Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/100 E. 2024/2321 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/100
- Karar No
- 2024/2321
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/100 Karar No : 2024/2321
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALILAR):1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Valiliği
İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Valiliği Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde hizmet alımı sözleşmesi kapsamında işçi olarak çalışmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23. maddesi uyarınca sürekli işçi kadrosunda istihdam edilen davacı tarafından, re'sen emekliliğe sevkine ilişkin 17/03/2022 tarihli işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Davacının, sürekli işçi kadrosunda 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi olarak çalıştığı ve uyuşmazlığın işçi-işveren arasında ortaya çıkan uyuşmazlık kapsamında olduğu, 696 sayılı KHK gereğince resen emekliliğe sevkine ilişkin dava konusu işlemin iptali isteminin görüm ve çözümünde iş mahkemelerinin görevli olduğu, UYAP üzerinden yapılan incelemede davacı tarafından ...İş Mahkemesinin E:... esasına kayıtlı işe iade davasının açıldığı ve karar tarihinde derdest olduğunun görüldüğü gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği; görevsizlik kararı sonrasında davaya adli yargıda devam edilmediği yolunda bir bilgi veya tespit bulunmadığı, mahkemece yargılama giderleri yönünden 6100 sayılı Kanun'un 331. maddesi hükmü gözetilmek suretiyle hüküm oluşturulması gerekirken, yargılama giderlerinin doğrudan davacıya yükletilmesinin yerinde olmadığı, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan, düzeltilmesi mümkün bir eksiklik niteliğinde olduğu, istinaf başvurusuna konu kararın yargılama giderlerine ilişkin hüküm fıkrasının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45/2. maddesiyle benimsenen ilke kapsamında aynı Kanun'un 49/1-b maddesi uyarınca düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun düzeltilerek reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onikinci Dairesinin 27/03/2023 tarih ve E:2022/5827, K:2023/1343 sayılı kararıyla; Dava konusu işlemin tesisinde kamu gücü kullanıldığının tartışmasız olduğu; işlemin doğrudan özel hukuk hükümleri uyarınca eşit taraflarca düzenlenmiş ya da İş Kanunu uyarınca tesis edilmiş bir işlem olmadığı, 375 sayılı KHK hükümleri uyarınca ve idarenin tek taraflı irade beyanıyla kamu gücüne dayanarak tesis edildiğinin anlaşıldığı; dava konusu işlem, idarenin kamu gücüne dayalı tek yanlı tasarrufu ile tesis edilen idari nitelikte bir işlem olduğundan, bu nitelikteki işlemlerin usule ve hukuka uygun olup olmadıklarının incelenmesi hususunun idari yargının görev alanına girdiği, ... İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekirken, davanın görev yönünden reddine ilişkin karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle...Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Uyuşmazlık konusu olayda, davacının 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra 2018 yılında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23. maddesi uyarınca ... Valiliği Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü emrinde sürekli işçi kadrosuna atandığı, bu statü ile sigortalı çalışan olarak istihdam edilmekte iken, istihdam süresinin hiç bir şekilde sosyal güvenlik kurumlarından emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazandığı tarihi geçemeyeceği gerekçesiyle emekliye sevk edildiği, emekliye sevk edilmesinden doğan uyuşmazlığın, emekliye sevk edilmesi yönünde tasarrufta bulunulan tarih itibarıyla "emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanıp kazanmadığının" 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmesi yoluyla çözümlenmesi gerektiği; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 23. maddesinin uygulanmasına ilişkin Usul ve Esaslar'ın 16. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen "Bu şekilde sürekli işçi kadrosuna geçirilenlerin istihdam süresi hiçbir şekilde emeklilik, yaşlılık ve malullük aylığını kazanma tarihini geçemez." şeklindeki düzenlemenin, amacı ve kapsamı itibarıyla sadece sürekli işçi kadrosunda istihdam edilme süresinin sona erme tarihinin belirlenmesine ilişkin olup, gerek 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de gerekse söz konusu Usul ve Esaslar'da sürekli işçilerin emekliye sevk edilmeleri ile ilgili açık (özel) bir düzenleme yer almadığından, 5510 sayılı Kanun'un kamu görevlilerinin emekliye sevk edilmelerine dair genel düzenleme niteliğindeki 48. maddesinin (sürekli işçi kadrosunda bulunan) davacı hakkında da uygulanması gerektiği; davacının 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten sonra sürekli işçi kadrosuna atandığı, 5434 sayılı Kanun'a tabi olmadığı, emekliye sevk edilmesine gerekçe gösterilen "emeklilik, yaşlılık veya malullük aylığı almaya hak kazanıp kazanmadığının" 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmesi gerektiği gibi, emekliye sevk edilmesine dair tasarrufun da 5510 sayılı Kanun'un 48. maddesi kapsamında olduğu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de ise sürekli işçi kadrosunda bulunanların emekliye sevk edilmelerine ve/veya bu hususta doğan uyuşmazlıklara karşı yapılacak kanun yolu başvurularına ilişkin açık bir düzenlemenin yer almadığı, esasen, böyle bir düzenlemenin 5510 sayılı Kanun'un 105. maddesi hükmü ile de bağdaşmayacağı, dolayısıyla, davacının emekliye sevk edilmesinden doğan uyuşmazlığın 5510 sayılı Kanun'un 101. maddesi hükmü gereği idari yargının görevinde olmayıp adli yargının görevinde olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, davanın bu gerekçe ile görev yönünden reddi gerektiği, davanın görev yönünden reddine dair istinafa konu kararda sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmediği gerekçesi eklenmek suretiyle, istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, çalışmasının idarenin resen tesis ettiği işlem sonucu olduğu ve idareye söz konusu işlemi yapma yetkisinin kanun koyucu tarafından verildiği; işlemin idareye ait kadroların kullanılmasına dair esas ve usulleri düzenleyen mevzuattan kaynaklandığı; iş sözleşmesinin kamu gücüne dayanılarak resen feshedildiği; bu nedenle bu davada idare mahkemelerinin görevli olduğu; davalı idare bünyesinde on yıl çalıştığı ve çalışmasına devam etmek istediği; ancak işlem nedeniyle çalışma hayatının rızasına aykırı şekilde sonlandığı; çalışmasına engel herhangi bir durum bulunmadığı; çalışmak istemesine rağmen emekli edilmesinin çalışma hakkını ihlal ettiği; 696 sayılı KHK ile getirilen maddenin sürekli işçi olarak kadroya geçen ve emeklilik aylığı almaya hak kazanan ancak çalışmaya devam etmek isteyen birçok kişiyi mağdur ettiği; emekliliğe hak kazanmış olmanın kişinin emekliliğe zorlanması anlamını taşımadığı; düzenlemenin çalışma hakkını engelleyici nitelikte olduğu ve Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiği; nitekim temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasına dayanak kanunların şeklen var olmasının kanunilik ölçütünün karşılandığının kabulü için yeterli olmadığı; sözleşmesinin idari sözleşme, işlemin bir idare işlemi olduğu; bu idari işlemin iptali ve bu işlemden kaynaklanan zarar talebinin, iptal ve tam yargı davasına konu olacak nitelikte bulunduğu ve davada idari yargının görevli olması gerektiği; iş sözleşmesinin, hukuken var olan bir idari işlem gerekçesiyle feshedildiğinden, menfaatini zedeleyerek olağan hayatını etkilediği; ortada hukuki bir işlemin varlığı söz konusu olduğundan görevsizlik kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idarelerden Bakanlık tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun bulunduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalılardan Valilik tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen ısrar kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki...Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14/10/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.