Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/5048 E. 2025/14014 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/5048
- Karar No
- 2025/14014
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5048 Karar No : 2025/14014
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli, E:..., K:... sayılı kararıyla “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan beraatine hükmedildiği, Mahkemelerinin 26/06/2020 tarihli ara kararı ile Müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. İflas İdaresinden temin edilen CD içerisinde yer alan davacıya ait Bank Asya kayıtları ve hesap hareketleri incelendiğinde, davacının Bank Asya'daki hesabına 21/04/2014, 14/06/2014 tarihinde para yatırdığı, 21/02/2014 tarihinde katılım hesabı açtığı, Türkiye Halk Bankası A.Ş. adlı bankadan 12/06/2014 tarihinde 2.800,00 TL tüketici kredisi kullandığı, 14/06/2014 tarihinde Bank Asya'daki hesabına ATM'den (Real Avm ATM) 1.300,00 ve 1.100,00 TL olmak üzere 2.400,00 TL tutarında para yatırdığı, aynı gün aynı ATM'den 300,00 TL çektiği, 17/06/2014 tarihinde WEB üzerinden 300,00 TL havale işlemi gerçekleştirdiği, 18/06/2014 tarihinde Garanti Bankası'ndaki hesabından Bank Asya'daki hesabına 2.170,66 TL tutarında eft işlemi gerçekleştirdiği, 25/06/2014 tarihinde 690,14 TL kredi kartı borcu ödemesi gerçekleştirdiği ve yine aynı tarihte Akbank Baraj Yolu Şubesindeki hesabına 222,76 TL eft işlemi gerçekleştirdiği, 26/06/2014 tarihinde Denizbank Adana Şubesindeki hesabına 479,85 TL eft işlemi gerçekleştirdiği, devam eden işlemler incelendiğinde de davacının başka bir bankadan faiz ödeyerek kredi çekmek suretiyle temin ettiği para ile Bank Asya'daki herhangi bir borcunu ödemediği ya da kredi kapatma gibi bir işlem gerçekleştirmediği, kredi çekmek suretiyle temin etmiş olduğu 2.400,00 TL yi Bank Asya'daki hesabına yatırdıktan sonra davacının hesap bakiyesinin yukarıda örnek olarak belirtilen ve (kredi kartı borcu ödeme başka hesaplara eft yapma gibi) devam eden diğer işlemlere rağmen 06/08/2014 tarihine kadar sürekli olarak 2.400,00 TL'nin üzerinde seyrettiği, dolayısıyla davacının gerçekleştirmiş olduğu işlemin hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere açıkça aykırı olduğu ve örgüt liderinin talimatına uygun şekilde işlemler gerçekleştirdiği, dosya muhteviyatından davacının FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan sendikalar arasında yer alan Aktif Eğitimciler Sendikasında (Aktif Eğitim-Sen) Mayıs 2015-Haziran 2016 tarihleri arasında üyeliğinin bulunduğu, bu durumun davacının yasal görünümlü bir sendika aracılığı ile terör örgütünün eğitim alanındaki amacına uygun tavır ve davranış sergileyerek anılan örgüte taraftarlığını, iltisakını ve irtibatını göstermekte olduğu, ayrıca davacının, örgüte aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu dosya içeriğinden anlaşıldığından, davacı hakkındaki tespitler, ilgili mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda değerlendirildiğinde; kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının anılan işlemden dolayı yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesi talebinin de reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY'ye müzahir kurumda hayatını idame ettirmek için ve santral memuru olarak çalıştığı, Bank Asya hesabının maaş hesabı olarak kurumca açtırıldığı, yüksek tutarlı tek artışın kurumdan ayrıldıktan sonra hesabına yatırılan kıdem tazminatından kaynaklandığı, eşi ile yaşadığı ailevi problemler sonucunda boşanma davası sürecinde sendika avukatlarının vekalet ücreti yönünden indirim uygulamaları sebebiyle müzahir sendikaya üye olduğu, bu süreç nihayete ulaşınca sendikadan istifa ettiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu Personellerine İlişkin Tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' kuralına yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacının, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvuru, ... tarih ve ... sayılı işlem ile reddedilmiştir. