Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/2809 E. 2025/466 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/2809
- Karar No
- 2025/466
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2809 Karar No : 2025/466
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF : 1-(DAVALI):... Bakanlığı VEKİLİ: Av. ...
2-DAVALI YANINDA MÜDAHİL:... Bankası AŞ VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Altıncı Dairesinin 22/02/2023 tarih ve E:2021/6539, K:2023/1879 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan binanın 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı olarak tescil edilmesi sonucu yıkılması üzerine, davacının hissesine karşılık gelen arsa payının 22/06/2021 tarihinde satışının yapılacağı yönündeki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Hizmetleri Genel Müdürlüğü İstanbul Altyapı ve Kentsel Dönüşüm Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı 6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15/A maddesinin 4., 6. ve 7. fıkralarının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 22/02/2023 tarih ve E:2021/6539, K:2023/1879 sayılı kararıyla; Dava konusu Yönetmelik kurallarının incelenmesinden; Anayasa'nın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kuralının yer aldığı, Anayasa'nın aktarılan hükmü ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir yasa hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmelikler ile yasa hükümlerine açıklık getirilmesi ve yasa hükümlerinin uygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı, Kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ve kazanılmış haklara riayet ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği, Yukarıda yer alan düzenlemeler uyarınca; afet riski altındaki yapıların iyileştirilmesi, tasfiyesi ve yenilenmesine ilişkin uygulamaların ivedilikle yapılmasının kamu yararına hizmet ettiği, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere afet riski altındaki alanlarda bulunan veya bu alanlar dışında olup da riskli olduğu tespit edilen yapıların yıkılarak yerine yenisinin yapılması sürecinde maliklerin haklarına zarar vermeden, ancak uygulamanın da sürüncemede kalmasına mahal vermeden iş ve işlemlerin yürütülmesinin hedeflendiği, Bu durumda, kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisi uyarınca dava konusu Yönetmelik hükümlerinin öngörüldüğü, normlar hiyerarşisine, dayanağı Kanun maddelerine ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ilkesine uygun olarak, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda düzenleme yapıldığı sonucuna ulaşıldığından, yukarıda belirtilen Yönetmelik kurallarında hukuka aykırılık bulunmadığı, Davacının hissesine karşılık gelen arsa payının satışının yapılacağına ilişkin bildirim işlemi yönünden ise; Uyuşmazlıkta, davacının da kat maliki olduğu İstanbul ili, Beşiktaş ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan bina hakkında 6306 sayılı Kanun gereğince riskli yapı kararı verilerek, taşınmazın yıkımına karar verildiği, akabinde taşınmazın yeniden nasıl değerlendirileceği hususunun görüşülmesi amacıyla 17/05/2018 tarihinde kat malikleri toplantısının gerçekleştirildiği ve toplantıya davacının da iştirak ettiği, ancak alınan karara katılmadığı, kat malikleri toplantısında verilen kararın ise mevzuatta belirtildiği şekilde maliklerin hisseleri oranında en az üçte iki çoğunluk ile alındığı, karara katılmayan arsa hissedarı davacıya noter aracılığıyla Yönetmelik'te belirtildiği şekilde "...15 gün içinde toplantıda alınan kararların kabul edildiğinin bildirilmemesi ve ekte gönderilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalanmaması halinde, bağımsız bölümünüze ilişkin arsa payının satışa çıkarılacağı" ihtarını içeren bildirimin gönderildiği, davacı tarafından ise talebin kabul edilmediğinin aynı yolla karşı tarafa bildirildiği, Öte yandan, söz konusu satışın gerçekleştirildiği ve bu satış işlemine karşı açılan (ihalenin feshi) davada ise, taşınmazın m²'si için takdir edilen değerin yetersiz olduğundan bahisle, dava konusu işlemin iptaline dair ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, istinaf taleplerinin reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararın Dairelerinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığı anlaşıldığından, görülmekte olan davanın, kat malikleri toplantısında alınan karara katılmayan davacının hissesinin satışının yapılacağına ilişkin bir bildirim işlemi olduğu, yukarıda anılan davanın ise yapılan satışın iptaline ilişkin olduğu, her iki davada ileri sürülen iddia ve iptal sebeplerinin farklı olduğu, ayrı davalara konu olabileceği anlaşıldığından, satışa davet niteliğindeki uygulama işlemi yönünden görülmekte olan davanın konusuz kalmadığı, işlemin esasının incelenmesi gerektiği sonucuna varıldığı, Bu itibarla, riskli yapı kararı üzerine