Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/3054 E. 2025/1588 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/3054
- Karar No
- 2025/1588
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/3054 Karar No : 2025/1588
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...'u temsilen ... Sendikası VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... VEKİLİ : Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onikinci Dairesinin 07/05/2024 tarih ve E:2022/4301, K:2024/2193 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... İdare Mahkemesinde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (B) fıkrası kapsamında sözleşmeli statüde mübaşir olarak görev yapan davacının, adalet hizmetleri tazminatından yararlandırılması talebiyle yaptığı başvurunun Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle reddi üzerine; 1. 17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan 'Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar'ın 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "her statüdeki sözleşmeli personele ödeme yapılamayacağına" yönelik düzenlemenin, 2. 06/06/1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın 3. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "Sözleşme ile çalıştırılacak personele sözleşme ücreti dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamaz ve sözleşmelere bu yolda hüküm konulamaz." şeklindeki düzenlemenin, 3. 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme'nin Üçüncü Kısmının Birinci Bölümünde yer alan "Adalet hizmetleri tazminatı" başlıklı 24. maddesinde, sözleşmeli statüdeki personele yer verilmemesi yolundaki eksik düzenlemenin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 07/05/2024 tarih ve E:2022/4301, K:2024/2193 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 128/2. maddesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 1/2., 4. maddeleri ve 152. maddesinin (G) bendi, 17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar'ın 11. maddesi ve ekli (III.) sayılı Cetvel'in F. Adalet Hizmetleri Tazminatı bölümü, 06/06/1978 tarih ve 7/15754 sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın 1. ve 3/4. maddeleri ile 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme'nin "Adalet Hizmetleri Tazminatı" başlıklı 24. maddesi hükümleri aktarıldıktan sonra, Bakılan davada uyuşmazlığın, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4. maddesinin (A) fıkrasında belirtilen memurlara ödenmesi öngörülen adalet hizmetleri tazminatının, statüleri, aynı maddenin (B) fıkrasında düzenlenen sözleşmeli personele ödenmesine imkân olup olmadığı, sözleşmeli personele, sözleşme ücreti dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamayacağı ve sözleşmelerine bu yolda hüküm konulamayacağına ilişkin düzenlemelerin hukuka aykırı olup olmadığına ilişkin olduğu, 17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar'ın 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "her statüdeki sözleşmeli personele ödeme yapılamayacağına" yönelik düzenleme ile 06/06/1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın 3. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "Sözleşme ile çalıştırılacak personele sözleşme ücreti dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamaz ve sözleşmelere bu yolda hüküm konulamaz." şeklindeki düzenleme yönünden; Anayasa'nın 128. maddesinde, Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle yürütüleceği ve bunların nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenleneceğinin öngörüldüğü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Kapsam" başlıklı 1. maddesinde; bu Kanun'un, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanacağı, sözleşmeli ve geçici personel hakkında ise bu Kanun'da belirtilen özel hükümlerin uygulanacağının belirtildiği; "İstihdam şekilleri" başlıklı 4. maddesinde, kamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği hükme bağlandıktan sonra, (A) bendinde memurun; mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler olarak tanımlandığı; (B) bendinde; sözleşmeli personelin; Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Cumhurbaşkanınca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde, ihdas edilen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileri olduğu, sözleşmeli personel seçiminde uygulanacak sınav ile istisnaları, bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler, pozisyon unvan ve nitelikleri, sözleşme hükümlerine uyulmaması hallerindeki müeyyideler, sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usullerinin Cumhurbaşkanınca belirleneceğinin kurala bağlandığı, Sözleşmeli personelin, memurlardan farklı olarak, yıllık sözleşme ile istihdam edilen kamu hizmeti görevlisi olarak kabul edildiğinden, memuriyetten farklı bir statü olarak oluşturulduğu, Sözleşmeli personel statüsünün, her ne kadar 657 sayılı Kanun'da belirtilen istihdam şekillerinden birisi olsa da, bu statüde istihdam edilen personelin özlük ve sosyal haklarının, aynı Kanun'un 4. maddesinin (B) fıkrasının verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca çıkartılan Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'da belirlendiği; dolayısıyla, sözleşmeli personelin özlük hakları yönünden memurlardan farklı düzenlemeler yapılmasının mümkün hâle getirildiği, 657 sayılı Kanun'da, sözleşmeli statüdeki personele adalet hizmetleri tazminatı ödeneceği veyahut sözleşmeli statüdeki personelin, nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin Kanun'un 4. maddesinin (A) fıkrası kapsamındaki memurlarla aynı şekilde düzenleneceği yolunda herhangi bir hükme yer verilmediği; memurlarla aynı işi yapsalar dahi, 657 sayılı Kanun gereğince aynı hukuksal durumda olmamaları nedeniyle özlük haklarının farklı olarak belirlenmesi mümkün olan sözleşmeli personelin, istihdam koşulları ile ilgili olarak, 17/04/2006 tarih ve 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar