Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2024/1967 E. 2024/4640 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2024/1967
Karar No
2024/4640
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/1967 Karar No:2024/4640

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Fonu VEKİLİ : Av. ...

2- (DAVACI) ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının hissedarı olduğu ve Fonun kayyım olarak atandığı ... Tekstil Ticaret ve Sanayi A.Ş.'ye ait mal, hak ve varlıklar bir araya getirilerek oluşturulan "... Tekstil Ticari ve İktisadi Bütünlüğü"nün 27/09/2023 tarihinde ihaleyle satışına yönelik tesis edilen Fon Kurulu kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davalı idarenin kayyım sıfatıyla yönettiği şirketlerin hak ve taraf ehliyetlerini koruduğu, anılan şirketlere ilişkin olarak kayyımın ticârî gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin idarî işlem veya eylem niteliğinde olmadığı, kayyım sıfatıyla ticârî kural ve teamüllere dayanılarak tesis edilen işlemlerde kamu yararının değil ticârî faaliyet gereklerinin esas alındığı ve kayyım işlemlerinin idare hukuku ilkelerine göre değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edildiği, davalı idarenin kayyımı olduğu şirketlere ilişkin olarak 6758 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'ndan kaynaklanan yetkilerini kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulayabilmesinin kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin olma niteliğini etkilemediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın esas itibarıyla Türk Medenî Kanunu'nda düzenlenen kayyımlık görevinin nasıl ifa edileceğine dair ilke ve kurallar ile Türk Ticaret Kanunu düzenlemeleri dikkate alınmak suretiyle adlî yargı yerlerince çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince; I- İdare Mahkemesi kararının davanın görev yönünden reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; II- İdare Mahkemesi kararının yargılama giderlerine ilişkin kısmı yönünden ise; yargı yolu kavramının, bir hukuk sisteminde herhangi bir davanın o hukuk sistemine dâhil yargı kollarından (adli ve idari) hangisinde bakılacağını ifade ettiği, gerek 2577 sayılı Kanun gerekse 6100 sayılı Kanun sistematiğinde yargı yolu ve görevsizlik hallerinin farklı düzenlediği, buna göre görevsizliğin aynı yargı yoluna tabi mahkemeler arasında geçerli olduğu, örneğin dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi halinde dosyanın talep halinde idare mahkemesine gönderilmesinin mümkün olmadığı, aynı şekilde 2577 sayılı Kanun’un 15. maddesinin (1/a) fıkrası uyarınca davanın adli yargının görev alanına girdiğinden bahisle reddine ilişkin karar verilmesi halinde de dosyanın ilgili mercie gönderilmesinin söz konusu olmadığı, davacı tarafından kendine has usul kuralları bulunan farklı yargı yerinde "görevli yargı yerinde" yeni bir dava açılması gerektiği, bu davanın idari yargı yerindeki davanın devamı niteliğinde olmadığı, dolayısıyla, 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli I sayılı Tarifenin 'Yargı Harçları' başlıklı A-I maddesinin 3. fıkrasının parantez içindeki son cümlesinde yer alan "yetkisizlik veya görevsizlik" kavramlarının aynı yargı kolu içerisindeki görevli mahkemeleri ifade ettiği, anılan yasal düzenlemenin aynı yargı yerinde görülecek davalarda ve aynı yargı kolundaki mahkemeler arasındaki görevsizlik ve yetkisizlik kararlarında uygulanması gerektiği, İdare Mahkemesince, 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli I sayılı Tarifenin A-I maddesinin 3'üncü fıkrasının parantez içindeki son cümlesi gereğince davacının görevli yargı yerinde dava açması halinde başvurma harcının "yeniden alınmamasına" karar verildiği, istinafa konu İdare Mahkemesince verilen "davanın görev yönünden reddine" yönelik kararının, dava konusu işlemin farklı yargı düzeni olan adli yargının görev alanına girmesi nedeniyle verilmiş olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu hükmü uyuşmazlıkta uygulama imkanı bulunmadığı, bu durumda, İdare Mahkemesince verilen kararın hüküm fıkrasında yer alan "492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli I sayılı Tarifenin A-I maddesinin 3'üncü fıkrasının parantez içindeki son cümlesi gereğince davacının görevli yargı yerinde dava açması halinde başvurma harcının yeniden alınmamasına" yönelik kısmın hükümden çıkartılarak düzeltilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun olduğu, taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının düzeltilerek reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, işbu davada İstanbul İdare Mahkemelerinin görevli olduğu, Kurum'un kayyım olarak atandığı şirketlerle ilgili tesis edilen işlemlere karşı Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılan davalarda görev ret kararları verildiği, Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğu, şirketin genel kurul yetkilerinin Kuruma devredildiği, bu hususta Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulama alanı bulmadığı ileri sürülmektedir. Davacı tarafından, uyuşmazlığın özünün Fon Kurulu kararının iptaline ilişkin olduğu, TMSF'nin "idare" olmasının tüm özelliklerini kullanarak kayyımlık görevini gerçekleştirdiği, idari işlemlerde aranan kriterlerin tüm unsurlarının dava konusu uyuşmazlıkta yer aldığı, dolayısıyla uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu, satış kararına karşı adli yargıda dava açılmasının teknik olarak mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın taraflara iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 08/11/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2024/1967, K. 2024/4640, T. 08.11.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2024-1967-e-2024-4640-k-b2a92f5f2951