Danıştay · Danıştay
Danıştay 2025/425 E. 2025/973 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2025/425
- Karar No
- 2025/973
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/425 Karar No : 2025/973
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1-... 2-...Yönetimi Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-... 2-... ... 5-... 6-...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2024 tarih ve E:2023/6318, K:2024/6766 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Elazığ, Tokat ve Trabzon illerinde meydana gelen ve genel hayata etkili kabul edilen bazı afetler nedeniyle hak sahibi olan afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla ekli listede bulunan taşınmazların Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 04/06/2022 tarih ve 31856 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03/06/2022 tarih ve 5684 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Tokat ili, Reşadiye ilçesi, ... Köyü, ... ada ... parsel ve ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 20/11/2024 tarih ve E:2023/6318, K:2024/6766 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri; 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 21. maddesi ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesine yer verilerek, Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurabilmelerinin mümkün olduğu, Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliğinin düzenlendiği, Öte yandan, 5403 sayılı Kanun'un; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulduğu; 5403 sayılı Kanun ile tarım arazilerinin koruma altına alındığı ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlandığı, bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımının, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkün olduğu, Dosyanın incelenmesinden, 1990 yılında ... Köyü, ... Mahallesindeki heyelan afeti sonrasında, 11/02/1991 tarihli afete maruz bölge kararının alındığı, 1992 yılında yer seçimi işlemlerine başlanarak, 14/09/1993 tarihli protokolün düzenlendiği, 17/05/2002 tarihinde de kamulaştırma kararının alındığı, DSİ 72. Şube Müdürlüğünce su baskını riski taşıyan alanın dere ıslahının yapılamayacağının bildirilmesi ve başka alan bulunamaması üzerine söz konusu Köyün yatırım programından çıkarıldığı, nihayetinde uyuşmazlığa konu taşınmazlar ile ... ada ... sayılı parselin kısmen acele kamulaştırmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği ve 14/06/2022 tarihinde kamu yararı kararının alındığı, Diğer taraftan, uyuşmazlığa konu taşınmazların diğer paydaşları tarafından dava konusu işlemin iptali istemiyle açılan başka bir davada, Dairelerince ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararla dava konusu acele kamulaştırma kararının uyuşmazlığa konu taşınmazlara ilişkin kısmının iptaline dair verilen kararın, davalı idarelerce temyizi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2023/2643 sayılı dosyasında 06/12/2023 tarihli ara kararı ile uyuşmazlığa konu taşınmazlara tarım dışı amaçla kullanım izni verilip verilmediğinin sorulması üzerine dosyaya sunulan Tokat Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün ... sayılı yazısından, uyuşmazlığa konu taşınmazlarda Nazım ve Uygulama İmar Planı çalışması talebi kapsamında istenilen iznin 5403 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereği uygun görülmediğinin bildirildiği ve ... tarih ve K:... sayılı karar ile temyiz istemi değişik gerekçe ile reddedilerek Dairelerinin kararının onanmasına karar verildiği, 5403 sayılı Kanun ile ülkemiz açısından kıt bir kaynak olan tarım arazilerinin verimli, dengeli ve ekonomik olarak değerlendirilmesi amaçlanarak, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı için birden çok koşulun bir arada bulunmasının öngörüldüğü, bu bağlamda; tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı, ancak alternatif alan bulunmaması ve sayma suretiyle belirtilen şartların bulunmasının durumunda; Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verileceğinin düzenlendiği, Öte yandan, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabilmesi mümkün olup, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olmasının, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme de aykırı olacağı, Bu durumda, afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla tarım arazilerinin konut yapımı amacıyla tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olup, 5403 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca tarım dışı amaçla kullanımı uygun görülmeyen taşınmazların, afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlara yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı, Davalı idareler tarafından, 32 yılı bulan bu durumun çözümlenmesi ve hak sahibi ailelere tanınan hakkın teslimi için yer seçimi çalışmalarının yeniden programa alındığının belirtildiği, ancak davacıların sulu tarım arazisi olduğunu ileri sürdükleri taşınmazların, 1990 yılında meydana gelen heyelan afeti nedeniyle kamulaştırılmasında, acelelik halinin bulunduğunun, uyuşmazlıkta olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını zorunlu kılan nedenlerin açıkça ve acele kamulaştırmaya başvurmayı haklı kılacak objektif kriterler