılmasının mümkün olduğu , öte yandan, şirketin ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması talebiyle dava açabilmesi yönünde karar alınmasının, TTK m. 616/1-h hükmüne göre genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğu gibi, TTK m. 621/1-h hükmüne göre de genel kurulun bu konuda "temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu" ile karar alması gerektiği ,buna karşılık, dava konusu olayda, TTK m. 640/3 hükmüne göre haklı sebeple ortaklıktan çıkarılma davası açma imkanı sadece şirkete tanındığı için, davacı ortağın davalının ortaklıktan çıkarılmasını talep edemeyeceği ve bu talebin ancak TTK m. 616/1-h hükmüne göre bu yönde alınacak bir genel kurul kararına istinaden şirket tarafından ileri sürülebileceği; öte yandan, davacının davalı şirkette % 30 oranında pay sahibi olduğu, dolayısıyla davacının tek başına oyu ile TTK m. 621/1-h hükmünde belirtilen nitelikli çoğunluk ile çıkarma davası açılmasına dair genel kurul kararı alınmasının mümkün olmadığı, davacının davalının haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin talebinin isabetli olmadığı sonuç ve kanaatlerine ulaşmanın mümkün olduğu ,
Asıl dava kapsamındaki genel kurul kararlarının iptali talebi bakımından: Davacının, 29.03.2013 tarihli genel kurul toplantısına katıldığı ve bu toplantıda alınan kararlara olumsuz oy kullanarak muhalefetini toplantı tutanağına geçirttiği görülmekle, davacının TTK m. 446/1-a hükmüne göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma şartını yerine getirdiği ve dolayısıyla davacının iptal taleplerinin esas yönden incelenmesi gerektiğinin görüldüğü, davacının 29.03.2013 tarihli genel kurulda alınan kararlara yönelik iptal taleplerinin, bu kararların yeterli çoğunluk sağlanmadan alındığı yönünde olup, buna göre, söz konusu genel kurulda alman kararların toplantı ve/veya karar nisaplarına uygun olarak alınmış olup olmadığının irdelenmesi gerektiği ,bu çerçevede, davalı şirketin 29.03.2013 tarihli genel kurul toplantısının 4 numaralı günde maddesinde şirket ortağı ...' ın şirket müdürlerinden ...' ın görevinden atfedilmesi konusundaki önerisinin oylamaya açılmış olup ...' ın red oyuna karşın diğer ortak ...' ın oyu ile ...' m müdürlük görevinden azline oyçokluğu ile karar verildiği görülmekte olup, TTK m. 621 hükmünde sayılan önemli kararlar arasında yer almayan müdürlerin azline ilişkin kararın TTK m. 620 hükmüne göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınmasının gerekli ve yeterli olduğu dikkate alındığında, söz konusu kararın karar nisabına uygun olarak alındığı ve iptalini gerektiren herhangi bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşmanın mümkün olduğu , davalı şirketin 29.03.2013 tarihli genel kurul toplantısının 5 numaralı gündem maddesinde ise ...' ın tek ve münferiden atacağı imza ile şirketi 10 yıl süre ile temsil ve ilzam etmesine ortak ...' ın red oyuna karşın ...' oy çokluğu ile karar verildiği görülmekte olup,TTK m. 621 hükmünde sayılan önemli kararlar arasında yer almayan müdür seçimine ilişkin kararın TTK m. 620 hükmüne göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınmasının gerekli ve yeterli olduğu dikkate alındığında, söz konusu kararın karar nisabına uygun olarak alındığı ve iptalini gerektiren herhangi bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşmanın mümkün olduğu , davalı şirketin 29.03.2013 tarihli genel kurul toplantısının 6 numaralı gündem maddesinde, 2012 yılı Bilanço ve Kar /Zarar hesapları ile mali tablo ve finansal raporların genel kurul günü hazır olmadığı her iki ortağında mali durum hakkında bilgisi olmadığı, ancak 30.06.2013 tarihine kadar mali tablo ve finansal raporların hazırlanarak görüşülmesine ...' ın oy çokluğu ile karar verildiği görülmekte olup, TTK m. 621 hükmünde sayılan önemli kararlar arasında yer almayan bu kararın da TTK m. 620 hükmüne göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınmasının gerekli ve yeterli olduğu dikkate alındığında, söz konusu kararın karar nisabına uygun olarak alındığı ve iptalini gerektiren herhangi bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşmanın mümkün olduğu , diğer yandan, 29.03.2013 tarihli genel kurul toplantısının 7 numaralı gündem maddesinde ...' ın şirketteki 1200 adet hissesinin 440 kadarını şirket asıl sermayesinin ...' a ( şirketin ilerideki süreçte müdürsüz kalmaması düşüncesiyle ) devretme önerisinin ...' ın oy çokluğu ile reddine karar verildiği görülmekte olup, TTK m. 621 hükmünde sayılan önemli kararlar arasında yer almayan pay devrine onay verilmesine (TTK m. 595/2) dair bu kararın TTK m. 620 hükmüne göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınmasının gerekli ve yeterli olduğu dikkate alındığında, söz konusu kararın karar nisabına uygun olarak alındığı ve iptalini gerektiren herhangi bir durumun bulunmadığı sonucuna ulaşmanın mümkün olduğu , netice olarak, davalı şirketin 29.03.2013 tarihli genel kurulunda alınan kararların toplantı ve karar nisaplarına uygun olunduğu ve davacının bu yönden ileri sürdüğü bu kararların iptaline yönelik taleplerin isabetli olmadığı sonucuna ulaşmanın mümkün olduğu ,
Asıl dava kapsamında ileri sürülen davalının şirket müdürlüğünden azli talebi bakımından: Söz konusu talebin, limited şirket müdürlerinin yönetim hakkı ile temsil yetkilerinin haklı sebeplere dayalı olarak mahkeme kararı ile kaldırılması ya da sınırlandırılmasına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 630/2 ve 3 hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği , bahsi geçen hükümlerin " V - Görevden alma, yönetim ve temsil yetkisinin geri alınması ve sınırlandırılması MADDE 630-(l) Genel kurul, müdürü veya müdürleri görevden alabilir, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabilir.(2)Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.(3)Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur.(4)Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır. " düzenlemesini içerdiği , böylelikle, davacının, davalı şirket müdürünün azline yani temsil ve yönetim yetkilerinin kaldırılmasına yönelik talebinin yerinde olup olmadığının tespiti için, davalının müdürlükten azlini gerektiren haklı sebeplerin bulunup bulunmadığının, yani 6102 sayılı TTK m. 630/3 hükmü anlamında davalının "özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir e ihlal etmesi" olarak mütalaa edilebilecek durumların söz konusu olup olmadığının belirlenmesi gerektiği ,bu çerçevede, yukarıda yer alan ticari defter ve belgeler üzerinde yapılan tespit ve değerlendirmelerde belirtildiği üzere, ... Ltd. Şirketi emrine keşide edilmiş olan:26.08.20i2 tarih ... no.lu 1.215,47 TL bedelli; davalı ... Ltd.'e ait çekte keşideci olarak yalnızca ...'ın imzasının bulunduğu ve dolayısıyla adı geçen tarafından müşterek imza kuralına uyulmadan yetkisiz çek keşide edildiği; davalı şirketin 2012 yılı işlemleriyle alakalı olarak, yasal ticari defterlere kaydı gereken hesap ve işlemlerin vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter veya sair kayıt ortamlarında kaydedilip izlenmesinden dolayı; düzenlenmiş olan 12.05.2015 tarih ... sayılı Vergi Suçu Raporunda: Vergi kanunlarında belirtilen defterlerden başka defter kullanmak suç olduğundan bahisle davalı şirketçe iş yerinde gayri resmi El Defteri tutulduğunun tespit edildiği, davalı şirketin 2013 yılı yasal ticari defter kayıtlarına intikal etmeyen hasılat ve kazanç toplamı 154.612,28 TL nın da davalı ... tarafından davalı ... Ltd. şirketine ödenmesinin gerektiği , davalı şirketin yasal ticari defter kayıtlarına intikal etmeyen, yani 2012 yılında kayıt ve beyan dışı bırakılan hasılat toplamı 59.546.95 TL nın da davalı ... tarafından davalı ... Ltd. Şirketine ödenmesi gerektiği; hususlarının tespit edilmiş olup, buna göre, davalı şirket müdürünün yukarıda tespit edilen bu işlem ve eylemlerinin başta mali mevzuat olmak üzere Kanuna aykırılık teşkil ettiği ve şirket açısından zarar verici nitelikte olduğu anlaşılmakta olup,yukarıda belirtilen aykırılıkların TTK m. 630/3 hükmü anlamında davalının şirket müdürlüğünden azli bakımından haklı sebep olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği ve buna göre davalının şirket müdürlüğünden azli talebinin kabul edilip edilemeyeceği konusundaki nihai değerlendirmenin mahkemenin takdirinde olduğu ,
