Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/2361 E. 2025/15006 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/2361
- Karar No
- 2025/15006
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/2361 Karar No : 2025/15006
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında, tanık A.C.K. isimli kişinin davacı hakkında ''Ben 2000-2004 yılları arasında Konya ilinde bulunan Selçuklu Üniversitesi'nde endüstri mühendisliği okurken örgütün evlerinde kalmaktaydım. Sanık ...'i bu evlerde kalırken tanıdım. Kendisi üç yıl boyunca aynı evde kaldık. Bu evde sohbet adı verilen örgütün toplantıları düzenleniyordu, Gülen'e ait kitaplar okunuyordu, Risale-i Nur okunuyordu ve Gülen'e ait vaaz videoları izleniyordu. Öğrenci olduğumuz için bizden parasal bir katkı istenmedi; fakat eve gelen diğer öğrencilere ders anlatmakla görevliydik. ... de benim gibi gelen öğrencilere ders anlatırdı; fakat bildiğim kadarıyla kendisinin başka bir görevi yoktu. Bu toplantılarda sohbeti veren başta ev sahibi olan S.Ç. olmak üzere pek çok kişi bulunurdu. Sohbeti verenler zaman zaman değişirdi. Evin kira bedelini ve masrafları biz karşılıyorduk, ama ev örgüt evi olarak kullanılıyordu. Üniversiteden sonra ikimizde sözleşmeli subay olarak Hava Kuvvetlerine girdik, örgüt ikimizi de bu yönde destekledi. İkimiz de İzmir'de Hava Kuvvetlerinin sınıf okulu sırasında birlikte kaldık. İzmir'de aynı evde kaldık; ancak bu ev örgüt evi değildi. 2005-2006 yılları arasında bu evde kaldık. Bu dönemde İzmir Güzelyalı'da bulunan bir öğretmene ait bir eve gittik. Bu evde de örgütsel faaliyetler oluyordu. Bu evde de yine sohbet adı verilen örgüt toplantıları yapılıyordu. Gülen'e ait kitaplar ve Risale-i Nur okunuyordu. Gülen'e ait vaaz videoları izleniyordu. Ben birkaç defa parasal destekte bulunmuş olabilirim; ancak sanık ...'in himmet, burs veya kurban ismi altında örgüte bir mali bir destekte bulunduğunu hatırlamıyorum. Bu konuda söyleyeceğim başka bir husus yoktur." şeklinde beyanda bulunduğunun görüldüğü, bu beyanın değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ/PDY ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davalı idareyi dava konusu işlemi tesis etmeye sevkeden sebebin, davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı/irtibatlı olmasının olduğu, bukanaatin dayanağının ise davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında tanık olarak dinlenen A.C.K.'nin beyanlarının ve davacının kardeşinin FETÖ/PDY ile iltisaklı şirketlerde çalışmasının olduğu, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında beraat kararı verildiği, davalı idare tarafından, başkaca bilgi ve belge de sunulamadığı, davacının kardeşinin FETÖ/PDY ile iltisaklı şirketlerde çalışması ve Bank Asya'da hesabının bulunması hususlarının, davacının FETÖ/PDY ile iltisaklı/irtibatlı olduğunu göstermeyeceği, davacının, görevinden çıkarılmasına dair dava konusu işlemde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusu kabul edilerek İdare Mahkemesi kararı kaldırılmış, dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; davacının yürüteceği kamu hizmetinin ülke güvenliğinde ve asayişin sağlanmasında önemli bir yere sahip olması ve görevin hassasiyeti dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, yargılama harçlarından muaf olması nedeniyle aleyhine hüküm kurulmaması gerektiği belirtilerek temyize konu İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda beraat kararı verildiği, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hal, daha sonrasında üçer aylık dönemler halinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(a) maddesinde; 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personelden terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin ilgili Kuvvet Komutanının teklifi, Genelkurmay Başkanının inhası, Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.);...1) 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununa tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Subay olarak görev yapan davacı, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen Geçici 35. madde uyarınca Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Öte yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının 10/07/2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Öte yandan, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılanlar hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca ''Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak'' suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu bağlamda, davacı hakkında FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakına yönelik olarak davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler ile delil ve tespitler incelendiğinde:
Davacı Hakkındaki Beyan: Davacının ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan tanık A.C.K.'nin "... Ben 2000-2004 yılları arasında Konya ilinde bulunan Selçuk Üniversitesi'nde endüstri mühendisliği okurken örgütün evlerinde kalmaktaydım. Sanık ...'i bu evlerde kalırken tanıdım. Kendisi üç yıl boyunca aynı evde kaldık. Bu evde sohbet adı verilen örgütün toplantıları düzenleniyordu, Gülen'e ait kitaplar okunuyordu, Risale-i Nur okunuyordu ve Gülen'e ait vaaz videoları izleniyordu. Öğrenci olduğumuz için bizden parasal bir katkı istenmedi; fakat eve gelen diğer öğrencilere ders anlatmakla görevliydik. ... de benim gibi gelen öğrencilere ders anlatırdı; fakat bildiğim kadarıyla kendisinin başka bir görevi yoktu. Bu toplantılarda sohbeti veren başta ev abisi olan S.Ç. olmak üzere pek çok kişi bulunurdu. Sohbeti verenler zaman zaman değişirdi. Evin kira bedelini ve masrafları biz karşılıyordu, ama ev örgüt evi olarak kullanılıyordu. Üniversiteden sonra ikimiz de sözleşmeli subay olarak Hava Kuvvetleri'ne girdik, örgüt ikimizi de bu yönde destekledi. İkimiz de İzmir'de hava kuvvetlerinin sınıf okulu sırasında birlikte kaldık. İzmir'de de aynı evde kaldık; ancak bu ev örgüt evi değildi. 2005-2006 yılları arasında bu evde kaldık. Bu dönemde İzmir Güzelyalı'da bulunan bir öğretmene ait bir eve gittik. Bu evde de örgütsel faaliyetler oluyordu. Bu evde de yine sohbet adı verilen örgüt toplantıları yapılıyordu. Gülen'e ait kitaplar ve Risale-i Nur okunuyordu, Gülen'e ait vaaz videoları izleniyordu. Ben birkaç defa parasal destekte bulunmuş olabilirim; ancak sanık ...'in himmet, burs veya kurban ismi altında örgüte bir mali destekte bulunduğunu hatırlamıyorum. Bu konuda söyleyeceğim başka bir husus yoktur. ...” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının ceza yargılaması sonucunda verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan tanık A.C.K.'nin, davacının kendisiyle birlikte 2000-2004 yılları arasında 3 yıl boyunca FETÖ/PDY'ye ait öğrenci evinde kaldığına, bu evde sohbet adı verilen örgüt toplantılarının düzenlendiğine, örgüt elebaşına ait kitapların ve Risale-i Nur'un okunduğuna, örgüt elebaşına ait vaaz videolarının izlendiğine ilişkin detaylı beyanı değerlendirildiğinde; davacının FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisakının bulunduğu sonucuna varıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine ilişkin temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, dava konusu işlemin iptali, davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 18/12/2025 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.