Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2024/3553 E. 2025/10354 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2024/3553
- Karar No
- 2025/10354
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3553 Karar No : 2025/10354
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Valiliği
DİĞER DAVALI : ... Kaymakamlığı / ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... İl Jandarma Komutanlığı emrinde güvenlik korucusu olarak görev yapan davacı tarafından, göreve alınmada aranacak şartları taşımadığından bahisle 20/05/2021 tarihli Valilik Oluru ile görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; olayda, yaralama suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyet hükmü bulunan ve bu cezası kesinleşen davacının göreve alınmada aranan şartları taşımadığının açık olduğu, idarece davacının yaralama suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkum bulunduğundan haberdar olunması üzerine, davacının usulüne uygun şekilde savunması da istenilmek suretiyle özel düzenleme olan Yönetmeliğin 17. maddesinin (ç) fıkrasının 16. bendi uyarınca davaya konu işlemi tesis ettiği anlaşıldığından, davacının güvenlik koruculuğu görevine son verilmesine dair işlemde hukuka aykırılık görülmediği, öte yandan her ne kadar davacı tarafından, güvenlik korucusu olarak 2017 yılında göreve alındığı, o tarihlerde 11/10/2018 tarihli 182 sayılı Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin değişik halinin yürürlükte olmadığı, göreve alınmada aranacak şartları kaybetmek şeklindeki düzenlemenin de bulunmadığı, bu nedenle kanunların geriye yürütülmesinin kazanılmış hak ilkesini ihlal edeceği ileri sürülmüşse de; göreve alınmada aranacak şartları kaybetmek şeklindeki düzenlemenin değişiklik öncesi Yönetmelikte de yer aldığı, 6 aydan fazla hapis cezası ile mahkum olmamanın göreve alınmada aranacak şartlar arasında bulunduğundan davacının hukuken korunacak kazanılmış bir hakkı bulunmadığı, bununla birlikte göreve başlatılma ve işlem tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat hükmü uyarınca dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından bu iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen kararda; 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarih ve 31788 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 24/02/2022 tarih ve E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile söz konusu ibarenin iptaline karar verildiği, ancak Anayasa Mahkemesince söz konusu iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlamasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesinin uygun görüldüğü, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği, Danıştay 8. Dairesinin bu husustaki içtihadının; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihe kadar Güvenlik Korucuları Yönetmeliğinin dayanağı olan 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresi yürürlükte olduğu, ancak Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesi için verilen 9 aylık süre dolmadan 442 sayılı Kanun'a "güvenlik korucularına verilecek disiplin cezaları" şeklinde ekleme yapıldığı, dolayısıyla artık disiplin cezalarında yönetmelik hükümlerinin esas alınamayacağı nedeniyle iptal kararlarının gerekçesini değiştirerek onanması yönünde olduğu, Dairelerinin çoğunluk görüşünün; Anayasa Mahkemesince, bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmesi halinde Anayasa Mahkemesi kararına derhal uyulması gerektiği, zira eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği gibi Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturacağı yönünde olsa da Danıştay 8. Dairesinin kararlarına uyulması yönünde oyçokluğu sağlandığından aynı gerekçe ile davacı hakkında tesis edilen dava konusu disiplin cezasında da hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varıldığı, öte yandan; davacının, Güvenlik Korucuları Yönetmeliğinin 6. maddesinde düzenlenen göreve alınmada aranacak şartları sonradan kaybettiğinden bahisle Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17. maddesinin 1. fıkrasının ç bendinin 16. alt bendi uyarınca (atanma şartlarını kaybetmesi sebebiyle) görevine son verildiği ve anılan yönetmeliğin disiplin cezalarını düzenleyen kısmına dayanak teşkil eden Köy Kanunu'nun 18. maddesinin "uygulanacak disiplin cezaları" ibaresinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi nedeniyle disiplin cezalarını düzenleyen kısmına dayanılarak disiplin cezası verilemeyeceği gerekçesiyle Güvenlik Korucuları Yönetmeliğinin 17/1-ç maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemin iptaline karar verildiği, ancak, atanma şartlarını kaybettiği tartışmasız olan davacının, görevine son verilmesinin Güvenlik Korucuları Yönetmeliğinin 6. maddesi gereği ve usulde paralellik ilkesi doğrultusunda tesis edilecek bir işlemle tekrar yapılabileceği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Mardin 1. İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı Mardin Valiliği tarafından, davacının 2017 yılında geçmişte aldığı kesinleşmiş mahkumiyet gözetilmeksizin göreve alındığının tespit edildiği, bu tespit üzerine usul ve mevzuata uygun şekilde dava konusu işlemin tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : ... İl Jandarma Komutanlığı emrinde 2017 yılından beri güvenlik korucusu olarak görev yapan davacı tarafından, göreve alınmada aranacak şartları taşımadığından bahisle 20/05/2021 tarihli Valilik Oluru ile görevine son verilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; geçici köy korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Göreve Alınmada Aranacak Şartlar" başlıklı 6. maddesinde; '(1) Güvenlik korucusu olarak görevlendirilebilmek için aşağıdaki şartlar aranır: ... f)Taksirli suçlar ve aşağıda sayılan suçlar dışında tecil edilmiş hükümler hariç olmak üzere, bir yıldan fazla hapis veyahut affa uğramış olsa bile Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla, zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya istimal ve istihlak kaçakçılığı hariç kaçakçılık, uyuşturucu almak ve satmak, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurmak suçlarından dolayı hükümlü bulunmamak. ...' hükmü, "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 16. alt bendinde; 'Göreve alınmada aranacak şartları kaybetme,' hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A. maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir. 24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir. Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir. 442 sayılı Köy Kanunu'nun "Güvenlik Korucularına Verilecek Disiplin Cezalarının Çeşitleri ile Ceza Uygulanacak Fiil ve Haller" başlıklı 74/A maddesi incelendiğinde; dava konusu işleme esas "Göreve alınmada aranacak şartları kaybetme," yönetmelik göreve son düzenlemesinin, Köy Kanunu'ndaki yeni düzenlemede göreve son nedenleri arasında yer almadığı görülmüştür. Ancak mevcut ve uygulanmaya devam eden Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Göreve Alınmada Aranacak Şartlar" başlıklı 6. maddesi düzenlemesi gereği; ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih, E:...K:...sayılı kararıyla "Yaralama" suçu nedeniyle 2 yıl 6 ay hapis cezası, 23/02/2012 tarihinde kesinleşmiş bulunan davacının, 2017 yılında güvenlik korucusu olarak göreve alınmaması gerektiği açıktır. Bu durumda, idarenin göreve alma hususunda bağlı olduğu şartları belirleyen Yönetmelik hükmüne aykırı olarak davacıyı göreve almasının açık hata olduğu ve süre kaydı aranmaksızın her zaman geri alınabileceği, 22/12/1973 tarih ve E:1968/8, K:1973/14 sayılı Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu kararının da bu yönde olduğu görülmektedir. İdarenin bir idari işlemi açık hata sebebiyle geri alması yönünde tesis edilen idari işlem için soruşturma, savunma, zamanaşımı gibi göreve son verme usul ve esaslarının dikkate alınmayacağı da tabiidir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 26/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.