Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2025/756 E. 2026/335 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2025/756
- Karar No
- 2026/335
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/756 Karar No : 2026/335
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVACILAR) ...'a velayeten Kendi adlarına asaleten 1- ..., 2- ... VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, karşılıklı temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar ...ve... tarafından, müşterek çocukları ...'ın, 20/02/2022 günü evlerinin yakınında bulunan Mehmet Akif Ersoy Parkında baba ... gözetiminde oynamaktayken üstü açık bir vaziyette bulunan sulama vanalarının bulunduğu çukura düşmesi sonucu ayağının bilek kısmında kırık meydana gelmesi ve buna bağlı olarak yaşadığı sağlık sorunlarıyla ilgili olarak olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle, davacılardan ... için 100 TL (miktar artırım dilekçesi ile 846.052,14-TL) maddi (sürekli iş göremezlik), 200.000 TL manevi, ... ve ... için ise ayrı ayrı 150.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; dosya kapsamından, uyuşmazlığa konu olayla ilgili olarak davacıların şikayeti üzerine "Taksirle Yaralama" suçundan ceza soruşturması yürütüldüğü görülmüş olup, Van Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan ve Mahkemelerince yapılan ara karar ile temin edilen 30/09/2022 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; "olay yeri ve çevresinde yapılan araştırmada olay yerinde çukur ile alakalı herhangi bir levha veya tabela tespit edilemediği, çukurun koruyucu kapağının olmadığı, derinliğinin yaklaşık 40 cm olduğu, içinde vanaların bulunduğunun görüldüğü, yapılan incelemeler neticesinde Tuşba Belediyesinin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun ilgili hükümlerine aykırı davrandığı ve kullanımda olan parkta herhangi bir personel görevlendirmesinde bulunmadığı için sorumluluklarını yerine getirmediği ve kusurlu olduğu sonucuna varıldığı" yönünde tespit ve görüşlere yer verildiği, Savcılık soruşturması kapsamında hazırlanan anılan bilirkişi raporu, olayda idarenin kusurunun bulunup bulunmadığının ortaya konulması bakımından Mahkemelerince de hükme esas alınabilecek nitelikte görüldüğü, buna göre, dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile Van Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyası kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden; davacılar ... ve ...'in müşterek çocukları ...'ın, evlerinin yakınında bulunan davalı belediye sorumluluğundaki Mehmet Akif Ersoy Parkında baba ... gözetiminde oynamaktayken üstü açık bir vaziyette bulunan sulama vanalarının bulunduğu çukura düşmesi sonucu yaralanması olayı ile ilgili olarak, olay yerinde çukur ile alakalı herhangi bir levha veya tabelanın bulunmadığı, içinde vanalar olan yaklaşık 40 cm derinliğindeki çukurun koruyucu kapağının da olmadığı, dolayısıyla içerisinde çocuk oyun alanları da bulunan parkta çocukların düşebileceği büyüklükteki bir çukurla ilgili gözetim ve denetim sorumluluğu kapsamında gerekli tedbirlerin alınmamış olması nedeniyle davalı idarenin asli kusurlu olarak hizmet kusurunun bulunduğu ve bu kusur nedeniyle ortaya çıkan zararın idarece tazmini gerektiği, diğer taraftan olay tarihinde küçük ...'ın yedi yaşında olduğu ve baba ... gözetiminde bulunduğu dikkate alındığında, olayın meydana gelmesinde çocukları üzerindeki sorumlulukları gereği gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davacıların %30 oranında müterafik kusurunun bulunduğu kanaatine varıldığı,1-Davanın maddi tazminat (iş göremezlik) talebine ilişkin kısmının incelenmesinden; uyuşmazlık kapsamında, ...'ın 20/02/2022 günü evlerinin yakınında bulunan Mehmet Akif Ersoy Parkında baba ... gözetiminde oynamaktayken üstü açık vaziyette bulunan sulama vanalarının bulunduğu çukura düşerek yaralanması olayında meydana gelen sürekli iş göremezlik nedeniyle tarafına maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi istenildiğinden, Mahkemelerinin 31/03/2023 tarihli ara kararıyla davacı ...'