Danıştay · Danıştay

Danıştay 2025/1475 E. 2025/1590 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2025/1475
Karar No
2025/1590
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/1475 Karar No : 2025/1590

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kaymakamlığı - ... / .. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/01/2025 tarih ve E:2021/5044, K:2025/27 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Özel eğitim kurumuna Almanca öğretmeni olarak atanan davacının, atama onayının iptaline ilişkin Adapazarı Kaymakamlığı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Talim Terbiye Kurulu'nun 20/02/2014 tarih ve 9 sayılı Kararı'nda yer alan çizelgenin 3 numaralı sırasının eksik düzenlenmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/01/2025 tarih ve E:2021/5044, K:2025/27 sayılı kararıyla; 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 8. ve 9. maddeleri, Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 26., 27., 43. ve 44. maddeleri, Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın 20/02/2014 tarih ve 9 sayılı Öğretmenlik Alanları, Atama ve Ders Okutma Esaslarına İlişkin Kararı'nın 1., 2., 3. maddeleri ve eki Çizelge'nin 3. sırası hükümleri aktarıldıktan sonra; Talim Terbiye Kurulu'nun 20/02/2014 tarih ve 9 sayılı Kararı eki "Öğretmenlik Alanları, Atama Ve Ders Okutma Esaslarına İlişkin Çizelge"nin 3 numaralı sırası yönünden; Dava tarihi itibarıyla 20/02/2014 tarih ve 9 sayılı Karar ile Almanca alanına; Almanca Öğretmenliği mezunları ile pedagojik formasyon belgesine sahip Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü, Mütercim Tercümanlık (Almanca) Bölümü, Alman Dili ve Kültürü Bölümü mezunlarına başvuru hakkı verildiği; ancak; dava devam ederken Talim Terbiye Kurulu’nun 22/12/2020 tarih ve 4 sayılı Kararıyla Çeviribilim (Almanca) Bölümünün, Almanca atama alanına kaynak olarak eklenmesinin uygun bulunduğu, bu düzenlemenin Millî Eğitim Bakanlığı 2021 Şubat (276 sayılı) Tebliğler Dergisi’nde yayımlanarak yürürlüğe girdiği, Bu itibarla; dava konusu Talim Terbiye Kurulu Kararı eki çizelgesinde, Talim Terbiye Kurulu’nun 22/12/2020 tarih ve 4 sayılı Kararıyla yapılan düzenleme neticesinde; davacı tarafından ek çizelgenin mezun olduğu Çeviribilim (Almanca) Bölümüne yer verilmemek suretiyle eksik düzenlendiği iddia edilen kısmının yeniden düzenlenerek, Çeviribilim (Almanca) Bölümünün, Almanca öğretmenliği alanına kaynak teşkil edecek alanlar arasına dahil edildiği görüldüğünden; dava konusu düzenleyici işlem hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı, Adapazarı Kaymakamlığı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'nün ... tarih ve E... sayılı işlemi yönünden: Uyuşmazlığın, Adapazarı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle, Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı’nın 20/02/2014 tarih ve 9 sayılı Kararın ekli çizelgesinde “Almanca” alanında atamaya kaynaklık edecek bölümler arasında “Çeviribilim (Almanca)” bulunmadığı gerekçesiyle atama onayının iptal edilmesinden kaynaklandığı, Davacı tarafından; Sakarya Üniversitesi Çeviribilim (Almanca) Bölümü’nün şimdiki adının “Mütercim Tercümanlık Almanca Bölümü” olduğu ve anılan Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı Kararı’nda da atamaya kaynaklık edecek bölümler arasında “Mütercim Tercümanlık Bölümüne” yer verildiği; mezun olduğu Sakarya Üniversitesi Rektörlüğü’ne yapmış olduğu yazılı başvuru neticesinde 01/12/2020 tarihli Mütercim Tercümanlık Bölümü Başkanlığının verdiği cevapta; “Çeviribilim Almanca Bölümü” ile “Mütercim Tercümanlık Almanca Bölümü’nün” ders program ve içeriklerinin aynı olduğu, sadece 2011 yılında bölüm adı değişikliğine gidildiği, daha sonra Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı yazısına istinaden 2020 yılı itibariyle “Mütercim Tercümanlık Almanca Bölümü” adını tekrar aldığı; “Çeviribilim (Almanca) Bölümü” ile “Mütercim Tercümanlık (Almanca) Bölümü’nün” esasen aynı bölümler olduğunun belirtildiği ileri sürülerek dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunun iddia edildiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın 20/03/2020 tarih ve E.20993 sayılı “Lisans