Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1785 E. 2026/783 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1785
- Karar No
- 2026/783
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
53.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2022/1785
KARAR NO: 2026/783
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 26/11/2021
NUMARASI: 2020/325 Esas, 2021/900 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ : 10/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin karşı taraf ... Boya (... İnşaat) ile dış cephe izolasyonunun ve cephe estetiğinin yerine getirilmesi işi için anlaştığını, davalı ... Boyanın (... İnşaat), uygulama için... ... A.Ş.'yi taşeron şirket olarak müvekkili şirketi ile anlaştırdığını ve müvekkili şirketin de bütün malzemeyi davalı ... Boya'dan (... İnşaat) aldığını, akabinde de davalı... ... A.Ş.'nin 162 daireden oluşan 4 blok üzerinde, blokların bütün cephelerinde uygulamayı yapıp işi bitirdiğini, davalı ... Boya'nın (... İnşaat) ... ... A.Ş.'nin uygulamasını ve malzemesini müvekkili şirkete garanti ettiğini, bütün bloklarda ve blokların bütün cephelerinde ve neredeyse her katta geçen kısa zaman içerisinde ayıpların ortaya çıktığını, mevcut ayıpların hem kullanılan malzemenin kalitesizliğinden hem de düzgün işçilik yapılmamasından meydana geldiğini, müvekkili şirketin durumu davalı ...yetkililerine haber verdiğini, müvekkili için herhangi bir ödeme yapamayacaklarını söylediklerini, müvekkili şirketin davalı... ...'yı aradığında ise yetkililerin hasarı gideremeyeceklerini, maddi durumlarının olmadığını beyan ettiklerini, müvekkili şirketin müteahhit firması olarak dairelerde oluşan hasarları gidermek zorunda kaldığını, Gaziosmanpaşa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/35 Değişik İş sayılı dosyasından alınan 18.09.2019 tarihli bilirkişi raporunda toplam 300.000,00 TL zarar belirlendiğini, bu raporun eksik ve yetersiz olduğunu, rapora itiraz ettiklerini, sayın mahkemenin itirazlarının başka bir delil tespitine konu olması sebebi ile itirazlarını hatalı olarak reddettiğini ve yeni bir inceleme yapmadığını, zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak uzlaşamadıklarını, fazlaya dair olan bütün talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000,00 TL kısmi maddi zararın dava tarihinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, Gaziosmanpaşa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/35 D.İş sayılı dosyasına konu olanlar da dahil olmak üzere bütün yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin de karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde belirttiği üzere, davacı ile diğer davalı ... Boyanın bir sözleşme akdettiğini, diğer davalı ... Boya'nın bir garanti taahhüdünde bulunduğunu, sundukları ve davacının da bahsettiği sözleşmenin sadece müvekkilinin ne şekilde imalatı yapacağına ilişkin olduğunu, yapılan ana sözleşmenin davacı ile diğer davalı arasında olup müvekkiline yüklenenin sadece işin nasıl ve hangi malzemeler ile yapılacağının bildirilmesinden ibaret olduğunu, bu noktada davacının ana sözleşmeyi akdettiği taraf ...olduğunu, müvekkilinden talepte bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkil yönünden davanın husumet yokluğundan derhal reddi gerektiğini, davacının zararının ve ayıbın olduğunu iddia ettiğini, bu zarar ve ayıbın ispat edilmiş olmadığını, iddia olunan ayıbın neden kaynaklı olduğuna ilişkin ortada hiçbir somut delil de olmadığını, müvekkilinin diğer davalı ... Boyanın işlerini yaptığını, söz konusu davaya ilişkin yapım işlemlerini kendisine sağlanan malzeme ile yapıp kusursuz ve hatasız bir şekilde teslim edip edimini ifa ettiğini, müvekkil tarafından teslim edilen üründe herhangi bir işçilik hatası bulunmadığı gibi teslim tarihi ve akabinde müvekkile “işçilik” hatasından kaynaklanan bir hasarın olduğu da hiçbir suretle bildirilmiş olmadığını, iddia edilen zararın müvekkil tarafından yaratılmadığını, davacının müvekkile karşı ikame ettiği davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davacının haksız ve hukuksuz davasının öncelikle husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, sayın mahkemece usulden redde karar verilmediği takdirde davanın esastan reddine karar verilmesini, hükmedilecek yasal vekalet ücretini ve yargılama giderlerinin haksız davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının giderdiğini iddia ettiği zararın, davacı ile... arasında akdedilen sözleşmeye aykırılık sonucunda doğduğunun davacının kabulünde olduğunu, müvekkili şirketin bu sözleşmenin tarafı olmadığı gibi yine müvekkilinin, söz konusu sözleşmeler gereğince hasıl olacak kazanca ve zarara da ortak olmadığını, davacı ve...'nin, bu sözleşmeyi kendi nam ve hesabına yaptığını, sırf müvekkil şirketin ürünlerinin kullanılması, (ki bu ürünlerin kullanıldığının ispat edilmesi zorunludur) müvekkilinin bu zararı karşılaması sonucuna