Danıştay · 3. Daire
Danıştay 3. Daire 2023/2274 E. 2026/458 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 3. Daire
- Esas No
- 2023/2274
- Karar No
- 2026/458
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/2274 Karar No : 2026/458
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü//... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacının taşınmazlarına, bir dönem ortağı olduğu ... İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 1996 ila 2002 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu hacizlerin dayanağı olan ödeme emirlerinin davacıya 01/02/2013 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, söz konusu ödeme emirlerine karşı dava açılmaması ve içeriği kamu alacağının ödenmemesi nedeniyle cebren tahsili amacıyla uygulanan hacizlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Haczin dayanağı ödeme emirlerinin tebliğinin usulsüz olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava konusu hacizlere konu olan ve vadeleri 1999 ila 2005 yılları arasında değişen kamu alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına tanzim edilen ödeme emirlerinin 2001, 2004, 2005, 2007, 2009 ve 2010 yıllarında ilanen tebliğ edildiği, borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinden bahisle ilgili dönemlerde ortak olan davacından aranması amacıya ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin ise 01/02/2013 tarihinde davacının ikamet adresinde tebliği üzerine cebren tahsili amacıyla davacının taşınmazlarına dava konusu hacizlerin uygulandığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir "ödeme emri" ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde dava açabileceği; 62. maddesinde borçlunun, mal bildirimde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairelerince haczolunacağı kurala bağlanmıştır. Aynı Kanun'un "Tahsil Zamanaşımı" başlıklı 102. maddesinde, amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren beş yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrayacağı, para cezalarına ait hususi Kanunlardaki zamanaşımı hükümlerinin saklı olduğu, zamanaşımından sonra mükellefin rızaen yapacağı ödemelerin kabul olunacağı, "Zamanaşımının Kesilmesi" başlıklı 103. maddesinde, ödeme, haciz tatbiki, cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilat, ödeme emri tebliği, mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, sayılan muamelelerden herhangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, ihtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, amme alacağının teminata bağlanması, kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, iki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi, amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması durumlarında zamanaşımının kesileceği, kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, zamanaşımının bir bozma kararı ile kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcının yeni vade gününün rastladığı, amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcının teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günü olacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un 8. maddesinde, hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı kuralına yer verilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunun'un tebliğ yapılacak kimseler başlıklı 94. maddesinin birinci fıkrasında, tebliğin mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere, üçüncü fıkrasında ise kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya iş yerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılacağı kural altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hacze konu kamu alacağının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket adına tanzim edilen ödeme emirlerinin bilinen adresinde bulunamaması üzerine ilanen tebliğ edildiği bildirilmesine karşın, şirketin adresinde bulunamama halinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinde belirtilen şekilde ve sayılan kişilerle birlikte tespit edilmediği dolayısıyla söz konusu tebliğler usulüne uygun olmadığından, vadeleri 1999 ila 2005 yıllarına rastlayan söz konusu kamu alacağının davacıya ödeme emrinin tebliğ edildiği 01/02/2013 tarihinde tahsil zamanaşımına uğradığı dikkate alındığında, davacının taşınmazlarına uygulanan haczin hukuka uygun olduğundan söz edilemeyeceğinden, yazılı gerekçeyle davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 05/02/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.