Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2025/839 E. 2025/3814 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2025/839
- Karar No
- 2025/3814
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/839 Karar No : 2025/3814
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: İstanbul ili, Sarıyer ilçesi, ... Mahallesi, ... ... Caddesi, No:... adresinde, ... pafta, ... ada, ... sayılı parsel üzerinde yer alan taşınmazın ... numaralı bağımsız bölümünde ruhsata aykırı imalatların tespitine ilişkin ... tarih ve ... sayılı yapı tatil tutanağına dayanılarak 2960 sayılı Boğaziçi Kanununa istinaden 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 1.120.225,50-TL idari para cezası verilmesine ilişkin İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeninin ... tarih ...-... nolu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesiyle; dava konusu işlemin dayanağı olan... tarihli ve ... numaralı yapı tatil tutanağındaki tespitlerin yerinde olduğu ve aykırılıkların bu haliyle ruhsata bağlanmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, söz konusu aykırılıklar nedeniyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin usul ve hukuka aykırı tesis edildiği, Mahkemesince cezaların şahsiliği ilkesi gözetilmeden karar verildiği, temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ:... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ...... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının Üye ...'nin karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 17/06/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesinin 2. fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede öngörülen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı belirtilmiş, a) bendinde; Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için para cezası uygulanacağı, c) bendinde, (a) ve (b) bentlerine göre cezalandırmayı gerektiren aykırılığa konu yapı için hesaplanan para cezasına uygulanacak arttırım sebepleri sayılmış, 26/03/2020 tarih ve 31080 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7226 sayılı Kanunun 39.maddesi ile eklenen (ç) bendinde ise, bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezasının yukarıdaki bentlere göre verilen para cezalarına ayrıca ilave edileceği, bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezasının tahsil edilmeyeceği hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda yer alan düzenlemelere göre, 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uyarınca ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapılar nedeniyle verilecek para cezası miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak temel ölçütün; yapı sınıfı ve grubu ile ruhsatsız veya ruhsata aykırı imalat alanının varsa aykırılıktan etkilenen alanın katılması suretiyle bulunacak alan olduğu, mevzuata aykırılığı yapı inşaat alanı üzerinden hesaplanması mümkün olmayan, yapının cephelerini ve diğer yapı elemanlarını değiştiren veya yapı malzemesi için öngörülen gereklere aykırı bulunan uygulamalar için ise 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca yapı maliyet birim fiyatları üzerinden temel ceza miktarının belirlenmesi gerektiği, bu miktarlar üzerinden; (c) bendinin alt bentlerinde belirtilen nedenlerin bulunması halinde ayrı ayrı arttırım oranlarının hesaplanması ve bunların toplamlarının alınması, (ç) bendi uyarınca da aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası ilave edilmek suretiyle toplam ceza miktarının bulunacağı ve bulunan bu miktarın belediye encümeni tarafından para cezası olarak verileceği anlaşılmaktadır. "Belirlilik ilkesi", düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir. Belirlilik ilkesi gereği; idari yaptırımların belirli, açık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Para cezasına muhatap olan kişinin, hangi fiili sebebiyle ve hangi yasaya dayanılarak yaptırım uygulandığını, para cezasının nasıl belirlendiğini, sonuçlarını ve varsa hangi hallerde para cezasının tahsilinden vazgeçileceği hususlarını, yani para cezasının sebebini ve ne gibi sonuçları olduğunu bilmesi gerekir. 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca hesaplanarak yapı sahibi ve ilgililerine uygulanacak idari para cezası yaptırımlarında, söz konusu ilgililerin dava açma ve kanun yollarına başvuru haklarını sağlıklı bir şekilde kullanabilmelerini sağlamak ve aynı zamanda belirlilik ilkesinin gereği olarak para cezasının ne şekilde hesaplandığının dava konusu işlemde veya bunun davacıya tebliğine ilişkin işlemde açık bir şekilde belirtilmesi suretiyle işlem tesis edilmesi gerektiği açıktır. Uyuşmazlıkta, gerek davacıya verilen idari para cezasına ilişkin dava konusu encümen kararında, gerekse, encümen kararının davacıya tebliğine ilişkin yazıda, 3194 sayılı İmar Kanununun 42. maddesi uyarınca davacıya verilen imar para cezasının ne şekilde hesaplandığına ilişkin herhangi açıklama yapılmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacının dava açma ve kanun yollarına başvuru hakkını sağlıklı bir şekilde kullanabilmesi ve aynı zamanda belirlilik ilkesinin gereği olarak para cezasının ne şekilde hesaplandığı belirtilmeksizin tesis edilen para cezası verilmesine ilişkin encümen kararında hukuka uyarlık bulunmayıp iptali gerektiğinden, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, Daire kararına katılmıyorum.