Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/1426 E. 2024/598 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/1426
Karar No
2024/598

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1426 Karar No : 2024/598 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2016/52787, K:2021/3296 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı ekonomik, sosyal, maaş ve sair haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun'un 3. ve 10. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 26/10/2021 tarih ve E:2016/52787, K:2021/3296 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesine yönelik Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş, 6749 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ise Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararı ile iptal edildiği belirtilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının kesinleşmediğinin görüldüğü, Daireleri kararının "a) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanı" başlığı altında yer verilen davacı hakkındaki tanık beyanı ile davacıya ait dijital materyaller içerisinde FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin kullandığı şifreli haberleşme uygulamalarının tespit edilmesi hususu birlikte değerlendirildiğinde, davacının bu hususlara karşı beyanlarına itibar edilmeyerek, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı ekonomik, sosyal, maaş ve sair haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, hakkındaki ceza yargılamasında beraat kararı verildiği, beraat kararının kesinleşmesi beklenerek bu husus bekletici mesele sayılmak suretiyle sonucuna göre bir hüküm tesis edilmesi gerekirken, usul ve yasaya aykırı gerekçeyle verilen Daire kararının isabetsiz olduğu, tanık F.S.'nin beyanlarının çelişkili olduğu, bu tanığın fotoğraflı teşhis tutanağındaki ifadesinde; kaymakamın evine yalnız gittiğini söylediği halde, duruşmadaki ifadesinde oraya ailesiyle birlikte gittiğini bildirdiği, ifadelerindeki bu çelişkinin sorulması üzerine ise yalnız mı yoksa ailesiyle mi gittiğini hatırlayamadığını söylediği, iddia ettiği olayın gerçekleştiği tarih sorulduğunda, bu tarihi hatırlayamadığını söylediği, tekrar hangi mevsim veya hangi ayda toplantının yapıldığının sorulması üzerine de yaklaşık olarak tarih vermekten kaçındığı, F.S.'nin beyanlarının doğru olup olmadığının tespiti açısından kaymakamın evinde yapıldığını iddia ettiği toplantının tarihinin büyük önem taşıdığı, çünkü toplantıya katıldığını iddia ettiği kişilerin Mutki'de çakışan görev sürelerinin 1997 yılının Temmuz ayı ile Aralık ayı arasındaki yaklaşık altı aylık bir süreye tekabül ettiği, kendisi ile tanık F.S.'nin ise Mutki'de fiilen sadece 2-3 ay birlikte çalıştığı, bütün bu saptamaların tanığın bahsettiği olayın bilinçli bir şekilde hazırlanan kurgu olduğunu gösterdiği, tanığın aynı toplantıya katıldığını iddia ettiği C.I. ve E.T.'nin ceza mahkemesindeki ifadelerinde, tanığın ifadelerinin doğru olmadığını beyan ettikleri, cep telefonuna KakaoTalk ve Cocovoice isimli uygulamaları yüklemediği ve kullanmadığı, bu programların telefonun alındığı tarihte otomatik olarak yüklenen programlar olabileceği, ceza mahkemesinde, bu konuda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep ettiği, ancak bu uygulamaların kamuya açık ve dünyada milyonlarca kişinin kullandığı programlar olduğu gerekçesiyle talebinin reddedildiği, telefonundan imaj alınmadığı, dolayısıyla söz konusu programların telefonuna sonradan yüklenmiş de olabileceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 26/10/2021 tarih ve E:2016/52787, K:2021/3296 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 18/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/1426, K. 2024/598, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-1426-e-2024-598-k-6747b974b7d0