mevzuata uygun şekilde toplanan kat malikleri toplantısında, yine mevzuata uygun olarak maliklerin hisseleri oranında en az üçte iki çoğunluk ile alınan karara katılmayan davacının usulüne uygun olarak sözleşmeye davet edildiği ve sözleşmeyi imzalamaması halinde gelişecek hukuki sürecin de (satış vs.) davacıya bildirildiği, buna rağmen kat malikleri toplantısında alınan karara katılmayan davacının hissesinin satışının yapılacağına ilişkin satışa davet işleminin Kanun, Yönetmelik ve ekinde belirtilen Esaslara uygun olarak yürütüldüğü ve dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, uyuşmazlığa konu taşınmazın 19 bağımsız bölümden oluştuğu, bunun 15 adedinin ... Bankasına ait olduğu, ... Bankası AŞ paydaş çoğunluğunu gözetmeksizin kat malikleri toplantısından bir gün önce tek başına bir firma ile yapım sözleşmesi imzaladığı, yapım sözleşmesine göre yeni yapılacak taşınmazın tek bir bağımsız bölüm şeklinde tasarlandığı ve eski bağımsız bölüm maliklerine buradan hisse verileceği, taşınmazın ayrı bağımsız bölümler şeklinde tasarlanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının çiğnendiği, arsa payının tespiti ve kat malikleri toplantısı hakkında adli yargıda dava açıldığı, daha önceden idare tarafından arsa payının satışı için verilen satış kararının ise taşınmaz bedelinin düşük olması nedeniyle Mahkeme kararıyla iptal edildiği, bu kez dava konusu taşınmaz için takdir edilen satış bedelinin kendilerine tebliğ edilmediği, satış bedelinin ne olduğu, yeni bir kıymet takdiri yapılıp yapılmadığını bilmediği, bu nedenlerle satış işleminin iptali gerektiği, satış işlemine dayanak olan dava konusu 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği'nin 15/A maddesinin 4. ve 6. ve 7. fıkralarının mülkiyet hakkına esaslı bir sınırlama getirdiği, bu düzenlemelerin azınlıkta kalan pay sahiplerinin mülkiyet haklarının özüne dokunacak şekilde ve orantısız bir biçimde sınırlama getirdiği, karşı oylar ile bu husus tespit edilmişken davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş, davalı idare yanında müdahil tarafından ise, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 22/02/2023 tarih ve E:2021/6539, K:2023/1879 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 27/02/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Anayasa'nın 35. maddesinde "mülkiyet hakkı" başlığı altında ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde; mülkiyet hakkının korunması gerekliliği vurgulanmıştır. Getirilen kuralların mülkiyet hakkı ihlaline neden olmaması için müdahalenin ancak kanun ile ve Anayasa'da belirlenen şekilde ve ölçüde olması gerektiği kuşkusuzdur. 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliğinin 15/A maddesinin (4) nolu fıkrasının son cümlesinde, satışın yapılacağı yer ve zaman satışı izlemek üzere arsa payı satılacak maliklere de bildirileceği düzenlenmiş, ancak arsa payı satılacak maliklere tebligat yapılamamış olmasının satışın geçerliliğine etki etmeyeceği ve gıyaplarında yapılan satış işleminin geçerli olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme, arsa payı satışa çıkarılan malike satıştan önce tebligat yapılması zorunluluğunu ortadan kaldırmaktadır. Zira bu malike tebligat yapılmaması ya da yapılamamış olması satış işleminin geçerliliğini etkilememektedir. Ayrıca tebligat yapılmayan ya da yapılamamış olan malikin kendi taşınmazının satışını izlemesi de engellenmiş olacaktır. Oysa, tebligat yapılmadan satış işleminin gerçekleştirilmesi, arsa payı satışa çıkarılan malikin gerek satış bedeline gerekse satış işlemine karşı yargı organları nezdinde itiraz hakkının elinden alınmasına ve mahkemeye erişim hakkının sınırlandırılmasına yol olacaktır. Böyle bir uygulama, malikin Anayasa’nın 36. maddesinde yer bulan adil yargılanma hakkını kullanmasını engelleyecektir. Bu itibarla, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 6. maddesi kapsamında riskli olarak tespit edilen bir yapının yıkılarak yerine yapılacak yeni uygulamaya ilişkin kat maliklerince üçte iki çoğunlukla alınan karara katılmayan ve arsa payı satışa çıkarılan maliklere, satışı izlemek üzere satışın yapılacağı yer ve zamanın bildirildiği tebligatın yapılamamış olmasının satışın geçerliliğine etki etmeyeceği yolundaki dava konusu Yönetmelik düzenlemesinin, arsa payı satışa çıkarılan malike tebligat zorunluluğunu ortadan kaldırması nedeniyle hak arama özgürlüğünü sınırlandırılan ve malikin mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantısız sonuçlara ulaşmasına neden olan bir nitelik taşıdığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu 6306 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliğinin 15/A maddesinin (4) nolu fıkrasının son cümlesinde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Daire kararının bu kısmının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.