gözetilerek ortaya konulmadığı ve taşınmazların bir an önce kullanılması zorunluluğu doğduğunun da ortaya konulamamış olduğu görüldüğünden acelelik halinden de söz edilemeyeceği sonucuna varıldığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin uyuşmazlığa konu taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından, temin edilebilecek uygun nitelikte başkaca taşınmazın bulunamaması nedeniyle, köy içerisinde mülkiyeti şahıslara ait olan taşınmazların, kamulaştırma yoluyla yeni yerleşim yeri olarak seçilmesine ilişkin hukuka ve mevzuata uygun şekilde tesis edilen dava konusu işlemin, hem üstün kamu yararı hem de işlemin aceleliği yönünden acele kamulaştırma şartlarını sağladığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2.Dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmazlar yönünden yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 20/11/2024 tarih ve E:2023/6318, K:2024/6766 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 06/05/2025 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X-2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde, “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” gerekli olan taşınmaz malların acele kamulaştırma işlemine konu edilebileceği belirtilmiştir. Anılan maddede, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, "aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller" bakımından Kanun'da açık bir düzenleme bulunmadığından, sebep unsuru bakımından idareye takdir yetkisi tanındığı açıktır. İdarenin takdir hakkının kullanıldığı işlemlerin hukuka uygunluk denetimlerinde, idarenin takdir hakkını ortadan kaldıracak şekilde yargı kararı verilmesinden kaçınılması hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğu gibi, aynı zamanda Anayasanın 125. maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen; yargı yetkisinin, idarî eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlı olup, hiçbir surette yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı; yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idarî eylem ve işlem niteliğinde veya takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği yolundaki hükmün de zorunlu bir sonucudur. Bu bakımdan "açık takdir hatası" ve/veya "ölçülülük ilkesine aykırılık" halleri hariç, idareye tanınan takdir yetkisi üzerinde yargısal tasarrufta bulunulmamalıdır. İdareye tanınan takdir yetkisi, gerek Anayasa'nın 35. maddesinde, gerekse taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan kişilerin mülkiyet hakkı üzerinde etki doğurmaktadır. Anayasa'nın bahse konu 35. maddesinde, mülkiyet (ve miras) hakkının, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Bu durumda, acele kamulaştırma işleminin Cumhurbaşkanı Kararına dayandığı hallerde, Cumhurbaşkanınca kullanılan takdir yetkisi (yasal dayanağı bulunduğundan), kamu yararı amacına ve hukuka uygun olup olmadığı noktasında denetime tabi tutulmalıdır. Sonuç olarak, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde Cumhurbaşkanına tanınan takdir yetkisinin hukuka uygunluk denetiminin; acele kamulaştırma işleminin kamu yararı amacına hizmet edip etmediği ve kamu yararı ile davacıların kişisel çıkarları arasında adil bir dengenin bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Başka bir deyişle, bu hususlar açısından açık takdir hatası bulunup bulunmadığı ve/veya ölçülülük ilkesine aykırı hareket edilip edilmediği noktasında yargısal denetim yapılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta; acele kamulaştırma kararının, Elazığ, Tokat ve Trabzon illerinde meydana gelen ve genel hayata etkili kabul edilen bazı afetler nedeniyle hak sahibi olan afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla alındığı anlaşılmaktadır. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun uyarınca, afet sahaları içinde ve dışında yeniden iskan yerleri kurulmasında ve bu amaçla gerekli taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı bulunduğu açıktır. 1990 yılında ... Köyü, ... Mahallesindeki heyelan afeti sonrasında, 11/02/1991 tarihli afete maruz bölge kararının alındığı, 1992 yılında yer seçimi işlemlerine başlanarak 14/09/1993 tarihli protokolün düzenlendiği, 17/05/2002 tarihinde de kamulaştırma kararının alındığı, DSİ 72. Şube Müdürlüğünce su baskını riski taşıyan alanın dere ıslahının yapılamayacağının bildirilmesi ve başka alan bulunamaması üzerine söz konusu köyün yatırım programından çıkarıldığı, nihayetinde Tokat ili Reşadiye ilçesi ... köyü ... mahallesinde uzun yıllardır devam eden sorunun çözülmesi ve hak sahibi ailelere tanınan hakkın teslimi için temin edilebilecek uygun nitelikte başkaca taşınmazın bulunamaması nedeniyle uyuşmazlığa konu taşınmazlar ile ... ada ... sayılı parselin kısmen acele kamulaştırmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, hedeflenen amaçlara ulaşılması ve hak sahibi olan afetzedelerin kalıcı barınma ihtiyaçlarının karşılanmasında "acelelik hali" bulunduğu sonucuna varılmış olup, bu doğrultuda tesis olunan dava konusu acele kamulaştırma kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptali yolundaki Daire kararında ise hukuki isabet bulunmadığından temyize konu kararın bozulması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.