Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/2977 E. 2025/321 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/2977
Karar No
2025/321
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2977 Karar No : 2025/321

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Derneği (...) VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onuncu Dairesinin 09/02/2023 tarih ve E:2018/2506, K:2023/421 sayılı kararının, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı ile aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "yetki belgesi alan" ibaresinin ve 4. fıkrasının, 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (2) numaralı alt bendinin, 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "...ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapılan işletmede pazarlama ve satış personeli olarak çalıştırılan kişilerin mesleki yeterlilik belgesine sahip olması gerekir." ibaresinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 09/02/2023 tarih ve E:2018/2506, K:2023/421 sayılı kararıyla; Dava Konusu Yönetmelik'in İncelenmesi: A) Davanın Konusuz Kalıp Kalmadığı Hususunun İncelenmesi: 13/02/2018 tarih ve 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in dava konusu maddelerinin tamamında, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile birtakım değişikliklerin yapıldığı görüldüğünden, dava açıldıktan sonra yapılan söz konusu değişiklikler nedeniyle bakılan davanın konusuz kalıp kalmadığının ayrıca irdelenmesi gereğinin doğduğu; bununla birlikte, Yönetmelik değişikliklerinin içerik, anlam ve kapsamlarının farklılığı (örneğin, bazı hükümler herhangi bir değişikliğe uğramamasına rağmen Resmi Gazete'de yeniden yayımlanmıştır) nedeniyle söz konusu değerlendirmenin her madde yönünden ayrı ayrı yapılmasının uygun olacağı sonucuna varıldığı, bu itibarla dava konusu Yönetmelik kurallarının bu yönden incelenmesine geçildiği, 1) Yönetmelik'in 5. maddesinin 4. fıkrasının incelenmesi: Anılan fıkrada, yetki belgesinin geçerlilik süresinin beş yıl olduğunun kurala bağlandığı; davacı tarafından, kuralla 6585 sayılı Kanun'un amacına aykırı şekilde serbest piyasa ortamının ve ticari hayatın gelişiminin engellenmesine neden olunduğunun ileri sürüldüğü, 15/08/2020 tarih ve 31214 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'le; dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinde yapılan değişiklik sonucu, yetki belgesinin geçerlilik süresine ilişkin kurala yer verilmediği; yine 8. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklik sonucu, yetki belgesinin, 5. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda yenileneceğinin öngörüldüğü, başka bir anlatımla, yetki belgesinin beş yıl boyunca geçerli olacağına dair dava konusu düzenlemenin, Yönetmelik'te yapılan söz konusu değişikliklerle yürürlükten kaldırıldığı, bu haliyle, aktarılan değişiklikler ile davacının anılan maddeye yönelik talebi yerine gelmiş bulunduğundan, bu kısım yönünden davanın konusuz kaldığı sonucuna varıldığı, 2) Yönetmelik'in 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "yetki belgesi alan" ibaresinin, 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (2) numaralı alt bendinin, 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "...ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapılan işletmede pazarlama ve satış personeli olarak çalıştırılan kişilerin mesleki yeterlilik belgesine sahip olması gerekir." ibaresinin incelenmesi: Anılan maddelerde yapılan değişikliklerin, uyuşmazlığın esasına etkili ve davacının iddialarını karşılar nitelikte olmaması, bazı kuralların içerik açısından herhangi bir değişikliğe uğramaksızın Resmi Gazete'de (başka fıkra ve bentlerde de olsa) aynen yeniden yayımlanması karşısında; anılan fıkra, bent ve kısımlar yönünden uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, Yönetmelik yetki yönünden ve davanın, konusuz kalmadığı sonucuna varılan Yönetmelik kuralları yönünden, davacının iddiaları ile sınırlı olarak incelenmesi sonucu, dava konusu kuralları içeren Yönetmelik'te yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı ve anılan maddelerin hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılarak, Yönetmelik'in 5. maddesinin 4. fıkrası yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 5. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "yetki belgesi alan" ibaresi, 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinin (2) numaralı alt bendi, 10. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "...ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yapılan işletmede pazarlama ve satış personeli olarak çalıştırılan kişilerin mesleki yeterlilik belgesine sahip olması gerekir." ibaresi yönünden davanın reddine, toplam 366,50 TL yargılama giderinin takdiren 1/2'si olan 183,25 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 1/2'si olan 183,25 TL'nin ise davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 9.500,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 9.500,00 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen kararın, davaya konu işlemin hukuka aykırı olduğu tespitini içeren bir karar türü olmadığı gibi, davanın taraflarından herhangi birinin haklılığı ya da haksızlığını ortaya koyacak nitelikte bir karar da olmadığı, davacı yönünden gerçekleşmiş bir menfaat ihlalinden söz edilemediğinden bahisle hüküm kurulmuş olduğundan yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin idarelerine yükletilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının temyize konu karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı ile bu kısım nedeniyle davalı idare aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı ile bu kısım nedeniyle davalı idare aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın temyize konu bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Yukarıda belirtilen gerekçeyle kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin 09/02/2023 tarih ve E:2018/2506, K:2023/421 sayılı kararının temyize konu karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı ile bu kısım nedeniyle davalı idare aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 12/02/2025 tarihinde, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden oybirliği, yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinde, bu Kanun'da hüküm bulunmayan ve madde metninde sayılan hallerde 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun uygulanacağı belirtilmiş, sözü edilen haller arasında “yargılama giderlerine” de yer verilmiş, 04/02/2011 tarih ve 27836 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 450. maddesiyle 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kaldırılmış, aynı Kanun’un 447. maddesinin 2. fıkrasında ise; “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarih ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” hükmüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Yargılama giderinin kapsamı” başlıklı 331. maddesinde yargılama giderlerini oluşturan unsurlar sayılmış, maddenin 1/ğ bendinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılama giderleri arasında olduğu belirtilmiş, Kanun’un “Esastan sonuçlanmayan davada yargılama gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında da; “Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder.” kuralına yer verilmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu Yönetmelik'in 5. maddesinin 4. fıkrasının yürürlükten kaldırıldığından söz edilerek davanın bu kısmının konusunun kalmadığı gerekçesiyle, işin esasına girilerek haklılık/haksızlık değerlendirmesi yapılmaksızın bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesine rağmen yargılama giderlerinin ve bu giderler arasında yer alan vekâlet ücretinin davalı idarece davacıya ödenmesine hükmedildiği görülmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde yer alan atıf hükmü uyarınca yargılama giderleri konusunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun’un 331. maddesinin 1. fıkrasında, davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde yargılama giderlerinin ne şekilde takdir edileceği hususu düzenlenmiştir. Temyiz başvurusuna konu kararda, dava konusu düzenlemenin daha sonra yürürlükten kaldırıldığından bahisle bu kısım yönünden uyuşmazlığın esası hakkında “karar verilmesine yer olmadığına” karar verilmiş olması nedeniyle, başvuruya konu kararın hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ve bu giderler arasında yer alan vekalet ücretine 6100 sayılı Kanun’un metnine yer verilen 331. maddesinin 1. fıkrasındaki kural çerçevesinde hükmedilmesi gerekir. Bu durumda; kısmen konusu kalmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığı kararıyla neticelenen davada, bu kısım yönünden tarafların davanın açıldığı tarihteki haklılık durumları belirlenip buna göre yargılama giderleri ve bu kapsamdaki vekalet ücreti konusunda hüküm kurulması gerekirken, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine hükmedilmiş olduğundan, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın davalı idare aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara bu yönden katılmıyorum.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/2977, K. 2025/321, T. 01.10.2011, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-2977-e-2025-321-k-c5d497730395