ın olay nedeniyle iş gücü (geçici ve/veya sürekli) kaybına uğrayıp uğramadığının, uğramış ise hangi oranda iş gücü kaybına uğradığının tespit edilmesi amacıyla hastaneye sevk edilerek bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, bu kapsamda Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca hazırlanarak Mahkemeye sunulan 17/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; olay ile illiyetli ve sürekli (kalıcı) maluliyet oranının %10 olduğu, arazının 9 (dokuz) aya kadar geçici olarak iş göremezliğine neden olacak nitelikte bulunduğu, arazının 6 (altı) ay tam zamanlı bakıcı ihtiyacının bulunduğu, tespit ve görüşlerine yer verildiği, söz konusu bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, taraflarca bilirkişi raporuna yapılan itirazlar ise raporu kusurlandırıcı nitelikte görülmediği, raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu kanaatine varıldığı, tazmin edilmesi gereken maddi zararın miktarına gelince, davacının sürekli iş göremezlik süresi içinde uğramış olduğu zararın tespiti için Mahkemenin 19/09/2023 tarihli ara kararı ile dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, bu kapsamda Hesap Bilirkişisi tarafından hazırlanarak dosyaya sunulan 19/10/2023 tarihli bilirkişi raporunda; 20/02/2022 günü meydana gelen olay nedeniyle beden güç kaybına uğrayan davacı ...'ın sürekli iş göremezlikten kaynaklı zararının 846.052,14 TL olarak hesaplandığı tespitlerine yer verildiği; anılan bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edilmesi üzerine, davacı taraf vekilince sunulan 03/11/2023 kayıt tarihli dilekçeyle maddi tazminat miktarının 846.052,14 TL olarak ıslah edildiği, davalı idarece bilirkişi raporuna yapılan itiraz ise raporu kusurlandırıcı nitelikte görülmediği, raporun bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu kanaatine varıldığı, bu durumda, olay nedeniyle davacı ...'ın uğramış olduğu 846.052,14 TL (sürekli iş göremezlik) maddi zarar üzerinden, baba ... ve anne ...'ın -Mahkemece takdir edilen- %30 oranındaki müterafik kusuru da dikkate alınarak idarenin kusuru oranında (%70) belirlenen 592.236,50 TL maddi tazminatın, dava dilekçesinde talep edilen 100 TL kısmı yönünden tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye müracaat tarihi olan 10/03/2022 tarihinden itibaren, miktar artırım dilekçesi ile artırılan 592.136,50-TL için ise miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 11/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesi gerektiği, 2-Davacıların manevi tazminat istemine ilişkin olarak; olayın gelişimi ve sonucu dikkate alınarak, manevi zarara karşılık olarak Mahkemece takdir edilecek manevi tazminatın, manevi tatmin aracı olmasından dolayı zenginleşmeye yol açmayacak miktarda, fakat olayın niteliği ile idarenin bu olaydaki kusurunun niteliğini, sorumluluğunun özelliğini ve ağırlığını ifade edecek ölçüde saptanması gerekmekte olup; uyuşmazlık konusu olaydan duyulan elem ve ızdırap sebebiyle, davacı ... için takdiren 50.000 TL, davacı ... için takdiren 30.000 TL ve davacı ... için takdiren 30.000 TL manevi tazminatın, davalı idareye müracaat tarihi olan 10/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle; 1-Davacı ... yönünden maddi tazminat talebinin kısmen kabulüyle, 592.236,50 TL tazminatın; dava dilekçesinde talep edilen 100 TL kısmı yönünden tazminat ödenmesi istemiyle davalı idareye müracaat tarihi olan 10/03/2022 tarihinden itibaren, ıslah dilekçesi ile artırılan 592.136,50 -TL için ise ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 11/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, 2-Dava konusu olayın meydana gelmesinde davacıların %30 müterafik kusur nedeniyle ıslah ile arttırılan kısımdan 253.915,64-TL maddi tazminat isteminin reddine, 3-Davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulüyle, ... için 50.000 TL, ... için 30.000 TL ve ... için 30.000 TL manevi tazminatın, davalı idareye başvuru tarihi olan 10/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine, 4-Dava kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlandığından ve davacının adli yardım istemi kabul edildiğinden 5.801,20 TL yargılama giderinin davadaki haklılık oranına göre takdiren belirlenen 2.951,20 TL kısmının davalı idareden tahsili için, yargılama giderinin kalan 2.850 TL kısmının ise davacılardan tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 5-Hükmedilen tazminat miktarı üzerinden belirlenen 47.969,77 TL nispi karar harcının davalı idareden tahsili için ilgili tahsil dairesine müzekkere yazılmasına, 6-Yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen maddi tazminat üzerinden belirlenen 88.913,11 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat üzerinden belirlenen 40.072,35 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine, 7- Yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen manevi tazminat üzerinden belirlenen 17.600 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat üzerinden belirlenen 17.600 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; İdare