Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2023/9141 E. 2025/15370 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2023/9141
Karar No
2025/15370
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/9141 Karar No : 2025/15370

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı iddia olunan parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı dönemde Bank Asya'ya para yatırdığı, hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 0,00-TL iken; mezkur hesaba 17/09/2014 tarihinde 450,00-TL para girişi olduğu, ayrıca 26/08/2014 tarihinde 1.500,00-TL tutarlı 45 günlük katılım hesabı açtığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığının tespit edildiği, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne 13/07/2015 tarihinde SMS yolu ile ödeme bilgisinin bulunduğunun tespit edildiği, davacı hakkında kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; en son görev yaptığı kurum tarafından FETÖ/PDY Terör Örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğunun tespit edildiği, davacının ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin E:..., K:... sayılı kararı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği ve dosyanın temyiz aşamasında olduğunun anlaşıldığı, davacı hakkındaki söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı belirtilerek, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu komisyon kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, dava konusu işlem Mahkemelerince hukuka uygun bulunduğundan davacının yoksun kaldığını ileri sürdüğü parasal haklarının tarafına ödenmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, kamu görevinden çıkarılmasını meşru kılacak hiçbir sebebin olmadığı, FETÖ/PDY örgütü ile herhangi bir ilişkisinin olmadığı, Devlete sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair herhangi bir somut delil ortaya konulmadığı, Bank Asya hesabındaki işlemlerinin olağan bankacılık faaliyeti olduğu, talimatla hareket etmediği, hakkında yürütülen silahlı örgüte yardım etme suçundan beraatına karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi i ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin demokratik hukuk düzenini ortadan kaldırmayı amaçlayan ve bu amacı gerçekleştirmek üzere, özellikle Devletin Mülkiye, Adliye, Emniyet Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinde kadrolaşmaya giden FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin "kamu görevinde çıkarılmasına ilişkin tedbirler" kapsamında olağanüstü hal döneminde birçok kanun hükmünde kararname yürürlüğe konulmuştur. 08/07/2018 tarih ve 30472 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 701 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (Anayasa Mahkemesinin 09/11/2022 tarih ve E:2018/164, K:2022/134 sayılı kararıyla 7150 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Davacı, Adalet Bakanlığı bünyesinde ... olarak görev yapmakta iken, 701 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı iddia olunan parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K: ... sayılı kararı ile verilen mahkumiyet kararı, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kaldırılarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının 15/01/2024 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 701 sayılı KHK'nın 1. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; 1- Davacının Bank Asya hesabına para yatırdığı ve terör örgütünün talimatı ile mevduatındaki para tutarını arttırdığı tespitine ilişkin olarak; İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka için ülke genelinde eylemler yapıldığı dönemde Bank Asya'ya para yatırdığı, hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 0,00-TL iken; mezkur hesaba 17/09/2014 tarihinde 450,00-TL para girişi olduğu, ayrıca 26/08/2014 tarihinde 1.500,00-TL tutarlı 45 günlük katılım hesabı açtığı, hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı tespitine yer verilmiştir. Bu hususlara ilişkin olarak tüm dosya kapsamındaki davacı beyanlarında özetle; faizsiz bankacılık hizmeti vermesi nedeniyle Bank Asya'da kredi kartı aldığı ve hesap açtığını, 2014 yılında KPSS sınavından aldığı puanla İzmir Adli Tıp Kurumuna ... olarak atandığı, İzmir'e yeni geldiği için faizsiz bankacılığı internetten araştırdığı, Bornova'da Bank Asya'nın şubesi olduğunu öğrendiği, kredi kartı çıkartmak için bankaya gittiğinde banka çalışanının bireysel bankacılık konusunda kendisini ikna ettiği ve bunun için de hesap açılması gerektiğini söylediği, bu nedenle Bank Asya'ya cüzi miktarda para yatırdığı, herhangi bir yerden talimat almadığı, amacının örgüte destek vermek olsaydı aynı tarihlerde ... Bankası'nda düğünde takılan 235 gr altını olduğu ve bunu Bank Asya'ya yatırabileceği ancak yatırmadığı, örgüte destek olmak gibi bir amacı bulunmadığı ileri sürülmüştür. FETÖ/PDY lideri tarafından Bank Asya'ya destek talimatının verildiği 25/12/2013 tarihinden, bankanın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen bankanın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek bir kısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kar amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu açıklamalardan hareketle dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile ceza dava dosyası içeriğinde yer alan 03/01/2018 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinden; davacının Bank Asya bankasında 26/08/2014 tarihinde hesap açtığı, aynı tarihte hesaba para yatırarak 1.500,00 TL'lik katılım hesabı açtığı 17/09/2014 tarihinde hesabına 450.00 TL daha yatırarak hesap bakiyesini arttırdığı, katılım hesabını 10 kez temdit ettiği, bu iki para yatırma ve temdit işlemlerinden başka para yatırma işleminin olmadığı, Bank Asya aylık hesap bakiyelerinin ise, 2014 yılı Ağustos ayından 2016 yılı Temmuz ayına kadar 1000-2000 TL arasında ve cüzi miktarlarda olduğu, eft kredi kartı borcu ödemesi gibi rutin işlemler olduğu, anılan bankanın yönetiminin ve mal varlığının TMSF'ye geçtiği ve örgüt tarafından paraların bankadan çekilmesi talimatı verildiği 29/05/2015 tarihinden sonra da hesaptaki paraların çekilmediği ve Temmuz 2016'e kadar bankacılık işlemlerine devam edildiği, hesap bakiyesinin azaltılmadığı ve katılım hesabının 02/01/2017 tarihinde kapatıldığı görülmüştür. Bu durumda, Bank Asya hesap hareketlerinin rutin mahiyette hareketlerden oluştuğu, davacı tarafından Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. 2-Diğer Tespitler Yönünden; İdare Mahkemesi kararında davacının FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne 13/07/2015 tarihinde SMS yolu ile ödeme bilgisinin bulunduğu tespitine yer verilmiştir. Davacı, maaş almaya başladığı dönemden itibaren bir çok yardım derneğine insani duygularla küçük tutarlarda bağışta bulunduğunu, bu durumun ... Bankasında bulunan hesabında "bağışlarım" bölümünden görüleceğini, Kimse Yok mu Derneğininde bu derneklerden biri olduğunu, yaptığı bağışla örgüte destek olmak gibi bir amacı bulunmadığını ileri sürmüştür. Davacı hakkında ceza dava dosyası içeriğinde yer alan 03/01/2018 tarihli bilirkişi raporunda, davacının 13/07/2015 tarihinde, anılan derneğe bir kez 50,00 TL bağış yaptığının tespit edildiği, söz konusu bağışın insani duygularla bağış amacı dışında örgüte mali destek sağlamak amacıyla yapıldığına dair dava dosyasında herhangi bir somut tespit bulunmadığı, yine İdare Mahkemesi kararında, davacı hakkında kurumu tarafından Komisyona intikal ettirilen personel bilgi dosyasında; en son görev yaptığı kurum tarafından FETÖ/PDY Terör Örgütü ile bağlantısı-ilişkisi olduğu yönünde değerlendirmenin bulunduğu tespitine yer verilmiş ise de, anılan tespit ve değerlendirmenin somut bir delile dayanmadığı anlaşıldığından, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, Bölge İdare Mahkemesi tarafından yapılan ara kararına rağmen yukarıda belirtilen hususlar dışında, dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görüldüğünden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 24/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2023/9141, K. 2025/15370, T. 24.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2023-9141-e-2025-15370-k-9d9c241f4666