Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/15188 E. 2025/15452 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/15188
- Karar No
- 2025/15452
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/15188 Karar No : 2025/15452
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kamu davası açıldığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, her ne kadar davacının ankesörlü telefon/sabit hatlardan aranmasının örgütsel amaçlı olduğu şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulamadığından bahisle delil yetersizliğinden dolayı ceza hukuku bağlamında örgüt üyeliği suçundan beraat kararı verilmiş ise de; davacı hakkında yürütülen savcılık soruşturması kapsamında Van ilinde bulunan sabit hatlardan yapılan aramaları gösterir tespit ve analiz tutanağına göre, davacının Van il merkezinde bulunan ankesörlü, büfelerde bulunan telefonlar ile ankesörlü ve voip telefonlardan (...-...); 06/02/2012 günü saat:14.21.14 sıralarında H.Ö., 14.22.14'de davacının, 14.23.07'de M.Ö. isimli şahıslarla, 12/03/2012 tarihinde saat:14.58.55 de N.K., 14.59.10'da M.Ö., 14.59.20'de davacının, 19/06/2012 tarihinde saat:13.20.21'de davacının, 13.20.40'da M.Ö. isimli şahıslarla belirtilen tarih ve saatlerde ardışık olarak arandığının tespit edilmiş olmasının Kocaeli il merkezinde bulunan ankesörlü, büfelerde bulunan telefonlar ile ankesörlü ve voip telefonlardan (...); 07/03/2012 günü saat:11.37.43 sıralarında E.F., 07/03/2012 tarihinde saat:11.39.00'da davacının ardışık olarak arandığının tespit edilmiş olmasının suç ve ceza kavramlarından farklı ve bağımsız olarak, Anayasal düzenin korunmasını temin etmek, Milli Güvenliği ve Devletin devamlılığını sağlamak için kamu hizmetini yürütmekle görevli olan davalı idare tarafından işlem tesis edilirken Devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker kişilerin her türlü şüpheden uzak olarak terör örgütleri ile irtibat ve iltisakı veya mensubiyetinin bulunmadığına kanaat getirilerek işlem tesis edilmesi gerektiği açık olduğundan, ankesörlü telefonlardan ve sabit hatlardan 2012 yılının muhtelif zamanlarda ardışık aranan ve hakkında terör örgütü üyeliği suçundan dolayı soruşturma/kovuşturma yürütülen davacının, hakkındaki tespitler nedeniyle FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair herhangi bir somut eylem isnadında bulunulmadan ve delil gösterilmeden kamu görevine son verildiği, Mahkemece eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile karar verildiği, hakkında yürütülen ceza yargılamasında beraat kararı verildiği, ankesörlü/büfe hatlardan yapılan aramaların örgütsel iletişim amacıyla olmadığının söz konusu ceza yargılamasında ortaya konulduğu, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ve Anayasa ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu kanun da 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye Geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (İptal ibare: Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarihli ve E.:2018/137, K.:2022/86 sayılı Kararı ile) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ;... 1) 27/07/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'na tabi personel Milli Savunma Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır" hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(a) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Kara Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde yüzbaşı olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca Milli Savunma Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların işlem tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen adli kovuşturma sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. Dairemiz karar tarihi itibarıyla, yargılama temyiz kanun yolu aşamasında devam etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinde yer alan, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir'' hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerekmektedir. Öte yandan, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün hatta olayın niteliğine göre gereklidir. Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece, davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin gerekçesi olarak, davacının, FETÖ/PDY tarafından askeri mahrem hizmetler olarak adlandırılan askeri personel sorumlularından R.A. isimli kişiyle 19/05/2007-07/07/2016 tarihleri arasında mahiyeti bilinmeyen iltisakının olduğu, 2018 yılında yapılan çalışmalarda, FETÖ/PDY sorumluları ile irtibatlı olduğu değerlendirilen şahıslar arasında olduğu, annesi Ş.