Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/2273 E. 2025/698 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/2273
- Karar No
- 2025/698
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2273 Karar No : 2025/698
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sendikası VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... AŞ VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 01/04/2024 tarih ve E:2020/6067, K:2024/1191 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idarenin yer aldığı basın, yayın ve iletişim hizmet kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin mesai saatleri içerisinde ve iş yerlerinde sendikal faaliyetlerin yürütülmesine yönelik Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin geri alınması istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 01/04/2024 tarih ve E:2020/6067, K:2024/1191 sayılı kararıyla; Sendikal faaliyetlerin genel olarak serbestçe yerine getirilmesinin; ancak, sendikal faaliyetlerde bulunur iken yönetim ve hizmetin işleyişinin de engellenmemesinin gerektiği, Öte yandan, idarelerin üst hukuk normlarına aykırı olmamak şartıyla, kendi iç işleyişi ve düzeninin sağlanması amacıyla düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu, yapılan bu düzenlemelerin üst hukuk kurallarının amacını, kapsamını, konusunu ve sınırlarını aşmamasının gerektiği, Bu itibarla; iletişim ve haber alma gibi konularda kamu hizmeti veren davalı idarenin de, hizmet alıcılarının bu hizmetlere gecikmeksizin erişim haklarının engellenmemesi ve kesintisiz olarak söz konusu hizmetlere ulaşmalarının sağlanması amacıyla, yönetim ve hizmetin işleyişine ilişkin düzenleme yapma yetkisine sahip olduğu hususunda bir duraksamanın bulunmadığı, ... Sen yöneticilerinin 21/08/2019 tarihinde sendikal faaliyette bulunmak amacıyla gittikleri Silifke PTT Merkez Müdürlüğünde başdağıtıcı tarafından engellendikleri ve hakarete uğradıkları yolundaki iddiaları ile başdağıtıcının, ... Sen yöneticilerinin sendikal izin günleri olmadığı ve Merkez Müdüründen izin almadıkları hâlde Müdürlüğe gelip huzursuzluk çıkardıkları iddiaları üzerine davalı idare tarafından konuyla ilgili soruşturma açıldığı, soruşturma neticesinde düzenlenen 31/01/2020 tarihli Soruşturma Raporunun “İdari Yönden” başlıklı bölümünde, bu tip olayların tekrarlanmaması için sendikal faaliyetlerin teşkilata bildirilmesinin önerildiği, soruşturma raporu ile getirilen teklife istinaden, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı genel düzenleyici işlemi ile Basın, Yayın ve İletişim Hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve işyerlerinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken idarenin işleyişinin engellenmemesi, sunulan hizmetin aksamaması, kurum, kurum personeli ve hizmet alanların bilgi güvenliğinin tehlikeye düşürülmemesi, yapılacak faaliyetler için uygun ortamın sağlanması amacıyla idareden izin alınması, bunun da makul bir süre önce gerçekleştirmesi gerekeceğinden, bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi, sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi gerektiğine yönelik düzenlemenin tesis edildiğinin anlaşıldığı, Bu çerçevede, davalı idarenin sunduğu hizmetin iletişim hizmetleri ve haber alma ile ilgili bir kamu hizmeti olduğu hususu dikkate alınarak, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun "İşyeri sendika temsilcileri ve sendika işyeri temsilcileri" başlıklı 23. maddesinin son fıkrasında yer verilen; kamu işvereninin, yönetim ve hizmetin işleyişini engellemeyecek biçimde sendika temsilcilerine çalışma saatleri içinde ve dışında görevlerini yapabilmeleri için imkânlar ölçüsünde kolaylıklar sağlayacağı yönündeki düzenleme ile 07/08/2020 tarihli genel düzenleyici işlemin tesis edilmesine neden olan olayın ve