Bölüm/Program adları” konulu yazı ile yükseköğretim kurumlarının bazı bölüm ve programlarında isim değişikliğine gidildiği, bu çerçevede; "Çeviribilim (Almanca) Bölümü" adının "Almanca Mütercim Tercümanlık Bölümü" olarak değiştirildiği, yükseköğretim kurumlarındaki lisans programlarında kayıtlı olan mevcut öğrencilere mezuniyeti hak etmeleri durumunda halen kayıtlı oldukları program ismine göre diploma düzenlenmesi, mezunların ihtiyaçları doğrultusunda Yükseköğretim Kurulu’na başvurmaları durumunda mezun oldukları programın yeni düzenlemeye göre eşdeğer olduğu programa ilişkin yazı verilmesi gerektiği belirtilerek, adı değişen bölümlerde hâlen eğitimlerine devam eden ve mezun olan öğrencilerin mağduriyetlerinin önüne geçilmeye çalışıldığının anlaşıldığı, Davacının atama onayının iptal edilmesine ilişkin işlemin, "Almanca Öğretmenliği'ne" kaynaklık eden alanlar kapsamında, davacının mezun olduğu bölümün isiminin değiştirilmesinden kaynaklandığının görüldüğü, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından 20/03/2020 tarih ve E.20993 sayılı “Lisans Bölüm/ Program adları” konulu yazı ile "Çeviribilim (Almanca) Bölümü" adının "Almanca Mütercim Tercümanlık Bölümü" olarak değiştirildiği, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı 20/02/2014 Tarih ve 9 Sayılı Kararı Eki "Öğretmenlik Alanları, Atama Ve Ders Okutma Esaslarına İlişkin Çizelge'nin 3 numaralı sırasında pedagojik formasyon belgesine sahip, Mütercim Tercümanlık (Almanca) Bölümü mezunlarının "Almanca Öğretmeni" olarak atanabileceği görüldüğünden, dava konusu edilen Talim Terbiye Kurulu kararının eksik düzenlendiği anlaşıldığından, bu düzenlemeye dayalı dava konusu bireysel işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, Kaldı ki; Talim Terbiye Kurulu’nun 22/12/2020 tarih ve 4 sayılı Kararıyla Çeviribilim (Almanca) Bölümünün, Almanca atama alanına kaynak olarak eklenmesinin uygun bulunduğu, bu düzenlemenin Millî Eğitim Bakanlığı 2021 Şubat Ek tarihli 276 sayılı Tebliğler Dergisi’nde yayımlanarak yürürlüğe girdiğinin görüldüğü gerekçesiyle, Talim Terbiye Kurulu'nun 20/02/2014 tarih ve 9 sayılı Kararı'nda yer alan çizelgenin 3 numaralı sırası yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Adapazarı Kaymakamlığı İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ... tarih ve E... sayılı işleminin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı Millî Eğitim Bakanlığı tarafından, dava konusu işlemin mevzuatta öngörülen usul ve esaslar doğrultusunda, hukuka uyarlı bir şekilde tesis edildiği, farklı bir yorum ve değerlendirme yapılarak oluşturulan gerekçe ve kararda hukuki isabet bulunmadığı; Dairece verilen kararın temyizen incelenip bozulması gerektiği; Davalı Adapazarı Kaymakamlığı tarafından, davacının Almanca öğretmeni olarak atama onayının iptaline ilişkin 28/10/2020 tarihli işlemin tesis edildiği tarihte, davacının mezun olduğu Çeviribilim (Almanca) Bölümü'nün Millî Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulunun 20/02/2014 tarihli ve 9 sayılı Kararında yer alan çizelgede Almanca alanına kaynak teşkil eden yükseköğretim programları arasında bulunmadığı, Sakarya Üniversitesi'nin ilgili yükseköğretim programının adını 2011 yılında Mütercim Tercümanlık'tan Çeviribilim (Almanca) olarak değiştirdiği ancak bu değişikliği Bakanlığa bildirmediği, Çeviribilim (Almanca) Bölümünün Almanca atama alanına kaynak olarak eklenmesinin Talim ve Terbiye Kurulunun 22/12/2020 tarihli ve 4 sayılı kararı ile dava konusu işlemin tesis edildiği tarihten sonra yürürlüğe girdiği, bu itibarla İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ... tarihli ve ... sayılı işleminde usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı, Daire kararının hukuka aykırı olduğu ve temyizen incelenerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle, kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen iptale ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin 22/01/2025 tarih ve E:2021/5044, K:2025/27 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 08/09/2025 tarihinde, düzenleyici işlem yönünden oybirliği, bireysel işlem yönünden esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.

