Danıştay · 2. Daire

Danıştay 2. Daire 2022/843 E. 2026/255 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
2. Daire
Esas No
2022/843
Karar No
2026/255
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/843 Karar No : 2026/255

TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : 1. Hukuk Müşaviri Yrd. ... 2- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; ... İl Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, ''memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak'' fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-g maddesi uyarınca ''devlet memurluğundan çıkarma'' cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla; davacının, 02/12/2017 tarihinden önceki Facebook paylaşımları nedeniyle ceza zamanaşımı süresinin geçtiği, soruşturma olurunun tarihi olan 21/12/2017 tarihinden sonraki Facebook paylaşımları nedeniyle de ek soruşturma oluru alınmadığından, dava konusu işlemin 02/12/2017-21/12/2017 tarihleri arasında kalanlar dışındaki diğer paylaşımlar bakımından disiplin cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı; davacının 02/12/2017-21/12/2017 tarihleri arasındaki Facebook paylaşımlarının incelenmesinden ise, 02/12/2017-21/12/2017 tarihleri arasında Facebook hesabından çeşitli içeriklerde 28 adet paylaşımda bulunduğu, davacının Facebook hesabından yaptığı paylaşımlar nedeniyle ... Asliye Ceza Mahkemesinin E:... numaralı dosyasında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan ceza kovuşturmasının devam ettiğinin görüldüğü, dava dosyasına sunulan ve davacının yaptığı 28 paylaşımın incelenmesinden, bu paylaşımlar hakkında davalı idarece disiplin yönünden değerlendirme yapılmasının gerekli olduğu, ancak bu fiilin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak kapsamında bulunmadığı anlaşıldığından, davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal hak kayıplarının 26/02/2020 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; Mahkeme kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idareler tarafından; davacının yaptığı paylaşımları inkar etmediği, bu paylaşımların kendisi tarafından yapıldığını ancak suç teşkil etmediğini, sadece eleştirel mahiyette olduğunu beyan ettiği, davacının paylaşımlarıyla Cumhurbaşkanına ve Devlet büyüklerine hakaret ettiğinin değerlendirildiği, davacının savunmasının mevzuata uygun olarak alındığı, disiplin soruşturmasının yasal süresi içinde başlatıldığı ve sonuçlandırıldığı, ... Asliye Ceza Mahkemesinin D. No:... sayılı dosyasında davacının Cumhurbaşkanına hakaret suçundan dolayı cezalandırıldığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Davacı tarafından; dava konusu işlemle ölçülülük ilkesinin ihlal edildiği, soruşturmaya konu paylaşımların sadece kendisinin izin verdiği arkadaş çevresi tarafından görüntülenebildiği, bu paylaşımlar içinde Cumhurbaşkanına doğrudan, açık ve net bir şekilde hakaret edildiğine dair delil bulunmadığı, bu konudaki adli yargı sürecinin devam ettiği, paylaşımların eleştirel mahiyette sayılabilecek nitelikte olduğu, paylaşımları kendisinin yapıp yapmadığı kesin ve açık delillerle ispatlanmaksızın ceza verilmesinin ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, ... Asliye Ceza Mahkemesi kararının henüz kesinleşmediği, kesinleşse bile memuriyetten çıkartılmayı gerektirmediği, yasal sürelere uyulmadan işlem tesis edildiği, yasal mevzuatta ifade özgürlüğüne sosyal medya paylaşımları için herhangi bir sınırlama getirilmediği ileri sürülerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden davalı Emniyet Genel Müdürlüğünün yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Dava dosyasının incelenmesinden; 15/08/2016 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına gönderilen elektronik postada (e-mail) özetle ''davacının Facebook hesabından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında iğrenç paylaşımlarda bulunduğu'' ihbarının Siber Suçlar Daire Başkanlığı tarafından ... günlü, ... sayılı yazı ile Personel Daire Başkanlığına bildirilmesi üzerine ... günlü, ... sayılı yazı ile Aydın İl Emniyet Müdürlüğüne ihbarın bildirildiği ve ... günlü, ... sayılı olur ile elektronik posta (e-posta) içeriğindeki iddialar ile ilgili soruşturma yapılmasına karar verilmesi üzerine Aydın İl Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının ''...'' isimli Facebook hesabından 13/01/2018 tarihine kadar yaptığı paylaşımlar ile Cumhurbaşkanı ve Devlet büyüklerine