neden olamayacağını, davacı ile diğer davalı... arasında hukuki bakımdan “ticari bir satış” söz konusu olduğunu, ticari satışa konu ürünlerin üreticisi olduğu iddiası ile ticari satış sözleşmesine taraf olmayan müvekkili şirkete işbu davada husumet yöneltilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kârı ve zararı sözleşme taraflarına ait sözleşmeye dayanarak davacının ödemek zorunda kaldığını iddia ettiği zararını müvekkili şirkete rücu etmesinin açıkça hukuka aykırı olacağını,öncelikle müvekkili şirket yönünden husumet yokluğundan davanın usulden reddine, aksi takdirde davacının talepleri uygulama işini yapan diğer davalı ile arasındaki sözleşmenin ifasından kaynaklandığından usul, yasa ve somut olaya aykırı haksız davanın ve taleplerin müvekkili şirket yönünden esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan ... vekili dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin rücu edilecek bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirkete zararın oluştuğu bildirildiğinde, Haziran 2017 tarihinde uzman çalışanları ile birlikte yerinde incelemelerde bulunduğunu, özellikle kabarmanın olduğu bölgeden çıkarılan kesitte müvekkilin fason olarak ürettiği ürün değil, ... marka Yunanistan' dan ithal bir taş yününün kullanıldığının görüldüğünü, başka bir ürün kullanılmış olmasına rağmen, bu farklı üründe dahi kabarmanın hatalı üretilen taş yününden değil, uygulama nedeniyle taş yününün ıslak, tozlu ya da yağlı kalmış olması nedeniyle kabardığının tespit edildiğini, cüruftaki olası sorun taş yününün yağmurlu havada veya tozlu kirli ortamlarda açık vaziyette kalması durumunda kabarmaya sebep olduğunu, hem davaya konu zararı oluşturan probleme kaynak teşkil etmediğini, hem de ürünün üretimiyle değil, tamamıyla uygulamadan kaynaklı olduğunu gösterdiğini, kusurun taş yünü üretiminden değil, davalı uygulamacı... ... ....A.Ş.'nin uygulama ve dış cephe boyası için uygun olmayan boya ve astar kullanımı nedeniyle oluştuğunu, yağmur yağdığında daireler içerisine su sızmasının taş yünü ürünüyle değil, inşaatın başka malzemelerinin ayıplı olmasıyla ilgisi olduğunu, o dönemde müvekkili tarafından yapılan gözlemlerde tespit edilen aksaklıklar dairelerin içerisine bahsedilen şekilde su sızmasına sebep olacak nitelikte olmadığını, müvekkili şirketçe 2017 yılındaki işbu tespitinde gözlemlediği ve müvekkile alakalı olmayan kusurların giderilebilmesi için 29.400,00 TL harcanmasının yeterli olacağı kanısına varıldığını, davacının dosyaya ibraz ettiği Gaziosmanpaşa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/35 D.İş nolu dosyasındaki bilirkişi raporunun da tespit ve iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, raporda bahsi geçen kusurların uygulamadan kaynaklı olduğu açıkça belirtildiğini, olayda üretimden kaynaklanan bir ayıp mevcut olmadığı, bu nedenle de sadece fason ürünün üreticisi olan ve uygulamayla ilgili hiç bir sorumluluğu bulunmayan müvekkilinim rücu sorumluluğu olamayacağı için haklarındaki davanın reddi ile masraf ve vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılamada, davacı ile davalı... arasında dış cephe sıva ve taş yünü kaplaması işi için sözleşme imzalandığı, yapılan işin alınan rapora göre ayıplı olduğu, bundan uygulayıcı olan...'nin sorumlu olduğu, bilirkişi raporunda hesaplanan zarar miktarının benimsendiği, davacı yanca sunulan ıslah değil bedel artırım dilekçesi olduğundan davalının ıslaha cevap için süre talebinin reddedildiği, davacı ile davalı ... arasında bir sözleşme bulunmadığı gibi davacının dilekçesi ekinde sunulan yazı da tek başına bu davalıyı sorumlu tutmak için yeterli görülmediği gerekçesiyle; davacının davasının davalı... yönünden kabulü ile; 441.475,52 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte adı geçen davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; rapora karşı itirazlarının dikkate alınmadan karar verildiği, garanti taahhüdünde malzemeye ilişkin hüküm olmadığı, garantinin uygulama işine ilişkin olduğu, işbu belge, davalının verdiği 14.12.2018 tarihli bilgi başlıklı yazısı ve tanık anlatımları itibariyle davalı ...'in de sorumlu olduğu gerekçeleriyle kararın ... yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline ait defterler incelenmeksizin karar verildiğini, tüm ürünlerin davalı ...'ten temin edilerek işin yapılıp teslim edildiği, bu süreçte ayıplı ve eksik ifa bildiriminde bulunulmadığı, kullanılan malzemenin kalite ve yetersizliğinin laboratuvar ortamında deneye tabi tutulması gerektiğine dair bilirkişi görüşüne rağmen bu konuda araştırma yapılmaksızın karar verildiği, zararın miktarı ve bedelinin tespiti noktasında herhangi bir tekniğe dayalı olmadan hesaplama yapıldığı, malzeme temin eden kişi olması ve garanti vermesi itibariyle diğer davalı yönünden davanın reddine dair kararın hatalı olduğu gerekçeleriyle, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı taraf ise yüklenicidir.
