Diğer ·

2025/350 E. 2025/350 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2025/350
Karar No
2025/350
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/350 Esas - 2026/262 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/350 KARAR NO : 2026/262

... DAVA : Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 19/08/2025 KARAR TARİHİ : 10/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, "...." ibareli marka tescil başvurusu müvekkilinin markasına iltibas oluşturacak derecede benzer olup, söz konusu ibarenin marka olarak tescili halinde tüketiciler nezdinde karışıklık oluşturarak başvuru sahibi lehine, müvekkili aleyhine haksız avantaj sağlayacağını ve müvekkilinin markalarının itibarını zedeleyeceğini, markaların ayıt edici karakterini zedeleyeceğini, "sigorta yanımda her zaman yanındayız" ibareli marka tescil başvurusunun tamamen müvekkilinin markalarının ticari itibarından ve getirisinden faydalanmak amacı ile başvurulmuş bir marka olduğunu, nitekim müvekkilinin tescilli markalarında geçen hakim ve kök ibarelerle oluşturulmuş benzer bir marka olduğunu, başvurunun müvekkili şirketin tanınmış markasından faydalanma sağlayacağını ve sulandıracağını, davalının ürettiği mal ve hizmetler için marka olarak seçebileceği binlerce kelime seçeneği varken "sigorta yanımda her zaman yanındayız" ibaresini tercih etmesinin, müvekkiline ait seri markalarının ayırt edici karakterini zedelediğini, dolayısıyla müvekkilinin marka üzerindeki haklarını ihlal ettiğini beyan ederek ....kod no ile tescil başvurusu yapılan ve tescil işlemleri devam eden "sigorta yanımda her zaman yanındayız" ibareli markanın tescili halinde iptaline, hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı itiraz sahibi şirket her ne kadar ... iptal davası açmış olsa da .... sayılı kararın başvuru sahibinin itirazı üzerine verilen bir karar olduğunu, iptal davalarının, ... kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde açılması gerektiğini, ... tarafından verilen karara karşı, itiraz süresi içinde ... nezdinde incelenmek üzere itiraz edilmemişse, bu karara karşı mahkemede iptal davası açılamayacağını, davacı şirketin MDB kararına karşı ...’ya itiraz etmemiş olduğunu, idari başvuru yollarını tüketmeden dava açmasının mümkün olmadığını, açılan dava öncelikle idari başvuru yollarını tüketmeden –somut olayda davacı şirket ...’ya itirazda bulunmadığından dava hakkı yoktur- açıldığından reddine; HMK m.114 gereği de “hukuki yarar” sebebiyle dava şartı noksanlığından reddinin gerektiğini, Kurum kararında davacı şirket aleyhine karar verilmemiş olduğunu, aksine davalı şirketin tescil başvurusunun reddedilmiş olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili şirket tarafından davaya konu yapılan başvurunun ... tarafından reddedilmiş olduğunu, ret kararına yapılan itirazın da reddine karar verilmiş olduğunu, müvekkilinin eyleminin sadece başvuru düzeyinde kalmış ve reddi üzerine bu marka ya da slogan kullanılmamış olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davacı şahıs adına " sigorta yanımda her zaman yanındayız" ibaresinin Uluslararası NICE Sınıflandırma Sisteminin 36. sınıfında yer alan hizmetlerde kullanılmak üzere tescil başvurusu 16.10.2023 tarihinde yapıldığı, ... sayılı marka tescil başvurusu, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 12.12.2023 tarihli ve 434 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilanına karar verildiği, söz konusu ilan kararına davacı ve dava dışı bir şirket tarafından itirazlarda bulunulduğu, başvurunun ilanına yapılan itirazların, ilgili daire tarafından değerlendirilerek, dava dışı şirketin itirazının kabulüne, davacının itirazının reddine karar verildiği, davacı tarafından söz konusu karara karşı ... nezdinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, karara karşı davalı şirket tarafından ...’da görüşülmesi için itiraz dilekçesi sunulduğu,....tarafından davacının itirazı ... sayılı kararı ile itirazın ve başvurunun reddine karar verildiği belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Dava konusu .... sayılı ... Kararı, dava konusu marka başvurusunun dava dışı bir şirketin itirazı üzerine ... tarafından reddedilmesi üzerine, davalının ... nezdinde yapmış olduğu itiraz üzerine verilen bir karar olduğundan, inceleme ve değerlendirmeler sadece hükümsüzlük talebi bakımından yapılmıştır. Taraf Markaları Arasında Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı; 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” hükmüne amirdir. 