hakaret ettiği ve bu suretle ''memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici haraketlerde bulunmak'' fiilini işlediği gerekçesiyle 657 sayılı Kanun'un 125/E-(g) maddesi gereğince devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının tesisi üzerine temyizen bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT : Dava konusu eylem tarihinde yürürlükte olan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 9. maddesinde; devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller ile ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiş; bu KHK, 31/01/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülerek yasalaşmış ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Anılan Kanun'da da yukarıda bahsi geçen 9. madde aynı haliyle korunmuştur. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" fiili, devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlardır. Bu cezaların, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemleri de bulunmaktadır. Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinde memurlara verilecek disiplin cezaları ve bu cezaların verilmesini gerektirecek disiplin suçları düzenlenmiştir. 7068 sayılı Kanun'un 9. maddesi ile yapılan atıf gereği Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatında çalışan her sınıftan memur ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı teşkilatlarında görev yapan subay, astsubay, sözleşmeli subay ve astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve sözleşmeli erler ile diğer sınıflardaki memurlar bakımından da uygulanma olanağı bulunan 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin "E/g" bendinde "Memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektiren eylemlerden biri olarak sayılmıştır. 09/05/2014 günlü, 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 günlü, E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinin, Anayasa'ya aykırı olmadığına hükmedilmiş olup, kararın gerekçesinde "dava konusu kuralda belirsiz olduğu ileri sürülen memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesinin ve tespitinin olanaksız olduğu ve söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasının mümkün olmadığı, normun daha kesin ve açık bir düzenlemeye olanak tanımaması nedeniyle kullanıldığı anlaşıldığından, anılan kavramların kullanılmasında belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı, fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki, itiraz konusu kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığı" belirtilmiştir. Yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği üzere, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin tümünün önceden öngörülmesi ve tespiti olanaksız olduğundan, söz konusu hareketlerin tek tek ortaya konulmasına imkan bulunmamaktadır. Bununla birlikte, yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerin neler olduğu, idarece bu maddeye dayanılarak verilecek disiplin cezalarına karşı açılan davalarda görevli yargı organlarınca belirlenecek olup, bu değerlendirme yapılırken; fiilin işleniş biçimi, kamu görevlisinin fiili işlediği sıradaki görevi ile işlenen fiilin genel kabul görmüş etik kurallarına göre toplum ve personelin görev yaptığı teşkilat nazarında doğurduğu etkiler gibi hususların dikkate alınması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, davacının, "..." isimli Facebook hesabında bulunan ve ifadesi esnasında kendisine gösterilen paylaşımları kendisinin yaptığını kabul ettiği, dava konusu işlemde suç tarihi kısmında en son 13/01/2018 tarihine yer verilmiş olması nedeniyle 13/01/2018 tarihine kadar yapılan paylaşımların dava konusu işlemin sebebini oluşturduğunun anlaşıldığı, araştırma/soruşturma olurunun 21/12/2017 tarihinde verilmiş olması nedeniyle ve bu tarihten sonraki Facebook paylaşımları için ek soruşturma oluru da verilmediğinden, dava konusu işlemin 21/12/2017 tarihinden sonraki paylaşımları konu etmesinin hukuka aykırı olduğu, 21/12/2017 tarihi ve öncesinde yapılmış olan ve disiplin soruşturması kapsamında tespit edilen paylaşımlar bakımından ise, sosyal medya içeriklerinin sosyal medya hesabında durmaya devam ettiği süre boyunca eylemin temadi ettiği dikkate alındığında, 02/12/2019 günlü dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibariyle zamanaşımının söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, İdare Mahkemesinin 02/12/2017 tarihinden önceki paylaşımlara yönelik olarak, ceza