Danıştay · 7. Daire
Danıştay 7. Daire 2023/1909 E. 2025/1450 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 7. Daire
- Esas No
- 2023/1909
- Karar No
- 2025/1450
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2023/1909 Karar No : 2025/1450
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: ... Dış Ticaret Limited Şirketi adına 2012 ve 2013 yıllarında tescilli muhtelif tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamelerinden kaynaklanan gümrük, özel tüketim ve katma değer vergileri ile anılan vergiler üzerinden hesaplanan para cezalarından oluşan kamu alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararıyla;...tarih ve ... sayılı ve... tarih ve ... sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yer alan bilgi ve dosyada yer alan belgeler birlikte incelendiğinde, asıl borçlu ... Dış Ticaret Limited Şirketi'nin temsil ve ilzamında ilk yirmi yıl için ...'ün müdür olarak atanarak şirket kaşesi altına atacağı münferit imzası ile her hususta yetkili kılındığının görüldüğü, asıl borçlu şirketin faaliyet konusu ile ilgili olmak üzere gümrüklerde ve bilcümle resmi kurum ve kuruluşlarda temsil ve ilzama yetkili kılınan ve müdür olarak atandığına ilişkin ibareye yer verilmeyen, adı geçen şirkette sadece deneme süresinde iki ay süreyle çalışan davacının ise şirket müdürü sıfatıyla temsil ve ilzam yetkisinin bulunmadığı ve kanuni temsilci olarak sorumlu tutulamayacağı anlaşıldığından, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kesinleşmiş alacağın tahsili için gönderilen ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiği halde onbeş günlük süre içerisinde dava açılmadığı, davacının şirketi temsile yetkisinin olduğundan davanın reddedilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 08/04/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : ... Dış Ticaret ve Limited Şirketi adına 2012 ve 2013 yıllarında tescilli muhtelif tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamelerinden kaynaklanan gümrük, özel tüketim ve katma değer vergileri ile para cezalarından oluşan kamu alacaklarının tahsili amacıyla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı kurala bağlanmıştır. Olayda, davacının, kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin olan ve asıl borçlu şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacaklarının ödenmesinden anılan yasal düzenleme uyarınca sorumlu olduğu açık olduğundan asıl borçlu şirket adına usulüne uygun olarak malvarlığı araştırması yapılıp yapılmadığı ve bu suretle borcun şirketten tahsil olanağının bulunup bulunmadığı gibi diğer yönlerden ödeme emrinin hukuka uygun olup olmadığı ,araştırılarak bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.