Danıştay · Danıştay

Danıştay 2009/1939 E. 2013/2262 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2009/1939
Karar No
2013/2262
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2009/1939 Karar No : 2013/2262

Temyiz İsteminde Bulunan (Davalılar) : 1- … 2- … Bakanlığı (… Müsteşarlığı) - ANKARA

Karşı Taraf (Davacı) : … Vekili : Av. …

İstemin Özeti : Danıştay Onuncu Dairesi'nin 30/3/2009 günlü, E:2006/6171, K:2009/2444 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davalı idareler tarafından istenilmektedir.

Savunmanın Özeti :Danıştay Onuncu Dairesi'nce verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …

Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarelerden Başbakanlığın yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava; 31/5/2002 günlü, 24771 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği'nin, 10/8/2006 günlü, 26255 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle değiştirilen 699. maddesinin ve 4. maddesiyle değiştirilen 700. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Onuncu Dairesi 30/3/2009 günlü, E:2006/6171, K:2009/2444 sayılı kararıyla; davacı vekili tarafından, 26/7/2007 tarihinde kayda geçen dilekçede Gümrük Yönetmeliğinin 699. maddesi ve 700. maddesinin 3. ve 4. fıkraları dışındaki bütün hükümleri ile ilgili taleplerinden feragat ettiği, ancak Dairece düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davalarında, Danıştay dava dairesince düzenleyici işleme yönelik olarak yürütmenin durdurulması kararı verildikten sonra, davacıya davadan feragat etme hakkının tanınmasının, yapılmış olan yargısal denetimin geçersiz sayılmasını, dolayısıyla davacı iradesinin yargı kararı üzerine çıkması sonucunu doğuracağı, kamu yararıyla ve idarenin yargısal denetimi yoluyla hukukun üstünlüğünü sağlama amacıyla bağdaşmayacağı, bu nedenle, yürütmenin durdurulması isteminin kabulünden sonra, Gümrük Yönetmeliğinin 699. maddesi ve 700. maddesinin 3. ve 4. fıkraları dışındaki bütün hükümleri ile ilgili taleplerinden feragat ettiği yolundaki davacı istemi kabul edilmeyerek işin esasına geçildiği; davanın, Gümrük Yönetmeliği'nin 700. maddesi yönünden incelenmesinden, 700. maddesinin 3. fıkrasında, "Serbest olarak çalışan gümrük müşavirleri veya tüzel kişilik şeklindeki gümrük müşavirliği şirketleri, yalnızca bağlı bulundukları derneklerin faaliyet alanlarında kayıtlı vergi mükellefiyeti bulunan kişiler hesabına tüm gümrük idarelerinde iş takibi yapabilirler.", 4. fıkrasında ise, "Tüzel kişilik şeklindeki gümrük müşavirliği şirketleri üçüncü fıkradaki hükmün dışında diğer gümrük idarelerinde iş takibinde bulunmaları halinde şube açmak zorundadırlar. Şubede, şubenin bulunduğu derneğe kayıtlı, o mahalde ikamet eden ve faaliyet gösteren bir ortak sıfatıyla en az bir gümrük müşaviri bulundurulması zorunludur. Bu şekilde ortaklığı olan gümrük müşavirinin temsil ve ilzama yetkili olması ve ikamet belgesini her altı ayda bir bağlı bulunduğu derneğe ve başmüdürlüğe ibraz etmesi gerekmektedir." hükümlerine yer verildiği; yapılan Yönetmelik değişikliği ile, serbest olarak çalışan bir gümrük müşavirinin, bağlı olduğu derneğin faaliyet alanı dışındaki bir kişi adına tüm gümrük idarelerinde iş takibi yapamayacağı, tüzel kişilik şeklindeki gümrük müşavirliği şirketlerinin de, üçüncü fıkradaki hükmün dışında diğer gümrük idarelerinde iş takibinde bulunabilmeleri için şube açma zorunluluğu getirildiği; oysa, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin dayanağı 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda gümrük müşavirlerinin çalışma alanlarının bu şekilde sınırlanabileceğine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği; yasa koyucunun yalnızca, 4458 sayılı Yasa'nın 229. maddesinde, gümrük müşavirlerine, tebligat adreslerinde kullanılacak çalışma yerlerini, bu yerin bağlı bulunduğu Gümrük Başmüdürlüğüne yazı ile bildirmesi yükümlülüğünü getirdiği, davalı idareler tarafından, 4458 sayılı Yasa'nın 10. maddesi, Yönetmelik değişikliğinin yasal dayanağı olarak gösterilmiş ise de, anılan Yasa hükmü, gümrük müşavirliğinin çalışma haklarının sınırlandırılması konusunda davalı idarelere düzenleme yetkisi tanımadığı; kaldı ki, temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların Anayasanın 13. maddesi gözetilerek açık bir yasa hükmüyle yapılması gerektiği, ayrıca, dava konusu Yönetmelik hükümlerinin 4458 sayılı Yasa'da gümrük müşavirlerinin çalışma hakkı konusunu düzenleyen hükümlerine de aykırı bulunduğu; 4458 sayılı Yasa'nın 5. maddesinde, gümrük müşavirlerinin dolaylı temsil yoluyla gümrük mevzuatı ile öngörülen tasarrufları ve işlemleri gerçekleştirmek üzere gümrük idarelerinde iş takip edebildiği, yasa koyucunun, gümrük müşavirlerinin çalışma alanını "gümrük idareleri" olarak belirlemek suretiyle herhangi bir sınırlama yapmadığı, "Gümrük idareleri" deyiminin de neyi ifade ettiğinin 4458 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde hükme bağlandığı; buna göre, Yasada geçen "Gümrük idaresi veya idareleri" deyiminin, gümrük mevzuatında belirtilen işlemlerin kısmen veya tamamen yerine getirildiği merkez veya taşra teşkilatındaki hiyerarşik yönetim birimlerinin tamamını ifade ettiği; ayrıca, 4458 sayılı Yasanın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti Gümrük Bölgesi'nin, Türkiye Cumhuriyeti topraklarını kapsayacağının belirtildiği; bu durumda, Anayasa'nın güvence altına aldığı çalışma hakkının hukuka aykırı olarak sınırlandırılmasına yönelik dava konusu Yönetmelik hükümlerinde hukuka ve dayanağı Yasa hükümlerine uyarlık bulunmadığı; öte yandan, Gümrük Yönetmeliği'nin 700. maddesinin 7. fıkrasında; "Herhangi bir çalışma yeri veya iş çevresinde