Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2025/4674 E. 2026/515 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2025/4674
Karar No
2026/515
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/4674 Karar No : 2026/515

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Kamu Yönetimi Anabilim Dalında Profesör kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin işlem ile anılan kadroya bir başka kişinin atanmasına ilişkin işlemin iptali istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; bilirkişi raporunda yer alan tespitler ve yapılan açıklamalar uyarınca davacının Profesör kadrosuna atanmayarak, ...'nun bu kadroya atanmasının tercih edilmesine ilişkin kararın objektif ve bilimsel esaslara göre değil, jüri üyelerinin sübjektif düşüncelerine dayalı olarak oluşturulduğu kanaatine varıldığı, davacının Profesör kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin işlem ile anılan kadroya bir başka kişinin atanmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bir üniversitenin profesör kadrosuna atama yaparken akademik ihtiyaç ve öncelikleri doğrultusunda tercihte bulunmasının takdir yetkisi kapsamında olduğu, bu takdir yetkisinin hizmet gerekleri gözetilmeksizin kullanıldığı ortaya konulmadıkça üniversitenin takdir yetkisini belli bir yönde kullanması için yargı kararıyla zorlanamayacağı, olayda, davalı üniversitenin Kamu Yönetimi Bilim Dalında ilan edilen profesör kadrosuna başvuran davacının ve Doç. Dr. ...'nun söz konusu kadroya atanmak için mevzuatta aranan tüm şartları sağladıkları, başvuru dosyasında sundukları eserlerinin yeterli nitelik ve nicelikte olduğu, davalı üniversitenin kendi akademik ihtiyaç ve önceliklerini gözeterek atama yaptığı, dolayısıyla takdir yetkisinin hizmet gerekleri gözetilerek kullanıldığı, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, başvuruya konu Mahkeme kararının kaldırılmasına; davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararının yerinde olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararında yapılan takdir hakkı değerlendirilmesinin hatalı olduğu, dosyada bulunan bilirkişi raporlarında atanan adaya göre bilimsel ve akademik olarak daha üstün olduğunun ortaya konulduğu, bu gerekçelerle temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı tarafından, Hacı Bayram Veli Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Kamu Yönetimi Anabilim Dalında Profesör kadrosuna atamasının yapılmamasına ilişkin işlem ile anılan kadroya bir başka kişinin atanmasına ilişkin işlemin tesis edilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Profesörlüğe yükselme ve atama" başlıklı 26. maddesinde, "a) Profesörlüğe yükseltilerek atamada; 1) Doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl süreyle, açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olmak, 2) Doçentlik unvanını aldıktan sonra, ilgili bilim alanında özgün yayınlar veya çalışmalar yapmış olmak gerekir. Yukarıdaki (2) numaralı bentteki yayınlardan biri, başvuru dosyasında başlıca araştırma eseri olarak belirtilir. Üniversiteler, profesörlüğe yükseltilerek atama için aranan bu asgari koşulların yanında, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. b) Profesörlüğe yükseltilerek atama yapılabilmesi için: 1) Üniversitelerde veya yüksek teknoloji enstitülerinde atama yapılacak olan profesörlük kadroları, rektörlük tarafından ilan edilir. 2) Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca en az üçü başka üniversitelerden veya yüksek teknoloji enstitülerinden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim alanıyla ilgili beş profesör seçilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar. c) Profesörlüğe yükseltilerek atanan kişi, bir başka yükseköğretim kurumunda veya bir başka bilim dalında boş bulunan profesörlük kadrosuna, ancak (a) ve (b) fıkralarında belirtilen esas ve usullere uygun olarak atanabilir." kuralına yer verilmiştir. Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atanma Yönetmeliği'nin, "Atanma şartı" başlıklı 12. maddesinde, "(1) Profesör kadrolarına atanabilmek için doçentlik unvanını aldıktan sonra en az beş yıl açık bulunan profesörlük kadrosu ile ilgili bilim alanında çalışmış olmak, kendi bilim alanında uluslararası düzeyde orijinal eserler vermiş olmak ve uygulama alanı bulunan dallarda uygulamaya yönelik çalışmalarda bulunması gereklidir. (2) 2547 sayılı Kanunun 27 nci maddesi gereğince doçentlik sınavını başarmış sayılarak yabancı ülkelerde aldığı unvanı Türkiye’de geçerli kabul edilen adayların doçentlikteki hizmet süreleri doçentlik unvanını yabancı ülkede aldıkları tarihten başlar." kuralı; "Başvuru" başlıklı 14. maddesinde, (1) Profesör adayları; özgeçmişlerini, bilimsel yayınlarını kongre ve konferans tebliğleri ile bunlara yapılan atıfları, sanat eserlerini, icralarını ve bunlara ilişkin dokümanı, eğitim-öğretim faaliyetlerini, yönetimlerinde devam eden ve biten doktora, sanatta yeterlik veya yüksek lisans çalışmalarını, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsüne katkılarını kapsayan bir dosyayla birlikte bir dilekçeyi rektörlüğe altı nüsha olarak teslim eder. Adaylar, bu başvurularında yayınlarından birini başlıca araştırma eseri olarak gösterir." kuralı; "Atama süreci" başlıklı 15. maddesinde, " (1) Profesörlük kadrosuna başvuran adayların durumlarını ve bilimsel veya sanatsal niteliklerini tespit etmek için üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunca, en az üçü başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere ilan edilen kadronun bilim veya sanat alanı ile ilgili en az beş profesör, ilana son başvuru tarihinden itibaren bir ay içinde seçilir. Bu profesörler belgelerin kendilerine verildiği tarihi izleyen iki ay içinde her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor hazırlar ve kadroya atanmak üzere müracaat eden birden fazla aday varsa tercihlerini bildirir. Bu raporlarda adayların bilimsel veya sanatsal nitelikleri ve çalışmaları değerlendirilir, yöneticilik, yapıcılık ve geliştiricilik özellikleri ile bilim ve sanat adamı yetiştirme konusundaki çabaları ayrıntılı olarak belirtilir.(2) Dosya inceleme raporlarının iki ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesörlere dosyalar incelenmesi için gönderilir.(3) Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun dosya inceleme raporlarını göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör tarafından atama yapılır.(4) 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sözleşmeli çalıştırılacak yabancı ülke vatandaşı öğretim elemanlarının profesör kadrolarına atanma ile ilgili şartları sağlamaları kaydıyla, sözleşmeli olarak çalıştırılmasında bu Yönetmelikte belirlenen ilan şartı dışındaki usul ve esaslar uygulanır." kuralı yer almaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılamla Usulü Kanunu’nun “Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun Uygulanacağı Haller” başlığını taşıyan 31. maddesinde, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; …bilirkişi, keşif, delillerin tespiti,… işlemlerinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı, ancak, davanın ihbarı ve bilirkişi seçiminin Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılacağı kurala bağlanmış olup; anılan hükümle atıfta bulunulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Bilirkişiye Başvurulmasını Gerektiren Hâller” başlığını taşıyan 266. maddesinde, Mahkemenin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği, hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı, 282. maddesinde ise hâkimin, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendireceği hükmüne ye verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukuk devleti ilkesi ile idarelerin ve kişilerin belli kurallar çerçevesinde hareket etmeleri amaçlanmıştır. Sosyal hukuk devletlerinde bu mekanizmanın işleyişini sağlamaya yönelik olarak; asli unsurların başında Anayasa yer almaktadır. Anayasal ve yasal ilkelerle bağlı kanuni idarenin varlığı ise; idarelerin yargısal faaliyet ile yasal sınırlar içerisinde hareket etmesinin sağlanması ve idarelerin hareket alanlarının hukuksal sınırlarının çizilmesiyle mümkündür. O halde idarelerin işlem ve eylemlerinin yargı denetimine tabi olması da hukuk devleti ilkesinin tabi sonucudur. Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup; bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. İdareler, kanunlarla kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde, sundukları kamu hizmetinin ifasına yönelik olarak, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için hizmet gerekleri doğrultusunda -ilgili kanununda bağlı yetki içinde bulunduğu belirtilmediği takdirde- birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatılmışlardır. Ancak; idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. İdarelerce, işlem tesis ederken sahip oldukları takdir hakkının, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmesi gerekir. Yukarıda yer alan hükümlerden de anlaşıldığı üzere; idarenin takdir yetkisi kapsamında ilan edilen herhangi bir kadroya başvuran ve jüri değerlendirmesi sonucunda ataması olumlu görülen adaylar arasından söz konusu kadro için en uygun adayın tercihi konusunda yasaların tanıdığı serbesti çerçevesinde tercihte bulunabileceği tartışmasız olup; uyuşmazlıkta, bu takdir yetkisinin öncelikle ilgili mevzuatta belirlenen sınırlar çerçevesinde, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlığın çözümü hukuk bilgisi dışında özel veya teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan ve Mahkeme kayıtlarına 19/03/2024 tarihinde giren bilirkişi raporunda özetle;".... 