Mahkemesi kararının maddi ve manevi tazminatın esasına yönelik tazminat istemine dair kısmının kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından kararın bu kısımları yönünden, davacıların ve davalı idarenin istinaf başvurusunun reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, kararın, maddi tazminata dava açılış tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısmı yönünden: bakılan davada; hükmedilen 592.136,50 TL maddi tazminatın davalı idareye başvuruda bulunulduğu 10/03/2022 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken maddi tazminata ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 11/11/2023 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ilişkin kısmının düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın usul ve hukuka uygun olup kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurularının düzeltilerek reddine, davacılar lehine hükmedilen 592.136,50 TL maddi tazminat için ıslah edilen kısım yönünden de davalı idareye başvuruda bulunulduğu 10/03/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1-Davacılar tarafından, mahkeme tarafından %30 oranında belirlenen müterafik kusurun hukuka aykırı olduğu, tazminat bilirkişi tarafından hesaplandıktan ve kendilerince miktar artırımı yapıldıktan sonra müterafik kusur oranında davanın reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını engellediği, ayrıca reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden karşı vekalet ücretine hükmedilmesinin de haksız olduğu ileri sürülmektedir. 2-Davalı idare tarafından, kazazedenin olay tarihinde 7 yaşında olduğu bu sebeple yetişkin gözetiminde parkta oynaması gerektiğinden ebeveynlerinin sorumluluğunun bulunduğu, maluliyet raporunun hukuka aykırı olduğu, mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın karar verildiği ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize Konu Kararın Reddedilen Maddi Tazminat Tutarı Üzerinden belirlenen 40.072,35-TL Vekalet Ücretine İlişkin Kısmı Yönünden: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Yine, Anayasa'nın 148. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.” hükmü yer almıştır. Benzer başka bir tam yargı davası sonucunda, davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen Anayasa Mahkemesinin 07/11/2013 gün ve Başvuru No:2012/791 numaralı kararında konuya ilişkin temel ilkeler ortaya konulmuştur. Buna göre, “Sözleşmenin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde, mahkemeye erişim hakkına açıkça yer verilmemişse de maddenin, (1) numaralı fıkrasındaki “herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, … bir mahkeme tarafından davasının … görülmesini istemek hakkı...” ifadeleri çerçevesinde ve hakkın doğası gereği mahkemeye erişim hakkını da kapsadığının kabulü gerekir. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması gerekir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir. (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38 - 39) Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu çerçevede, davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir. (...) Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir. Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere, bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklenmemiş olması gereklidir.” denilmektedir. Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelere göre, istenen tazminatın reddedilmesi üzerine belirli bir oranının karşı tarafa vekâlet ücreti olarak ödenmesi yükümlülüğü öngörülmesi tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal eden bir müdahale olarak nitelendirilemeyecektir. Ancak her bir uyuşmazlığın kendine özgü niteliklerinin ve uyuşmazlığa konu olayın, davacıların mahkemeye erişim hakkı üzerinde farklı sonuçlar doğurabilmesi de mümkündür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 36533/04 başvuru numaralı Mesutoğlu - Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir. Tam yargı davalarında istemle bağlı olma kuralının sebep olduğu hak kayıplarının giderilmesi amacıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin 4. fıkrasına, 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ''Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.'' cümlesi, aynı Kanun'un 5. maddesi ile de Geçici 7. madde olarak ''Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16 ncı maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dâhil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır. '' kuralı eklenmiştir. Temyize konu