Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/1350 E. 2025/501 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/1350
Karar No
2025/501
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1350 Karar No : 2025/501

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Köyü Muhtarlığı VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Huk. Müş. ...

İSTEMİN KONUSU: Danıştay Dördüncü Dairesinin 16/11/2023 tarih ve E:2023/11531, K:2023/6323 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesinin iptali istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Davanın süre aşımı yönünden reddine dair kararın bozulmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E:2022/461, K:2022/1339 sayılı bozma kararına uyularak verilen Danıştay Dördüncü Dairesinin 16/11/2023 tarih ve E:2023/11531, K:2023/6323 sayılı kararıyla; Dava konusu edilen maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları yönünden; 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin, 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ile ilga edildiği, Buna karşın, anılan Yönetmeliğin 17. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan düzenleme ile aynı doğrultudaki düzenlemenin, 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 16. maddesinin ikinci fıkrasında; dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan düzenleme ile aynı doğrultudaki düzenlemenin, 29/07/2022 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin 16. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendinde; dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki düzenlemenin, 29/07/2022 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin 16. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesindeki düzenlemenin, 29/07/2022 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin 17. maddesinin birinci fıkrasında; dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki düzenlemenin ise, 29/07/2022 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin 17. maddesinin ikinci fıkrasında yeniden düzenlendiği görüldüğünden; 25/11/2014 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmeliğin 17. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları yönünden işin esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varılmış, Öte yandan; dava dilekçesinde 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesinin iptalini istediği; buna karşın, 26/05/2017 tarih ve 30077 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 8. maddesi ile dava konusu Yönetmelik'in 16. maddesinin birinci fıkrasına eklenen "Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir." şeklindeki son cümlenin, işbu dava kapsamında iptalinin talep edilmediği değerlendirildiğinden; taleple bağlılık ilkesi uyarınca anılan düzenleme açısından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, Davacının, 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nde belirlenen asgari sınırların altında kalan işletmelerin çevresel etki değerlendirmesi sürecine tabi olmamasına yönelik olarak dava konusu Yönetmelik'in hangi madde veya maddelerinin iptalinin talep edildiğinin açık ve anlaşılır biçimde belirtilmesi amacıyla, Danıştay Altıncı Dairesinin 22/09/2022 tarih ve E:2022/6716, K:2022/8033 sayılı kararı ile, 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca dilekçenin reddine karar verilmesine üzerine, davacı tarafından verilen yenileme dilekçesinde, 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesinde yer alan düzenlemeye göre, Bakanlıkça yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda, maden ocağı projesinin yıllık üretim miktarı ve maden saha büyüklüğünün sınırına çok yakın, ancak sınırın altında miktara sahip ocakların bu sayede ÇED raporu düzenleme zorunluluğunun bulunmadığı, buna karşın mermer ocaklarının etkilerinin yıllar sonra dahi görülmeye devam edebileceği, Yönetmelik'te öngörülen maden saha büyüklüğünün altında faaliyet göstermesi planlanan projelere, "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmesinin yeterli kabul edilemeyeceğinin iddia edildiği, buna karşın, 30/11/2022 tarihinde Danıştay Genel Yazı İşleri Müdürlüğü kaydına giren yenileme dilekçesinde, 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin yalnızca 17. maddesinin iptalinin talep edildiği, Olayda; davacının maden ocağının yıllık üretim miktarı ve maden saha büyüklüğü dikkate alınarak sınırın belirlenmesine yönelik iddiasının, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesi kapsamında değerlendirilmesine hukuken olanak bulunmadığı, Zira, anılan Yönetmelik'in 17. maddesinin birinci fıkrasında proje tanıtım dosyalarının, Yönetmelik Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde incelenerek denetleneceği belirtilmiş ise de; maden ocağının maden saha büyüklüğü dikkate alınarak projenin ÇED sürecine tabi olup olmamasının, esas itibarıyla 25/11/2014 tarihinde yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi" başlıklı EK-1 listesi ile "Seçme-Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesi" başlıklı Ek-2 listesinde yapılan düzenlemeler ekseninde