Birleşen dava kapsamında ileri sürülen tazminat talebine ilişkin olarak: Davalı ... Ltd. Şirketinin yasal ticari defterleri, bilirkişi incelemesi için ibraz olunmadığından, davalı ...'ın şirketin banka hesabından 3 kalemde çektiği toplam 5.490,00 TL yi şirketin ticari kayıtlarına intikal ettirip ettirmediği yani bu paraları şirketin kasasına girip girmediğinin tespit olunamadığı, dolayısıyla davalı ... 'ın, şirketin yasal ticari defter (yevmiye/Kebir) kayıtlarıyla aksini kanıtlayamadığı takdirde, işbu 5.490.00 TL yi davalı şirkete ödemesi gerektiği; davalı şirketin 2013 yılı yasal ticari defter kayıtlarına intikal etmeyen hasılat ve kazanç toplamı 154.612.28 TL nın da davalı ... tarafından davalı ... Ltd. şirketine ödenmesinin gerektiği; davalı şirketin yasal ticari defter kayıtlarına intikal etmeyen, yani 2012 yılında kayıt ve beyan dışı bırakılan hasılat toplamı 59.546.95 TL nın da davalı ... tarafından ödenmesinin gerektiği; belirlenmiş olup, buna göre, davalı şirket müdürünün eylem ve işlemleri nedeniyle şirketin uğradığı zararın toplam 219.649.23.- TL olduğu diğer yandan, birleşen dava kapsamında davacının 77.536.95 TL. tutarında tazminatın şirkete ödenmesini talep ettiği ve bu tespitlere göre, davalı şirket müdürünün bu zararlardan sorumlu tutulabileceği ve davacı şirket ortağının TTK m. 555/1 hükmüne göre taleple sınırlı olarak 77.536.95.- TL. tutarındaki bu zararın şirkete ödenmesini talep edebileceği sonucuna ulaşmanın mümkün olduğu ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davacı tarafça davalı ... Şti'nin 29/03/2013 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların iptaline, bunun mümkün olmaması halinde ortaklardan ... ' ın müdürlük yetkisinin kaldırılmasına, ... ' ın ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesine yönelik olarak , davalı şirket hakkında mahkememize dava açıldığı, davacı tarafça ayrıca ... hakkında şirket müdürü olarak şirketi zarara uğrattığından bahisle oluşan zararın giderilmesine yönelik olarak İzmir 4 ATM'nin 2015/945 Esas sayılı dosyasında da sorumluluk davası açıldığı, söz konusu dosyanın dosyamız ile birleştirilerek yargılamanın mahkememiz ana dosyası üzerinden sürdürüldüğü,
Davalı ... Şti'nin ortaklarının davacı ... ile birleşen dosya davalısı ... oldukları, davacının hisse adedinin 1200, davalının hisse adedinin 2800 olduğu, davacının davalı şirketin 29/03/2013 tarihinde yapılan genel kurul toplantısına katıldığı, davacı tarafça iptali talep edilen 4, 5, 6 ve 7 nolu karara karşı olumsuz oy kullanarak muhalefetini toplantı tutanağına geçirttiği , davacının TTK m. 446/1-a hükmüne göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açma şartını yerine getirdiği , davanın 08/04/2013 tarihinde açıldığı ve TTK' nın 445. maddesi gereğince davanın 3 aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu, davacı tarafın 29.03.2013 tarihli genel kurulda alınan kararlara yönelik iptal taleplerinin, bu kararların yeterli çoğunluk sağlanmadan alındığı yönünde olduğu,
29.03.2013 tarihli genel kurul toplantısının 4 numaralı gündem maddesinde şirket ortağı ...' ın şirket müdürlerinden ...' ın görevinden atfedilmesi konusundaki önerisinin oylamaya açılmış olup ...' ın red oyuna karşın diğer ortak ...' ın oyu ile ...' m müdürlük görevinden azline oyçokluğu ile karar verildiği , TTK m. 621 hükmünde sayılan önemli kararlar arasında yer almayan müdürlerin azline ilişkin kararın TTK m. 620 hükmüne göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınmasının gerekli ve yeterli olduğu dikkate alındığında, söz konusu kararın karar nisabına uygun olarak alındığı ve iptalini gerektiren herhangi bir durumun bulunmadığı,
