Diğer ·

2024/91 E. 2026/213 K.

Mahkeme
Diğer
Esas No
2024/91
Karar No
2026/213
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/91 Esas KARAR NO : 2026/213

DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 16/04/2024 KARAR TARİHİ : 15/10/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, davalı tarafın müvekkilinin tescilli markasının, tarihi niteliğe haiz işletmesinin ve tanınmışlık düzeyi yüksek ürünlerinin tanınmışlığından hukuka aykırı olarak yararlandığını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, bunun sonucunda müvekkilinin ticari itibar kaybına uğradığını, müşteri kaybettiğini, kendi emeğinin karşılığını alamadığını, davalı taraftan alışveriş yapan tüketicilerin üründen memnun kalmadığını, buna bağlı olarak marka itibarı kaybının yaşandığını, kalitesinin düştüğü algısı ile bundan madden ve manen müvekkilinin zarar gördüğünü ve ciro kaybı yaşadığını, davalının taklit ürünlerinin gerçek ... ürünü olduğunu zannederek aldanan tüketicilerin müvekkilinin işletmesine tepkilerini yönelttiğini ve karalama faaliyetleri gerçekleştirildiğini beyan ederek davalının, marka tecavüzü ve aynı zamanda haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespitine, ref'i ve men’ine karar verilmesini, davalının bu hukuka aykırı eylemlerinin durdurulması ve önlenmesi amacıyla; "..." ile içeriginde "..." geçen internet ve fiili kullanımlar dahil olmak üzere tüm kullanımlarının tedbiren durdurulmasına, önlenmesine, "...", "...", "..." sitelerinde davalıya ait olan ve "..." adı ile satış yapılan online restoranların kapatılmasına, engellenmesine, kaldırılmasına karar verilmesini, yargılama safahatında tespit edilecek varsa diğer adreslerde bulunan işletmelerdeki "..." ve "..." ibareli tabela, pano ve her türlü tanıtım materyallerinin toplatılmasına ve el konularak imha edilmesi ile bu hususlarda dava süresince ve hüküm kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, “...” isminin patenli sahibinin... olduğunu, ... çok ünlü ise o halde Türk Patent Kurumunun bu başvuruyu onaylamaması veya davacıya bildirimde bulunması gerektiğini, kurum tarafından onay verilen ...’ın marka patentinin denetimden geçtiğini, davacının kendi üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kişinin kendi kusurundan faydalanamayacağını, davacının tanınmışlığına ilişkin iddiaların abartılı olduğunu, ...'ni tanıyacak kadar bilgi sahibi olan müşterilerin bu pastanenin ...’nda yer aldığını ve tek olduğunu, şubesinin olmadığını bileceğini, dolayısıyla tanınmışlık söz konusu edilecek ise davacı tarafça tanınmış olduğunu iddia edilen “...” şubeleşmiş bir pastane zinciri olmadığı, ...’nun meşhur ... olduğu, bu pastanenin yalnızca ...’nda olduğunun markadan etkilenmesi mümkün olan müşterilerin bileceğinin dikkate alınması gerektiğini, davacının taklit ürün iddiasında bulunduğunu, kendi isimlerinin diğer işletmelerle karıştırıldığını ve şikayet aldıklarını, cirolarının düştüğünü beyan ettiğini, bu hususta taklit ürünün ne olduğunu değerlendirilmesi gerektiğini, davacının ... tatlısının mucidi olmadığını, böyle bir algı varsa da bunun doğru olmadığını beyanla, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava: marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Dosyaya taraflarca sunulan 15/10/2026 tarihli dilekçe incelenmiş olup, tarafların sulh oldukları, anlaşma sağladıkları, taraf vekillerinin vekaletnamesinde sulh yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır. Sulh 6100 sayılı HMK'nın 313 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre "Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir." Somut hadisede, taraf vekillerinin mahkemeye sundukları sulh protokolü ile sulh sözleşmesi doğrultusunda karar verilmesini talep ettikleri açıkça anlaşılmaktadır. Gelinen aşamada HMK'nın 315. maddesinin emredici hükmü gereğince sulh sözleşmesi gereğince karar verilmiş, yargılama gideri ve vekalet ücreti bakımından da sulh sözleşmesindeki hükümler gözetilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraflar arasında düzenlenen sulh protokolü çerçevesinde davanın KABULÜNE, 15/10/2026 imza tarihli sulh protokolünün hükmün bir parçası ve ayrılmaz eki ayılmasına, Bu doğrultuda; sulh protokolünün tüm hükümlerinin aynen onaylanmasına ve hükümlerin mahkeme hükmü olarak icrasına, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 488,00 TL peşin harçtan, daha önce ödenen 427,60 TL'nin düşümü ile eksik kalan 60,40 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan; 427,60 TL Başvuru Harcı, 427,60 TL Peşin/Nisbi Harcı olmak üzere toplam 855,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Sulh sözleşmesi gereği vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/10/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Diğer, E. 2024/91, K. 2026/213, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/diger-karar-2024-91-e-2026-213-k-4513af3255ad