Danıştay · 4. Daire

Danıştay 4. Daire 2025/904 E. 2025/3672 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
4. Daire
Esas No
2025/904
Karar No
2025/3672
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/904 Karar No : 2025/3672

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...4 tarih ve E:..., K... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: 27/02/2010 tarih ve 27506 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 21/01/2010 tarih ve 2010/99 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Gaziantep İli Şahinbey İlçesi ... Mevkii ... ada ... parsel sayılı taşınmaz ile ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda yapılan toplulaştırma işleminin anılan iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu ... ada ... ve ... nolu parsel sınırları oluşturulurken sabit tesislere dikkat edilmediği, üzerinde zeytin ve fıstık ağaçları bulunan ... ada ... nolu parseldeki veraset iştirak halindeki hisse tahsis edilirken ½ hisse oranı davacı ve hissedarları aleyhinde azaltıldığı, davacıya tahsis edilen ... ada ... ve ... nolu parsel sınırları incelendiğinde, kuzey komşusu ... ada ... nolu parsele ait zeytin ve fıstık ağaçlarının davacıya tahsis edilen ... ada ... nolu parsel sınırları içerisinde bırakıldığı anlaşıldığından, dava konusu toplulaştırma işleminin dava konusu parsellere yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Toplulaştırma projesinde mümkün olduğunca zemine ve kadastral sınırlara uyulduğu, ayrıca kadastral altlığa göre davacı vatandaşın zemine ekim dikim yapmadığının açıkça görüldüğü, ... ada ... parsel ve ... ada ... parsellerde yer teslimi yapıldığı, vatandaşın da imzasının bulunduğu, davacının herhangi bir itirazda bulunmadığı, bilirkişi raporunda da çelişkiler bulunduğu, raporda davacının talebi doğrultusunda işlem yapıldığı hususunun belirtildiği, davacının toplulaştırma işlemlerinden haberdar olmasına rağmen süresi geçtikten sonra dava açtığı, ... ada ... ve ... parsellerin yerinde korunduğu, davacıya farklı bir taşınmaz tahsis edilmediği, verasat grubunun 1/1 hissesinin bulunduğu toplulaştırma öncesi ... ve ... parsellerin ... ada ... parselde toplulaştırılarak malikleri olan veraset grubu adına tescil edildiği, ... parselin veraset grubu ve ... adına ½ şer hisseli olduğu, ... ada ... parselin ... ve ... parselde ...ın hissesinin gelmesi ile oluşturulduğu, parselasyon yapılırken fiili kullanıma dikkat edildiği, toplulaştırma öncesi kadastro sınırları ağaçların tam üzerinden geçmiş olup toplulaştırma sonrası oluşturulan yeni parselasyonda bu sınırın düzeltildiği, arazideki kullanım ve vatandaşlık dilekçesine göre parselasyon işleminin yapıldığı, usul ve hukuka uygun işlem tesis edildiğinden kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ:... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 11/06/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY : 6100 sayılı Hukuk: Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.” hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı” başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır. Dosyanın incelenmesinden; davacı ...' ın ..., ..., ... sayılı taşınmazlarda verasette iştirak şeklinde malik olduğu anlaşılmıştır. Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir. Bu durumda, davacı ... yönünden verasette iştirak halinde mülkiyetinin söz konusu olduğu, ..., ..., ... sayılı taşınmazlar yönünden bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan diğer hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, verasette iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 4. Daire, E. 2025/904, K. 2025/3672, T. 11.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-4-daire-2025-904-e-2025-3672-k-85ab0ac72ac2