Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2026/620 E. 2026/916 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2026/620
Karar No
2026/916
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2026/620 Karar No : 2026/916

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, görevine son verilmesine ilişkin ... tarih ve B... sayılı ... Üniversitesi Rektörlüğü işlemi ile "Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 23. maddesinin son tümcesindeki "özlük hakları" ibaresinin iptali ve yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle ... Üniversitesi Rektörlüğü'ne karşı açılan davada verilen iptal kararı üzerine işlemin hukuka aykırılığının yargı kararı ile ortaya konulduğu ileri sürülerek iptal edilen işlem nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 30.000 TL maddi, 20.000 manevi zararın, işlemin tesis edildiği 22/02/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmini istenilmiştir.

DAVACININ İDDİALARI : ... Üniversitesi bünyesindeki yardımcı doçent kadrosu ile sözleşmesinin yenilenmemesi suretiyle ilişiğinin kesilmesine ilişkin işlem ile dayanağı düzenleyici işleme karşı açtığı davada verilen iptal kararının uygulanması istemiyle davalı idareye 12/06/2017 tarihinde başvurduğu, davalı idarece kararın yerine getirilmediği, bunun üzerine ... İcra Dairesinin ... esas nolu icra takip dosyası ile takibe konulduğu, ... Üniversitesinin açtığı icra takibinin iptali davasında; ... İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... tarih ve E:...; K:... sayılı kararıyla; kararın likit bir alacak olarak eda hükmü içermediği, miktarın belirsiz olduğu, tespit hükmü niteliğinde olan bir ilama dayanılarak takip yapılamayacağı, Danıştay kararı delil ve dayanak olarak gösterilerek açılacak bir alacak davası sonunda yoksun kalınan hakların adı, niteliği ve miktarı belirlendikten sonra takip yapılmasının mümkün olduğu, kararın kesinleşmesini müteakip tam yargı davasını açtığı, görevine son verilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırılığının yargı kararı ile sabit olduğu, işlem nedeniyle parasal haklarından yoksun kaldığı, ilgili kararın yerine getirilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkı kapsamında olan mal varlığı değerinden tam ve sürekli olarak yoksun bırakıldığı ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : 22/02/2012 tarihini müteakip farklı yükseköğretim kurumlarında çalışarak emekli olan davacının, davasını dayandırdığı iptal kararı üzerine üniversiteye dönmek için yaptığı herhangi bir başvurusunun olmadığı, farklı üniversitelerdeki görevleri dikkate alındığında akademik çalışmalarını yapamamaktan kaynaklı oluştuğu ileri sürülen zararların gerçekleşmediğinin tartışmasız olduğu, kaldı ki; yargı içtihadları ile de sabit olduğu üzere, süreç içerisinde gelir getirici faaliyette bulunması halinde bu miktarların mahsubunun gerektiği, ayrıca maddi zarar olarak belirtilen 30.000 TL zararın kalemleri ve dayanaklarının davacı tarafından ortaya konulmadığı, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davacının faiz istemine ilişkin bozulan kısım yönünden kabul kararı verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 29/04/2019 tarih ve E:2017/2314, K:2019/2025 sayılı kararı ile onanan, Danıştay 8. Dairesinin 30/01/2017 tarih ve E:2012/9395, K:2017/343 sayılı kararıyla tazminine karar verilen parasal hakları ile anılan karar ile iptal edilen hukuka aykırı işlemin tesis edilmesi ve kararın yerine getirilmemesi ile neden olunan 30.000.00 TL maddi ve 20.000.00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 50.000.00 TL zararın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile yasal faiziyle birlikte ödetilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. 2575 sayılı Danıştay Kanununun 4575 sayılı Yasa ile değişik 24. maddesinin 1. fıkrasında; ''Danıştay ilk derece mahkemesi olarak: a) (Değişik: 2/7/2018 – KHK-703/184 md.) Cumhurbaşkanı kararlarına, b) (Değişik: 2/7/2018–KHK-703/184 md.) Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere, c) (Değişik: 2/7/2012-6352/45 md.) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere, d) Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere, (1) e) Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere, f) Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine, Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar.'' hükmüne yer verilmiştir. 