işlemin içeriğinin birlikte değerlendirilmesinden; işlemde yer verilen "sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi" yönündeki ifade de göz önünde bulundurularak, 07/08/2020 tarihli genel düzenleyici işlemin sendikal faaliyetlerin yasaklanmasına yönelik olmadığı, işlemde kullanılan "izin" ifadesinin işyerindeki yönetim ve hizmetin işleyişinin aksamaması (çalışma düzeninin sağlanması) ve işyerinde yürütülecek sendikal faaliyetler için kolaylık sağlanmasını teminen yapılacak planlamaya yönelik olduğu sonucuna varıldığı, Bu itibarla, davalı idarenin çalışma düzeni ve işleyişinin bozulmaması ile davalı idareden hizmet alanların, idarece verilen hizmetlere gecikmeksizin erişim haklarının engellenmemesine ve işyerinde yürütülecek sendikal faaliyetler için kolaylık sağlanmasını teminen planlama yapılmasına yönelik olarak tesis edilen 07/08/2020 tarihli genel düzenleyici işlemde ve bu işlemin geri alınması istemli başvurunun zımnen reddine ilişkin dava konusu işlemde, sendikal haklara, örgütlenme ve toplantı hürriyetine, Anayasa'ya, mevzuat hükümlerine ve hizmet gereklerine aykırı bir yön görülmediği, gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı Sendika tarafından, davalı idarenin ... tarih ve ... sayılı yazısının, AİHS, İLO sözleşmelerine ve Anayasa'ya aykırı olduğu, anılan yazıdaki sendikal faaliyet öncesinde idareden izin alınması yönündeki ifadenin, sendika hakkının kullanılmasına müdahale niteliğinde olduğu; dava konusu yazı gerekçe gösterilerek iş yerlerinde sendikal çalışma yapmak isteyen sendika yöneticilerinin izin almadan çalışma yapamayacakları söylenerek engellendikleri ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile dava konusu düzenlemenin, "idareden izin alınması" ibaresi bakımından temyize konu Daire kararının bozulması, düzenlemenin "idareden izin alınması" ibaresi dışında kalan bölümü bakımından ise Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerine uyulmamış olunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 01/04/2024 tarih ve E:2020/6067, K:2024/1191 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 26/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 03/10/2001 tarih ve 4709 sayılı Kanun'un 20 maddesiyle değişik 51. maddesinde, çalışanlar ve işverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahip olduğu belirtilmiş ve işçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırlarının, gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, Anayasa'nın 53. maddesine 23/07/1995 tarih ve 4121 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle eklenen fıkra (söz konusu fıkra 07/05/2010 tarih ve 5982 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır) ile kamu görevlilerine kendi aralarında sendikalar ve üst kuruluşlarını kurma ve toplu görüşme yapma hakkı tanınmış; Anayasa'da belirtilen sınırlar çerçevesinde kamu görevlilerinin sendikal haklarının düzenlenmesi amacıyla 2001 yılında 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu (sonrasında adı değiştirilmiştir) çıkarılmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) "Örgütlenme ve Toplantı Özgürlüğü" başlıklı 11. maddesinde, herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapma, dernek kurma, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara katılma haklarına sahip olduğu; bu hakların kullanılmasının, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenlik, kamu emniyeti, nizamın muhafazası ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için ancak yasayla sınırlanabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel oluşturmadığı kuralına yer verilmiştir. Dolayısıyla, çalışanların sendika kurma ve sendikal faaliyette bulunma haklarının temel hak ve özgürlükler kapsamı içinde olduğu hem Anayasa'da hem de tarafı olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde kabul edilmiş ve güvence altına alınmıştır. Bu nedenle, demokratik sosyal hukuk devletinin vazgeçilmez ögelerinden birini oluşturan sendikaların görevlerini yerine getirebilmeleri ve sendikal haklarını kullanılabilmeleri, sendikaların bağımsız olmalarını zorunlu kılmaktadır. Nitekim, Uluslararası Çalışma Örgütünün 98 ve 151 sayılı Sözleşmeleri'nde sendikalara müdahale yasaklanmıştır. Teşkilatlanma ve Kollektif Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına İlişkin 98 sayılı Uluslararası Çalışma Sözleşmesi'nin 2. maddesinde, işçi ve işveren teşekküllerinin, gerek doğrudan doğruya, gerek mümesilleri veya üyeleri vasıtasıyla, birbirlerinin kuruluşları, işleyişleri ve idarelerine müdahalede bulunmalarına karşı gerekli surette himaye edilecekleri, bilhassa işçi teşekküllerinin bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kontrolüne tabi kılmaya, bir işverenin veya bir işveren teşekkülünün kendi nüfuzu altına alınmış işçi teşekkülleri ihdasını tahrik etmeye veya işçi teşekküllerini mali yollarla veya başka bir şekilde desteklemeye matuf tedbirlerin, bu maddedeki manasıyla müdahale hareketlerinden sayılacağı belirtilmiş; Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunmasına ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemlerine İlişkin 151 sayılı Sözleşme'nin 5. maddesinde de kamu görevlileri örgütlerinin kamu makamlarından tamamen bağımsız olacakları, kamu görevlileri örgütlerinin kuruluş, işleyiş veya yönetimlerinde kamu makamlarının her türlü müdahalesine karşı yeterli korumadan yararlanacakları, bir kamu makamının tahakkümü altında kamu görevlileri örgütlerinin kuruluşunu geliştirmeye veya kamu görevlileri örgütlerini bir kamu makamının kontrolü altında tutmak amacıyla mali veya diğer biçimlerde desteklemeye yönelik önlemlerin bu madde bakımından müdahaleci faaliyetler olarak kabul edileceği ifade edilmiştir. Ayrıca, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nda kamu görevlileri sendikalarının kurulu olduğu hizmet kolunda bulunan kamu kurumu ve kuruluşlarına, sendikaların faaliyetlerinin niteliğini, bu faaliyetlerin yürütülmesinde uygulanacak ilke ve esasları belirleme, bunlara göre sendikaların iş ve işlemlerini denetleme ve bu faaliyetlere izin verme ya da vermeme gibi bir hak ve yetki tanınmamıştır. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden, gerek ulusal mevzuatımızda gerekse tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde, kamu otoritesinin sendikal faaliyetlere müdahale etmemesi genel bir ilke olarak kabul edilmiştir. Bu kapsamda konu değerlendirildiğinde, dava konusu işlem ile davalı idarenin, kurum bünyesinde yapılacak sendikal faaliyetlerin nitelik ve içeriğini sınırlandırması, sendikal faaliyetlere karışma (müdahale) niteliğinde olup bu karışmanın hukuksal dayanağı bulunmamaktadır. Diğer taraftan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesi ile ilgili olarak vermiş olduğu kararlar incelendiğinde; Mahkemenin sendika hakkının kullanılmasını engelleyen bir karışmayı "yasayla öngörülme", "demokratik bir toplum için zorunlu olma" ve "ölçülü-orantılı olma" koşullarının her biri yönünden ayrı ayrı inceleyerek sonuca ulaştığı görülmektedir. Dava konusu uyuşmazlık bu açıdan değerlendirildiğinde, sendika yetkililerinin mesai saatleri içerisinde ve iş yerlerinde yapacakları sendikal faaliyetler için idareden izin almasına yönelik tüm personele gönderilen ... tarih ve ... sayılı işlemin; bahsedilen koşulları taşımaması nedeniyle sendika hakkının kullanılmasına karışma (müdahale) niteliğinde olduğu ve örgütlenme özgürlüğünü ihlâl eden bu yönüyle uluslararası sözleşmelere ve hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı Sendikanın temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.