1. Her iki aday da başvuru koşullarını sağlamaktadır ve bu yüzden iki adaydan birisinin tercih edilmesi bir zorunluluktur. 2. ...'nun ilgili fakültede istihdam edilmekte olması kendisinin tercih edilmesini haklı kılan unsurlardan biridir ve bu tür bir tercih akademik-bilimsel geleneklere uygundur. 3. Armağan Öztürk'ün Resmi Gazete'de ilan edilen kadroya başvurmaya ilişkin yasal hakkı bulunmaktadır ve bu hakkın kullandırılmış olması adaylar arasında objektif ve bilimsel bir değerlendirme yapılmasına bağlıdır. 4. Armağan Öztürk'ün eserleri nicelik bakımından ...'nun eserlerinden daha fazladır. 5. Eserlerin niceliği her zaman bir tercih edilme nedeni olmayabilir. Ancak bunun için nicelik bakımından fazla olan eserlerin nitelik yönünden yetersiz olduğunun ortaya konması gerekir. 6. Jüri üyeleri hangi adayın başvurulan kadronun tahsis edildiği kuruma daha çok emek verdiği ya da o kurumun içsel dinamikleri içerisinde aktif olmak gibi bir kriter kullanmak yerine son derece sübjektif kriterler üzerinden tercihlerini belirlemişlerdir. Bu sübjektif belirleme hem bilimsel olarak hem de akademik teamüller bakımından uygun değildir. Bilirkişi heyeti üyeleri olarak Armağan Öztürk karşısında ...'nun tercih edilmesine ilişkin kararın objektif ve bilimsel esaslara değil, jüri üyelerinin sübjektif düşüncelerine dayalı olarak oluşturulduğu kanaatindeyiz.." değerlendirmelerine yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan bilirkişi raporu doğrultusunda İdare Mahkemesince 16/04/2024 tarihli kararla dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına karar verildiği, ancak anılan kararın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince "(...)İdare Mahkemesince dava dosyasında bulunmayan jüri raporları ve ...'ya ait eserlerin de içinde bulunduğu başvuru dosyası davalı idareden temin edilerek her iki başvuru dosyasının da yeniden incelenerek söz konusu kadro için aranılan "siyasal düşünceler alanında doçent unvanına sahip olmak; demokrasi ve liberalizm konularında çalışmaları olmak" ek koşulunu hangi adayın sağladığı hususunun açıklandığı gerekçeli ek bilirkişi raporu alındıktan sonra yürütmeyi durdurma talebi hakkında karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak" kaldırılması üzerine İdare Mahkemesince ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Aynı bilirkişi heyetince hazırlanan ek rapor bir önceki raporun aksine oy çokluğu ile karara bağlanmış olup, çoğunlukta olan Prof. Dr. ... ve Prof. Dr. ... tarafından; "Başta belirttiğimiz parametreler ve kurduğumuz çerçeve açısından baktığımızda adayların birbirine kıyasla durumunu şöyle özetleyebiliriz: Birinci parametrede (kadro ilanında belirtilen şartlar) iki aday eşittir. İkinci parametrede (kurumun atama kriterlerini sağlama oranı) Doç. Dr. ... ön plandadır. Üçüncü parametrede (kurumsal emek) Doç. Dr. ... ön plandadır. Dördüncü parametrede (bilimsel yetkinliklerin geneli) Doç. Dr. ... ön plandadır. Kısaca belirtmek gerekirse dört parametreden birinde adaylar eşit, ikisinde Doç. Dr. ... ön planda, birinde ise Doç. Dr. ... ön plandadır. Bu tablodan yola çıkarak ve hukukun, bilimsel ilkelerin ve emek eksenli bir adalet fikrinin gereği olarak (her iki aday da değerli bilim insanları olmakla birlikte) ilan edilen kadroya Doç. Dr. ...'