ve 06/06/1978 tarih ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan "Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'da 657 sayılı Kanun'un memurlar için öngördüğü koşullardan farklı düzenlemelere gidildiği, anılan Bakanlar Kurulu eki Karar'ın 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde her statüdeki sözleşmeli personele ödeme yapılmayacağı, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar'da ise, 3. maddesinin 4. fıkrasında, sözleşme ile çalıştırılacak personele sözleşme ücreti dışlında herhangi bir ad altında ödeme yapılamayacağı ve imzalanacak sözleşmelere bu yolda hüküm konulamayacağı belirtilmişken, her iki düzenlemede de, hüküm bulunmaması hâlinde 657 sayılı Kanun'un memurlar için öngördüğü kuralların uygulanacağı yolunda bir atfa da yer verilmediği, Bu durumda, memurlardan farklı statü ve hukuksal durumlara tabi olan sözleşmeli statüdeki kamu personelinin, memurlara ödenmesi öngörülen zam ve tazminatlardan yararlandırılmayacağı; anılan personele, sözleşme ücreti dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılmayacağı, yapılacak sözleşmelere bu yönde hüküm konulamayacağına ilişkin düzenlemeler getiren dava konusu hükümlerde hukuka aykırılık bulunmadığı, Her ne kadar, davacı tarafından, 657 sayılı Kanun'un 4. maddesinin (A) fıkrası kapsamındaki memurların faydalandığı adalet hizmetleri tazminatından, aynı maddenin (B) fıkrası kapsamındaki sözleşmeli kamu personelinin yararlandırılmamasının, aynı hukuksal konumda bulunanlara aynı hukuk kurallarının uygulanmasını öngören Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; Anaya Mahkemesinin 10/03/2011 tarih ve E:2008/54, K:2011/45 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, aynı hukuksal durumların aynı, ayrı hukuksal durumların farklı kurallara bağlı tutulması hâlinde Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesinin zedelenmeyeceği, Devlet memurları ile sözleşmeli statüdeki kamu görevlilerinin aynı hukuksal konumda olmamaları nedeniyle, ödenecek tazminatlar yönünden farklı koşul ve kurallara tabi tutulmalarının hukuken mümkün bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, davacının bu iddiasına itibar edilmediği, 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme'nin Üçüncü Kısmının Birinci Bölümünde yer alan "Adalet hizmetleri tazminatı" başlıklı 24. maddesinde, sözleşmeli statüdeki personele yer verilmemesi yolundaki eksik düzenlemenin iptali istemi yönünden; 25/08/2021 tarih ve 31579 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2022 ve 2023 Yıllarını Kapsayan 6. Dönem Toplu Sözleşme'nin Üçüncü Kısmının Birinci Bölümünde yer alan "Adalet hizmetleri tazminatı" başlıklı 24. maddesinde, 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar'a ekli (III.) sayılı Cetvel'in adalet hizmetleri tazminatı bölümünde yer alan oranların, İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde görev yapan personel yönünden belirlenen oranlarda artırımlı olarak uygulanacağının belirtildiği, anılan maddede, sözleşmeli statüdeki personele yer verilmeyerek, söz konusu kamu görevlilerinin kapsam dışında tutulduğu, Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin Karar'ın 11. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar'ın 3. maddesinin 4. fıkrasında yer alan ve her statüdeki sözleşmeli personele sözleşme ücreti dışında herhangi bir ad altında ödeme yapılamayacağı ve imzalanacak sözleşmelere bu yolda hüküm konulamayacağı yolundaki düzenlemeler hukuka uygun bulunduğundan, anılan maddede sözleşmeli personele yer verilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 657 sayılı Kanun hükümlerinin 4/B maddesi kapsamında görev yapan sözleşmeli personel için doğrudan uygulanmasının söz konusu olamayacağı, fakat "referans norm" olarak dikkate alınabileceği, memurlar gibi 657 sayılı Kanun'da belirtilen disiplin hükümlerine tabi tutulan sözleşmeli personelin de külfetlerine katlandığı hususlarda oluşan nimetlerinden faydalandırılması gerektiği, bunun çalışma barışını koruyacağı, aynı işi yapan personel arasında eşitliği sağlayacağı ve verimliliği artıracağı; 6. Dönem Toplu Sözleşme ile özel hizmet tazminatlarının artırılmasına rağmen, "Adalet Hizmetleri Tazminatı" başlıklı 24. maddede kadrolu/sözleşmeli personel ayrımı yapılmamasına rağmen sözleşmeli personelin bu tazminattan yararlandırılmadığı; Devletin Anayasa'nın 49. maddesinin 2. fıkrası gereğince çalışma barışını koruma ve verimliliği artırma konusunda pozitif yükümlülükleri bulunduğu; Anayasa'nın 10. maddesinin eşitlik ilkesini, 49. maddesinin çalışma hakkı ve ödevini, 55. maddesinin adil ücret ve sosyal yardımlardan yararlanma hakkını düzenlediği ve Devletin bu konularda gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu, eşit işe eşit ücret hakkının hukukun genel bir ilkesi olduğu ve dava konusu tazminat hakkı ile ilgili olsa dahi hükmün dar yorumlanmaması gerektiği; toplu sözleşme hükmü ve uygulanma biçiminin, büyük şehirlerde görev yapmakta olan personelin kadrolu personelden ayrı mali ve sosyal haklara tabi olmasının Anayasa hükümlerine ve ruhuna aykırı olduğu; aynı iş ve çalışma şartlarına sahip personel arasında mali dengesizliklerin oluşturulmasının ve sözleşmeli personelin tazminat gibi bir ödül sisteminden yararlandırılmamasının Anayasa'nın eşitlik maddesini düzenleyen 10. maddesine, Çalışma hakkı ve ödevini düzenleyen 49. maddesinin 2. fıkrasına ve sosyal devlet ilkesine aykırılık teşkil ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, temyiz edilen kararın usule ve hukuka uygun olduğu ve dilekçede öne sürülen hususların mezkûr hüküm karşısında kabule şayan bulunmadığı; bu sebeple davacı tarafın haksız ve mesnetsiz olan temyiz talebinin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onikinci Dairesinin temyize konu 07/05/2024 tarih ve E:2022/4301, K:2024/2193 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.