Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2023/13748 E. 2025/3686 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2023/13748
- Karar No
- 2025/3686
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/13748 Karar No : 2025/3686
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACILAR): 1- ... 2-... ... 6- ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Tunceli İli, Mazgirt İlçesi, ... Köyü, ... parsel sayılı taşınmazda yer alan Baba Mansur Türbesinin, 2863 sayılı Kanun uyarınca "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edilmesine, koruma grubunun "I. grup yapı" olarak belirlenmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümü amacıyla iki sanat tarihçisi ve inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; "(...)Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özelliklerinin dikkate alınacağı, Devletin imkanları göz önünde tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eserin, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirleneceği, bölgede gerçekten tarihi değer taşıyan yeterince Alevi ibadethanesinin olduğu ve Baba Mansur Ocağı’ndan çok eski eserler bulunduğu, Baba Mansur Ocağı’nın bir Alevi ibadethanesi olduğu, ancak tarihsel eskiliğini yansıtacak mevcut bir kalıntının günümüzde mevcut olmadığı, günümüzde var olanların dini ritüel olarak bir kıymet ifade etse de, sanatsal olarak bir değerinin olmadığı, korumada otantiklik kavramının kültürel çeşitliliğin insan için önemli bir zenginlik olduğuna ve koruma yaklaşımının da bu zenginliği korumaya yönelik olmasına dair ortaya konulmuş bir kavram olduğu, bir sanat eserinin otantiklik ölçütlerinin 1994 yılında Nara Özgünlük Belgesindeki form, malzeme ve yapım tekniği, taşıyıcı sistem, işlev ve konum olarak belirlendiği, Baba Mansur Ocağı'nın özgün bir formunun olmadığı, tümden yenilenmiş olduğu, varsa da özgün özelliklerini büyük ölçüde kaybettiği, malzeme olarak bölgede tüm yapılarda kullanılan taş malzemenin sonradan ilave edilen betonarme sistemle birleştirilerek kullanıldığı, ahşap taşıyıcıların ve ahşap üst örtünün son zamanda tamamen yeni ahşaplarla değiştirildiği, işlevsellik bakımından kıymetli olduğu, alevi ibadethanesi olduğu, ancak bunun somut değil, soyut kültürel miras içerisinde göz önünde bulundurulması gereken bir durum olduğu, tescil değeri taşıyan bir yapının değil, adeta bir Alevi ibadethanesinin varlığının tescil edildiği, yapının tescile değer özellikler (mimari, tarihsel, estetik ve sanatsal) taşımadığı" yönünde tespit ve kanaate yer verilmiştir. Bu durumda, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinden; Baba Mansur Ocağı’nın bir Alevi ibadethanesi olduğu, ancak tarihsel eskiliğini yansıtacak mevcut bir kalıntının günümüzde mevcut olmadığı, günümüzde var olanların dini ritüel olarak bir kıymet ifade etse de, sanatsal olarak bir değerinin olmadığı, özgün bir formunun olmadığı, tümden yenilenmiş olduğu, varsa da özgün özelliklerini büyük ölçüde kaybettiği, malzeme olarak bölgede tüm yapılarda kullanılan taş malzemenin sonradan ilave edilen betonarme sistemle birleştirilerek kullanıldığı, ahşap taşıyıcıların ve ahşap üst örtünün son zamanda tamamen yeni ahşaplarla değiştirildiği, işlevsellik bakımından kıymetli olduğu, alevi ibadethanesi olduğu, ancak bunun somut değil soyut kültürel miras içerisinde göz önünde bulundurulması gereken bir durum olduğu, yapının tescile değer özellikler (mimari, tarihsel, estetik ve sanatsal) taşımadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı tarafından, söz konusu taşınmazın tespit aşamasında kurumlardan alınan görüşlerin tarihsel, sosyolojik ve bilimsel esaslar ile araştırma ve incelemeye dayanmayıp sadece kurumsal bakış açısıyla oluşturulduğunun ifade edildiği, oysaki taşınmazların tespit aşamasında Bakanlık uzmanlarınca yerinde inceleme yapılarak, 2863 sayılı Kanun'da belirtilen usul ve esaslara göre işlem yapılarak taşınmazın tescil konusunun kurul üyelerince değerlendirildiği, söz konusu taşınmazın Koruma Kurulu uzmanlarınca yerinde inceleme sonucunda hazırlanan uzman raporunun eksik incelemeye dayalı bir rapor olmamakla birlikte, bilimsel verilerle kurul gündemine alındığı, uzman raporlarında yapının sol köşesinde mezar olduğunun belirtildiği, bilimsel çalışmalarda dini yapılar içerisinde kişiye ait bir mezar bulunmasa da, ritüeller açısından yerin temsili mezar olarak değerlendirildiği, yapı içerisinde dikdörtgen şekilli ve üzeri yeşil bir örtü ile örtülmüş bir alan bulunduğu, sosyal antropoloji, arkeoloji ve sanat