Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2024/1126 E. 2025/6779 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2024/1126
Karar No
2025/6779
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1126 Karar No : 2025/6779

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (DAVACILAR) ...'a velayeten kendi adlarına asalaten ... ve ... VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVALI) ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, karşılıklı olarak temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, Manisa ili, Salihli ilçesi, ... Mahallesi, ... sokak üzerinde bulunan park alanında, ... tarihinde Salihli Belediye Başkanlığında sürekli işçi kadrosunda görev yapan ...'nın kullandığı çim biçme traktörünün davacılardan ...'ı yaralaması nedeniyle (iş göremezlik, bakıcı, tedavi ve yol giderlerinden) oluştuğu belirtilen maddi zararlarına karşılık 10.000,00-TL (miktar artırımı ile 804.876,00-TL) maddi tazminatın ve oluştuğu belirtilen manevi zararlara karşılık ... için 80.000,00-TL, baba ... için 35.000,00-TL, anne ... için 35.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 09/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıların maddi tazminat talebinin incelenmesinden; davacı ...'da bir iş gücü kaybının bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda; "sağ femur kırığı ve sağ ayak baş parmağı amputasyonu yaralanmaları nedeniyle iş göremezlik süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceği, geçici iş göremezlik süresi içinde 1 ay süreyle başka birinin yardımına gereksinim duyabileceği, geçici iş göremezlik süresinin sonundan itibaren E cetveline (yaşına) göre %22,2 oranında meslekte kazanma gücünün kaybedildiği" tespitlerine yer verildiği, iş gücü kaybı nedeniyle oluşan maddi zararının hesaplanması teknik bilgi gerektirdiğinden, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda aktüerya tarafından düzenlenerek 19/10/2022 tarihli bilirkişi raporunda; "(TRH-2010 yaşam tablosu hesaplamalara esas alınarak) 05/06/2007 doğumlu olan davacının muhtemel ömür sonunun 31/12/2086 tarihi olduğu, Danıştay 10. Dairesinin 19/10/2021 tarih ve E:2019/6738, K:2021/4893 sayılı kararında belirtildiği üzere, davacı küçüğün 18 yaşını ikmal ettiği 05/06/2025 tarihinden muhtemel ömür sonu olan 31/12/2086 tarihine kadar iş göremezlik zararının hesaplanması gerektiği, davacı küçüğün olay tarihinde ilkokul öğrencisi olması nedeniyle hesaplamaların asgari ücret üzerinden yapıldığı, bu şekilde yapılan hesaplama sonucunda olay nedeniyle oluşan iş göremezlikten kaynaklanan zararın 799.945,97-TL, davacı tarafından sunulan faturalardan tedavi giderlerinden kaynaklanan zararın 3.656,42-TL, brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan bir aylık bakıcı giderinin de 1.274,00-TL olduğu" tespitlerine yer verildiği, davacı ...'ın dava konusu yaralanma olayına bağlı olarak, davacıların oluşan 803.602,39-TL maddi zararının, kusur oranı (%50) da dikkate alınarak, 401.801,19-TL'lik kısmının davalı idare tarafından davacılara yasal faiziyle birlikte ödenmesi, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ise reddi gerektiği, davacıların manevi tazminat taleplerinin incelenmesinden; davacı ...'ın dava konusu olay nedeniyle yaşadığı acı ve ızdırabı kısmen de olsa karşılayabilmek amacıyla talep edilen 80.000,00-TL manevi tazminat isteminin kabulü, diğer davacılar anne ve babanın dava konusu olay nedeniyle yaşadığı manevi zararlara karşılık her biri için 20.000,00-TL olmak üzere 40.000,00-TL manevi tazminat istemlerinin kabulü ile söz konusu manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine hükmedilmesi, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 401.801,19-TL maddi ve 80.000,00-TL manevi, davacı ... için 20.000,00-TL manevi ve davacı ... için 20.000,00-TL manevi tazminatın, adli yargıda dava açma tarihi olan 02/11/2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizleriyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: davacıların ve davalı idarenin ilk derece Mahkemesi kararının, işin esasına yönelik istinaf başvurularının incelenmesinden; dosyadaki belgeler ile başvuru dilekçelerindeki iddiaların incelenmesinden, İdare Mahkemesi kararının, taraflarca istinaf başvurusuna konu edilen bu kısımlarının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın anılan kısımlarının kaldırılmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varıldığı; İstinaf başvurusuna konu edilen kararın, tarafların lehlerine hükmedilen vekalet ücretleri yönünden incelenmesine gelince; İdare Mahkemesi'nce, ret ve kabul edilen maddi ve manevi tazminat tutarları için tarafların lehine ve aleyhine hesaplanan vekalet ücreti miktarlarında hukuka aykırılık bulunmamakta ise de söz konusu tutarların ödenmesinin kararın kesinleşmesinden sonra ödenmesi yolunda hüküm kurulduğu, ancak, istinafen bakılan dava adli yardım kabullü olmakla birlikte, söz konusu vekalet ücretlerinin davalı idare ile birlikte davacı açısından ödenmesi için kesinleşme şartı öngören bir düzenleme bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının anılan kısımlarında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle, ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih, E:..., K:... sayılı kararına karşı tarafların işin esasına yönelik istinaf başvurularının reddine, kararın, tarafların lehlerine hükmedilen vekalet ücretleri yönünden istinaf başvurularının kabulü ile bu kısımlarda bulunan "kararın kesinleşmesinden sonra" ibarelerinin tamamının kaldırılmasına, anılan vekalet ücretlerinin kararın kesinleşme şartı aranmaksızın tarafların kararda belirtilen vekalet ücretlerini birbirlerine ödemesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALAR : Davacılar tarafından, çocuk oyun parkında çocukların oynadığı bir anda, hiçbir güvenlik önlemi almadan, parkın etrafı emniyet şeridi ile çevrilmeden çim biçme işlemi yapan davalı idarenin olayda asli ve tam kusurlu olduğu, taraflarına kusur atfedilmesini asla kabul etmedikleri, ret edilen kısım yönünden karşı tarafa nispi vekalet ücreti hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu, çocukları aylarca hastanede yatarak tedavi gören ve bir ayağı topal kalan anne babaya hükmedilen manevi tazminatın çok yetersiz kaldığı, davalı idare tarafından, olayın, parkın oyun alanında değil, oyun alanı dışında yer alan çim ekili alanda meydana geldiği, raporda da belirtildiği üzere, M.A.'nın çim biçme makinası ile çalışmaya başlamadan önce çocukları alandan uzaklaştırdığı, hatta birkaç kez ikaz ettiği ancak tüm ısrarlarına rağmen çocukların aracın peşinden ayrılmadıkları, davacı ...'ı bakıp gözetlemekle ve gerekirse araca yaklaşmasını engellemekle mükellef olan anne, babanın kusurlu olduğu ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz istemlerinin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, davacıların adli yardım istemleri kabul edildiğinden temyiz aşamasında tahsil edilmeyen temyiz harçlarının tahsili için ilgili Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 15/09/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY : (X)- Dava, Manisa ili, Salihli ilçesi, ... Mahallesi, ... sokak üzerinde bulunan park alanında, ... tarihinde Salihli Belediye Başkanlığında sürekli işçi kadrosunda görev yapan ...'nın kullandığı çim biçme traktörünün davacılardan ...'ı yaralaması nedeniyle (iş göremezlik, bakıcı, tedavi ve yol giderlerinden) oluştuğu belirtilen maddi zararlarına karşılık 10.000,00-TL (miktar artırımı ile 804.876,00-TL) maddi tazminatın ve oluştuğu belirtilen manevi zararlara karşılık ... için 80.000,00-TL, baba ... için 35.000,00-TL, anne ... için 35.000,00-TL olmak üzere toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 09/11/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle tazminine karar verilmesi istemi ile açılmış, İdare Mahkemesi'nce, "ret ve kabul edilen maddi ve manevi tazminat tutarları için tarafların lehine ve aleyhine hesaplanan vekalet ücretleri yönünden söz konusu tutarların ödenmesinin kararın kesinleşmesinden sonra ödenmesi yolunda" hüküm kurulduğu, istinaf aşamasında temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında "bakılan dava adli yardım kabullü olmakla birlikte, söz konusu vekalet ücretlerinin davalı idare ile birlikte davacı açısından ödenmesi için kesinleşme şartı öngören bir düzenleme bulunmadığından, İdare Mahkemesi kararının anılan kısımlarında hukuki isabet bulunmadığı" gerekçesiyle "kararın, tarafların lehlerine hükmedilen vekalet ücretleri yönünden istinaf başvurularının kabulü ile bu kısımlarda bulunan "kararın kesinleşmesinden sonra" ibarelerinin tamamının kaldırılmasına, anılan vekalet ücretlerinin kararın kesinleşme şartı aranmaksızın tarafların kararda belirtilen vekalet ücretlerini birbirlerine ödemesine" karar verilmiştir. Davacıların adli yardım taleplerinin kabulü yönünde ilk derece mahkemesince karar verildiği görülmekte olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; adli yardımın, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağladığı ve hükmün kesinleşmesine kadar devam edeceği düzenlemesi ile aynı Kanun'un 323. maddesinde yer verilen avukatlık ücretinin yargılama giderleri arasında sayıldığı hususları birlikte dikkate alındığında, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan, yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsilinin, kanun yolu incelemeleri dahil kararın kesinleşmesinden sonra yapılabileceği, dolayısıyla bu aşamada davacılardan gerek Mahkeme ve gerekse istinaf safhasındaki yargılama giderleri ile vekalet ücretinin tahsil edilemeyeceği açıktır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davalı idare lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden, bu kısıma "kararın kesinleşmesinden sonra" ibarelerinin eklenerek, ''anılan vekalet ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra davacıdan alınarak davalı idareye verilmesi'' şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına bu yönüyle katılmıyorum.

KARŞI OY : (XX)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibarıyla karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir. Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2024/1126, K. 2025/6779, T. 15.09.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2024-1126-e-2025-6779-k-303bf82b8e79