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde; bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin bu Kanunla verilen görevleri yerine getirmek üzere kurulmuş "genel görevli" mahkemeler olduğu kurala bağlandıktan sonra, aynı Kanunun 5. maddesinde; idare mahkemelerinin, vergi mahkemelerinin görevine giren davalar ve ilk derecede Danıştayda çözümlenecek olan davalar dışındaki davaları çözümleyeceği belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 14/3-a maddesinde; dilekçelerin görev ve yetki yönünden inceleneceği, 15/1-a maddesinde; 14. maddenin 3/a bendine göre idarî yargının görevli olduğu konularda, görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın görev veya yetki yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verileceği kurala bağlanmıştır. Uyuşmazlığa konu olayda; davacı tarafından daha önce Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Öğretim Üyeliği sözleşmesinin yenilenmemesi suretiyle görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali ve yoksun kaldığı özlük haklarının tazmini istemiyle birlikte dava konusu işlemin dayanağı olan Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 23. maddesinin son tümcesindeki "özlük hakları" ibaresinin iptali istemiyle Danıştay'da açılan davanın dava konusu talepler arasındaki bağlantı nedeniyle ve dava konusu işlemlerden dayanak işlemin "genel düzenleyici işlem" niteliğinde olması ve Danıştay'da çözümlenecek davalardan olması nedeniyle Danıştay 8. Dairesi tarafından iptal talepleri hakkında yargılama yapıldığı ve genel düzenleyici işlem hakkında "Karar Verilmesine Yer Olmadığına" bireysel idari işlemin "iptaline" ve "işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların ödenmesine" karar verildiği, kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararıyla onanarak kesinleştiği; davacı tarafından anılan kararın yerine getirilmesi talebiyle 12/06/2017 tarihinde Yeni Yüzyıl Üniversitesi Rektörlüğü'ne yapılan yazılı başvuru sonrası Danıştay 8. Dairesinin kararının ilamlı icra yoluyla ... İcra Dairesinde takibe konulduğu; davalı idarenin icra takibinin iptali istemiyle açtığı dava sonucunda ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla "kararın likit bir alacak olarak eda hükmü içermediği, miktarın belirsiz olduğu, tespit hükmü niteliğinde olan bir ilama dayanarak takip yapılamayacağı, ilgili idare mahkemesi ve Danıştay kararı delil veya dayanak gösterilerek açılacak bir alacak davası sonunda yoksun kalınan hakların adı, niteliği ve miktarı belirlendikten sonra takip yapılmasının mümkün olduğu" gerekçesiyle takibin iptaline karar verildiği; bu kez davacı tarafından Danıştay 8. Dairesi kararının yerine getirilmesi istemi ve kararın yerine getirilmemesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacı daha önce açtığı iptal davasının Danıştay'da görüldüğü ve çözümlendiği nedeniyle bu davanın da Danıştay'da görülmesi gerektiğini ileri sürmekte ise de; iş bu dava 2575 sayılı Danıştay Kanununun 24. maddesi kapsamında Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak karara bağlayacağı konular arasında yer almadığı gibi 2577 sayılı Yasa'nun 38/3 maddesi uyarınca bağlantısı nedeniyle Danıştay'da görülen bireysel işlemin iptali nedeniyle açılacak tam yargı davasının da Danıştay'da görülmesini gerektirecek yasal bir düzenleme yer almamaktadır. Diğer taraftan 2577 sayılı Yasanın 36/1 maddesinde idari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkemenin zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili idari mahkemesinin olduğu kurala bağlanmıştır. Bu durumda; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 24. maddesi kapsamında Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak karara bağlayacağı konular arasında yer almayan bu davanın görüm ve çözümü, 2576 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğince idare mahkemesine ait bulunmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın 2577 sayılı Kanunun 15. maddesinin 1/a bendi uyarınca görev yönünden reddine ve dosyanın görevli ve yetkili olan İstanbul İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Danıştay Sekizinci Dairesince verilen 14/05/2024 tarih ve E:2019/10279, K:2024/2807 sayılı davanın kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/09/2025 tarih ve E:2024/3021, K:2025/1671 sayılı kararıyla; davacı lehine 30.000,00-TL maddi, 10.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesine ilişkin kısmının onanmasına, davacının faiz istemi yönünden bozulmasına karar verilmesi üzerine; Danıştay Sekizinci Dairesince yapılan toplantıda Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra bozma kararına uyularak, bozulan kısım yönünden işin gereği görüşüldü.

