Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2025/15410 E. 2025/15351 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2025/15410
- Karar No
- 2025/15351
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/15410 Karar No : 2025/15351
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; dosyada yer alan bilgi ve belgelerin davacının FETÖ/PDY'ye irtibat, iltisak veya mensubiyetinin bulunduğunun değerlendirilmesini sağlayacak yeterli ve nitelikte olduğu ve davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı davada ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşıldığından 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35 inci maddenin (b) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Danıştay 5. Dairesi'nin 07/03/2024 tarih ve E:2021/3873, K:2024/2539 sayılı bozma kararına uyularak, davacının abisi Z.K. adına kayıtlı olan fakat davacı tarafından kullanıldığı anlaşılan ... numaralı telefonda ByLock tespit edildiğinden bahisle davacı hakkında başlatılan ceza soruşturması neticesinde davacı hakkında açılan kamu davasında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararı ile "...sanığın, Z.K. adına kayıtlı olan ... numaralı GSM hattından ... IMEI numaralı cihaz ile 23/08/2014ve 29/09/2014 tarihleri arasında 679 kez Bylock sunucuları ile iletişim kurulduğu, sanık hakkında ByLock CGNAT kayıtları ile HTS kayıtlarının kıyaslanması amacıyla dosyanın bilirkişiye tevdii ile 22/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda ByLock sunucularının erişimin değerlendirildiği, 8 satır erişim kaydının ... IP üzerinden, 671 satır erişim kaydının ... IP üzerinden gerçekleştirildiği, ByLock kayıtları esnasındaki baz yoğunluğunun Eskişehir ili olduğu, ByLock programına bağlandığı esnada bulunduğu baz bilgisi IMEI ve IP bilgisi ile aynı tarih saatlerle CPRS kaydı ile baz bilgileri mail bilgileri ve IP bilgilerinin uyuştuğunun tespit edildiği, ... nolu GSM hattını kullandığını ikrar ettiği, sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne münhasır ByLock isimli kriptolu iletişim ağını kullandığı ve böylelikle üzerine atılı FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmak suçunu işlediği sabit olmuştur. " şeklindeki gerekçe ile 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... gün Esas ..., K: ... sayılı kararı ile reddedildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunu inceleyen Yargıtay ... Ceza Dairesi ... gün ve E:..., K: ... sayılı kararı ile eksik araştırma gerekçesiyle kararın bozularak dava dosyasının ... Ağır Ceza Mahkemesine geri gönderildiği, ... Ağır Ceza Mahkemesince Yargıtay bozma kararı uyarınca yeniden yargılama yapılarak bu kez ... gün ve E:..., K:... sayılı kararı ile "...Yargılama sürecinde Yargıtay ... CD. belirtilen eksik hususlar giderilmiş olup Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğünden 24.10.2024 tarihinde gelen cevabi yazıya göre sanık ... ile ilgili olduğu iddia olunan ... USER ID numaralı Bylock hesabı ile ilgili 24.10.2024 tarihinde yapılan Bylock sorgusunda, kayıtlı olduğu kullanıcının tespit edilemediği ve (...) İd'ye Bağlı Mail Listesi AD bölümlerinde veri bulunmadığı ve ekli kişinin olmadığı görülmüştür. Yine Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğünden 30.10.2024 tarihinde gelen cevabi yazıya göre Emniyet Bilgi Sistemleri üzerinde ve Şube Müdürlüğümüz kayıtlarında yapılan araştırma/sorgulama neticesinde tutanak tarihi itibariyle sanık ... hakkında tanık beyanı bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmış ise de; sanık Emel'in yargılama sürecinde istikrarlı bir şekilde suçlamaları kabul etmemiş olması ve aşamalarda benzer şekilde, değişmeyen nitelikte savunmada bulunması, Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğünden 24.10.2024 tarihinde gelen cevabi yazıya göre sanık ... ile ilgili olduğu iddia olunan ... USER ID numaralı Bylock hesabı ile ilgili 24.10.2024 tarihinde yapılan Bylock sorgusunda, kayıtlı olduğu kullanıcının tespit edilemediği ve (...) İd'ye Bağlı Mail Listesi AD bölümlerinde veri bulunmadığı ve ekli kişinin olmadığı, yine Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğünden 30.10.2024 tarihinde gelen cevabi yazıya göre Emniyet Bilgi Sistemleri üzerinde ve Şube Müdürlüğümüz kayıtlarında yapılan araştırma/sorgulama neticesinde tutanak tarihi itibariyle sanık ... hakkında tanık beyanı bulunmadığı hususları da gözetildiğinde bu haliyle sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden, ceza yargılamasının temel ilkesi olan şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir." şeklindeki gerekçe ile beraat kararı verildiği anlaşıldığı, bu durumda davacının kamu görevinden çıkarılma gerekçesi olarak belirtilen bylock delili ile ilgili olarak ceza mahkemesince kullanıcının tespit edilemediği ve herhangi bir veri girişinin bulunmadığı ve aleyhine herhangi bir tanık beyanı bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, verilen