Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/9417 E. 2026/1460 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/9417
- Karar No
- 2026/1460
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/9417 Karar No : 2026/1460
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ... Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:......, K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu kararın birçok açıdan mevzuata, hukuka ve hakkaniyet ilkesine aykırı olduğu, yürütme ve yasama organlarının kişileri yargılama, suçlu ilan edip cezalandırma yetkisinin olmadığı, aksi uygulamanın fonksiyon gaspına yol açacağı, Anayasa'nın 15. ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, söz konusu KHK'nın Anayasa'nın 121. ve TBMM İç Tüzüğü'nün 128. maddelerine göre 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulu'nda onaylanmadığı, bu nedenle hukuki dayanağının kalmadığı, yok hükmünde olduğu, Anayasa'nın 129/2. maddesine aykırı olarak savunma hakkı tanınmadığı, hakkında disiplin soruşturması yürütülmediği, kamu idareleri ile İdare Mahkemelerince irtibat ve iltisak tespitinde bulunulamayacağı, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvuru yapılması ve dava açmanın savunma hakkı yerine geçmeyeceği, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösteren somut delil ortaya konulmadığı, dava konusu işlemin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının, mahkemeye erişim hakkının, kanunla kurulmuş tarafsız ve bağımsız mahkemede yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının, özel yaşama, aile yaşamına, konut ve haberleşmeye saygı hakkının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, çalışma hakkının, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin, suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesinin, suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin, aşağılayıcı muamele ya da cezaya tabi tutulamayacağı ilkesinin, onur kırıcı işlem yasağının, masumiyet karinesinin, ayrımcılık yasağının ihlal edildiği, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Yasin Özdemir / Türkiye (Başvuru No:14606/18 sayılı) kararında belirlenen ilkelerin mevcut davada uygulanması gerektiği, Devlet'e olan sadakat yükümlülüğüne aykırı hareket etmediği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ... Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine yeterli derecede her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, söz konusu kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulduğu, bozma sonrası davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan davacının mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın temyiz aşamasında olduğu görülmüştür. Davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararında yer alan davacıya ait; "... her ne kadar içerik tespiti yapılamamış olsa da ve sanık tarafından inkar edilmiş ise de, sanığın... numaralı telefonunda ByLock programının yüklü olduğunun anlaşıldığı, sanığın polis memuru olarak görev yaptığı ve hakkında düzenlenen veri inceleme raporu kapsamında sanığın SAY A grubunda örgüte bağlılığı tam olarak sınıflandırıldığı, dosyaya gelen HTS ve HIS, CIGNAT kayıtlarının mukayesesinde sanığın görev yaptığı yerler ile hedef IP'lere bağlanma yerlerinin örtüştüğü, UYAP örgütlü suçlar soruşturma bilgi bankasından yapılan araştırmalar neticesinde sanık hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin... esas... karar sayılı dosyasında H.C. isimli şahsın sanık hakkında ifadelerinin bulunduğu, sanığı herhangi bir tereddüte mahal vermeyecek şekilde teşhis ettiği, H.C.'nin vermiş olduğu ifadelerinde 2014 yılında Kars Emniyet Müdürlüğüne atamasının yapıldığını, koruma şube de göreve başladığını, kobani olayları başladıktan sonra çevik kuvvette görevlendirildiğini, burada kendisi ile ilk irtibat kuran şahsın koruma şube müdürlüğünde görevli olan ve Trabzonlu olduğunu bildiği ... isimli şahsın olduğunu belirttiği, ......'in kendisini sohbete çağırdığını ve burada sohbette daha başka şahıslar ile tanıştığını ifade ederek Kars ilinde örgüt ile bağlantı kurmasını sağlayan ilk şahsın sanık ... olduğunu belirttiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında düzenlenen veri inceleme raporu, sanığın görev yaptığı yerler ile hedef IP'ler ile bağlanma yerlerinin örtüştüğü,..." tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, ... Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun .../... sayılı soruşturması kapsamında gizli tanık ...'dan elde edilen dijital materyal içeriğinde, FETÖ/PDY terör örgütünün, Emniyet Teşkilatında kadrolaşma ve mahrem yapılanma faaliyetleri ile örgütün emniyet mensuplarını kodlamasına ilişkin bilgi ve belgelere ulaşılmış olup, Emniyet Mahrem Yapılanması kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü personeline FETÖ/PDY mensuplarınca, örgüt mensubunun örgüte bağlılık derecesi, katıldığı örgütsel toplantı sayısı, örgüt evinde kalma durumu ve verdiği himmet miktarı, örgütten zaman içinde ayrılmış örgüt eski üyesinin örgüte bakışı, örgüte geri dönme potansiyeli, varsa katıldığı örgütsel toplantı sayısı ve verdiği himmet miktarı gibi hususlar dikkate alınmak suretiyle sistematik kodlar verildiği, davacı hakkında düzenlenen 22/02/2019 tarihli Veri İnceleme Raporunda ise, davacının "DERECE 1" kısmında "SAYA" olarak kodlandığı, söz konusu kodlamanın "FETÖ mensubu olup 'gassalın elindeki meyyit' olarak ifade edilen, zaafları olmayan, her şeyiyle kendisini örgüte teslim etmiş kişiler"i ifade ettiği yolundaki tespit, İdare Mahkemesince hükme esas alınan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında peşin olarak yatırılan...TL posta gideri mahsup edildikten sonra kalan ve tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 02/03/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.