HUKUKİ SÜREÇ : ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Öğretim Üyesi olan davacının görevine son verilmesine ilişkin ... günlü ... sayılı ... Üniversitesi Rektörlüğü işlemi ile "Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 23. maddesinin son tümcesindeki "özlük hakları" ibaresinin iptali ve yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açtığı davada, Dairemizin 30/01/2017 tarih ve E:2012/9395; K:2017/343 sayılı kararıyla; dava konusu bireysel işlemin, vakıf yükseköğretim kurumunda yardımcı doçent kadrosunda görev yapan davacının görev süresinin uzatılmaması suretiyle görevine son verilmesine ilişkin işlemin tesis edilme gerekçesinin, ilgilinin hakkındaki şikayetler olduğu, bu kapsamda 2547 sayılı Kanunu'nun 53. maddesinde düzenlenen genel hükümler kapsamında bir soruşturma yapılmaksızın, hakkındaki şikayet konusu fiillerin sübuta erip ermediğinin tespiti yapılmadan işlem tesis edildiği gerekçesiyle işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından bahisle iptali ile davacının hukuka aykırı olarak tesis edilen işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmiştir. Anılan karar üzerine, davacı tarafından 12/06/2017 tarihli başvuru ile yargı kararının uygulanmasının istenildiği, davalı idarece talebinin reddi üzerine 27/07/2017 tarihinde davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, davalı idarece 07/08/2017 tarihinde icra takibinin iptali davasının açıldığı, ... İcra Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:...; K:... sayılı karar ile icra takibinin iptaline karar verildiği, öte yandan; Dairemizin 30/01/2017 tarih ve E:2012/9395; K:2017/343 sayılı kararına karşı yapılan temyiz kanun yolu başvuru üzerine; karar, Danıştay İdari Dava Dairleri Kurulunun 05/11/2019 tarih ve E:2017/2314; K:2019/2025 sayılı kararıyla onandığı, kararın davacıya 05/11/2019 tarihinde tebliği üzerine görülmekte olan dava açılmıştır. Danıştay Sekizinci Dairesinin 14/05/2024 tarih ve E:2019/10279, K:2024/2807 sayılı kararıyla; davacının 30.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat isteminin kabulüne, fazlaya ilişkin kısmı yönünden istemin reddine karar verilmiştir. Anılan kararın, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/09/2025 tarih ve E:2024/3021, K:2025/1671 sayılı kararıyla; davacı lehine hükmedilen tazminata ilişkin kısmı onanmış; faiz istemi yönüyle kararda eksik hüküm bulunduğu gerekçesiyle davacının faiz istemi yönünden karar bozulmuştur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 'Temyiz' başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 'İdari ve vergi dava daireleri kurullarının görevleri' başlıklı 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunca idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların temyizen inceleneceği; 2577 sayılı Kanun'un 'Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar' başlıklı 49. maddesinin 4. fıkrasında da, Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümlerinin kıyasen uygulanacağı kurala bağlanmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri uyarınca Danıştay Dava Dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararların temyizen bozulması durumunda ısrar olanağı tanınmamıştır. Bu nedenle, bozma kararı gözönünde bulundurularak kararın bozulan kısmı yönünden yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT Faiz, idarenin tazmin borcu bağlamında kişilerin, idarenin eylem ve/veya işlemlerinden dolayı uğradıkları zararların giderilmesi istemiyle başvurmalarına karşın, idarenin zararı kendiliğinden ödemeyip, yargı kararıyla tazminata mahkûm edilmesi sonucunda, idarenin temerrüde düştüğü tarihten tazminatın ödendiği tarihe kadar geçen süre için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'a göre hesaplanacak tutarı ifade etmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME Dairemizin 14/05/2024 tarih ve E:2019/10279, K:2024/2807 sayılı kararıyla ödenmesine karar verilen 30.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının; davacının tazminat istemine konu olan görevine son verilmesine ilişkin ... Üniversitesi Rektörlüğünün ... günlü ... sayılı işlemiyle "Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 23. maddesinin son tümcesindeki "özlük hakları" ibaresinin iptali istemiyle açılan dava tarihinden (11/10/2012) itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının faiz isteminin KABULÜNE, 2. Davacıya ödenmesine karar verilen 30.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminat miktarının iptal davası tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ödenmesine, 3. Bozma kararı üzerine uyuşmazlığın esası yönünden yeniden hüküm kurulmadığından ve Dairemizin 14/05/2024 tarih ve E:2019/10279, K:2024/2807 sayılı kararında yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedildiğinden bu kısımlar yönünden yeniden hüküm kurulmamasına, 4. Temyiz yargılama giderlerinin temyiz isteminde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, bozma kararı üzerine bozmaya uyma aşamasında oluşan aşağıda ayrıntısına yer verilen yargılama giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 6. Posta giderleri avansından artan tutarların kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 7. Eksik yatırılan nispi karar ve ilam harcına dair miktar yönünden kararın kesinleşmesinden sonra davacıdan tahsili için ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına, 8. Davada hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan toplam ... TL Nispî Karar ve İlâm Harcı giderinin tamamının davalı idareden alınarak davacıya verilmek üzere davalıdan tahsili için ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına, 9. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/02/2026 tarihinde, hükmedilen maddi tazminata işletilecek faiz yönünden oybirliği; manevi tazminata işletilecek faiz yönünden oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY : (X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibariyle karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir. Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalan miktarın idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan elem, üzüntü, keder gibi olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla parasal miktar olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği görüşüyle Dairemizin 14/05/2024 tarih ve E:2019/10279, K:2024/2807 sayılı kararında hükmedilen manevi tazminat miktarının dava tarihinden (11/10/2012) itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin kısmına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2026/620, K. 2026/916, T. 11.10.2012, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2026-620-e-2026-916-k-3288c175314e