Diğer ·
2025/1316 E. 2026/888 K.
- Mahkeme
- Diğer
- Esas No
- 2025/1316
- Karar No
- 2026/888
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/1316
KARAR NO : 2026/888
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/03/2025
NUMARASI : 2025/79 Esas - 2025/262 Karar
DAVANIN KONUSU: Kasko Sigorta Poliçesine Dayalı Rücuen Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/05/2026
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... A.Ş. arasında...plakalı araç için arabam garantide kasko sigorta poliçesi düzenlendiğini, aracın dava dışı ... kullanımında iken davalı ... Hizm. A.Ş. tarafından... ...Sözleşmesi kapsamında korunan ... Sitesi'nde bulunan evinin önünden kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından çalındığını, hırsızlık olayı nedeniyle müvekkili tarafından sigortalısı olan dava dışı ... A.Ş.'ne 08.07.2014 tarihinde 93.500,00 TL sigorta tazminatı ödendiğini, 6102 sayılı TTK madde 1472 gereği müvekkilinin sigortalısının haklarına halef olduğunu, meydana gelen zarardan ... Sitesinin anlaşmalı güvenlik şirketi olan davalı ... ...A.Ş.'nin sorumlu olduğunu beyanla şimdilik (kısmi dava) 93.500,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen hırsızlık olayının kendi sorumluluk alanları olan ... Sitesinin dışında meydana geldiğini, herhangi bir kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını, bu nedenle de açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde;
-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
65.450,00-TL rucuen tazminatın ödeme tarihi olan 08/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekilinin istinaf nedenleri; davalı şirket ile yapılan... ...Sözleşmesi'ne göre davalı güvenlik şirketinin zararın tamamından sorumlu olması gerektiği, dava dışı ... A.Ş.'nin ve dava dışı ...'ün kusurunun bulunmadığının ispat edildiği, davalı güvenlik şirketinin hırsızlık olayının önleyemediği ve tam kusurlu olduğu, tespit edilen kusur oranlarının davalı güvenlik şirketi ile dava dışı ihbar olunan ... Yönetimi'nin iç ilişkisine ilişkin olduğu, bu durumun müvekkiline sirayet edemeyeceği, sorumlu olan kişiler arasında müşterek ve müteselsil sorumluluk bulunduğu, dolayısıyla zararın tamamına hükmedilmesi gerektği, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talebine yöneliktir.
Davalı vekilinin istinaf nedenleri; görevsiz mahkemede alınan bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, mahkemeye süresi içinde tanık listesi sunulmadığı belirtilmiş ise de yasal süre içerisinde tanık listesi sunulduğu, ilk derece mahkemesince işin esasına girilerek kusur ve gerekçesinin belirlenmesi gerektiği, davacı tarafından ileri sürülen taleplerin zamanaşımına uğradığı ve bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiği, müvekkilinin sözleşme hükümlerine göre yükümlülüklerini yerine getirdiği dolayısıyla dava konusu hırsızlıkla ilgili sorumluluklarının bulunmadığı, gerekli tedbirleri alması gerekirken almayan dava dışı ...'ün asli kusurlu sayılması gerektiği, davacı sigorta şirketinin dava dışı sigortalısına yaptığı ödemenin teminat kapsamında olmadığı, lütuf ödemesi kapsamında olduğundan müvekkil şirkete rücu edilmemesi gerektiği, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması ve davanın reddi taleplerine yöneliktir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesi kapsamında sigortacı tarafından yapılan ödemenin halefiyet ilkesi gereğince zarar sorumlusundan tahsili isteğine ilişkindir.
Eldeki davada ilk derece mahkemesince araç çalınma olayının gerçekleşmesinde taraf kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin bilirkişi raporu aldırılmış ise de; davalının, sigorta şirketinin sigortalısına yaptığı ödeme miktarından değil, sadece gerçek zarar miktarından kusuru nispetinde sorumlu olacağının gözetilmemesi hatalıdır.
Bu durumda mahkemece aracın çalındığı tarihteki gerçek piyasa rayiç değerinin ne olduğu konusunda açık ve denetlenebilir gerekçeler içeren bir bilirkişi raporu temin edilmeksizin talebin tamamının kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Bu yönüyle davalı vekilinin istimaf talebi yerindedir.
Eksik inceleme, araştırma ve değerlendirme ile karar verilemez.
Kabule göre de; 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesinde "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" demekle birden çok kişinin zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğü şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır.
Müteselsil borçluluk niteliği itibariyle bölünebilen bir edimin birden fazla borçlusundan her birinin edimin tamamını ifa etmekle yükümlü olduğu bir borçluluk türü olup borçlulardan birinin edimin tümünü ifa ederek alacaklıyı tatmin etmesi halinde, evvelce mevcut olmasa dahi ifayı gerçekleştiren borçlu ile diğer borçlular arasında bir hukuki ilişki doğacaktır. Alacaklıyı tatmin eden bir borçlu, kendisine isabet eden paydan daha fazla bir ödemede bulunduğu takdirde bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabilecektir. Bu durum bir borçlunun alacaklıyı tatmin etmesi halinde diğer borçluların da alacaklı karşısında alacaklının tatmin edilmesi ölçüsünde borçtan kurtulmalarının (BK m. 145/I) doğal bir sonucudur. Buna bağlı olarak yasa koyucu da alacaklıyı tatmin eden borçlunun kendi payından fazla ödemede bulunması durumunda bu fazlalık ölçüsünde diğer borçlulara başvurabileceğini açıkça düzenlemiştir (BK m. 146/I). Bu şekilde belirlenen hak o borçlunun rücu hakkıdır. Yasa koyucu kendi payından fazla ödemede bulunan bir borçluya tanıdığı rücu hakkını kuvvetlendirmek amacıyla (BK m. 146/I) halefiyete de yer vermiştir.
Dava konusu olayda davalının %70, dava dışı ... Site Yönetiminin %30 oranında kusurlu olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Mahkemece; davalının kusuru oranında zararın tazmininin istenebileceği görüşünden hareketle karar verilmiş ise de, zarar sorumluları arasındaki sorumluluğun müştereken ve müteselsilen sorumluluk olduğunun anlaşılmasına göre, mahkemece davalının kusur oranında değerlendirme yapılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç itibariyle, davalı vekilinin yapılan istinaf başvurusunun az yukarıda açıklanan nedenle kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK.m.353/1-a/6 hükmü kapsamında kaldırılmasına ve açıklanan biçimde inceleme, araştırma ve değerlendirme yapılarak taraflar arasındaki uyuşmazlık hakkında yeni bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine; kaldırma kararının gerekçesi gözetildiğinde davalı taraf vekilinin sair, davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının bu aşamada değerlendirmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca,
1/Davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 18/03/2025, 2025/79 Esas, 2025/262 Karar
sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,
2/Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine,
3/İstinaf yasa yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendilerine iadesine,
4/Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince, kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/05/2026