İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/406 E. 2025/64 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/406
- Karar No
- 2025/64
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/07/2023 KARAR TARİHİ : 22/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/04/2023 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan... plakalı araç ile müvekkiline ait ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, sigortalı aracın tali yoldan dur levhasına rağmen durmayarak kurallara aykırı bir şekilde müvekkilinin aracına çarptığını, davalı şirketin sigortalısının tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davalı sigorta şirketi tarafından 2.222,00 TL ödeme yapıldığını, araç zararının tamamen karşılanmadığını, açıklanan bu nedenlerle şimdilik 100,00 TL değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davacı tarafın dava ile ilgili delillerini müvekkili şirkete tebliğ etmesi gerektiğini, davacı tarafın dava konusu araç hasarı için araç hasar tazminatı açısından hasar başvurusunda bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından davacı tarafa ve onarım için yetkili servis ve firmalara toplamda 18.575,05 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirket tarafından değer kaybı için davacı tarafa 2.222,00 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olduğunu, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması hususunu belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: 1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar, 2-Kazaya ilişkin kaza tespit tutanağı, 3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası, 4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar, 5-Dosyada mündemiç kusur ve makine mühendisi bilirkişi raporları, 6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası neticesinde araçta meydana gelen değer kaybının tazmini istemine ilişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak mevzuatın tespitine ilişkin yapılan değerlendirme; Türk Borçlar Kanunu'nun 49.maddesine göre; ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' hükmünü içermektedir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 90'ıncı maddesi "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak,... hesaplanır.Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır" düzenlemesini içermektedir. Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme; Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir. Yukarıda göreve ilişkin yapılan değerlendirmede davalı sigorta şirketine husumet yöneltildiğinden mahkememizin görevli olduğu açıklanmıştır. Davalıların sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme; Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır. İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır. Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle... plakalı aracın ZMSS ile davalı tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı) Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine de başvuru yaparak 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir. Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamı ve Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/2079 Esas, 2023/1003 Karar sayılı ve 20/06/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır. Kusura ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumunun tespiti amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup hazırlanan 12/12/2023 tarihli raporda özetle; A)... Plakalı Araç Sürücüsünün; Sevk ve idaresindeki otomobili ile 22014 sokak içerisinden gelerek kendisine heitap eden DUR levhasının yanına geldiğinde aracının hızını düşürmesi, kavşak girişinde duraklaması, anayol sınıfında ve yoğun trafik akışının bulunduğu ... Bulvarı solundan gelen taşıtlar var ise bu araçların uzaklık ve hızını dikkate alarak ilk geçiş hakkını vermesi bu araçların uzaklık ve hızını dikkate alarak ilk geçiş hakkını vermesi bu araçların geçişinden sonra güvenle geçişini yapması gerekir iken aksi hareket ile kavşak girişinde bulunan DUR levhasını dikkate almayarak kavşağı kontrol etmeden giriş yaptığı esnada aracının sol yan ön kısmına solundan gelen .. plakalı otomobilin geçiş yolunu kapattığından dolayı sol yan ön köşe ve ön sağ kısımları ile çarpmasına sebebiyet verdiğini bu eylemi neticesinde 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun sürücü kusurlarından 47/1-C kuralını ihlal ettiğini, meydana gelen kazada ağır ihmal ve ihlalinin olduğunu, B) ... Plakalı Araç Sürücüsünün; Sevk ve idaresindeki otomobili ile...Caddesi istikametinden gelerek ... Bulvarını takiben doğru ...Caddesi istikametine seyri sırasında sağında bulunan 22014 sokak içerisinden gelen ... plakalı otomobilin aniden ve kontrolsüz olarak geçiş yoluna kapatacak şekilde aniden kavşağa giriş yapması ile kavşak girişindeki hızının meskun mahal şartları üzerinde olduğunu gösterir çarpma şiddeti ve yaralama olmadığından meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasına etken herhangi bir ihmal ve ihlali bulunmadığını mahkememize bildirmiştir. Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanmış aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Zarara ilişkin yapılan değerlendirme; Kusur durumu tespit edildikten sonra aracın değer kaybının tespitine geçilmiştir. Dosyada yer alan 19/03/2024 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda özetle; 25/04/2023 tarihinde ... plaka sayılı araç ile ... plaka sayılı araç arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacının ...plaka sayılı aracında oluşan değer kaybı bedelinin değerlendirilmesine ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi içtihatları çerçevesinde aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde oluşan değer kaybının 4.000,00 TL olduğunu, Davalı tarafından davacı vekili hesabına 06/06/2023 tarihinde yapılan 2.222,00 TL değer kaybı ödemesinin mahsubu ile bakiye değer kaybının 1.778,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Değer kaybı talebi bakımından yapılan değerlendirme; Genel şartların uygulanma olanağı bulunmadığından burada zarar miktarının tespiti noktasında genel şartlardan önce mevcut olan uygulamanın esas alınması gerekecektir. Buna ilişkin olarak benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/7769 Esas, 2016/11925 Karar sayılı ve 26/12/2016 Tarihli ilamında "...Araçta meydana gelen değer kaybının; aracın serbest piyasa koşullarına göre kaza tarihi itibariyle hasarsız haldeki ikinci el rayiç değeri ile aracın yaşı, özellikleri, hasar miktarı ve hasarlı kısımların özelliği dikkate alınarak kazadan sonraki hasarlı halinin rayiç değeri tespit edilip bu iki miktar arasındaki azalmaya (farka) göre hesaplanması gerekir..." denilmektedir. Kazanın meydana geldiği tarihte KTK madde 90 yürürlükte olmadığı için KTK madde 90'ın yeni hali ile paralel Yargıtay içtihatları esas alınmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda dava konusu kaza nedeniyle aracın değer kaybının 4.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketinin kazanın meydana geldiği tarihteki poliçe limiti ise 120.000,00 TL'dir. Davalı sigorta şirketi tarafından 2.222,00 TL değer kaybı ödemesi yapıldığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda davacının poliçe limitleri dahilinde bakiye değer kaybı zararı 1.778,00 TL olarak belirlenmiştir. Bedel artırım talebi açısından değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu değer arttırım dilekçesi dava değerini 1.778,00 TL'ye yükseltmiş, değer arttırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir. Davacının talebinin, bilirkişi tarafından belirlenen değer kaybı miktarından davalı tarafından yapılan ödemenin tenzili talep edebileceği miktarla uyumlu olduğu görülmüş ve talep gibi hüküm tesis edilmiştir. Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme; Davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketlerine yaptığı başvuru tarihi 26/05/2023 tarihidir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 07/06/2023 tarihidir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile; 1.778,00 TL'nin davalının temerrüt tarihi olan 07/06/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 1.778,00 TL üzerinden alınması gereken 615,40 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 29,00 TL ıslah harcının toplamı olan 208,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 406,50 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL peşin harç ve 29,00 TL ıslah harcının toplamı olan 208,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 4.379,50 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan ve 179,90 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 4.559,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 1.778,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, dava değeri miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 22/01/2025