kararın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, tazminata konu olay ile ilgili yaptırılan hesap bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi hesap raporunda, herhangi bir kusur oranı tespitine yer verilmemesi sebebiyle davalı idarenin %100 kusurlu olduğu kabul edilerek ve davacı ebeveynlerin müterafik kusurunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilerek hesaplamanın yapıldığı, bilirkişi raporunun davacılara tebliğ edilmesi sonrasında 03/11/2023 tarihli dilekçe ile miktar arttırım dilekçesi verildiği ve davacıların maddi tazminat istemlerini bilirkişi raporunda yer alan tutarlara kadar arttırdığı, İdare Mahkemesince yapılan değerlendirme sonrasında davalı idarenin yaşanan olayda %70, davacılar ebeveynlerin ise %30 oranında kusurlu olduğu sonucuna varılarak, kusur oranına karşılık gelen maddi tazminat isteminin kabul edilerek, geriye kalan maddi tazminat istemlerinin reddedildiği, reddedilen tutarlar üzerinden nisbi vekalet ücretinin hesaplandığı, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 40.072,35 TL vekalet ücretinin davacılar tarafından davalı idareye ödenmesi gerektiğine karar verildiği anlaşılmıştır. Tazminat alacağının miktarı, ancak bilirkişi incelemesi ve benzeri araştırmalardan sonra mahkemenin takdir yetkisi çerçevesinde belirlenebilen bir olgudur. Tazminat müessesesinin bu özelliği gereği, hak kazanılan tazminat miktarının dava açılmadan önce tam olarak bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Bu nedenle, miktar arttırım hakkı, zararın miktarı konusunda net bir bilgiye sahip olmayan davacıların, gerek yüksek harçlara maruz kalmaması gerekse de dava sonucunda haksız çıkması durumunda yüksek vekalet ücreti ödememesi amacıyla getirilen ve mahkemeye erişim hakkını kolaylaştıran bir haktır. İdare Mahkemesince herhangi bir kusur tespiti yapılmaksızın veya kusur tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın doğrudan dosyanın hesap bilirkişisine gönderildiği, hesap bilirkişisince de yaşanan olayda davalı idarenin %100 kusurlu olduğu varsayımı üzerinden davacıların maddi zararlarının hesaplandığı, bu hesaplama sonucu belirtilen tutarlar üzerinden de davacılar tarafından miktar arttırım dilekçesi verildiği, miktar arttırım dilekçesi verildikten sonra davalı idarenin yaşanan olayda %70 oranda kusurlu olduğu sonucuna varılarak karar verildiği görülmektedir. Diğer yandan mahkemece aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda maddi tazminat tutarlarının arttırılması amacıyla miktar arttırım dilekçesi verildiği ve bu kapsamda dava değerinin yükseltildiği, mahkemenin bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın belirlediği kusur oranlarını miktar artırımı talebinden önce davacıya bildirilmediği açıktır. Bu durumda, maddi tazminatın reddine karar verilen tutarın yükseltilmesine anılan bilirkişi raporunun sebep olduğu anlaşıldığından, reddedilen maddi tazminat tutarları yönünden vekalet ücretinin hakkaniyete uygun olması maksadıyla maktu olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Yine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasına, "İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan ''6- Yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen maddi tazminat üzerinden belirlenen 88.913,11 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat üzerinden belirlenen 40.072,35 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine'' ilişkin kısmının ''6- Yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen maddi tazminat üzerinden belirlenen 88.913,11 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacılara verilmesine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat üzerinden belirlenen 10.500,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine'' şeklinde düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir. Bu durumda, temyize konu Bölge idare mahkemesi kararının reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması gerekmektedir. Temyizen incelenen karar diğer kısımları yönünden ise; usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, davacıların temyiz istemlerinin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının reddedilen maddi tazminat tutarı üzerinden hükmedilen vekalet ücretine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, davacıların adli yardım istemleri mahkemece kabul edildiğinden temyiz aşamasında tahsil edilmeyen temyiz yargılama giderlerinin tahsili için ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 26/01/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.