Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2024/14651 E. 2025/15615 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2024/14651
- Karar No
- 2025/15615
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/14651 Karar No : 2025/15615
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davalı idare bünyesinde biyolog olarak görev yapmakta iken, 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında özetle; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı tarihte ve FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimatından sonraki dönemde Bank Asya'da hesap hareketlerinin bulunduğu, bu kapsamda,14/08/2014 tarihinde açılmış hesabının bulunduğu; mezkur hesaba 16/12/2014 tarihinde 5.500,00 TL, 23/01/2015 tarihinde 7.800,00 TL para girişi olduğu ve 14/08/2014 tarihinde 57.765,20 TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığının tespit edildiği, Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikası'nda 24 ay üyeliğinin bulunduğu, davacının yasal görünümlü bir sendika aracılığı ile terör örgütünün sağlık alanındaki amacına uygun tavır ve davranış sergileyerek anılan örgüte taraftarlığını, iltisakını ve irtibatını gösterdiği, idari yargı yerinin ceza yargılamasında verilen nihai karardan bağımsız olarak, ceza mahkemesince tespit edilen olgu ve delilleri de dosyadaki diğer delillerle birlikte davacının terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı bulunup bulunmadığı yönünden değerlendirebileceği, davacının, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme suçu için mahkumiyetine yeter delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği anlaşılmakta ise de, Komisyon tespitlerinin ceza yargılamasından bağımsız olarak davacının terör örgütüyle irtibatı ve iltisakı yönünden hükme esas alınabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan yapılan yargılama sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince beraat kararı verildiği, kararın kesinleştiği, FETÖ ile irtibatına dair aleyhine tanık ya da gizli tanık beyanının bulunmadığı, bylock iletişim sistemini kullanmadığı, örgüt adına faaliyet göstermediği, kod adı veya görevinin bulunmadığı, terör örgütünün sohbet adı altında düzenlediği toplantılarına katıldığına dair herhangi bir verinin de bulunmadığı, sendika üyeliği ve Bank Asya isimli bankada hesabının bulunması FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliiği için yeterli bulunmadığı, Anayasa'nın 38. maddesinde de; ''Kimse, işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesini ihlal edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile yasalaşan 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin, yayımı tarihinde yürürlüğe giren ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, ''(1)Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 31/05/2023 tarih ve E:2018/77, K:2022/105 sayılı kararıyla, 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Davacı, Sağlık Bakanlığı bünyesinde Biyolog olarak görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmiştir. Bunun üzerine davacı anılan işlemin iptali ile özlük haklarının iadesi, parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, istinaf incelemesi sonucunda 08/03/2022 tarihinde anılan karar kesinleşmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dosyasının incelenmesinden; İdare Mahkemesince, davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Ufuk Büro Görevlileri Sendikasına üye olduğuna, Bank Asya için Ülke genelinde destek eylemlerinin yapıldığı tarihte örgüt liderinin talimatı doğrultusunda hesap hareketlerini artırdığına ilişkin tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisakı veya irtibatı olduğu yönünden hükme esas alındığı anlaşılmıştır. Bu tespitler incelendiğinde; a) Davacının Bank Asya hesabına para yatırdığı ve katılım hesapları açtığı iddiası ile ilgili olarak; Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının Bank Asya'da kendisi adına 14/08/2014 tarihinde açılmış hesabının bulunduğu, hesaba 16/12/2014 tarihinde 5.500,00-TL, 23/01/2015 tarihinde 7.800,00 TL para yatırdığı, 14/08/2014 tarihinde 57.765,20 TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açıldığı yönünde tespitlerde bulunulduğu