Danıştay · 3. Daire
Danıştay 3. Daire 2025/5096 E. 2026/655 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 3. Daire
- Esas No
- 2025/5096
- Karar No
- 2026/655
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/5096 Karar No : 2026/655
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:2... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:2..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, tasfiye edilerek tüzel kişiliği sona eren ... Alüminyum PVC Metal İnşaat ve Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2020 ila 2024 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ödeme emri içeriği alacağın, 19/04/2024 tarihli defter ve belge isteme yazısının davacının MERNİS adresinde 485 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ hükümleri uyarınca kapıya yapıştırma usulü ile tebliğ edilmesine rağmen süresi içerisinde defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle 2020 ila 2023 yılları katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle salınan vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri ve ferileri ile özel usulsüzlük cezasından oluştuğu, davalı idarece dosyaya ibraz edilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden tebligatın, ikâmetgâh adresine gidilip gidilmediği, diğer bir ifadeyle tebliğ işleminin gerçekleşip gerçekleşmediği ve 213 sayılı Kanun'un aradığı tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği yolundaki şerhi içerir bir pusulanın kapıya yapıştırıldığı husularını ispat etmekten uzak olduğu, diğer taraftan kapıya yapıştırılan tebligat pusulasında barkod numarasına yer verilmediği, ayrıca çok kısa bir zaman sonra vergi ve ceza ihbarnamelerinin davacının elektronik tebligat adresine usulüne uygun olarak tebliğ edildiği bu haliyle dava konusu ödeme emirlerinin sebep unsuru yönünden sakat olduğu ve bu aşamada davacı iddialarının "borcum yoktur" itirazı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emri iptal edilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının kanuni temsilcisi olduğu ve tasfiyesi tamamlanarak tüzel kişiliği sona eren şirket hakkında 2020 ila 2022 takvim yıllarına ilişkin olarak yasal defter belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle düzenlenen vergi inceleme raporu uyarınca davacı adına tarh edilen vergi ve kesilen cezalara ilişkin ihbarnamelerin elektronik ortamda 18/09/2024 tarihinde tebliğ edildiği, dava açılmayarak tahakkuk eden, kesinleşen ve vadesinde ödenmeyen kamu alacağının tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiğinin anlaşılan olayda, davacı tarafından ileri sürülen iddialar 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesinde sayılan nedenlerin hiçbirine girmediğinden, davacı adına tarh ve tahakkuk ettirilen kamu alacağının, vadesinde ödenmemesi üzerine tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kararı kaldırıldıktan sonra dava reddedilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Defter ve belge isteme yazısının usulüne uygun tebliğ edilmediği, istenilmesi hâlinde ilgili dönemlere ait yasal defter ve belgelerin ibraz edilebileceği, vergi incelemesinin eksik, yetersiz ve varsayıma dayalı olduğu, yasal yükümlülüklerin tamamının yerine getirilmesine rağmen faaliyetinin hiç olmadığı sonucuna götürecek vergi inceleme raporundaki iddiaların hukuka uygun düşmediği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile hukuka uygun Vergi Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava konusu ödeme emirleri içeriği kamu alacağı, 19/04/2024 tarihli defter belge isteme yazısının davacının ikâmetgâh adresinde 485 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğ hükümleri uyarınca kapıya yapıştırma usulü ile tebliğ edilmesine rağmen süresi içerisinde defter ve belgelerin incelemeye ibraz edilmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre 2020 ila 2023 yıllarının muhtelif dönemleri için yapılan katma değer vergisi tarhiyatından kaynaklanmaktadır. Söz konusu tarhiyata ilişkin ihbarnameler davacıya elektronik ortamda 18/09/2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup dava açılmayarak tahakkuk eden ve vadesinde ödenmeyen vergi ve cezaların tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirleri düzenlenmiştir. Re'sen tarh nedeninin dayanağı söz konusu defter ve belge isteme yazısına ait tebligat pusulasının, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içermediği ve barkod numarasına yer verilmediği anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 30. maddesinde; resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış, maddenin vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı halleri düzenleyen bentleri arasında sayılan 3. bendinde bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmının tutulmaması veya tasdik ettirilmemesi veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara herhangi bir sebeple ibraz edilmemesi re'sen takdir sebebi olarak belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 102. maddesinin son fıkrasında verilen yetkiye dayanılarak yayınlanan 485 Sıra Nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "Muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebliğe çıkılması" başlığı altında düzenlenen 3.2 bölümünde; 213 sayılı Kanun'un 94. maddesi kapsamında tebliğ yapılacak olanların yerleşim yeri adresinde bulunamaması (geçici ayrılmalar dâhil) halinde durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edileceği, bu durumda kapıya pusula yapıştırılmayacağı ve tebliğ evrakının derhal gönderildiği idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından olayın özelliğine göre (zamanaşımı vs.) tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakına, adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine ikinci defa çıkıldığına ilişkin ibare konulacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren ve bu tebliğ ekinde yer alan tebligat pusulasının (pusula) (Ek:1) kapıya yapıştırılacağı, bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihi izleyen on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Ek-1 Pusula örneğinde; pusulanın kapıya yapıştırılması gereğinin, tebellüğden imtina etme ya da yerleşim yeri adresine ikinci defa gelindiği halde tebliğ yapılacak olanların adreste bulunmaması nedenine dayanıp dayanmadığının tebliğ memurunca işaretlenerek, tebliğ evrakının pusulanın kapıya yapıştırıldığı tarihten itibaren 15 gün içinde alınması halinde alındığı gün, bu süre içerisinde alınmaması halinde ise 15. günde tebliğ yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 7601 sayılı Kanunla değişik 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait vergi davalarına bakan vergi mahkemesi nezdinde dava açılabileceği hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Hukuka uygunluk denetiminin yapılması gereken sebep unsuru idari yargıda; idareyi işlemi yapmaya iten saik olarak tanımlanmıştır. İdare tesis ettiği işlemi, gerçek ve hukuka uygun sebeplere dayandırmak zorundadır. Sebebin gerçek olması, varlığının usulüne uygun olarak yapılan tespitlerle ortaya konulmuş olması; hukuka uygun olması ise idarenin işlemi dayandırdığı sebebin, kanunda tesisi için dayanabileceği öngörülen sebeplerden olması anlamına gelmektedir. Vergilendirme sürecindeki tahsil aşamasına geçilebilmesi için kamu alacağının tarh, tebliğ ve tahakkuk aşamalarının usulüne uygun biçimde tamamlanması gerekir. Belirtilen bu süreç vergi yasalarıyla birlikte tahsil işleminin sebep unsurunu oluşturur. Bu nedenle bu süreçteki tarh, tebliğ ve tahakkuk işlemlerindeki sakatlık halleri tahsil işleminin hukuki geçerliğini sebep unsuru yönünden etkileyecektir. Dolayısıyla vergi borcunun usulüne uygun şekilde tahakkuk etmesi ve vadesinde ödenmemesi durumunda ödeme emriyle istenmesi mümkün olmakla birlikte söz konusu borcun doğumuna engel olacak nitelikteki sakatlık hallerinin varlığında ortada tahsil aşamasına gelmiş bir kamu alacağı bulunduğundan bahsedilemez. Uyuşmazlık konusu olayda, davacının yasal defter ve belgelerinin ibrazına ilişkin yazıya ait tebligat pusulasında tebliğ evrakının idareden alınabileceği şerhine yer verilmemesi diğer bir ifadeyle tebliğ işlemlerinin 213 sayılı Kanun'un 102. maddesinde belirlenen usule uygun biçimde gerçekleştirilmemesi nedeniyle ibraz ödevinin yerine getirilmemesinden kaynaklı re'sen tarh nedeni oluşmadığı dikkate alındığında, tarh işlemindeki belirtilen sakatlık dava konusu ödeme emrini sebep unsuru yönünden hukuka aykırı hale getirdiğinden ve bu durumun, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesinde kuralına yer verilen "borcum yoktur" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden yazılı gerekçeyle davanın reddinde dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 16/02/2026 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)- KARŞI OY : Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle, gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan Vergi Dava Dairesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle uygun görülmüş olup; temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar sözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi ve temyize konu kararın onanması gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.