KARŞI OY XX- Dava, davacı Sendika tarafından, davalı idarenin yer aldığı basın yayın ve iletişim hizmet kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve işyerlerinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken idarenin işleyişinin engellenmemesi, sunulan hizmetin aksamaması, kurum, kurum personeli ve hizmet alanların bilgi güvenliğinin tehlikeye düşürülmemesi, yapılacak faaliyetler için uygun ortamın sağlanması amacıyla idareden izin alınması, bunun da makul bir süre önce gerçekleştirmesi gerekeceğinden, bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi, sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi gerektiğine yönelik Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin geri alınması isteminin zımmen reddine ilişkin işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda, dava konusu düzenlemede yer verilen "idareden izin alınması" ifadesi dikkate alındığında; davalı idarenin yer aldığı basın, yayın ve iletişim hizmet kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin mesai saatleri içerisinde ve iş yerlerinde sendikal faaliyetler yürütürken idareden izin almalarının gerekli olduğu anlamı çıkarılabilir ise de, dava konusu düzenlemeye ilişkin olarak davalı idarenin savunmasında yer verilen, düzenleme ile sendika yöneticilerinin sendikal faaliyette bulunmak üzere iş yerlerini ziyaretleri öncesinde ünite amirinin bilgilendirilmesi suretiyle iş yerinde gerekli tedbirlerin alınmasının, sendikal faaliyetler için uygun ortamın sağlanmasının hedeflendiği, sendikal faaliyetlerin engellenmesinin söz konusu olmadığına yönelik beyanları ile düzenlemede yer verilen sendikal çalışmada bulunan personele gereken kolaylığın gösterilmesine yönelik ifade de dikkate alınarak, dava konusu düzenleme bir bütün olarak değerlendirildiğinde, "idareden izin alınması" şeklindeki ifadeyle, idarenin sendikal faaliyetler için izin verme ya da izin vermeme şeklinde bir amacının kasdedilmediği, sendika yetkilileri tarafından sendikal faaliyette bulunulacak zamanlarda, idarenin işleyişinin ve bunun yanında işyerinde sendikal çalışmalar için uygun ortamın sağlanmasına yönelik planlama ve koordinasyona yönelik bir bildirim maksadını taşıdığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, her ne kadar dava konusu düzenlemede yer alan izin alınması ifadesinin, sendikal faaliyetler için planlamaya ilişkin olduğu ve idarenin sendikal faaliyetler için izin verme ya da izin vermeme amacının olmadığı anlaşılmakla birlikte, davalı idarenin ülke çapında teşkilatının bulunduğu ve bu yönüyle düzenlemede yer verilen idareden izin alınması şeklindeki ifadenin, davalı idarenin farklı birimlerinde farklı şekilde uygulanabileceği göz önüne alındığında, düzenleme yer verilen "idareden izin alınması" şeklindeki ibarenin, idarenin maksadına uygun bir şekilde düzenlenmesi gerektiği açıktr. Bu itibarla, basın yayın ve iletişim hizmet Kolunda faaliyet gösteren sendika yetkililerinin, mesai saatleri içerisinde ve işyerlerinde sendikal faaliyetlerini yerine getirirken idarenin işleyişinin engellenmemesi, sunulan hizmetin aksamaması, kurum, kurum personeli ve hizmet alanların bilgi güvenliğinin tehlikeye düşürülmemesi, yapılacak faaliyetler için uygun ortamın sağlanması amacıyla idareden izin alınması, bunun da makul bir süre önce gerçekleştirmesi gerekeceğinden, bu konuda gereken hassasiyetin gösterilmesi, sendikal çalışmada bulunan personele bu şartlar doğrultusunda ve konunun yasal boyutları çerçevesinde gereken kolaylığın gösterilmesi gerektiğine yönelik dava konusu düzenlemenin, "idareden izin alınması" ibaresi bakımından, davacı Sendikanın temyiz isteminin kabulüyle bu ibare yönünden Daire kararının bozulması, düzenlemenin "idareden izin alınması" ibaresi dışında kalan bölümü bakımından ise herhangi bir hukuka aykırılık içermediğinden bu kısımlar yönünden Daire kararının onanması gerektiği oyuyla, karara karşıyım.