Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/2120 E. 2025/586 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/2120
Karar No
2025/586
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2120 Karar No : 2025/586

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Doğalgaz Dağıtım Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danışay Onüçüncü Dairesinin 21/05/2024 tarih ve E:2023/1456, K:2024/2315 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Abonelik sözleşmesi imzalanırken alınan güvence bedellerinin tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yerine Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından “1 Aya Kadar Vadeli TRY Üzerinden Açılan Mevduatlar" verisi içinde yayımlanan faiz oranları üzerinden güncellenerek iadesine yönelik mevzuat düzenlemesi yapılması ve şirketlerince fiilen ödenen güvence bedellerinin TÜFE üzerinden hesaplanmış güncelleme tutarları ile mevduat getirisi arasında oluşan farkın perakende satış tarifesi yoluyla şirketlerine iade edilmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararı ile bu kararın dayanağı olduğu ileri sürülen ... tarih ve ... sayılı Kurul kararı ile onaylanan Doğal Gaz Dağıtım Sektörü Bağlantı ve Hizmet Bedellerine İlişkin Usul ve Esaslar'ın “Güvence bedellerinin iadesi” başlıklı 9. maddesinin “TÜFE esas alınarak Eşitlik (2)’ye göre güncellenmesi şartıyla” ibaresinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danışay Onüçüncü Dairesinin 21/05/2024 tarih ve E:2023/1456, K:2024/2315 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, 4628 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Kurulun doğal gaz piyasası ile ilgili görevleri" başlıklı 5/A maddesinin birinci fıkrasının (c), (f) ve (g) bentleri, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1. maddesi, "Tanımlar" başlıklı 3. maddesi, "Doğal gaz piyasa faaliyetleri" başlıklı 4. maddesinin dördüncü fıkrası, "Tarifeler" başlıklı 11. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları, 13/10/2016 tarih ve 29856 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doğal Gaz Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'nin "Genel ilkeler" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrası, "Tarife başvurusu ve onay" başlıklı 8. maddesi, "Perakende satış tarifeleri" başlıklı 15. maddesi, 03/11/2002 tarih ve 24925 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği'nin "Müşteri Sözleşmeleri" başlıklı 38. maddesi, "Güvence Bedeli" başlıklı 39. maddesi ve 26/12/2016 tarih ve 6807 sayılı Kurul kararı ile düzenlenen Doğal Gaz Dağıtım Sektörü Bağlantı ve Hizmet Bedellerine İlişkin Usul ve Esaslar'ın "Güvence bedellerinin iadesi" başlıklı 9. maddesine yer verilerek, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun, doğal gaz piyasa faaliyetlerine ilişkin her türlü düzenlemeleri onaylamak ve yürütülmesini sağlamakla, bu piyasada fiyat ve tarife teşekkülüne ilişkin usul ve esasları düzenlemekle ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nda belirtilen faaliyetlere ilişkin tarifeler hakkında karar almakla görevli olduğu, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun, doğal gazın kaliteli, sürekli, ucuz, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde tüketicilerin kullanımına sunulması için, doğal gaz piyasasının serbestleştirilerek mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir doğal gaz piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin sağlanmasını amaçladığı, dağıtım şirketinin birim gaz alım fiyatı, birim hizmet bedeli, amortisman bedelleri ve diğer faktörlerden meydana gelecek olan perakende satış fiyatlarının ve tarife esaslarının Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nca belirlendiği, belirlenen perakende satış fiyatının dışında tüketicilerden herhangi bir ad altında ücret talep edilemediği, Kurul'un onayladığı tarifelerin hüküm ve şartlarının bu tarifelere tâbi olan tüm gerçek ve tüzel kişileri bağladığı, Kurumun ilgili tüzel kişilerin mali verileri ve tarife önerileri ile piyasa verilerinden hareketle tarifeleri belirlediği, tarife esaslarının enflasyon ve diğer hususlara bağlı olarak yeniden ayarlanabildiği, Doğal Gaz Piyasası Tarifeler Yönetmeliği'ne göre, tarifelerin düzenlenmesinde, mali açıdan sürdürülebilirliğin sağlanması, yatırıma imkân sağlayacak makul ölçüde kârlılık, ekonomik verimlilik ve rekabet artışından sağlanan faydanın müşterilere yansıtılması gibi ilkelerin esas alınması gerektiği, dağıtım şirketinin uygulayacağı perakende satış fiyatının, birim doğal gaz alım fiyatı, sistem kullanım bedeli ile vergi ve vergi benzeri mali yükümlülüklerden oluştuğu, bu fiyatın, dağıtım şirketinin uygulayacağı perakende