Ö.'nün 2014 sonrası dönemde FETÖ/PDY'ye müzahir bankadaki parasını çektiği, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Van Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarihli ve Esas No:..., İddianame No:... sayılı iddianamesiyle, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yargılamasının devam ettiği hususlarına istinaden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlı/iltisaklı olduğu yönündeki değerlendirmenin yer aldığı görülmüştür. Ayrıca, UYAP ortamında yapılan araştırmada, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen kovuşturmada, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, "...Sanık hakkında düzenlenen HTS analiz raporunda; ... numaralı hattın 06.02.2012 tarihinde saat 14.21'de H.Ö.yü arandığı ve 0 saniye görüşme yapıldığı, sonrasında sanığın kullandığı GSM hattının saat 14.22'de arandığı ve 0 saniye görüşme yapıldığı, ardından saat 14.23'de M.Ö.’in arandığı ve 56 saniye görüşme yapıldığı; ... numaralı sabit hattın 07.03.2012 tarihinde saat 11.37’de E.F.ı arayıp 56 saniye görüşme yaptığı, ardından saat 11.39'da sanığın kullandığı GSM hattının arandığı ve 84 saniye görüşme yapıldığı, ... numaralı hattın 12.03.2012 tarihinde saat 14.58'de N.K.’ı arandığı ve 0 saniye görüştüğü, aynı hattın saat 14.59’da M.Ö.’i aradığı ve 0 saniye görüşme yapıldığı, bu aramalardan sonra saat 14.59’da sanığın kullandığı GSM hattının arandığı ve 94 saniye görüşme yapıldığı, ... numaralı hattın 28.05.2012 tarihinde saat 17.27'de sanığın kullandığı GSM hattını aradığı ve 101 saniye görüşme yapıldığı, ... numaralı hattın 19.06.2012 tarihinde saat 13.20'de sanığın kullandığı GSM hattını aradığı ve 0 saniye görüşme yapıldığı, saat 13.20'de M.Ö.'in arandığı, saat 13.50 ve 13.51'de yeniden sanığın arandığı, sırasıyla 0 ve 102 saniye görüşme yapıldığı, ... numaralı hattın 01.10.2012 tarihinde saat 17.38'de sanığın kullandığı GSM hattını aradığı ve 118 saniye görüşme yapıldığı, ... numaralı hattın 13.07.2013 tarihinde saat 15.42’de sanığın kullandığı hattı arayıp 72 saniye görüşme yaptığı, ... numaralı hattın 02.09.2013 tarihinde Pazartesi günü saat 16.49'da sanığın GSM hattını aradığı ve 94 saniye görüşme yaptığı, ... numaralı hattın 02.10.2013 tarihinde Çarşamba günü saat 16.24'de sanığı arayıp 131 saniye görüşme yaptığı, ... numaralı hattın 22.10.2013 tarihinde Salı günü saat 19.35'de sanığı aradığı ve 221 saniye görüşme yapıldığı, ... numaralı hattın 17.01.2014 tarihinde Cuma günü saat 17.02'de sanığı aradığı ve 27 saniye görüşme yapıldığı, ... numaralı hattın 26.01.2014 tarihinde Pazar günü saat 15.16'da sanığı aradığı ve 15 saniye görüşme yapıldığı, ... numaralı hattın 10.02.2014 tarihinde Pazartesi günü saat 17.11'de sanığın kullandığı GSM hattını aradığı ve 0 saniye görüşme yapıldığı, ... numaralı hattın 11.07.2014 tarihinde Cuma günü saat 21.59'da sanığın kullandığı GSM hattını aradığı ve 42 saniye görüşme yapıldığı, ... Aramaların yapıldığı tarihte sanığın Yüksekova 3. Piyade Tümen Komutanlığında görevli olduğu, ardışık aranan H.Ö.'ın Şemdinli 34. Hudut Tugay Komutanlığında; M.Ö.'in Çukurca 2. Hudut Tugay Komutanlığında; N.K.'ın Hakkari Dağ Komando Tugay Komutanlığında görevli oldukları ... H.Ö. hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılama yapıldığı ve atılı suçtan mahkûmiyet kararı verildiği, M.Ö. hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dava dosyasında yargılama yapılıp ceza verildiği, N.K. hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığı ve atılı suçtan mahkûmiyet kararı verildiği, E.F. hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılama yapıldığı ve yargılama sonucu atılı suçtan cezalandırılmasına karar verildiği ... ... Bölge Adliye Mahkemesi bozma ilamından sonra düzenlenen güncel Ataç raporunda yukarıda belirtilen aramalara ek olarak ... numaralı sabit hattan 22.01.2013 tarihinde Salı günü saat 22.05’de T.U.'ın arandığı ve 48 saniye görüşme yaptığı, bu aramadan sonra sanığın kullandığı GSM hattının arandığı ve 106 saniye görüşme yapıldığı, ... numaralı sabit hattan 28.09.2013 tarihinde Cumartesi günü saat 18.17’da sanığın GSM hattının arandığı, 0 ve 5 sn görüşme olduğu, aynı gün saat 18.19'da sanığın yeniden arandığı ve 0 saniye görüşme yapıldığı bilgilerinin yer aldığı, diğer aramaların bozma öncesi alınan ATAÇ raporunda ve bilirkişi raporlarında yer aldığı ... Bozma sonrası alınan ATAÇ raporunda sanık ile birlikte ardışık olarak arandığı iddia edilen T.U.'ın kuaför olarak çalıştığı ve hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma ve kovuşturma olmadığı ... sanıkla birlikte ardışık aranan kişiler aynı rütbe ve konumda askeri personel olsa dahi bu durumun tek başına yapılan aramaların örgütsel mahiyette arama olduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği, sanığın bir arama dışında ... ile başlayan numaralardan ardışık aramasının tespit edildiği, diğer ardışık aramanın ise 07.03.2012 tarihli arama olduğu, bu aramada sanığın arayan sabit hat ile 84 saniye, ardışık aranan E.F. ile 56 saniye görüşmesinin olduğu, bu görüşmenin yapıldığı tarihte sanığın Hakkari'de, E.F.'