en az 20 gümrük müşaviri bulunduğu takdirde, tüzükleri Gümrük Müsteşarlığınca onaylanmak suretiyle bütün müşavirlerin üye olmaya mecbur oldukları bir Gümrük Müşavirleri Derneği kurulur."; 8. fıkrasında ise, "Bu derneklere gümrük müşavir yardımcıları da kayıt olunur." hükümlerine yer verildiği, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda, gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının çalıştıkları yerde veya iş çevresinde en az 20 gümrük müşaviri bulunduğu takdirde Gümrük Müşavirleri Derneği kurulacağına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmediği; 4458 sayılı Yasa'nın Geçici 6. maddesindeki "Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları çıkarılacak bir kanunla bağlı bulundukları gümrük başmüdürlüğü görev alanı itibariyle kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu şeklinde örgütleninceye kadar aşağıdaki hükümler uygulanır" hükmüyle de, gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının, çıkarılacak bir yasayla kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu şeklinde örgütlenmesinin öngörüldüğü, 4458 sayılı Kanun hükümleri ile gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcılarının dernek kurma ve derneğe üye olma özgürlüğüne müdahale etme konusunda davalı idarelere düzenleme yetkisi tanınmadığı, temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların Anayasanın 13. maddesi gözetilerek açık bir yasa hükmüyle yapılması gerektiği, bu durumda, dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkrası hükümlerinde de hukuka ve dayanağı Yasa hükümlerine uyarlık görülmediği; Yönetmeliğin iptali istenilen 700. maddesinin diğer kısımlarında ise hukuka ve dayanağı Yasa hükümlerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, 31/5/2002 günlü, 24771 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği'nin, 10/8/2006 tarih ve 26255 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen 700. maddesinin 3., 4., 7. ve 8. fıkralarının iptaline, Yönetmeliğin dava konusu edilen diğer kısımlarına yönelik olarak davanın reddine karar verilmiştir. Davalı idareler, anılan kararın iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedirler. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın, Yönetmeliğin 700. maddesinin 3., 4. fıkralarının iptaline ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu, davalı idarelerin dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın belirtilen kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmıştır. Davalı idarelerin, kararın, dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarının iptaline ilişkin kısmına yönelik temyiz istemine gelince; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesi ile göndermede bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yerine yürürlüğe giren, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinde feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı belirtilmiştir. 2577 sayılı Yasanın 31. maddesi, idari davalarda feragat istemleri üzerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağını hükme bağlamaktadır. Ancak anılan yollama hükmünün, idari davaların nitelikleri dikkate alınarak ve idari dava türleriyle bağdaştığı ölçüde uygulanabileceği açıktır. İdari dava türlerinden olan iptal davaları; menfaati ihlal eden, somut, subjektif nitelikteki idari işlemlere veya düzenleyici idari işlemlere karşı açılabilmektedir. Bireysel menfaat ihlaline dayanan iptal davalarında davacının herhangi bir kısıtlama olmaksızın davasından feragat edebileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Bununla birlikte, çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında feragat isteminin kamu yararı ölçütü kullanılarak karara bağlanması gerekmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarında ise gümrük müşavirleri derneğine ve derneğe üyeliğe ilişkin düzenleme yapılmış olup, anılan düzenlemelerin kamu yararını yakından ilgilendirdiği, bu nedenle davacının davasından feragat edemeyeceği ileri sürülemez. Dava konusu düzenlemenin ve uygulama işleminin iptali istemiyle dava açan davacının, açtığı bu davadan feragat edebileceğinin de kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacının, açık bir irade ile beyanda bulunarak dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 3. ve 4. fıkraları dışındaki bütün hükümleri ile ilgili taleplerinden feragat etmiş olması karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlığı bu maddeler yönünden sona erdiren beyanın dikkate alınarak feragat nedeniyle dava konusu 700. maddesinin 7. Ve 8. fıkralarının iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, Dairece, davacının feragat beyanının kabul edilmeyerek, uyuşmazlığın esastan görüşülüp neticelendirilmesinde usul ve hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, Danıştay Onuncu Dairesi'nin 30/3/2009 günlü, E:2006/6171, K:2009/2444 sayılı kararının, 31/05/2002 günlü, 24771 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği'nin, 10/8/2006 günlü, 26255 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değiştirilen 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarının iptaline ilişkin kısmının BOZULMASINA; davalı idarelerin Yönetmeliğin 700. maddesinin 3. ve 4. fıkralarına yönelik temyiz istemlerinin reddedilerek bu kısımların ONANMASINA; dosyanın bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere Danıştay Onuncu Dairesine gönderilmesine; kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş ) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/06/2013 gününde, Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkralarına ilişkin kısmı yönünden oyçokluğu, diğer kısımları yönünden oybirliği ile karar verildi.