6769 sayılı SMK’nin 6/1 maddesi anlamında benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman kriterleri ele alınmalıdır. Yerleşik Yargıtay içtihatları ile sabit olduğu üzere; bir markanın bir başka marka ile benzer olup olmadığı müşterisi hafızasında bıraktığı imaja göre belirlenir. Bir marka, hizmet veya malın, diğer bir marka, hizmet veya malla karşılaştırılarak benzerliği tespit edilirken marka, mal veya hizmete bütünsel bir açıdan yaklaşılmalı ve müşterileri nezdinde bıraktıkları izlenim dikkate alınmalıdır. Nitekim..... sayılı kararında; “…556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 8/1-b bendi uyarınca markaların iltibas yaratıp yaratmadıklarının belirlenmesinde, markaların kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının alıcısı olan ortalama düzeydeki halk nezdinde karıştırılma tehlikesi bulunup bulunmadığının tespiti gereklidir. Bunun için de işaretleri oluşturan harf, kelime, şekil gibi asıl ve yardımcı unsurların değerlendirilmesi zorunludur... Dairemizin bu konuda yerleşik içtihatları uyarınca asıl unsurun; bunların ayırt edici ve baskın unsurları unutulmaksızın markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt ediciliği vurgulayan imajda aranması gereklidir...” denmektedir. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır . Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı ; Dava konusu 36. sınıftaki hizmetlerin davacının redde gerekçe ... sayılı markalarının kapsamında aynen yer aldığı, Öte yandan, dava konusu 36. sınıfta yer alan “Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.”nin davacının redde gerekçe ... sayılı markasının kapsamındaki “inşaat hizmetleri” ile benzer olduğu, zira, her iki hizmetin de tüketici kitlesinin benzer olduğu, ayrıca söz konusu hizmetlerin tamamlayıcı hizmetler olduğu, Tüketici Kitlesi: Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Bu kapsamda taraflar arasında aynı olduğu kanaatine varılan 36. Sınıf hizmetlerinin tüketicisinin gündelik rutin ihtiyaçlarını karşılamadığı, sık sık satın alınan hizmetlerden olmadığı, sigorta veya finansal bir hizmetinden faydalanmak isteyen ilgili tüketicilerin çoğunlukla belli bir ihtiyaca yönelik hareket ettiği yahut bu sektörde çalışan uzman kimseler ve firmalardan oluştuğu, işbu hizmetler için yüksek bir piyasa araştırması gerektirdiği değerlendirilmektedir. Zira bu hizmetlerin alıcılarının bu hizmetleri satın almadan önce, makul ölçüde bir araştırma ve inceleme aşamasından geçerek seçici davranırlar. Örneğin bu sınıf kapsamında sigorta yaptırmak isteyen kimse ihtiyacına göre hayat sigortası, araç sigortası gelir koruma sigortası, hayvan hayat sigortası vb. şekilde seçenekler arasında şartları kendisine uyan sigortayı piyasada bu hizmeti veren firmalar ile kıyas yaparak tercihini o yönde kullanacaktır. Nitekim kredi kullanmak isteyen bir kimse de kredi için gerekli şartları sağlaması gerekmektedir. Bunlar “18 Yaşını Doldurmuş Olmak, Yeterli Kredi Notuna Sahip Olmak, Yeterli Bir Gelire Sahip Olmak ve Bu Geliri Belgeleyebilmek, Yeterli Bir Süre Sigortalı Olarak Çalışmış Olmak, İpotek Verilecekse Eş Rızasının Yazılı Olarak Bankaya Verilmesi, Banka İsterse Kefil Olacak Bir Kişinin Bulunması” gibi şartlardır. Bununla birlikte gerekli belgeleri hazırlaması gerekmektedir. Özetle bu sınıf kapsamındaki hizmetlerden yararlanmak isteyen kimselerin ortalamanın üzerinde bir efor sarf etmeleri gereklidir. Dolayısıyla tüketicilerin bilinç, dikkat, bilgi ve özen seviyesinin daha yüksek olduğu, Marka İşaretlerinin Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacıya ait redde gerekçe markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu marka, turuncu zemin üzerine, beyaz renkte, düz, standart karakter kullanılarak, ilk harfleri büyük “Sigorta Yanımda” ibaresi ile bu ibarenin sol tarafında tokalaşan iki el figürünün yer aldığı karma bir markadır. Marka hukukunda söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “Sigorta Yanımda” ibaresi olduğu, Davacıya ait redde gerekçe markalar münhasıran “yanımda” ibaresi veya bu ibare ile birlikte “her şey” / “güvencem” ibarelerinin bulunduğu, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markalarıdır. Redde gerekçe markaların esas unsurlarının bütüncül olarak “yanımda” / “her şey yanımda” / “güvencem yanımda” ibareleri olduğu, Bu açıklamalar kapsamında; dava konusu marka ile davacı markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde; her ne kadar dava konusu marka ile davacının redde gerekçe markalarında “yanımda” ibaresi ortak olarak yer alsa da, ilgili tüketicinin dava konusu markayı bölme yoluna gitmeden bütüncül olarak “sigorta yanımda” olarak algılayacağı, “yanımda” ibaresinin ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olması nedeniyle küçük eklemelerle davacı markası ile marka işaretleri bakımından benzer olmayan farklı ibarelerin meydana getirilebileceği, bu duruma da davacının katlanması gerektiği, dava konusu markada yer alan “sigorta” ibaresinin markaları işitsel, görsel ve kavramsal olarak farklılaştırmaya yeterli olduğu, öte yandan söz konusu markanın tertip tarzının farklı olması nedeniyle dava konusu marka ile aralarında oldukça yüksek görsel farklılık bulunduğu, bu farklılıkların görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu, dolayısıyla tüketici nezdinde işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı değerlendirilmiş, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel olarak benzerlik bulunmadığı, Karıştırılma İhtimali ; Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Avrupa Topluluğu Adalet Divanı iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Sonuç olarak, her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki hizmetler redde gerekçe markaların kapsamında aynen/benzer olarak yer alsa da dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı, Tanınmışlık İddiaları ; Dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesi neticesinde, davacıya ait markaların ... tanınmış marka sicilinde kayıtlı olmadığı tespit edilmiş, ayrıca tanınmış olduğuna dair mahkememizce de bir kanaat oluşmamıştır. Dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususların değerlendirilmesi için ilk şart dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik olmasıdır. Yukarıdaki bölümlerde bahsedildiği gibi, somut olayda, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, bu tehlikelerden birisinin gerçekleşme ihtimalinin ve davalı başvurusunun davacıya ait “yanımda” ibaresini içeren markalarının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığının davacı tarafından ispat edilemediği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı,

Kötü Niyet İddiaları; Somut olayda, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi, kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemeyeceği, kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Ayrıca, davalı şirketin, davacı markasından haberdar olmamasının imkansız olduğu ifade edilmişse de, Yargıtay içtihatlarına göre marka tescilinde kötü niyet kavramı bu kadar geniş yorumlanmamaktadır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren başka bir beyan veya kanıt sunulmamıştır. Bu nedenle, velev ki markalar arasında karıştırılma ihtimali olsa dahi, somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir- davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük sebebi oluşturmadığı, Netice İtibariyle Hükümsüzlük Talebi Bakımından: Dava konusu hizmetlerin davacıların redde gerekçe markalarının kapsamında aynen/benzer olarak yer aldığı, Dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, Dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunmadığı, Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, Sonuçlarına ulaşılmış ise de dava konusu markanın karar tarihi itibariyle tescilli olmadığı belirlenmiş, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : 1-.... sayılı kararının iptali talebinin usulden reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davaya konu marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin haklılık durumuna göre davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile diğer davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2025/350, K. 2025/350, T. 10.06.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2025-350-e-2025-350-k-03f96f06ef9f