Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2023/1586 E. 2025/7675 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2023/1586
- Karar No
- 2025/7675
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1586 Karar No : 2025/7675
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) :... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
DİĞER DAVALI : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ...'a velayeten anne ve babası... ve ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları olan ...'un 26/01/2016 tarihinde Erzurum ili, İspir ilçesi Güllübağ barajı üzerinde bulunan köprüden geçişi esnasında baraj sularına düşerek hayatını kaybettiği, köprüden geçmek isterken kar ve buz nedeniyle ayağının kaydığı, gerekli önlemlerin alınmadığı, sulara gömülerek kaybolduğu, cesedinin 46 gün sonra bulunduğu, davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu iddialarıyla uğranıldığı ileri sürülen zararlara karşılık olarak davacı anne ... için 152.065,35-TL maddi tazminat ve 75.000,00-TL manevi tazminat, davacı baba... için 117.261,12-TL maddi tazminat ve 75.000,00-TL manevi tazminat, davacı kardeş ... için 50.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen 05/01/2021 tarih ve E:2016/1263, K:2021/2 sayılı kararda; davacıların yakını olan 23/04/2005 doğumlu ...'un 26/01/2016 tarihinde Erzurum ili, İspir ilçesinde Güllübağ barajına gittiği ve nehir suyuna düştüğü, kurtarılmaya çalışılsa da başarılı olunamadığı ve çocuğun boğularak hayatını kaybettiği, 20/05/2016 tarihinde davacılar tarafından davalı idarelere başvuruda bulunularak olay nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesinin istenildiği, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 25/08/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Asma köprünün çelik halatlarının betona bağlı olduğu kısımda dere içine inilebilen yüksekliği yaklaşık 6-7 m olan bir inişin olduğu, söz konusu barajın 6200 sayılı DSİ Genel Müdürlüğü Teşkilatı ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca Erzurum DSİ 8. Bölge Müdürlüğü'nün sorumluluk alanında olduğu, asma köprünün geçmiş yıllarda malzemesi mülga Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü tarafından verilen işçiliği de yerel yönetimin idari imkanları kullanılarak yaptırılan bir köprü olabileceği, köprünün hali hazır durumu ile İspir Belediyesi görev alanı içerisinde yaya ulaşımının sağlanması için halkın kullanımına açılan bir köprü olduğu, korkuluk gibi bağlanan yaklaşık 1.10 m aralığı olan açıklıktan çocuk veya yetişkin bir insanın rahatlıkla sığabileceği bir mesafe olduğu, söz konusu asma köprünün İspir Belediyesi tarafından işletildiği ekonomik ömrü boyunca maksadına uygun olarak şehrin bütünlüğüne hizmet eden tesislerde halkın can ve mal emniyeti bakımından gerekli ve önleyici tedbirlerin alınmasının yerel yönetimlerin görevleri arasında olduğu, 26/01/2016 tarihli tanık ifade tutanağından çocuğun bulunduğu noktaya asma köprü üzerinden aşağı inerek kıyıya geldiği, çocuğun asma köprüden düşüp düşmediği sorulduğunda çocuğun kendisinin indiğini beyan ettiği, tanık ifadesinden de anlaşılacağı üzere çocuğun kıyıya kendisinin indiği ancak söz konusu asma köprüden kıyıya inişi sağlayan kısımların bulunduğu, kıyıya inişlerin önlenmesi için her hangi bir tedbir alınmadığı gibi nehir güzergahı boyunca yerleşim alanı sınırlarını terk edinceye kadar ve nehre girilebilecek yerlerin nehre girişleri önleyen koruyucu elaman imalatlarının yapılmadığının tespit edildiği, asma köprünün gerek üzerindeki korkuluk benzeri bağlanan demirlerin çok geniş aralıklık olması gerekse de köprünün karayla birleştiği yerde engelleyici herhangi bir bariyer veya tel çit olmaması sebebiyle ilgili kurumların sorumluluğunun olduğu, bu sorumluluğu müştereken ve müteselsilen paylaşmaları gerekiğinin değerlendirildiği" şeklinde görüş ve kanaatlere yer verildiği, anılan bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, davalı idareler tarafından bilirkişi raporuna itiraz edildiği, davalı idarelerin yapmış oldukları itirazlar yerinde görülmeyerek anılan bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu sonucuna varıldığı, olayla ilgili olarak açılan adli soruşturma kapsamında ifadesi alınan ve müteveffa çocuğu düştüğü nehirden kurtarmak amacıyla ilk müdahalede bulunan polis memuru A.T.'nin alınan beyanında, çocuğa asma köprüden düşüp düşmediğini sorduğunu, çocuğun düşmediğini aşağıya kendisinin indiğini söylediği yönünde beyanda bulunduğu, bu durumda, söz konusu asma köprüden kıyıya inişi sağlayan kısımların bulunduğu, kıyıya inişlerin önlenmesi için her hangi bir tedbir alınmadığı, köprünün karayla birleştiği yerde engelleyici herhangi bir bariyer veya tel çit olmaması sebebiyle, belediyeler yönünden yerel hizmetlerin yerine getirilmesinde ve gerekli tedbirlerin alınmasında zaafiyet gösterilmesi ve DSİ yönünden de akarsu ve baraj üzerinde gerekli tedbirlerin alınmasında zaafiyet gösterilmesi nedeniyle, davalı idarelerin olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğu sonucuna varılarak olay tarihinde 10-11 yaşlarında bulunan henüz reşit olmayan çocukları üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacı anne ve babanın da olayda müterafik kusurları bulunduğu, Mahkemece olayın oluş şekli itibarıyla tarafların kusur oranları; %50 anne-baba ve %50 davalı idareler şeklinde takdir edilerek davacıların maddi zarar miktarının hesabı konusunda 15/03/2020 tarihli aktüerya hesap bilirkişisi raporunda, destekten yoksun kalma konusunda geçmiş ve gelecek aktif ve pasif dönem hesaplamaları neticesinde; davacı anne ... için 152.065,35-TL ve davacı baba... için 117.261,12-TL maddi tazminat hesaplandığı, bilirkişi raporunun tebliği üzerine davacıların 02/07/2020 tarihli dilekçeyle anne ve baba için maddi tazminat istemlerini bilirkişi raporunda belirtilen miktar (anne ... için 152.065,35-TL ve baba... için 117.261,12-TL'ye) artırdıkları, maddi tazminat yönünden; davalı idarelerin davaya konu boğulma olayı nedeniyle %50 sorumluluk esasında bilirkişi raporunda anne ... için hesaplanan 152.065,35-TL'nin takdir neticesinde 76.032,67-TL, baba... için ise aynı hesapla bilirkişi raporunda hesaplanan 117.261,12-TL'nin takdir neticesinde 58.630,56-TL maddi tazminatın davalı idarelerce davacılara verilmesi gerektiği, manevi tazminat yönünden; dava dilekçesinde davacı anne ve baba için istenen toplam 150.000,00-TL manevi tazminatın fahiş bir istem olmayıp davacıların manevi zararı karşılığı olduğu sonucuna varıldıktan sonra, müterafik kusur durumu dikkate alınarak takdiren anne ... için 37.500,00-TL, baba... için 37.500,00-TL, davacı kardeş ... için istenen 50.000,00-TL manevi tazminatın ise fahiş olduğu değerlendirilerek 10.000,00-TL manevi tazminat takdiren yeterli görülmüş olup idarelerin kusur durumu dikkate alınarak 5.000,00-TL manevi tazminat olmak üzere toplamda 80.000,00-TL manevi tazminatın davalı idareler tarafından davacılara verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın maddi tazminat yönünden kısmen kabulüne ve davacı ... için 76.032,67-TL, davacı baba... için 58.630,56-TL olmak üzere toplam 134.663,23-TL'nin idareye başvuru tarihi olan 20/05/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacılara verilmesine, fazlaya dair maddi tazminat isteminin reddine, aşan faiz isteminin de reddine, davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne ve davacı anne ... için 37.500,00-TL, davacı baba... için 37.500,00-TL, davacı kardeş ... için 5.000,00-TL olmak üzere toplam 80.000,00-TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 20/05/2016 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacılara verilmesine, fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine, aşan faiz isteminin de reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Uyuşmazlıkta dava konusu olayın yaşandığı köprünün İspir ilçesi merkezinden geçen Çoruh nehri üzerinde yapılmış olduğu ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi ulaşım ağına dahil yol güzergahında bulunmadığı dikkate alındığında olayda kusuru bulunmadığı sonucuna varılan davalı Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığının hasım mevkiinden çıkarılmasına karar verilerek, istinaf başvurularına konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, Güllübağ Barajı ve HES tesisi membasındaki kazanın gerçekleştiği köprünün kendi idareleri sorumluluğunda yapılmadığı, baraj göletinin özelleştirme ile bir sözleşme kapsamında ... Enerji AŞ isimli bir şirkete devredildiği sorumluluğun bu şirkette olduğu, meskun mahalde meydana gelen olayda belediyelerin sorumlu olduğu, küçüğün bakım ve gözetiminden sorumlu olan anne babanın kusurlu olduğu, olay nedeni ile idarelerinin illiyet bağı olmaması nedeniyle hizmet kusuru bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci ve Onuncu Dairesince, 2575 sayılı Kanun'a 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 16/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY :
(X)- Bir maddi zararın giderilmesine yönelik açılan tam yargı davalarında, tazminat kişinin mal varlığındaki zararın oluştuğu an itibarıyla karşılanması gerektiğinden, istenilecek olan tazminatın gecikerek ödenmesi nedeniyle para değerinde enflasyondan dolayı meydana gelebilecek azalmayı karşılamaya yönelik olarak faize hükmedilmelidir. Maddi zararlar, mal varlığında meydana gelen ve para ile değerlendirilebilen bir azalmayı ifade ettiklerinden, bu azalma miktarının idare tarafından telafi edilmediği süre içinde ayrıca enflasyon nedeni ile de kayba uğrayacağı açıktır. Manevi zararlar ise, mal varlığında meydana gelen somut bir azalma olmayıp, kişinin manevi varlığında ortaya çıkan olumsuzluklar olduğundan, manevi tazminat değerinin yargılama sonucu para olarak belirlenmesi zarara uğrayanı tatmin ve de bu zararın meydana getireni cezalandırma aracı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Bu itibarla, ilk defa yargı kararıyla para olarak değerlendirilebilen bir manevi tazminatın önceden davalı idarece belirlenmesi ve de ödenmesinin mümkün olmaması nedeniyle, ödemede gecikmeden bahsedilemeyeceği gibi, manevi tazminat, esasen bütün hususlar dikkate alınarak "takdiren" belirlendiğinden manevi tazminata faiz uygulanmaması gerektiği oyuyla kararın bu kısmına katılmıyorum.