GEREKÇEDE KARŞI OY X- Hukuk devletinde idare, kuruluş ve faaliyetlerinde hukuk kurallarına tabidir ve idarenin faaliyet araçlarından biri olan hukuki işlemlerinin geçerliliği bu hukuk kurallarına uyulması şartına bağlıdır. Esasında hukuki bir tasarruf olan idari işlemin belirli bazı ögelerden oluştuğu kabul edilir ve bu ögeler bakımından idare, hukuk kurallarına uymakla yükümlüdür. Bu ögelerden biri de yetkidir. Hukukilik incelemesinde ilk incelenecek öge olan yetki, idari işlemi yapan idari makamın o işlemi yapma yeteneğinin bulunup bulunmadığına, yani o işlemi yapmaya ehil olup olmadığına veya o işlemi yapmaya hukuken görevlendirilip görevlendirilmediğine ilişkindir. Bir idari işlemin yetki yönünden hukuka uygun olabilmesi için öncelikle idarenin böyle bir işlem yapma konusunda hukuksal bir dayanağının olması gerekmektedir. Bu bağlamda, "İdare Hukuku"nda "yetki", idareye Anayasa ve kanunlarla tanınmış olan karar alma gücünü ifade etmektedir. Bu yönüyle idari işlemin en temel ögesini oluşturan "yetki", kanunla hangi makama verilmiş ise ancak onun tarafından kullanılabilir. İdare Hukukunda "yetkisizlik kural, yetkili olma istisna"dır. Bu istisna ise, yetkinin, yalnızca kanunla gösterilen hâllerde ve yine kanunla gösterilen idari merciler tarafından kullanılmasıdır. Bu nedenle "yetki" kanunun açık izni olmadan da devredilemez. Ancak, kamu idaresinin hızlı çalışabilmesi ve çeşitli sebeplere binaen Kanun'da yetkili kılınan makam tarfından başka bir makama yetkinin devredilmesi gerekli olabilir. Yetkinin bizzat yetkili makamca kullanılması esasına bir istisna olarak ifade edilen "yetki devri" müessesi, yasayla bir makama verilen karar alma yetkisinin, diğer bir makama aktarılması olup, doktrin ve yargısal içtihatlarla, yetki ögesinin nitelikleri dikkate alınarak geliştirilen bir takım koşul ve kurallara tabidir. Bu kriterlere uyulmadan yapılan yetki devri hukuki bakımdan geçerli sayılmayacak ve dolayısıyla bu yetki devrine dayanılarak tesis edilen idari işlemleri de geçersiz hâle getirebilecektir. Yetki devrinin; kanunilik, aynı tüzel kişilik içinde yapılması, kısmilik, açıklık, yazılılık, yasaklanmamış olma ve ilgililere duyurulması gibi geçerlilik şartları vardır. Anayasa, yürütme görev ve yetkisinin, yasalar çerçevesinde yerine getirileceğini açıklamakla yetinmeyip, idare kuruluşunun her bir ögesinin de yasayla düzenlenmesini emretmektedir. İdare teşkilatı ile görev ve yetkilerinin yasayla düzenlenmesi öngörüldüğü gibi ajanlara, vergilere ve mallara ilişkin statülerin de yasal nitelikte olması gerekmektedir. Bu bakımdan, idare onu yetkili kılan kanuna dayanarak hizmette bulunabilir. Bu nedenledir ki, idare hukukunda yetkisizlik kural, yetkili olmak istisnadır. Dolayısıyla, yetki devri de istisnai niteliktedir. (AYM. 08/11/2012 tarih ve E:2012/27, K:2012/173) Öte yandan; yetki kurallarının kamu düzeninden sayılmasının, bu çerçevede istisnai nitelik taşıyıp genişletici yoruma tabi tutulamamasının en pratik sonucu da; idari işlemin yetki ögesi üzerinde idarenin takdir yetkisine sahip olmamasında görülmektedir. Bu sebepledir ki; Kanun hükmü ile bir işi yapmaya yetkili kılınan idarenin kanunda açıkça öngörülmediği sürece bu yetkisinin başka bir idareye devredilmesi söz konusu olamaz. Bu durum doktrinde ve yargı kararlarında "kanunilik kriteri" olarak ifade edilmektedir. Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında; 5580 sayılı Kanun'un 8. maddesinde yer alan açık düzenleme uyarınca çalışma izni veren "valilik" makamı olduğu görülmekte olup, anılan Kanun'da özel öğretim kurumlarında çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin çalışma izni verme yetkisine sahip "valilik" makamının, gerekli şartların oluşması hâlinde usulüne uygun olarak anılan yetkinin bir başka makama devrinin mümkün olduğuna ilişkin açıkça bir düzenlemeye yer verilmemiştir. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 9. maddesinin işlem tarihi itibarıyla yürürlükte olan hâli uyarınca; Vali, ilde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır. Valiler, ilin genel idaresinden Cumhurbaşkanına karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, görevlerine ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verirler. Bakanlıklar ve tüzelkişiliği haiz genel müdürlükler, il genel idare teşkilatına ait bütün işleri doğrudan doğruya valiliklere yazarlar. Valilikler de illere ait işler için ilgili Bakanlık veya tüzelkişiliği haiz genel müdürlüklerle doğrudan doğruya muhaberede bulunurlar. Ancak valiler hesabata ve teknik hususlara ait işlerde idare şube başkanlarına vali adına imza yetkisi verebilirler. 5580 sayılı Kanun'da, özel öğretim kurumlarında çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin çalışma izni verme yetkisine sahip "valilik" makamının, gerekli şartların oluşması hâlinde usulüne uygun olarak anılan yetkinin bir başka makama devrinin mümkün olduğuna ilişkin açıkça bir düzenlemeye yer verilmediği hususu tartışmasız olup, 5542 sayılı İl İdaresi Kanunu'nda valilerin hesabata ve teknik hususlara ait işlerde idare şube başkanlarına vali adına imza yetkisi verebileceğine ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Yani, valilik makamının görev ve yetki alanına giren iş ve işlemleri tesis etme yetkisine ilişkin hizmet alanının düzenlendiği Kanun'da, bu yetkinin usulune uygun bir şekilde devredilebileceğine ilişkin hüküm varsa bu hüküm çerçevesinde; hüküm bulunmuyor ise; il idari teşkilatının genel Kanun'u niteliğinde olan 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun 9. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendinde yer alan genel hüküm çerçevesinde, sadece hesabata ve teknik hususlara ilişkin konularda il idare şube başkanlarına imza devri müessesesiyle yetkinin devri mümkün olacağının kabulü gerekmektedir. Bir başka anlatımla, özel Kanun'da devire yönelik düzenlemenin bulunmadığı hâllerde, genel Kanun niteliği haiz 5542 sayılı Kanun, devrin konu bakımından sınırını açıkça çizdiğinden, bu konular dışındaki yetkilerin devri mümkün olmayıp; aynı düzenleme, devredilecek makamı da açıkça belirlediğinden, -mefhum-i muhalefetinden- yetkinin hangi makamlara devredilemeyeceğini de belirlemektedir. Öte yandan; hangi iş ve işlemlerin teknik ve hesabata ilişkin olduğu hususunun, mevcutta var olan bir imza devrinin hukuken geçerliliği yönünden ayrıca yapılacak hukuki inceleme neticesinde belirleneceği açıktır. Kısacası; özel öğretim kurumlarında görevlendirilecek bu personelin çalışma izinleri yönünden, Kanun'da açıkça işlem tesis etmeye yetkili kılanan "valilik" makamının bu yetkisini -5580 sayılı Kanun'da açık hüküm bulunmaması nedeniyle- kaymakamlığa hiçbir şekilde devredemeyeceği; -5442 sayılı Kanun'un 9. maddesinde yer alan düzenleme nedeniyle- il idare şube başkanlıklarına imza devriyle devredilebilecek hususlar dikkate alındığında; söz konusu çalışma izni verme yetkisi teknik ve hesabata ilişkin hususlar kapsamında olmadığından il Millî eğitim müdürüne de bu yetkinin devrinin mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Olayda; yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca, 5580 sayılı Kanun'da özel öğretim kurumlarında görevlendirilecek öğretmenlerin çalışma izinleri yönünden açıkça işlem tesis etmede yetkili kılanan "valilik" makamının bu yetkisini "kaymakamlığa" devredebileceğine ilişkin açık hüküm bulunmaması karşısında, özel eğitim kurumunda öğretmen olarak görev yapması için çalışma izni verilen davacının, bu çalışma izninin iptaline ilişkin dava konusu işlemde yetki ögesi yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Bu itibarla, dava konusu bireysel işlemin iptali yolunda verilen temyize konu Daire kararının, belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2025/1475, K. 2025/1590, T. 08.11.2012, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2025-1475-e-2025-1590-k-4c2ada3cc3f8