Danıştay · 7. Daire
Danıştay 7. Daire 2024/3404 E. 2025/714 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 7. Daire
- Esas No
- 2024/3404
- Karar No
- 2025/714
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2024/3404 Karar No : 2025/714
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Ambalaj Sanayi Dış Ticaret Limited Şirketi (Eski Unvanı: ... Dış Ticaret Limited Şirketi) VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket adına tescilli ... tarih ve ... sayılı beyanname muhteviyatı eşyalardan kulaklık ve cam sileceği cinsi eşyaya ilişkin olarak 26/11/2009 tarihinde davalı idareye ödenen ve adli yargıda soruşturmaya başlanmış olması nedeniyle emanet hesabına alınan vergi ve cezaların, Üsküdar 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan ceza yargılamasında eşyanın müsaderesine karar verildiğinden bahisle faiziyle birlikte geri verilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun ''Gümrük Yükümlülüğünün Sona Ermesi'' başlıklı 208. maddesinde, gümrük yükümlülüğünün eşyanın bir gümrük rejimi kapsamında tesliminden önce zapt ve müsadere edilmesi halinde sona ereceğinin hükme bağlandığı, olayda, davalı idarece uyuşmazlığa konu eşyanın zapt edilerek ... ambar giriş numarası ile ... no.lu kaçak ambarına alındığı, sonrasında tasfiye edilerek satılması nedeniyle yargı kararı uyarınca eşya bedelinin müsadere edildiği, dolayısıyla eşyanın gümrük rejimi kapsamında tesliminden önce zapt ve müsadere edilmesi durumunda gümrük yükümlülüğünün sona ereceği göz önünde bulundurulduğunda, 4458 sayılı Kanun'un 208 ve 231. maddeleri uyarınca tahsil edilen vergi ve cezaların davacıya geri verilmesi gerektiğinden dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile tahsil edilen tutarın tahsil tarihinden davalı idarece iade edildiği tarihe kadar 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da öngörülen yasal faiz oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Gümrük Yönetmeliğinin 579. maddesinin 2. fıkrasının ceza mahkemesince verilen keşinleşen kararda hükmolunan paranın tahsilini geri verme şartı olarak düzenlendiği, söz konusu para cezası tahsil edilmediğinden iade talebine ilişkin yasal şartların oluşmadığı, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 3. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY:
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 3.maddesinin 8.fıkrasının (b) bendinde; "Gümrük yükümlülüğü" deyimi, yükümlünün gümrük vergilerini ödemesi zorunluluğunu ifade edeceği belirtilmiş, 208.maddesinin (e) bendinde ise, 182.madde uyarınca gümrük yükümlülüğü doğan eşyanın kanuna aykırı girişi nedeniyle müsadere edilmesi hali 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, gümrük yükümlülüğünü sona erdiren haller arasında sayılmıştır. Uyuşmazlık konusu olayda, davacı şirket tarafından... tarih ve ... sayılı özet beyanla ve adına tescilli aynı tarih ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ile ithal edilen eşyanın muayenesinde beyan edilmeyen ve beyanname eki faturada yer almayan ''kulaklık'' ve ''cam sileceği'' cinsi eşya bulunduğunun tespiti üzerine, bu eşyanın Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğünce ... no'lu kaçak ambarına... ambar giriş numarası ile teslim edildiği ve davacı şirket adına tahakkuk ve ceza kararının alındığı, akabinde Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığının 23/11/2007 tarihli iddianamesi ile soruşturma başlatıldığı ve bu arada tahakkuk kararına konu gümrük ve katma değer vergisi, gecikme faizi ile para cezasının, 26/11/2009 tarihinde davalı idareye 22.704,50 TL gelir eksiği ve 38.922,00 TL para cezası olarak ödendiği ve yürütülen soruşturma