değerlendirilebileceği; bu nedenle, maden ocağı çalışma alanının büyüklüğüne yönelik yapılan iddiaların, dava konusu edilen madde bağlamında değerlendirilemeyeceği, Kaldı ki, Yönetmelik'te belirlenen asgari sınırın altında kalması nedeniyle, ÇED sürecine tabi olma zorunluluğu getirilmeyen projeler hakkında da, belirli bir sınır değeri aşmak (Yönetmelik Ek-2'de öngörülen) kaydıyla proje tanıtım dosyası hazırlama yükümlülüğünün bulunduğu, buna göre yapılacak değerlendirme sonucunda, "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararlarının verilmesinin mümkün olduğu; "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmesinin, projenin çevresel etkilerinin herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmaması anlamına gelmeyeceği, proje tanıtım dosyasında da, projenin ve yerin alternatifleri (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenleri), projenin iş akım şeması, kapasitesi, kapladığı alan, teknolojisi, çalışacak personel sayısı, doğal kaynakların kullanımı (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), atık miktarı (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özellikleri, kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riski gibi birçok bilgiye yer verilmesinin gerektiği; nitekim davacı tarafından, Isparta Valiliğince verilen 05/02/2021 tarih ve 202123 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle açılan davada, davacının iddia ettiği hususların da göz önünde bulundurulması suretiyle yerinde yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle Isparta 2. İdare Mahkemesinin 28/02/2022 tarih ve E:2021/177, K:2022/182 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu kararın Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2022/4249, K:2022/8738 sayılı kararı ile kesin olarak onandığının görüldüğü, Bu bağlamda; 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesine dayanılarak, Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde uyulacak idari ve teknik usul ve esasları belirlemek üzere yürürlüğe konulan 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 17. maddesinin dava konusu birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında, proje tanıtım dosyasının hazırlanma usulü, idare tarafIndan hangi kriterlere göre inceleneceği ve değerlendirileceği, inceleme ve değerlendirme yapılırken idarenin hangi imkanlardan yararlanabileceği, inceleme ve değerlendirmenin süresi ve bu süreç sonrasında idare tarafından tesis edilebilecek "çevresel etki değerlendirmesi gereklidir" veya "çevresel etki değerlendirmesi gerekli değildir kararının" kararının duyurulması ile mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlama zorunluluğu ve buna ilişkin süre sınırlamasına yönelik getirilen düzenlemelerin, dayanak Kanun maddesinde verilen yetkiye dayalı olarak hazırlanmış olduğu anlaşılmakta olup, anılan düzenlemelerde kamu yararına ve hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu edilen maddenin dördüncü fıkrasının iptali istemine gelince; 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin, 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ile ilga edildiği ve anılan Yönetmelik'in 17. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan düzenleme ile aynı doğrultuda herhangi bir düzenlemeye, 29/07/2022 tarihinde yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nde yer verilmediği görüldüğünden, Dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları yönünden davanın reddine, dördüncü fıkrası yönünden ise dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Isparta Valiliğince verilen... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline yönelik olarak verilen... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E..., K:... sayılı kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 18/10/2022 tarih ve E:2022/4249, K:2022/8738 sayılı kararı ile kesin olarak onandığı; görülmekte olan davada, iptali istenilen maddenin ikinci fıkrasında "Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur." kuralının yer aldığı; bu düzenlemeye göre Bakanlıkça yapılacak inceleme ve değerlendirme sonucunda, maden ocağı projesinin yıllık üretim miktarı ve maden saha büyüklüğünün sınırına çok yakın ancak sınırın altında miktara sahip ocakların bu sayede ÇED raporu engeline takılmadan ruhsat almaya hak kazandığı; mermer ocaklarının etkilerinin yıllar sonra dahi görülmeye devam edebileceği, Yönetmelik'te öngörülen maden saha büyüklüğünün altında faaliyet göstermesi planlanan projelere, "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmesinin yeterli kabul edilemeyeceği, bu nedenle dava konusu Yönetmeliğin 17. maddesinin hukuka aykırı olduğu, belirtilen nedenle, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen reddine, kısmen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu 16/11/2023 tarih ve E:2023/11531, K:2023/6323 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 05/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/1350, K. 2025/501, T. 05.03.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-1350-e-2025-501-k-0469415e7203