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kalındığı iddia olunan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen kamu davası sonucunda, ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan beraat kararının temyiz edilmeden kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Temyize konu kararda yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; Aktif Eğitimciler Sendikasına ilişkin tespitler yönünden; 6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarih ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan istatistiklere göre ise üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmüştür. Akabinde, Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarih ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasından; Sendika Genel Başkanının wi-fi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock programı kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, 17/02/2016 tarih ve 29627 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Milli Güvenliği Tehdit Eden Örgüt ve Yapılarla İrtibatlı Kamu Çalışanları Hakkında" konulu 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nde; Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin; ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü, milli güvenliğini ve kamu düzenini tehdit eden, Devlet otoritesini zaafa uğratmayı amaçlayan, iç ve dış güvenliği bozmaya çalışan, vatandaşlarımızın temel hak ve hürriyetlerini yok etmeye yönelik eylem ve saldırılarda bulunan terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla mücadelesini hukuki zeminde etkin bir şekilde yürütmekte olduğu, Anayasal bir hakkın kullanımı sonucu kamu hizmetine giren ve Devlet adına millete hizmetle yükümlü olan kamu çalışanlarının (İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmelerinde çalışanlar dahil) en önemli vasıflarının, dürüstlük, tarafsızlık ve Anayasa ile kanunlara bağlılık olduğu, Devletin ve ülkenin menfaatlerini korumakla yükümlü olan kamu çalışanlarının; Anayasaya ve kanunlara sadakatle hareket etmeleri, tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak, davranışlarıyla kendilerine duyulan güveni zedelememeleri gerektiği, bu çerçevede kamu çalışanlarının, kanunların suç saydığı eylemleri işlemek amacıyla kurulan örgüt veya yapılarla hiçbir şekilde ilişki içine giremeyeceği; bu yönde faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamayacağı ya da bunlara yardım ve yataklık edemeyeceği; kamu çalışanlarının, ilgili mevzuatında belirtilen esaslar çerçevesinde yalnız hiyerarşik amirleri tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü olduğu, bu görevlerin ilgili mevzuata göre yürütülmesinden yalnız amirlerine karşı sorumlu oldukları, amirlerin ise maiyetlerinde çalışanların görevlerini Anayasa ve kanunlara uygun olarak yerine getirip getirmediğini takip ve kontrol etmekle yükümlü oldukları, ... bu itibarla, terör örgütleri veya legal görünüm altında illegal faaliyet yürüten yapılarla ilişki kuran veya eylem birliği içerisinde olan, bu örgüt ve yapıların emir ve talimatıyla hareket eden, bu örgüt ve yapılara yardım eden, kamu imkân ve kaynaklarını bu örgüt veya yapıları desteklemeye yönelik kullanan veya kullandıran, bu örgüt veya yapılarla mücadeleyi engelleyen, bu örgüt veya yapıların propagandasını yapan kamu çalışanları hakkında ilgili mevzuatı çerçevesinde idari nitelikteki işlemlerin yetkili amirler tarafından ivedilikle yapılacağı, suç teşkil eden fiiller yönünden ise durumun ivedilikle adli mercilere bildirileceği belirtilmiştir. Tüm bu tespit ve açıklamalar uyarınca; Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak yönünden delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, bu değerlendirmenin; davacının sendikanın yukarıda yer verilen birinci ve ikinci kuruluş dönemlerindeki üyelik ve sendikadan istifa bilgileri, sendikada kuruculuk, yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunma, sendikanın organlarında görev alma ve faaliyetlerine katılma bilgileri ile 17/25 Aralık 2013 süreci sonrasında, 2016/4 sayılı Başbakanlık Genelgesi'nin Resmi Gazete'de yayımı ya da Kurumu tarafından kendisine tebliği sonrasında ya da FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce darbe teşebbüsünde bulunulan 15 Temmuz 2016 tarihi öncesinde sendikadan istifa ettiğine ilişkin iddiaları ile somut olayın özellikleri bağlamındaki diğer iddiaları dikkate alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir. Söz konusu tespit yukarıdaki bilgiler ile davacının iddiaları ışığında incelendiğinde; davacının Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinden 30/05/2016 tarihinde istifa ettiği, sendikaya üye olduğu süre zarfında, üyelik dışında sendikada yöneticilik, temsilcilik gibi idari görevlerde bulunduğuna ve sendikanın faaliyetlerine, miting, protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin dosyada herhangi bir veri bulunmadığı anlaşıldığından, salt bu haliyle davacının sendika üyeliğinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Bank Asya A.