tarihi uzmanlık alanında böylesi ritüel yerlerin ata kültü (ocak, aile, mezar) ile ilişkilendirildiği, ayrıca söz konusu taşınmazın tescilinin kaldırılmasına gerekçe olarak yapının türbe olmadığının gösterildiği, fakat yapının türbe olduğu gerekçesiyle tescil edilmemiş olup sosyoloiik, dini, anıtsal, inanç ye kültürel özellikler içerdiğinden tescile değer görüldüğü, yapının tamamen içinde bulunduğu Alevi inancının bir simgesi durumunda olmakla beraber yoğun ziyaretçi aldığı, nitekim yapının hemen önünde gelen ziyaretçileri ağırlamak için yapılmış olan oturma alanlarının yer aldığı, bu aşamaların yapının bir ziyaret amacı taşıdığını da gösterdiği, bu nedenle kamu yararına dönük koruma kararı alınmasının uygun olduğu, söz konusu ritüeller ve kültürel doku özellikleriyle yapının somut kültürel miras niteliğinde olduğu, yapının mimari, tarihi, simgesel, hatıra, izlenim, özgünlük ve nadirlik değerlerini yansıttığı, kendi kimliğini, içinde bulunduğu toplumun sosyal ilişki düzeyini ve değerlerini yansıttığı dikkate alındığında, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 11/06/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava; Tunceli İli, Mazgirt İlçesi, ... Köyü, ... parsel sayılı taşınmazda yer alan Baba Mansur Türbesinin, 2863 sayılı Kanun uyarınca "Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı" olarak tescil edilmesine, koruma grubunun "I. grup yapı" olarak belirlenmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Erzurum Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince bilirkişi raporun hükme esas alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, dava konusu yapının tescil edilerek, koruma grubunun 1. grup olarak belirlendiği, ... tarih ve ... sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu İlke Kararında; toplumun maddi tarihini oluşturan kültürel verileri içinde tarihsel, simgesel, anı ve estetik nitelikleriyle korunması zorunlu olan yapılar olarak belirtilmiş olup, bilirkişi raporunda söz konusu yapıyla ilgili; "Baba Mansur Ocağı'nın bir Alevi ibadethanesi olduğu, ... yapıya ait iki eski ahşap sütunun ise sökülerek yenilenmiş olduğu, eski ahşap sütunlara kutsiyet atfedildiği için yeşil bir beze sarılarak ibadethanenin köşesine konulduğu, örtü sistemini taşıyan ahşap sütunların birçok Alevi-Bektaşi yapısında görülmekte olduğu, “Dâr-ı Mansur” veya “Dâr” ve “vahdet” yani tanrı ile birleşme makamı olarak adlandırılan, ayrıca sırat-ı müstakim”i yani Hak'ka giden doğru yolu temsil eden “meydan”ın tam merkezine “Hallac-ı Mansur'un Darağacı” denildiği, ayinlerde önemli bir yer temsil eden bu taşıyıcının hem sembolik hem de işlevsel bir önemi olduğu, Tunceli bölgesinde birçok ocak mensubuna ait evde yer alan ahşap sütunların kutsal kabul edilip, öpülerek ya da önünde mum yakılarak birer kült nesnesi haline dönüştürüldüğü, birçok alevi ibadethanesinde özellikle yapı içlerinde ortada yer alan bu sütunların tavan kısmında yer alan bir delikten gelen ışığın vurduğu mimari öğeler olduğu, dolayısı ile mekâna vuran ilk ışığın bu sütunlar üzerine geldiği, ... İbadet mekânın iç kısmında, giriş kapısının yer aldığı güney duvarda, bir ocak nişi bulunduğu, ocağın ise neredeyse bütün Alevi-Bektaşi ibadet mekânlarında yer aldığı, yapı içerisinde duvara gömülü bir biçimde sade yapılmış olan ocağa da hem işlevsel hem de sembolik anlamlar yüklendiği, öncelikle sözlü anlatıma göre ocağın hem ibadet mekânın ısıtılması hem de kesilen kurbanların pişirilmesi işlevini gördüğü, ocağın, bağlı bulunulan soyun bir sembolü olduğu, yine Tunceli bölgesinde ocağın/ateşin kutsiyeti ve onun ata kültü ile olan bağlantısı göz önüne alındığında durumun daha da netleşeceği, ... ayrıca duvarlara Hz Ali'nin ve 12 imamın resimlerinin asıldığı, kuzey köşesinde 1.41x2.10 m ölçülerinde bir köşe mezar görünümü verildiği, üzeri yeşil örtüyle kaplı ve içerisine yapıdan sökülen iki ahşap taşıyıcı direğin konulduğu ve yine yeşil örtüye sarılmış, üzerine beyaz tülbentler sarılmış, alevi dedeleri ve Hz. Ali'nin resimlerinin buradaki duvara asıldığı ..." gibi yapılan tespitler dikkate alındığında, yapının tarihsel, simgesel, anı ve estetik nitelikleriyle somut bir değer taşıdığı anlaşıldığından, sosyolojik, dini, anıtsal, inanç ve kültürel özellikler içeren yapının "I. grup korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescil edilmesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; dava konusu işlem hukuka uygun olduğundan, işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına katılmıyorum.