Danıştay · Danıştay

Danıştay 2021/3656 E. 2024/588 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2021/3656
Karar No
2024/588

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/3656 Karar No : 2024/588 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2021 tarih ve E:2017/5987, K:2021/2119 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 21/06/2021 tarih ve E:2017/5987, K:2021/2119 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında, ceza yargılaması sonucunda,... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:2... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının istinaf yoluna başvurmaktan feragat edilmesi nedeniyle 13/12/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüş ise de, davacının terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacı vekilinin ikinci savunmaya cevap dilekçesindeki beyanları yönünden, tanık ifadelerinden; davacının 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını destekleyen ve onlar adına faaliyet gösteren grubun içinde yer aldığına, davacı vekilinin ikinci savunmaya cevap dilekçesindeki beyanlarından; davacının örgüte mensup koleje gittiğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olduğu sonucuna varıldığı, Yurt dışı çalışma ziyareti yönünden (sehven yurt dışında eğitim olarak yazılmış.), davacının, FETÖ'nün Adalet Bakanlığında ve HSK'da etkin olduğu dönemde 03-08 Haziran 2013 tarihleri arasında Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından bir proje kapsamında yurt dışına gönderildiğine ilişkin tespitin, davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, ceza yargılamasında hakkında beraat kararı verildiği, beraat kararında dinlenen tanıkların beyanlarının davanın reddine gerekçe olarak alındığı, ancak beraat kararının dikkate alınmadığı, bu nedenle masumiyet karinesinin ihlal edildiği; demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranmadığı; aleyhinde beyanda bulanan tanık Y.S.'nin ifadelerinin soyut ve gerçek dışı olduğu, tanığın ifadesinin son kısmında şahsının söz konusu yapı ile irtibatı ve iltisakı olup olmadığını bilmediğini açıkça beyan ettiği, yine tanığın 2014 yılında Söke Adliyesinde görev yapan birçok hakim ve savcının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu yönünde beyanda bulunduğu, ancak bu hakim ve savcıların bir kısmının halen görevde olduğu, bir kısmının ise ceza soruşturması/kovuşturmasının takipsizlik veya beraat ile sonuçlandığı, dolayısıyla bu tanığın ifadelerinin işbu davada esas alınmaması gerektiği; diğer tanık Ö.D.'nin ise ailevi sebeplerden dolayı kendisine husumet besleyen dayısının damadının arkadaşı olduğu, dayısının damadının gizli isimle kendisini ihbar ettiği ve tanık olarak da Ö.D. isimli şahsı gösterdiği, hiç tanımadığı bu şahsın ifadesine dayanılarak hakkında kamu görevlisine hakaret ve tehditten dava açıldığı ancak bu davanın da beraat ile sonuçlandığı ve kesinleştiği, bu tanığın süreçte alınan ifadelerinin soyut ve çelişkili olduğu, söz konusu örgütle irtibat ve iltisakının olmadığı; vekilinin ikinci savunmaya cevap dilekçesinde şahsının FETÖ ile irtibatlı okullardan mezun olduğuna dair iyi niyetli beyanlarının aleyhinde delil olarak kullanılmasının hukuken kabul edilebilir olmadığı, 23 yıl önce 11 yaşında ceza ehliyetinin dahi olmadığı dönemlerdeki fiillerden sorumlu tutulamayacağı; 2013 yılında davalı idare tarafından düzenlenen Portekiz gezisine katılmış olmasının söz konusu yapı ile irtibat ve iltisakına delil olamayacağı, bu geziye katılan birçok yargı mensubunun halen görevde olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacı hakkında, ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçun işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat kararı verildiği, anılan kararın istinaf yoluna başvurmaktan feragat edilmesi nedeniyle 13/12/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi,... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 21/06/2021 tarih ve E:2017/5987, K:2021/2119 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4.Kesin olarak, 18/03/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 667 sayılı KHK'nin 3. maddesinin 1. fıkrasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hakim ve savcılar hakkında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca karar verileceğine ilişkin düzenleme gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin keyfilikten uzak ve somut veri ve delillere dayanması gerekir. Dosyanın incelenmesinden; Dairece karara gerekçe yapılan tanık ifadelerinin, davacının FETÖ üyesi olduğuna ya da bu yapı ile iltisak veya irtibatı olduğuna dair görgüye dayalı somut bilgiler içermediği, beyanların soyut nitelikteki duyuma ve tahmine dayalı olduğu görülmektedir. Ayrıca davacının, 1993-1999 yılları arasında sonradan FETÖ/PDY ile irtibatlı veya iltisaklı olduğundan bahisle kapatılan okulda eğitim görmüş olması ve davalı idare tarafından 2013 yılında yurt dışı çalışma gezisine gönderilmiş olmasının da davacının FETÖ terör örgütü ile iltisak veya irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu çerçevede, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulamadığı, sunulan tanık beyanları ile diğer delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilik ve nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2021/3656, K. 2024/588, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2021-3656-e-2024-588-k-3a6238557773