bu beraat kararının gerekçesinin davacının hem iş bu davada hem de ceza davasında bylock programını kendisinin değil, abisinin kendisinden habersiz kurmuş olduğu ve bunu da sonradan anladıkları şeklindeki beyanı ile tutarlık gösterdiği, diğer taraftan bylock delili haricinde davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin delil sunulmadığı görüldüğünden, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf isteminin kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İdarenin takdir yetkisini ölçüsüz kullandığı, somut tespitlere dayanılarak dava konusu işlemin tesis edilmediği, ByLock kullanıcısı olmadığı, bu hususun ceza mahkemesi kararı ile ispatlandığı ileri sürülerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 19/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. madde uyarınca Sağlık Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Dava dosyasının incelenmesinden; 375 sayılı KHK hükmü uyarınca Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki değerlendirme neticesinde kamu görevinden çıkarılan davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem iletişim kurmak amacıyla ByLock uygulamasını kullandığı yolunda tespit olduğu; davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı kovuşturma dosyasına Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğünce sunulan Tespit ve Değerlendirme Tutanağına göre, "..." kullanıcı adı, "..." hesap şifresi ile "..." ID numaralı ByLock hesabının davacıya ait olduğu görülmektedir. Davacı tarafından, ByLock uygulamasının, niteliğinin bilinmediği bir dönemde google playstore ortamında ağabeyi tarafından yurt dışından iletişim kurabilmek amacıyla telefonuna yüklendiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine hükmedildiği belirtilmiş ise de; olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabileceği, anılan kamu görevlisi hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Her ne kadar, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının kullanımında olan cep telefonuna yüklendiği tespit edilen ByLock programına ilişkin ceza mahkemesince kullanıcısının tespit edilemediği, herhangi bir veri girişinin bulunmadığı ve davacı aleyhine tanık beyanının bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, verilen beraat kararı gerekçesinin hem idari dava dosyasında hem de ceza davası dosyasında ileri sürdüğü ağabeyinin kendisinden habersiz şekilde telefonuna yüklediği ve sonradan bu durumu fark ettiği şeklindeki beyanları ile tutarlılık gösterdiği gerekçesine yer verilerek dava konusu işlem hukuka aykırı bulunmuşsa da; dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile ceza davası esnasında tespit edilen verilere göre, davacının kendi kullanımında olan cep telefonuna FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından gizli iletişim amacıyla kullanılan ByLock uygulamasının "..." ID numaralı hesap üzerinden yüklendiği ve " ..." kullanıcı adı, "..." hesap şifresi oluşturulduğu hususunun ve davacının kullanımındaki telefona yüklendiğinin sabit olduğu, her ne kadar davacının ByLock uygulamasını kendi iradesi dışında ağabeyi tarafından telefonuna yüklendiği iddia edilmiş ise de, kişinin kendi kullanımında bulunan kişisel eşya hüviyeti niteliği taşıyan cep telefonuna bir başkası tarafından ByLock uygulamasını yüklenmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğundan, davacının beyanlarına ve dava dilekçesi ekinde ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına hitaplı dosyaya sunulmuş olan davacının ağabeyine ait olduğu anlaşılan beyan dilekçesine itibar edilmemiş, bununla birlikte, ceza mahkemesi kararında geçen kullanıcısı tespit edilemeyen ID'nin davacıyı ekleyen ... numaralı ID olarak anlaşılması gerektiği ve uygulamanın örgüt üyeleri ile iletişim amacıyla aktif olarak kullanılıp kullanılmadığı, örgüt üyeliğine ilişkin yürütülen ceza yargılaması aşamasında gözetilen bir kriter olmakla birlikte, uygulamanın kamu görevlileri tarafından cep telefonlarına yüklendiğine ve kullanıcı hesabı oluşturulduğuna yönelik tespitin, uygulamanın örgütsel faaliyetler için aktif olarak kullanılıp kullanılmadığından bağımsız olarak, idari yargı yerlerince yapılacak irtibat ve iltisak değerlendirmesi bakımından yeterli olduğu değerlendirilmektedir. Bu itibarla, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün münhasıran iletişim aracı olarak kullandığı ByLock uygulamasını cep telefonuna yüklediği sabit olan davacının, silahlı terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olduğu yolunda yapılan değerlendirmede dava dosyasında bulunan ve ceza yargılaması aşamasında elde edilen veriler, irtibat veya iltisak noktasında idari yargı yerince ayrıca değerlendirmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, ceza yargılaması aşamasında örgüt üyeliğine ilişkin yapılan değerlendirmeler referans alınarak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.