Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/4832 E. 2025/12685 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/4832
- Karar No
- 2025/12685
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/4832 Karar No : 2025/12685
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ...Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ...tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile işlem sebebi ile uğradığı zararın tazmini istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir irtibat ve iltisakının bulunmadığı, bu yönde somut bir delil ve gerekçe ortaya konulmadan kamu görevinden çıkarıldığı, olağanüstü hal döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnameler ile görevine son verilemeyeceği, anılan KHK'ların yalnızca olağanüstü hal dönemi boyunca geçerli olacağı, kalıcı nitelikte bir düzenleme getiremeyeceği, bu haliyle dava konusu işlemin Anayasa'ya da aykırı olduğu, adil yargılanma, gerekçeli karar haklarının, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ile Anayasa ve uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınan temel haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla, 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir. Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanması sonucu verilen ve Yargıtay ile Bölge Adliye Mahkemesi incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "... sanık ... adına kayıtlı ...numaralı GSM hattı ...,..., ...,..., ..., ... numaralı sabit hatların hepsinden değişik tarihlerde arandığı, sanığın arandığı tespit edilen sabit hatların BAZ ve KARŞI BAZ kayıtlarında herhangi bir çelişki bulunmadığı, sanık adına kayıtlı olarak kullanılan telefon numarasının 20/11/2011 tarihinde Pazar günü ... nolu sabit/ankesörlü hattan saat 21:26:28'de 58 sn., 03/12/2011 tarihinde Cumartesi günü ... nolu sabit/ankesörlü hattan saat 16:14:30'da 23 sn., 30/12/2011 tarihinde Cumartesi günü ... nolu sabit/ankesörlü hattan saat 12:22:16'da 25 sn., 26/02/2013 tarihinde Salı günü ... nolu sabit/ankesörlü hattan saat 20:11:34'te 19 sn., 20:15:26'da 18 sn., ...numaralı sabit/nakesörlü hattan 21:09:49'da 37 sn., 10/05/2013 tarihinde Cuma günü ...nolu sabit/ankesörlü hattan saat 19:24:03'te 30 sn., 14/06/2013 tarihinde Cuma günü ... nolu sabit/ankesörlü hattan saat 15:16:59'da 80 sn., sanık adına kayıtlı olarak kullanılan telefon numarasının 18/06/2013 tarihinde Salı günü ... nolu sabit/ankesörlü hattan saat 14:39:07'da 25 sn. aranmasının ardından ...Bankası A.Ş.'nin 14:41:50'de 10 sn., 14:44:42'de 11 sn., 08/11/2014 tarihinde Cuma günü 312....32 nolu sabit/ankesörlü hattan saat 12:55:29'da 57 sn., arandığı açıkça anlaşılmış olup, ankesör ya da sabit hattan (market-büfe-bakkal vb.) arama işleminin tek taraflı ve kısa süreli olması, sanık tarafından gerçekleştirilmiş karşı arama bulunmaması, aramaların genel olarak mesai saatleri dışında (Cuma 15:16:59, Salı 14:39:07, Cuma 12:55:29'da gerçekleştirilen aramalar hariç Salı 20:11:34, 20:15:26, 21:09:49, Cuma 19:24:03'te ve Pazar 21:26:28, Cumartesi 16:14:30, Cumartesi 12:22:16 olmak üzere) yapılması, aramanın gerçekleştirilmesinden sonra...Bankası A.Ş. şeklinde tedbir amaçlı yapıldığı anlaşılan kısa süreli aramanın olması, iletişim kurulan sabit hatların aynı ilde bulunan hatlar olmaları (... nolu sabit hatların baz kayıtlarında sanık adına olan GSM hattının BAZ kayıt bilgisi bulunmadığı) karşısında her ne kadar arayan kişinin kimlik bilgileri tespit edilmemiş ve sanık ile arayan kişi arasındaki iletişimin içeriğine dair bir tespit yapılamamış ise de, sabit/ankesörlü hatlardan yapılan aramaların makul biçimde izah edilemediği, günümüzde iletişim aracı olarak cep telefonlarının kullanılmasının hayatın olağan akışına uygun ve kabul edilen bir gerçek olmasına karşın, kamuya açık ve birbirinden bağımsız sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat ve ankesörlü hatlar üzerinden asker şahıslarla GEZEREK ya da ARDIŞIK şeklinde yapılan aramaların örgütün “gizlilik” ve “deşifre olmama” kuralına uygun olarak Askeri Mahrem Yapılanmasının irtibat kurma yöntemlerinden biri olup FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem imamları tarafından örgütsel amaçlı, örgütsel haberleşmeyi sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği.... ....sanığın ... Kod ismini kullandığını, himmet verdiğini ve sanığın örgüt aracılığı evlenmek amacıyla görüşme yaptığını beyan eden tanık M.G.K.'nin bu beyanının tanık T.B.'nin özü itibariyle sanığın eşi B.'nin kendisinin (tanığın) altında görev yapan H.P. isimli kişinin sorumluluğunda olduğunu, B.'nin, İzmir ilinde Hava Kuvvetleri'nde görevli M. isimli kişiye bilgilerinin gittiğini ve örgüt içinde 5/5'lik tabir edilen şahısların evlenebildikleri beyan ederek doğrulanması ve tanık U.Z.'nin da sanığın örgüt evlerine ders çalışmaya gittiğini ve asker olduğunu arkadaşı A.B.'den öğrendiğini beyan etmesi karşısında sanığın örgütün mahrem hizmetler sınıfına tabi olduğu...." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt devam eden ceza yargılaması gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisaklı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.