satış fiyatının üst sınırını oluştururken, abonelerden, ilgili mevzuatta belirlenen bedeller hariç olmak üzere, perakende satış fiyatının dışında herhangi bir ad altında bedel talep edilemediği, sistem kullanım bedelinin, ilgili mevzuattaki hükümlere uygun olarak sabit ve değişken maliyetlerin karşılanması ve yatırımların sürdürülmesi için makul bir getiri elde edilmesine izin verilecek şekilde Kurul tarafından belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tespit edilmesi gerektiği, Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca, ilk abonelik esnasında yapılacak abonelik sözleşmesinin, çeşitli belgelerin dağıtım şirketine ibrazı ve ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenmiş güvence bedelinin tahakkuku ve/veya tahsili ile imzalandığı, dağıtım şirketinin, alacaklarını garanti altına alabilmek amacıyla, mekanik sayaç kullanan abonelerden bir defaya mahsus olmak üzere güvence bedeli tahsil edebildiği, güvence bedelleri ile bunların hesaplanmasına ilişkin usul ve esasların Kurul tarafından belirlendiği, abonelik sözleşmesi sona eren abonenin dağıtım şirketinde bulunan güvence bedelinin, tüm borçların ödenmiş olması ve nakit olarak alınan güvence bedellerinin ise ilgili mevzuat çerçevesinde güncelleştirilmesi kaydıyla, abonelik sözleşmesinin sona ermesine ilişkin talep tarihinden itibaren en geç on beş gün içerisinde iade edildiği, Doğal Gaz Dağıtım Sektörü Bağlantı ve Hizmet Bedellerine İlişkin Usul ve Esaslar'a göre, doğal gaz abonelik sözleşmesi sona eren müşterilerin dağıtım şirketinde bulunan güvence bedelinin, tüm borçların ödenmiş olması ve nakit olarak alınan güvence bedelinin dağıtım şirketinin hesabına geçtiği tarihten itibaren TÜFE esas alınarak güncellenmesi şartıyla, talep tarihinden itibaren en geç 15 (on beş) gün içerisinde iade edilmesi gerektiği, Doğal gaz dağıtım şirketlerince, mekanik sayaç kullanan abonelerinden, abonelik sözleşmesinin imzalanması sırasında ileride doğacak alacaklarını garanti altına alabilmek için muhtemel zararlarına karşılık bir defaya mahsus olarak güvence bedeli alınabildiği, alınan güvence bedellerinin, abonelik sözleşmesinin sona ermesi ya da ön ödemeli sayaç kullanımına geçilmesi durumunda, abone tarafından tüm borçların ödenmesi kaydıyla TÜFE esas alınmak suretiyle güncellenerek iade edilmekte olduğu, güncellemenin amacının, abonenin ödediği güvence bedelinin dağıtım şirketi lehine sebepsiz zenginleşmeye meydan vermemesi ve abonenin parasının zaman değerinin korunarak iadesinin sağlanması olduğu, Davacı şirket tarafından, 2021 yılı sonundan itibaren enflasyon hızla yükseldiği halde mevduat faizlerinin bunun gerisinde kaldığı, bu nedenle yüksek tutarda güncelleme farkı ödenmek durumunda kalındığı belirtilerek, Türkiye Finansal Raporlama Standartları gereğince kısa vadeli yükümlülükler içinde değerlendirilen güvence bedelleri finansal tablolarda gider olarak yazıldığından, kâr/zarar durumunun etkilendiği, bu durumun da finansman için yapılan kredi başvurularında bankalarca yapılan değerlendirmeleri olumsuz etkilediği ve halka açık dağıtım şirketleri bakımından temettü dağıtma potansiyelini kısıtladığının ileri sürüldüğü, Doğal gaz abonelerinden abonelik sözleşmesi imzalanırken alınan güvence bedelinin iade edilmesi gerekmeden önceki süreçte tercih edilecek değerlendirme yöntemiyle ilgili olarak dağıtım şirketlerini bağlayıcı bir düzenleme bulunmadığı, dağıtım şirketlerinin güvence bedeli gelirleri üzerinde serbestçe tasarruf haklarının bulunduğu, dolayısıyla bu gelirlerin -davacı şirketin yaptığı gibi- bankalarda mevduat olarak tutulabileceği gibi, sermaye ve finansman kaynağı olarak yatırımlarda da kullanılabileceği, Bununla birlikte, güvence bedeli dağıtım şirketlerinin ileride doğabilecek alacaklarını garanti altına almak amacıyla alındığından ve abonelik sözleşmesi sona erdiğinde iadesi gerektiğinden, abonelerin ödediği bu bedellerin zaman değeri korunmak suretiyle iadesi gerektiğinin açık olduğu, bu nedenle, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca, 01/05/2003 tarihinden önce alınan güvence bedelleri abonelerle imzalanan sözleşme kurallarına göre iade edilirken, bu tarihten sonra alınanlar dağıtım şirketlerince TÜFE'ye göre güncellenerek iade edilmekte olduğu, Ayrıca, güvence bedellerini mevduat hesaplarında değerlendiren dağıtım şirketlerine, mevduat faizleri ile enflasyon oranları arasında oluşan ve kısıtlı dönemlerde ortaya çıkabilen negatif farkın perakende satış tarifesine eklenmek suretiyle iade edilmesi, dağıtım şirketlerinin kendi alacaklarını garanti altına almak üzere aldığı ve üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği güvence bedellerini değerlendirmek