nedeniyle tahsil edilen bu paranın emanet hesabına alındığı, kaçak ambarına alınan eşyanın ise, 30/06/2011 tarihinde ihale edilerek ... adına satıldığı ve 01/08/2012 tarihinde alıcıya teslim edildiği görülmektedir. İhtilaf konusu eşya hakkında verilen müsadere kararının kesinleşmesi ve eşyanın tasfiye edilmesi sonrasında satış bedelinin Hazineye irat kaydedilmesi nedeniyle gümrük vergileri ile ilgili olarak davacının yükümlülüğünün ortadan kalktığı konusunda bir duraksama bulunmamakta olup, temyize konu kararın buna ilişkin kısmının onanması yolundaki Daire kararına aynı gerekçeyle iştirak etmekteyim. Ancak para cezası ile ilgili kısma gelince; yurda kaçak olarak sokulmak istenilen uyuşmazlık konusu eşyanın 4458 sayılı Kanun'un 177. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 16.maddesi kapsamında yer alan ve ceza yargısı müeyyidesi olarak müsaderesi lazım gelen eşya niteliğini taşımakta olup, müsadere kararı verilmesinin Gümrük Kanunu kapsamında öngörülen para cezasını doğrudan etkileyen ve kaldıran bir hal olarak değerlendirilemeyeceği açıktır. Ancak, para cezası kararının kaldırılmasına gerekçe olarak davacı adına olan ceza davasında daha ağır bir cezaya hükmedildiği yolundaki diğer gerekçeye gelince; Gümrük Kanunu'nun 231/3. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan şeklinde; bu Kısım hükümlerine göre ceza tayin edilen eylemler hakkında kaçakçılık ve diğer ceza koyan kanunlara göre takibat yapılıp, bu Kısımda tayin edilen cezalardan daha ağır bir ceza ile kesin olarak mahkûm edilenler hakkında, ayrıca bu Kısımdaki maddelere göre ceza verilmeyeceği hükme bağlanmış, Gümrük Yönetmeliğinin 579.maddesinin ikinci fıkrasında da; soruşturma veya kovuşturma sonucunda Kanunda tayin edilen cezalardan daha ağır bir para cezasına karar verildiği ve bu karar kesinleştiği takdirde hükmolunan paranın tahsili şartıyla Kanuna göre verilmiş olan cezanın kaldırılacağı ve alınmış olan paranın geri verileceği kuralına yer verilmiştir. Olayda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, sanık hakkında hukuki sonuç doğuran kesin hüküm niteliği taşımayan ve gerekli denetim süresi içerisinde şartlar sağlandığında hiç suç işlenmemiş gibi etki doğuracak ceza mahkemesi kararlarından olduğundan dava konusu para cezasına göre daha ağır olarak nitelendirilemeyecek olup, adli para cezasının da bu kapsamda bir ceza olduğu ve tahsil edilmemiş bulunduğu, dolayısıyla hukuk aleminde ceza olarak sonuçlarını göstermediği gibi henüz varlık dahi kazanmadığı, belli şartlara bağlı olarak askıda olduğu sabit bulunduğundan, gümrük para cezasının buna bağlı olarak kaldırılması yönündeki karar kısmında yasal isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, davacı şirket yetkilisi hakkında verilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına konu olan adli para cezasının tahsil edilmediğinin açık olduğu dosya içeriğinden anlaşılmakta olup, daha hafif olan cezanın kaldırılması için adli para cezasının tahsil edilmiş olması şartı sonraki tarihli bir düzenleme ile Yönetmeliğe eklenmişse de, işin özü itibarıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen adli para cezasının ilgili hakkında hüküm ifade ederek patrimuanını etkilemesi ancak olay dışında başka bazı şartların ihlali halinde sonraki zamanlarda bir olasılık olarak ortaya çıkabileceği, belki de bu cezanın sonuçlarıyla hiç yüz yüze kalınmayacağı, ihlal gerçekleşmediği sürece bir nevi adli ceza hiç alınmamış gibi bir durum söz konusu olacağından, bu husus esasa etkili görülmemiştir. Bu itibarla, para cezasına ilişkin karar kısmının yukarıda anılan gerekçe ile bozulması gerektiği oyu ile, kararın ilgili kısmına katılmıyorum.