Davacı iş sahibi davalı ... ile yaptığı anlaşma uyarınca diğer davalı yüklenici (... ...) ile yaptığı dış cephe sözleşmesi kapsamında ayıplı ifaya dayalı uğranılan zararın tazminini her iki davalıdan talep etmiş, davalı... ana sözleşme tarafının davalı ... olduğunu ve teslim edilen işin kusurlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, davalı ... ise taraflarla sözleşme ilişkisinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş olup, mahkemece davalı... yönünden açılan davanın kabulüne, davalı ... yönünden açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş, verilen karar davacı ve davalı... tarafından istinaf edilmiştir.
Davalı ...yönünden yapılan incelemede:
Sözleşmeler hukukunun temel prensiplerinden biri de sözleşmenin ancak tarafları arasında hüküm ve sonuç doğuracağıdır. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi denilen bu prensibe göre sözleşmede taraf olmayan biri hakkında bu sözleşmeden kaynaklanan hükümlere göre herhangi bir talep ileri sürülemez. Davadaki taraf sıfatı (husumet) ancak sözleşmeye taraf olması halinde kabul edilebilir. Aksi halde aktif (davacı yönünden), pasif (davalı yönünden) husumet yokluğu nedeniyle davanın esastan reddine karar verilir. Mahkemece belirtilen bu esaslara göre dayanak sözleşmenin tarafı olmayan davalı ...yönünden husumetten verilen ret kararında da usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin buna yönelik istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalı... ... yönünden yapılan incelemede:
Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici (... ...) arasında imzalanan 12.07.2016 tarihli birim fiyatlı sözleşmenin 14.maddesinde yapılan imalatın 5 yıl boyunca yüklenici garantisinde olduğu, ayıp olması halinde yüklenicinin gidereceği, yüklenicinin gidermemesi halinde iş sahibince yapılacağı ve bu işlemler için ödenen tüm masrafların yüklenici tarafından ödeneceği, ödenmemesi halinde dava yoluyla tazmin edileceği kararlaştırılmıştır.
Davacı iş sahibince alınan 29.07.2019 tarihli delil tespit raporunda; kullanılan malzemelerin ayıplı olup olmadığının deney/test ile tespit edilebileceği ancak, yapılan işin ayıplı olduğu, giderim bedeli toplamının 300.000 TL olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece alınan raporda ise; delil tespit raporuna atıf yaparak davalı yüklenicinin ayıptan sorumlu olduğu, davacı tarafından ayıbın giderilmesi için yapılan harcama toplamının 441.475,52 TL olduğu görüşü bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; ayıbın varlığı, miktarı ve bedeline ilişkindir.
Eser sözleşmelerinde kural olarak, iş sahibi teslimden sonra açık ayıplarda makul sürede, gizli ayıplarda ayıbın ortaya çıkmasından itibaren derhal yükleniciye ihbarda bulunmak zorunda ise de, garanti olması halinde ihbar zorunluluğu aranmaksızın garanti süresi içinde bu ayıpların ücretsiz olarak giderileceği kabul ve taahhüt edilmiş sayılır.
İhtilafın dayanağı olan sözleşmede yapılan imalatın 5 yıl boyunca yüklenici garantisinde olduğu kararlaştırılmış olup, davacı iş sahibi bu süre içinde ihbar yükümlülüğü olmaksızın ayıplı ifa bedelini talep edebileceğinden, davalı vekilinin ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmediğine yönelik istinaf talebi yerinde görülmemiştir.
Mahkemece bilirkişi raporu hükme esas alınarak dava kabul edilmişse de, karara esas alınan bilirkişi raporunda davacı iş sahibinin talep edebileceği ayıp bedelinin davacının dava dışı ... firmasına yaptığı ödemeler ve vinç masrafları esas alınarak belirlenmiş olup; davacının ticari defter kayıtları, 3.kişi ile yaptığı sözleşme ve varsa bunların faturalandırılmış olması tek yanlı yapılan iş ve işlemlerden olup, her zaman temini ve yapılması mümkün olduğundan, ayıp iddiasının ve talep edilebilecek bedelin ispatı için yeterli değildir.
Bu nedenle mahkemece, gerekirse yeniden yerinde keşif yapılarak, davadan önce alınan delil tespit raporu, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu, taraf iddia ve savunmaları ile tüm dosya birlikte değerlendirilerek; ayıplı işlerde talep edilebilecek bedelin (ayıbın giderim bedeli) teslim tarihindeki piyasa rayiçlerine göre belirlenip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, eksik incelemeye dayalı mahkeme kararı yanlış olmuştur. Davalı vekilinin bu nedenle istinaf talebinin kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalı ... vekilinin yukarıda açıklanan nedene dayalı istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE,
2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
3-.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ..../11/2021 tarih, 2020/... Esas, 2021/....Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
4-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
5-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
6-Davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
7-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
9-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 10/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.