ın ise Kocaeli'de çalıştığı, ... ... ile başlayan hatlardan yapılan aramalarda da sanığın arayan kişi ile uzun sayılabilecek şekilde 56, 94 ve 102 saniye süren görüşmelerinin olduğu, bu görüşmeler bakımında aramaların yapıldığı dönemde sanığın Yükseova Dağlıca bölgesinde görev yaptığı, ardışık arandığı iddia edilen N.K. ve M.Ö.'in Çukurca Çığlı, H.Ö.'ın Şemdinli'de görev yaptığı, sanığın ve ardışık arandığı iddia edilen yerlerin terörün en yoğun yaşandığı bölgede görev yaptıkları, askeri personelin çoğu zaman ailesini de görev yaptığı bölgelere götürmediğinin bilinen bir gerçek olduğu, görev yaptığı bölgeyi terk etmesinin, herhangi bir sebep ile il ya da ilçeler arası gidiş gelişin ancak ve ancak ilgili birlikten izin alınarak konvoy eşliğinde gerçekleştiği, dolayısıyla Hakkari'nin farklı ilçe ve bölgelerinde görev yapan sanık ve ardışık aranan kişilerin mahrem imam tarafından sabit hatlardan arandıktan görüşme yapmak için bulundukları birlikleri terk etmelerinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, söz konusu arama sürelerinin de Yargıtay'ın aradığı kriterlere göre fazla olduğu, dolayısıyla yapılan bu aramaların örgütsel nitelikte olduğunun şüphe boyutunda kaldığı, diğer aramaların tekil nitelikte olduğu ve çoğu görüşmenin uzun süreli olduğu, sanığın görev yaptığı diğer yerlerde sabit hatlardan herhangi bir ardışık ve periyodik aramasının tespit edilemediği, ... sanığı aradığı iddia edilen örgüt mensubunun askeri personeli aradıktan sonra tedbir amaçlı ilgisiz alakasız kişileri de ankesörle arayarak bu bütün içerisinde hedeflerin kaybolması için çaba gösterildiğine ilişkin tespitin bulunmadığı, sanığın kullandığı telefonu toplantı yerine götürüp götürmediği ve götürse de kapalı tuttuğuna ilişkin tespitin yapılmadığı, sanığın örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imamlar tarafından arandığı, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaata ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilemediği, sanığın GSM hattına ilişkin sabit hattan yapılan aramaların örgütsel amaçla yapıldığına ve askeri mahrem yapılanmada içerisinde bulunduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı, sanığın örgüte üyeliğini ortaya koyan hiyararşik yapılanma içindeki konumuna ya da faaliyetlerine dair bir delil bulunmadığı, sanığın örgütle hiyerarşik ilişkisini ortaya koyacak sanık aleyhine başkaca tanık veya itirafçı şüpheli/sanık beyanı bulunmadığı anlaşılmış olup bunun yanında arama içeriklerinin ve sanığın kimler tarafından arandığının ya da arama sonrası sanık ile örgüt mensuplarının sohbet ve toplantı yaptıklarının da belirlenemediği..." yolunda tespite yer verildiği görülmüştür. İdare Mahkemesince, davalı idarece belirtilen tespitlere yönelik herhangi bir araştırma yahut değerlendirme yapılmaksızın, yalnızca Van Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen ceza soruşturmasında elde edilen ankesörlü/sabit hatlardan arandığına ilişkin tespitlere yer verilerek davanın reddine karar verilmiştir. Bu nedenle, öncelikle; davacının FETÖ/PDY terör örgütünün askeri mahrem yapılanması kapsamında gizli iletişim amacıyla kullandığı ankesörlü/sabit hatlardan arandığına ilişkin kayıtları gösteren ATAÇ Raporlarının ilgili kurumdan temin edilmesi, davalı idarece sunulan davacı hakkında terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatı olduğu yönünde yapılan tespite dayanak teşkil eden bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, gerek görülmesi halinde yeniden sorulması, ayrıca 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için; "Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığından; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine, Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulundan (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, Vakıflar Genel Müdürlüğünden; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine, ... İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinden; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine" yönelik verilecek ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve varsa ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir. Zira 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik yaptırım uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan yürütülen ceza soruşturması neticesinde takipsizlik kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında tesis edilen yaptırımın hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 24/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.