29.03.2013 tarihli genel kurul toplantısının 5 numaralı gündem maddesinde ise ...' ın tek ve münferiden atacağı imza ile şirketi 10 yıl süre ile temsil ve ilzam etmesine ortak ...' ın red oyuna karşın ...' oy çokluğu ile karar verildiği ,TTK m. 621 hükmünde sayılan önemli kararlar arasında yer almayan müdür seçimine ilişkin kararın TTK m. 620 hükmüne göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınmasının gerekli ve yeterli olduğu dikkate alındığında, söz konusu kararın karar nisabına uygun olarak alındığı ve iptalini gerektiren herhangi bir durumun bulunmadığı,
29.03.2013 tarihli genel kurul toplantısının 6 numaralı gündem maddesinde, 2012 yılı Bilanço ve Kar /Zarar hesapları ile mali tablo ve finansal raporların genel kurul günü hazır olmadığı her iki ortağında mali durum hakkında bilgisi olmadığı, ancak 30.06.2013 tarihine kadar mali tablo ve finansal raporların hazırlanarak görüşülmesine ...' ın oy çokluğu ile karar verildiği , TTK m. 621 hükmünde sayılan önemli kararlar arasında yer almayan bu kararın da TTK m. 620 hükmüne göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınmasının gerekli ve yeterli olduğu dikkate alındığında, söz konusu kararın karar nisabına uygun olarak alındığı ve iptalini gerektiren herhangi bir durumun bulunmadığı,
29.03.2013 tarihli genel kurul toplantısının 7 numaralı gündem maddesinde ...' ın şirketteki 1200 adet hissesinin 440 kadarını şirket asıl sermayesinin ...' a devretme önerisinin ...' ın oy çokluğu ile reddine karar verildiği, TTK m. 621 hükmünde sayılan önemli kararlar arasında yer almayan pay devrine onay verilmesine (TTK m. 595/2) dair bu kararın TTK m. 620 hükmüne göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alınmasının gerekli ve yeterli olduğu dikkate alındığında, söz konusu kararın karar nisabına uygun olarak alındığı ve iptalini gerektiren herhangi bir durumun bulunmadığı, sonuç olarak, davalı şirketin 29.03.2013 tarihli genel kurulunda alınan kararların toplantı ve karar nisaplarına uygun olunduğu ve davacının bu yönde ileri sürdüğü bu kararların iptaline yönelik taleplerinin isabetli olmadığı,
Asıl dava kapsamında ileri sürülen davalının ortaklıktan çıkarılması talebi bakımından: TTK m. 640/3 hükmüne göre, şirketin talebi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayalı olarak ortaklıktan çıkarılmasının mümkün olduğu , öte yandan, şirketin ortağın haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması talebiyle dava açabilmesi yönünde karar alınmasının, TTK m. 616/1-h hükmüne göre genel kurulun devredilemez yetkilerinden olduğu gibi, TTK m. 621/1-h hükmüne göre de genel kurulun bu konuda "temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu" ile karar alması gerektiği ,buna karşılık, dava konusu olayda, TTK m. 640/3 hükmüne göre haklı sebeple ortaklıktan çıkarılma davası açma imkanı sadece şirkete tanındığı için, davacı ortağın davalının ortaklıktan çıkarılmasını talep edemeyeceği ve bu talebin ancak TTK m. 616/1-h hükmüne göre bu yönde alınacak bir genel kurul kararına istinaden şirket tarafından ileri sürülebileceği; öte yandan, davacının davalı şirkette % 30 oranında pay sahibi olduğu, dolayısıyla davacının tek başına oyu ile TTK m. 621/1-h hükmünde belirtilen nitelikli çoğunluk ile çıkarma davası açılmasına dair genel kurul kararı alınmasının mümkün olmadığı, davacının davalının haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin talebinin isabetli olmadığı , davacının bu talep ile ilgili aktif husumet ehliyeti bulunmadığı,
Asıl dava kapsamında ileri sürülen davalının şirket müdürlüğünden azli talebi bakımından: Söz konusu talebin, limited şirket müdürlerinin yönetim hakkı ile temsil yetkilerinin haklı sebeplere dayalı olarak mahkeme kararı ile kaldırılması ya da sınırlandırılmasına ilişkin 6102 sayılı TTK m. 630/2 ve 3 hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği , ... Ltd. Şirketi emrine keşide edilmiş olan 26.08.2012 tarih ... no.lu 1.215,47 TL bedelli; davalı ... Ltd.'e ait çekte keşideci olarak yalnızca ...'