Ş.'deki bankacılık işlemlerine ilişkin tespitler yönünden; FETÖ/PDY terör örgütü lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Bu nedenle, ilgililerin Bank Asya hesabı ve bu hesaptaki hareketlerin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve itisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilebilmesi için, FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden bankanın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar olan dönemdeki hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatıyla uyumluluk arz edip etmediğinin tespit edilmesi gerekmektedir. Dava konusu işlemin incelenmesinden, davacının Bank Asya'daki hesabının 31/12/2013 tarihinde 15,00 TL iken, mezkur hesaba 21/04/2014 tarihinde 2.200,00 TL yatırdığı, ayrıca Kredi Kayıt Bürosu A.Ş.'den temin edilen bilgilerde, davacının Odea Bank A.Ş.'den 12/06/2014 tarihinde 2.800,00 TL tüketici kredisi kullandığı, 14/06/2014 tarihinde Bank Asya'daki hesabına iki ayrı işlemle 2.400,00 TL para yatırdığı tespitlerine yer verilmiştir. Davacı tarafından bu tespitler ile ilgili olarak; Bank Asya hesabını müzahir kurumda santral memuru olarak çalışmaya başladığı 2004 yılında kurumu tarafından maaş hesabı olarak açıldığı, maaş hesabından fatura ve kredi kartı ödemeleri gerçekleştirdiği, borsa işlemlerini bu hesap üzerinden takip ettiğini, diğer bankalara yüksek tutarlı kredi borcu bulunduğu için tüm tutarları Bank Asya hesabına aktardığı beyan edilmiştir. Dava dosyası bu çerçevede incelendiğinde; her ne kadar Bölge İdare Mahkemesince hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında davacının Bank Asya hesap hareketleri örgüt talimatıyla uyumlu olarak değerlendirilmiş ise de, dosyadaki mevcut hesap hareketleri incelendiğinde, davacıya ait hesabın talimat tarihinden önce 27/05/2004 tarihinde açıldığı, bu tarihten itibaren 05/03/2014 tarihine kadar maaş hesabı olarak kullanıldığı, bu tarihten sonra ve bankanın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihinden sonrada hesabın kullanılmaya devam edildiği ve yapılan işlemlerin olağan bankacılık işlemlerinden ibaret olduğu, her ne kadar İdare Mahkemesince davacının Odea Bank A.Ş.'den 12/06/2014 tarihinde 2.800,00 TL kredi kullanarak 14/06/2014 tarihinde Bank Asya hesabına aktardığı tespitlerine yer verilmiş ise de Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi'nin ara karar uyarınca dava dosyasına sunduğu belgelerin incelenmesinden, davacının örgütün talimat dönemlerinde muhtelif bankalardan kredi kullandığı, ayrıca TMSF'ye yapılan ara karar uyarınca sunulan hesap ekstrelerinin incelenmesinden, davacının kredi kartı ödemesi ve diğer bankalardaki hesaplarına EFT işlemi gerçekleştirdiğinin görüldüğü anlaşıldığından, davacının Bank Asya hesabının/hesap hareketlerinin FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve itisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer Tespitler Yönünden; Davacının kapatılan özel eğitim kurumunda çalışma kaydının bulunmasının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat veya iltisaklı olduğunu göstermeyeceği, ayrıca Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödemelerin, örgüte yardım amacıyla yapıldığına ilişkin somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, bu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı görülmüştür. Bu durumda, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddi yolundaki temyize konu kararda ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 09/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, örgüt ile irtibat veya iltisak ilişkisine kanaat getirilecek bilgi ve belgelerin dosyada mevcut olduğu görülmekle davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği oyuyla kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.