üzere tercih ettiği yöntem nedeniyle uğradığı zararın tüketicilere yüklenmesi anlamına geleceği, bu durum ise tüketicinin korunmasını da amaçlayan doğal gaz piyasası mevzuatına aykırı olacağı, nitekim, davacı şirketin başvurusuna neden olan mevduat faizleri ile enflasyon arasındaki makasın giderek ortadan kalktığı, mevduat faizleri artarken TÜFE'nin gerilediğinin görüldüğü, Bu itibarla, dağıtım şirketlerinin ileride doğabilecek alacaklarını garanti altına almak amacıyla abonelerinden tahsil ettiği güvence bedelini iade edene kadar serbestçe değerlendirebileceği, bu nedenle güvence bedelinin perakende satış tarifesini oluşturan unsurların dışında tutulduğu, tahsil ettiği güvence bedellerini bankalarda mevduat olarak değerlendiren dağıtım şirketlerinin uğrayabileceği zararların ileriye dönük olarak tahmin veya geriye dönük olarak düzeltme konusu yapılmasının, dağıtım şirketlerinin kendi ticari tercihleri nedeniyle uğradığı zararın tüketicilere yansıtılması anlamına geleceği, güvence bedellerinin abonelere iade edilmesine ilişkin TÜFE oranında güncellemeye dair düzenlemenin, abonelerin henüz ortaya çıkmamış muhtemel borçları için abonelik sözleşmesi imzalama aşamasında ödediği bedelin zaman değerinin korunması bakımından hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, riskli yatırım araçları haricinde paranın enflasyon karşısında korunabileceği bir araç bulunmadığı, bu sebeple basiretli bir tacirin kendisine teminat olarak bırakılan güvence bedelini, yani tüketiciye olan borcunu mevduat hesabında değerlendirmesi gerektiğinin açık olduğu, bunun yanında söz konusu bedelin bir başka yöntemle değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, zira kendilerinin ülkemizin en büyük ikinci doğal gaz dağıtım şirketi olmaları nedeniyle müşteri sayısının ve buna bağlı olarak tahsil ettiği ve iade ettiği güvence bedelinin çok yüksek seviyede olduğu, ayrıca şirketin büyüklüğü yatırım için finansmana ulaşmasını da kolaylaştırdığından güvence bedellerinin finansman olarak kullanılmasını gerekli kılmadığı, güvence bedellerinin yatırım finansmanında kullanılmasının kendi içerisinde riskler de barındırdığı, buna örnek olarak deprem bölgesindeki dağıtım şirketlerinin yüksek miktarda güvence bedeli iadesi ile karşı karşıya kalmalarına karşın aldıkları söz konusu güvence bedelleri yatırım aracı olarak kullanmış olmaları nedeniyle iadeleri yapmakta güçlük çekmelerinin gösterilebileceği, güvence bedelinin bir sermaye veya kredi işlevi görme amacı olmadığı, güvence bedelinden herhangi bir şekilde ekonomik fayda sağlanmasının sözleşmenin amacını aşacağı ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı, dağıtım şirketlerinin bu bedelin değerini artırma yükümlülüğü olmasa da kendilerine teminat olarak bırakıldığından, enflasyon karşısında değerini kaybetmemesi için en kolay yolun ortalama faiz getirecek bir banka hesabına yatırılması olduğu, güvence bedelinden elde edilecek faiz gelirinin bu bedele dahil olacağı, bununla teminatın değeri artacağından her iki tarafın da menfaatinin korunmuş olacağı, enflasyonun mevduat faizinin 4-5 misli olduğu bir ortamda, alınmış olan güvence bedelinin misliyle ödenmesinin güvence bedelinin işlevine aykırı olacağı ve sözleşmenin bir tarafının haksız kazanç elde etmesine, diğer tarafın ise zarar etmesine yol açacağı, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu'nun “doğal gazın kaliteli, sürekli, ucuz, rekabete dayalı esaslar çerçevesinde çevreye zarar vermeyecek şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, doğal gaz piyasasının serbestleştirilerek mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir doğal gaz piyasasının oluşturulması" amacını sağlamaya yönelik olduğu, Kanun'un amacı ve Kurumun bu amaç çerçevesinde yaptığı düzenlemelerin, dağıtım şirketlerinin mali yapılarının bozulmasını önlemek için tedbir alınmasını gerektirdiği ve buna imkân sağlamakta olduğu, dağıtım şirketlerinin mevduat hesabında tuttuğu güvence bedellerinin mevduat getirisiyle iade ederken oluşan TÜFE farkının tarife yoluyla ödenebilmesine imkân sağlayacak bir düzenlemenin Kanun'un amacına ve Kurumun düzenlemelerine uygun olacağı, nitekim aynı mahiyetteki kokulandırma, ısıtma gazı, sayaç kalibrasyon bedeli, CNG farkı gibi giderlerin tarifeye dahil edilmekte olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danışay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 21/05/2024 tarih ve E:2023/1456, K:2024/2315 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 13/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/2120, K. 2025/586, T. 13.03.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-2120-e-2025-586-k-a14b878f85d6