ın imzasının bulunduğu ve dolayısıyla adı geçen tarafından müşterek imza kuralına uyulmadan yetkisiz çek keşide edildiği; davalı şirketin 2012 yılı işlemleriyle alakalı olarak, yasal ticari defterlere kaydı gereken hesap ve işlemlerin vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter veya sair kayıt ortamlarında kaydedilip izlenmesinden dolayı; düzenlenmiş olan 12.05.2015 tarih ... sayılı Vergi Suçu Raporunda: Vergi kanunlarında belirtilen defterlerden başka defter kullanmak suç olduğundan bahisle davalı şirketçe işyerinde gayri resmi El Defteri tutulduğunun tespit edildiği, davalı şirketin 2013 yılı yasal ticari defter kayıtlarına intikal etmeyen hasılat ve kazanç toplamı 154.612,28 TL nın da davalı ... tarafından davalı ... Ltd. şirketine ödenmesinin gerektiği , davalı şirketin yasal ticari defter kayıtlarına intikal etmeyen, yani 2012 yılında kayıt ve beyan dışı bırakılan hasılat toplamı 59.546.95 TL nın da davalı ... tarafından davalı ... Ltd. Şirketine ödenmesi gerektiği; buna göre, davalı şirket müdürünün işlem ve eylemlerinin başta mali mevzuat olmak üzere Kanuna aykırılık teşkil ettiği ve şirket açısından zarar verici nitelikte olduğu belirtilen bu aykırılıkların TTK m. 630/3 hükmü anlamında davalının şirket müdürlüğünden azli bakımından haklı sebep olarak nitelendirilmesi gerektiği ve ... 'ın şirket müdürlüğünden azli talebinin haklı olduğu ,
Birleşen dava kapsamında ileri sürülen tazminat talebine ilişkin olarak: davalı şirket müdürünün eylem ve işlemleri nedeniyle şirketin uğradığı zararın toplam 219.649.23.- TL olduğu , birleşen dosya kapsamında davacının 77.536.95 TL. tutarında tazminatın şirkete ödenmesini talep ettiği ve davalı şirket müdürünün bu zararlardan sorumlu tutulabileceği ve davacı şirket ortağının TTK m. 555/1 hükmüne göre taleple sınırlı olarak 77.536.95.- TL. tutarındaki bu zararın şirkete ödenmesini talep edebileceği incelenen tüm dosya kapsamıyla anlaşılmış asıl dava dosyası yönünden davacının davalı Pomakoğlulları ... LTD Şti 'nin 29/03/2013 tarihli genel kurul kararının iptali talebinin esastan , ... ' ın ortaklıktan çıkarılması talebinin aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddine, ... ' ın şirket müdürlüğünden azli talebinin kabulüne, birleşen dosya yönünden ise davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
A-ASIL DAVA DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-Davacının davalı ... Şirketinin 29/03/2013 tarihli genel kurul kararlarının iptali talebinin REDDİNE,
2-Davacının ...'ın ortaklıktan çıkarılması isteğinin aktif husumet ehliyeti yokluğundan REDDİNE,
3-Davacının ...'ın şirket müdürlüğünden azli talebinin kabulü ile ...'ın şirket müdürlüğünden AZLİNE,
4-Eksik kalan 15,60 TL harcın davalı tarafça tamamlanmasına,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ,
6- Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 2.180,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ,
7- Davacı tarafından yapılan 42 davetiye bedeli 415,50 TL, bilirkişi inceleme ücreti 2.500,00 TL , ilan masrafı 449,54 TL , posta masrafı 69,20 TL olmak üzere 3.434,24 TL yargılama giderinin red ve kabule göre 1.713,12 TL lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine , kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına ,
Davacı tarafça yatırılan 52,35 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ,
Davalı tarafça yapılan masrafların red ve kabule göre davalı üzerinde bırakılmasına ,
B-MAHKEMEMİZ DOSYASI İLE BİRLEŞEN İZMİR 4 ATM'NİN 2015/945 ESAS, 2015/602 KARAR SAYILI DOSYASI YÖNÜNDEN;
1-Davanın kabulü ile 77.536,95 TL'nin davalıdan alınarak şirkete verilmesine,
2-Alınması gerekli 5.,296,55 TL harçtan peşin alınan 1.324,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.972,41 TL harcın davalı tarafça tamamlanmasına,
3-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 8.879,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yatırılan 1.360,04 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ,
Dair tebliğden itibaren 2 hafta içinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar Davacı vekili Av. ... ile davalı şirket vekili Av. ... ve Davalı ...'ın yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı..21/06/2018
Başkan ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Üye ...
e-imzalı
Katip ...
e-imzalı