verme zamanaşımı süresinin dolduğu yolundaki gerekçesinde isabet bulunmamakla birlikte, disiplin soruşturmasına konu Facebook paylaşımlarını yaptığı sabit olan davacıya isnat edilen fiilin yüz kızartıcı ve utanç verici olarak nitelendirilemeyeceği sonucuna varılmış olup; dava konusu işlemde hukuka uyarlık; bu işlemin iptali, yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararında da sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan; UYAP ortamında yapılan incelemede, uyuşmazlığa konu olayla ilgili olarak ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verildiği, anılan karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulması üzerine ise, Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, anılan Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının bozulduğu anlaşılmıştır.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARELERİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idareler üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7035 sayılı Kanun ile değişik 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın, kararı veren ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 15/01/2026 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

(X) KARŞI OY : 08/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7068 sayılı Kanun'un 9. maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanacak fiiller ve bu cezayı verme yetkisi ile ilgili olarak 657 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmış; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, "Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. 09/05/2014 tarih ve 28995 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 16/01/2014 tarih ve E:2013/110, K:2014/8 sayılı kararında da; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde yer alan kuralın,... fıkrada genel bir belirleme yapılmadığı, disiplin cezası gerektiren hareketlerin, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici olması gerektiği düzenlenerek çerçevesinin çizildiği, kaldı ki; kural dayanak alınarak tesis edilen idari işlemlere karşı yargı yolu açık olup belirsiz olduğu ileri sürülen kavramlar ve bu kavramların belirttiği hareketler yargı kararları yoluyla da somutlaştırıldığından, Anayasa'nın 2., 38. ve 128. maddelerine aykırı olmadığına karar verilmiştir. 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, Devlet memurluğundan çıkarma cezası düzenlendiğinden, Anayasa’nın 70. maddesinde güvence altına alınan kamu hizmetlerinde kalma hakkına sınırlama getirmektedir. Yargı; bu maddenin uygulanmasından kaynaklanan davalarda, hangi eylemin disiplin cezasını gerektirdiği ve bu eyleme bağlanan yaptırımın ne olduğunu belli bir açıklık ve kesinlikte öngörülmesine imkân vererek, kanunilik ilkesini sağlamak durumundadır. Aksi halde; "memuriyetle bağdaşmayacak eylem ve davranışlarda bulunma hâlini oluşturan durumların objektif bir değerlendirme yapmaya imkân vermeyecek, keyfî uygulamalara yol açabilecek şekilde sınırlarının belirsizliğinin söz konusu olabilecek ( Anayasa Mahkemesi 22/4/2025 tarihli, E: 2024/234, K: 2025/99)" zamana, yere ve kişiye göre değişebilen sübjektif takdire elverişli ölçütlere göre; aynı eylemin, disiplin yönünden değerlendirilmesi sonucunda, aynı yargı yerinin farklı kurulları dahi farklı sonuçlara ulaşabilecektir. Bu duruma göre, 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde, memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede olan hareket için " yüz kızartıcı ve utanç verici" lik çerçevesi çizildiğinden, uyuşmazlıkta; "yüz kızartıcı"lık kavramını somutlaştırılması bakımından durum incelenmelidir. Anayasa’nın 76. maddesinin ikinci fıkrasında “... gibi yüz kızartıcı suçlardan…” ibaresine yer verilmiş, fıkrada sayılan suçlar dışında yüz kızartıcı suçların belirlenmesi konusunda kanun koyucuya düzenleme yapma imkânı tanınmış, idare veya yargı makamlarına takdir yetkisi bırakmamıştır (Anayasa Mahkemesi 8/10/2025 tarihli, E:2025/136, K2025/200 ). Anayasa 'da, cezai suç kavramı olarak yer almış ve diğer suçlara göre daha ağır olan katalog suçları belirlemek için kullanılan, "yüz kızartıcı"lık nitelemesi, yasa koyucu tarafından yapılmıştır. Cezai müeyyideler toplum düzeninin korunmasına yönelik iken, disiplin hukuku; kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir alandır. Mevzuatımızda, kamu hizmetini yürütenlerin; disiplin yaptırımını gerektiren, eylem, işlem ve davranışlarını