Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/872 E. 2025/921 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/872
Karar No
2025/921
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/872 Karar No : 2025/921

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2023 tarih ve E:2022/8784 , K:2023/14811 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. maddenin (A) fıkrası uyarınca, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun 01/10/2021 tarih ve 2021/726 sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun 12/05/2022 tarih ve 2022/1705 sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının görevden uzaklaştırıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2023 tarih ve E:2022/8784 , K:2023/14811 sayılı kararıyla; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza davası açıldığı ve ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının üniversite döneminde örgüte ait evlerde kaldığına, bu dönemde ev abisi olarak görev yaptığına, örgüt sohbetlerine katıldığına ve diğer hususlara yönelik Daire kararında yer verilen ifadelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu ifadelerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının görevden uzaklaştırıldığı tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 01/12/2016 tarihli tedbiren görevden uzaklaştırma kararı üzerine başlatılan adli süreçte hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarihli ... sayılı kararında kendisiyle ile ilgili herhangi bir gerekçe gösterilmeden, kişiselleştirme ve delil değerlendirmesi yapılmadan, -idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfiyetten uzak olması gerekirken- keyfi ve hukuka aykırı bir karar verildiği, temyize konu kararın somut değerlendirme yapılmadan, sunulmuş olan hiçbir delil, tanık beyanı, hts kayıtları vs delil değerlendirilmeksizin sadece aleyhe ancak hiç birisi birbirini tamamlamayan sekiz kişinin ifadesine dayandığı, kararın delillerin değerlendirilmesine ilişkin yeterli gerekçe ve açıklama içermediği, lehine delillerin dikkate alınmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Öte yandan, UYAP ortamında yapılan incelemede, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yapılan yargılama sonucunda, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, yüklenen suçun davacı tarafından işlendiği sabit olmadığı gerekçesiyle (CMK 223/2-e uyarınca) beraatine karar verildiği ve karara karşı istinaf talebinde bulunulduğundan kararın kesinleşmemiş olduğu anlaşılmıştır. 375 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2023 tarih ve E:2022/8784 , K:2023/14811 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 28/04/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/872, K. 2025/921, T. 28.04.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-872-e-2025-921-k-02fb27893c28