ün atanması uygun olacaktır. (...) birinci raporumuzda ortaya serdiğimiz görüşlerimizi bu raporumuzda aynen tekrar ederiz." şeklinde değerlendirmelerde bulunmuştur. Azlıkta kalan Prof Dr. ... ise; "....Başta belirttiğimiz parametreler ve kurduğumuz çerçeve açısından baktığımızda adayların durumunu şöyle özetleyebiliriz: Birinci ve ikinci parametrelerde (kadro ilanında belirtilen şartları ve kurumun atama kriterlerini karşılama) iki aday eşit konumdadır. Üçüncü parametre, yani adayların kurumsal iç işleyişe, kurum kültürü ve akademik birikimine olan katkı parametresi sadece Doç. Dr. ... tarafından sağlanabilmektedir. Dördüncü parametre olan bilimsel yetkinlik açısından bakıldığında ise her iki adayın da akademik yetkinliğe sahip olduğu görülür. Fakat ilan şartı olan “demokrasi ve liberalizm” üzerine yoğunlaşması, söz konusu alanda uzmanlık geliştirmesi Doç. Dr. ...'yu akademik yetkinlik açısından aday olunan kadro için daha nitelikli hale getirmektedir. Netice olarak adaylar ilk iki parametrede eşit konumda iken, üçüncü ve dördüncü parametrelerde Doç. Dr. ...'nun net şekilde ön planda olduğunu görürüz. Jüri üyelerinde Prof. Dr....'in 15/09/2023 tarihli raporunda yer alan “bu ilanın konusu akademik yükseltmedir, bir yarışma sınavı değildir” tespiti doğru bir tespit olmakla birlikte, “yarışma sınavı" mantığı içinden düşünülse bile, kuruma kattığı değer, kurum içi eğitim-öğretim) ve akademik faaliyetlerde yer almış olma, kurumun mevzuat şartlarını karşılama ve ilan edilen kadronun gerektirdiği bilimsel profile sahip olma açılarından ilan edilen kadroya Doç. Dr. ...'nun atanması doğru olacaktır." şeklinde değerlendirmelerde bulunmuştur. Dosyada mevcut bilirkişi raporu ve ek rapor birlikte değerlendirildiğinde; bilirkişi heyetinin ortak kanaatinin her iki adayın da ilan metninde öngörülen atama şartlarını taşıdığı yönünde olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, ilk bilirkişi raporunda oybirliği ile davacının akademik çalışmalarının diğer adaya kıyasla daha üstün olduğu sonucuna varılmışken; ek bilirkişi raporunda çoğunluk bu görüşünü muhafaza etmiş, azlıkta kalan üye ise ilgili kadroya atanan adayın çalışmalarının daha üstün olduğu yönünde kanaat bildirmiştir. Azlıkta kalan bilirkişi üyesinin ayrıca diğer heyet üyelerinin konuya ilişkin yeterli teknik derinliğe sahip olmadıkları yönünde eleştiriler yönelttiği görülmektedir. Bu durum, bilirkişi heyeti içinde bilimsel ölçütlere ilişkin bir görüş ayrılığı bulunduğunu ortaya koymaktadır. Öte yandan, her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince iki adayın da atama şartlarını sağladığı ve davalı idarenin bu çerçevede takdir yetkisine sahip olduğu gerekçesine yer verilmiş ise de; idarelerin sahip olduğu takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı bulunduğu idare hukukunun yerleşik ilkelerindendir. Sınırlı kamu kaynaklarının ve kamu kadrolarının en verimli ve etkin biçimde kullanılması, kamu yararı ilkesinin doğal bir sonucudur. Bu bağlamda idarenin seçim yaparken yalnızca şekli şartların sağlanmış olmasını değil, adaylar arasında liyakat ve bilimsel yetkinlik bakımından objektif ve denetlenebilir ölçütlere dayalı bir değerlendirme yapması zorunludur. Somut olayda, bilirkişi raporlarında her iki adayın da ilan şartlarını sağladığı belirtilmiş olmakla birlikte, adaylardan hangisinin nitelik itibarıyla daha üstün olduğu, bu üstünlüğün açık ve belirgin bir farklılık oluşturup oluşturmadığı ya da idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilebilecek bir sınır içinde kalıp kalmadığı hususunda tereddüt bulunduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ilk raporda oybirliği ile davacının daha başarılı bulunduğu, ek raporda ise oyçokluğu ile aynı sonuca varıldığı ve heyet içinde açık bir ihtilafın ortaya çıktığı görülmektedir. Bilirkişi heyeti üyeleri arasında bilimsel değerlendirme ölçütleri ve sonuç bakımından ortaya çıkan bu görüş ayrılığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterliliği ve sıhhati konusunda kuşku doğurmaktadır. Yargısal denetimin sağlıklı biçimde yapılabilmesi için teknik konularda çelişkiden uzak, açık ve gerekçeli bir bilirkişi değerlendirmesinin bulunması gerekmektedir. Bu itibarla, mevcut bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin giderilmesi amacıyla, alanında uzman ve farklı kişilerden oluşacak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak; adayların bilimsel eser ve çalışmalarının ilan şartları da gözetilmek suretiyle nitelik yönünden ayrıntılı biçimde incelenmesi, objektif kriterler çerçevesinde karşılaştırmalı değerlendirme yapılması ve gerekirse somut ölçütlere dayalı puanlama yöntemi uygulanması, uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu görülmektedir. Bu durumda, uyuşmazlığın yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak ve bu heyetçe hazırlanacak rapor dikkate alınarak çözülmesi gerektiğinden temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 02/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2025/4674, K. 2026/515, T. 02.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2025-4674-e-2026-515-k-05b11db90942