ve verilecek disiplin cezalarını belirleyen farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte; disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden; ayrıca düzenleme yapılarak, farklı bir ispat standardı veya oluşum unsurları belirtilmediği ve bu sürece ilişkin genel bir usul kanunu bulunmadığından, uygulamada ceza hukuku ilkelerine atıf yapıldığı görülmektedir. Nitekim, AİHM "... yasaklanan ve disipline aykırı olarak nitelendirilen ve aynı zamanda disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem ve davranışlar, cezai suç teşkil etmektedir. Bununla birlikte, disiplin makamlarının bu gerekçelere dayanabilmesi için cezai bir hükmün gerekip gerekmediği hususunda herhangi bir bulgu mevcut değildir... bu yönde herhangi bir netliğin bulunmadığını dikkate alan AİHM, başvuranın davasında disiplin sorumluluğu ve cezai sorumluluk arasındaki çizgilerin, disiplin soruşturmasının en başından beri bulanık olduğu (AHİM- SEVEN / TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 60392/08)"; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 131. maddesi uyarınca, suçlamalardan beraat etmenin, aynı olaylar nedeniyle disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı kuralı yönünden ise; "Danıştay kararında geçen “ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması hallerinin ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamayacağı” ifadesinin, bu hususların hiçbirini aydınlatmadığı... ceza yargılamalarıyla eşzamanlı veya ceza yargılamalarının ardından yürütülen disiplin incelemelerinde üzerine atılı suç bulunan bir kişinin suçu yetkili bir mahkeme tarafından sabit bulununcaya kadar masum sayılma hakkının güvence altına alınması amacıyla izlenecek herhangi bir ilkeden" (AHİM KEMAL ÇOŞKUN/TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no. 45028/07) bahsetmediği görüşündedir. Anayasa'nın 90. maddesinde, "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." hükmü yer almakta, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ülkemiz kabul edilmiş bulunmaktadır. "Cezai suç isnadı" kavramının, üye Devletlerin ulusal hukuk sistemlerinde kullanılan sınıflandırmalardan ayrı, "özerk" bir anlama sahip olduğu görülmektedir. İç hukukumuzda suç; Türk Ceza Kanunu'nda veya ceza hükmü içeren özel kanunlarda düzenlenen hukuka aykırı ve cezai yaptırıma bağlanmış eylemler olarak belirlemekte, disipline konu hareketin, aynı zamanda cezai suç teşkil etmesi halinde; Anayasa Mahkemesinin, Anayasa'nın 38. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (6. ve 7. maddeleri) ortak koruma alanına giren, suç isnadı sayılan yaptırımlar yönünden, güvencelerin ihlal edip etmediğini denetleme yetkisi bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi ise;"... disiplin suçuna ve ceza yargılamasına konu eylemlerin aynı olduğu hâllerde disiplin soruşturmasıyla ilgili uyuşmazlıklara bakan idari mahkemelerin fiilin sübutuyla ilgili olarak ceza mahkemesinin ulaştığı kanaate saygı göstermesi ve bunu sorgulayacak ifadeler kullanmamasının beklendiği, aksi takdirde kişinin ceza mahkemesinde beraat etmiş olmasının bir anlamı kalmayacağını (Barış Baş, B.No 2016/14253) " belirtmiştir. Disiplin cezaları için yasal dayanak oluşturan eylem, işlem ve davranışın aynı zamanda cezai suç teşkil ettiği haller yönünden, ceza hukukuna ilişkin ilkeler ve sonuçlar belirleyici olmaktadır. Bu itibarla; yüz kızartıcı olan eylemlerin hangileri olduğuna dair genel bir kural yok ise de; bazı kanunlarda yüz kızartıcı suçlara ilişkin düzenlemeler yer almış olup, bu düzenlemelerin; 657 sayılı Kanunu'nun 125/E-(g) maddesinde kapsamında bulunana ve cezai suç olarak belirlenen eylemler yönünden, "yüz kızartıcı" kavramının somutlaştırılmasında esas alınıp, belirlilik ve öngörülebilirliğin sağlanacağı sonucuna ulaşılmıştır. Eylem tarihinden önce de yürürlükte bulunan yasal düzenlemelerde "hakaret" yüz kızartıcı sayılmamıştır. Uyuşmazlıkta; davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan fiilinin yüz kızartıcı olarak belirlenmediği, yüz kızartıcı bir fiil nedeniyle mahkumiyetinin bulunmadığı dikkate alındığında, kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu durumda; temyize konu kararın yukarıda aktarılan gerekçe ile onanması gerektiği oyu ile Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 2. Daire, E. 2022/843, K. 2026/255, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-2-daire-2022-843-e-2026-255-k-4e077bfcd645