K A R Ş I O Y X- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 307. maddesinde feragat, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış; 309. maddesinde, feragat beyanının dilekçe ile veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde ise, feragatin kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğuracağı belirtilmiştir. 2577 sayılı Yasanın 31. maddesi, idari davalarda feragat istemleri üzerine Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağını hükme bağlamaktadır. Ancak anılan yollama hükmünün, idari davaların nitelikleri dikkate alınarak ve idari dava türleriyle bağdaştığı ölçüde uygulanabileceği açıktır. İdari dava türlerinden olan iptal davaları; bireysel hakkı ihlal eden, somut, subjektif nitelikteki idari işlemlere veya ortada herhangi bir hak ihlali olmaksızın bireyin menfaat ilgisinin kurulabildiği (çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren) idari işlemlere karşı da açılabilmektedir. Bireysel hakların ihlaline dayanan iptal davalarında davacının herhangi bir kısıtlama olmaksızın davasından feragat edebileceğinde duraksama bulunmamaktadır. Buna karşılık iptal davalarında düzenleyici işlemlerin iptali istemiyle açılan iptal davalarında davanın açılmasındaki amaç da dikkate alındığında mahkemece verilen ve işlemin hukuka aykırı olduğunu belirleyen iptal veya yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlardan sonra davacıların davadan feragatinin kabul edilmemesi gerekmektedir. Davacı tarafından; dava konusu Yönetmeliğin iptali istenirken gümrük müşavirliği derneğine üye olma zorunluluğunun Anayasa ile güvence alınan temel hak ve özgürlükler arasında yer alan dernek kurma ve derneğe üye olma özgürlüğüne ve Dernekler Kanunu'na aykırı olduğu belirtilerek dava açılmıştır. Bu itibarla, söz konusu yönetmelik maddelerinin bireysel hakkın ihlali yanında kamu yararını da ilgilendirdiği sonucuna varıldığından, bu haliyle objektif nitelik taşıyan bu davada Dairesince yürütmenin durdurulması kararı verildikten sonra feragat isteminde bulunulmasında kamu yararı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, dava konusu Yönetmeliğin 700. maddesinin 7. ve 8. fıkraları yönünden de işin esasına girilerek inceleme yapılması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2009/1939, K. 2013/2262, T. 06.06.2013, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2009-1939-e-2013-2262-k-6a8e3f828005