görülmektedir. FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu kapsamda, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Banka'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğine yönelik bir inceleme yapılması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının, kendi adına 14/08/2014 tarihinde açılmış olan Bank Asya hesabının olduğu, hesaba davacının eşi ... tarafından 16/12/2014 tarihinde 5.500,00-TL ,23/01/2015 tarihinde 7800,00 TL para yatırdığı, 14/08/2014 tarihinde 57.765,20 TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açıldığı, Bank Asya'da ay sonu hesap bakiyesine bakıldığında; 2014 yılı Ağustos ayında 56922,8 TL , 2014 yılı Eylül ayında 57818,62 TL, 2014 yılı Ekim ayında 55969 TL, 2014 yılı Kasım ayında 55376,8 TL , 2014 yılı Aralık ayında 61994,66 TL, 2015 yılı Ocak ayında 67933,5 TL, 2015 yılı Şubat ayında 55656,48 TL, 2015 Mart ayında 56732,02 TL, 2015 Nisan ayında 58270,47 TL ve bundan sonraki ayların tamamında 2016 yılı Temmuz ayına kadar ( 2016 yılı Temmuz ayı dahil) 0,47 TL olduğu görüldüğü, Davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında; 2013 yılında evlendiği, eşi ile birlikte kredi borçları olduğu, maddi olarak sıkışınca 2014 ylı kredi ile aldığı evini 140.000,00 TL ye sattıığı, 30.000,00 TL si ile kendi kredi borcunu kapattığı, geri kalan 110.000,00 TL yi eşinin iş bankası hesabına aktardığı, sonra eşinin kredisini kapattığı, kalan para ile de dışardan döviz bürosundan 20.000 Euro alarak kar elde etmek için işletim ücreti almadığı, ve yüksek kar payı verdiği herekçesiyle söz konusu bankadan katılım hesabı açtığı, Bank Asya'ya talimat üzerine para yatırmadığı, bankaya mali destek vermek amacıyla hareket etmediğini beyan ettiği, Bu itibarla, davacının hesap hareketleri incelendiğinde, Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı, nitekim, davacının yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinde hesap hareketlerinin rutin bankacılık işlemleri olarak değerlendirildiği, davacının kendisi adına açılmış olan Asya Katılım Bankası hesabında gerçekleştirilen işlemlerin olağan bankacılık işlemleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, Asya Katılım Bankası A.Ş. nezdinde gerçekleştirilen işlemlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. b) Davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasına üyeliğinin bulunduğu iddiası ile ilgili olarak; FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tutan dershanelerin kapatılmasıyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte ilk olarak 01/03/2012 tarihinde Aktif Eğitimciler Sendikasının kurulduğu, daha sonra 14/01/2014 tarihinde Ufuk Tarım-Orman Sen, Ufuk Enerji Sen, Ufuk Sağlık Sen, Ufuk Büro Sen ve Ufuk Yerel Sen, Ufuk Ulaştırma Sen, Ufuk Haber Sen, Ufuk Kültür Sen ve Ufuk Bayındır Sen isimli sendikaların kurulduğu, ayrıca konfederasyon yapılanmasına gidilerek bünyesinde anılan sendikaların ve Aktif Eğitimciler Sendikasının bulunduğu Cihan Sendikalar Konfederasyonu'nun (Cihan-Sen) 21/02/2014 tarihinde kurulduğu, ancak her ne kadar aynı Konfederasyon bünyesinde yer alsalar da Aktif Eğitimciler Sendikasının kurulduğu tarihten itibaren yaklaşık dokuz ay içerisinde üye sayısını otuz beş bine kadar çıkardığı ve FETÖ/PDY terör örgütüne destek olmak amacıyla sendikal faaliyet kapsamını aşan faaliyetlerde bulunduğu dikkate alındığında, yukarıda bahsedilen diğer sendikalarla eşdeğer olarak nitelendirilmesine imkan bulunmadığı ve ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği açıktır. Bakılan uyuşmazlıkta, davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Ufuk Büro Görevlileri Sendikasına üyeliğinin tek başına davacının örgütle irtibatlı veya iltisaklı olarak değerlendirilebilmesi için yeterli olmadığı, nitekim davacının örgütsel amaçla sendikaya üye olduğuna, anılan sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davacının sendika üyeliğinin FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisak kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır Diğer taraftan, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacı hakkında silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan kesinleşmiş beraat kararı bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.