Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2021/3318 E. 2024/4531 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2021/3318
Karar No
2024/4531
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/3318 Karar No:2024/4531

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Tesisleri Gıda ve Pazarlama Sanayi Ticaret Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurumu VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: LPG otogaz bayilik lisansı sahibi davacıya ait otogaz istasyonunda 22/08/2019 tarihinde yapılan denetimde, LPG tüpü dolumuna yarayan teçhizatın istasyon dahilinde bulundurulduğu ve otogaz istasyonunda LPG tüpü dolumu yapıldığının tespit edildiğinden bahisle 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu'nun 16. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca 100.000,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıya ait otogaz istasyonunda, müşterinin aracının bagajında bulunan LPG tüpüne dolum yapıldığının Elazığ İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince tanzim edilen tutanak ile tespit edildiği ve fiilin sabit olduğu anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, istasyonda tüp dolumuna yarayan araç veya dolum tespit edilmediği, denetim ekiplerinin kötü niyetle hareket ettiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 07/11/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY : Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." kuralı; "Suç ve cezalara ilişkin esaslar" kenar başlıklı 38. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." kuralı yer almıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bir suçla itham edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılacağı düzenlenmiştir. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı belirtilmek suretiyle Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Adem Hüseyinoğlu, B. No: 2014/3954, 15/2/2017, § 33). Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk boyutu, kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Güvencenin bu boyutunun kapsamı sadece ceza yargılamasını yürüten mahkemeyle sınırlı değildir. Güvence aynı zamanda diğer tüm idari ve adli makamların da işlem ve kararlarında, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kişinin suçlu olduğu yönünde imâ ya da açıklamalarda bulunmamasını gerekli kılar. Dolayısıyla sadece suç isnadına konu ceza yargılaması kapsamında değil ceza yargılaması ile eş zamanlı olarak yürütülen diğer hukuki süreç ve yargılamalarda da (idari, hukuk, disiplin gibi) masumiyet karinesinin ihlâli söz konusu olabilir (Galip Şahin, B. No: 2015/6075, 11/6/2018, § 39). İdari yaptırımlara, cezalandırma amaçlarının da bulunması nedeniyle temel ceza hukuku ilkelerinden; savunma hakkı, kanunilik, lehe kanunun geçmişe yürümesi, masumiyet karinesi ve şüpheden sanık yararlanır kuralı gibi ilkelerin de uygun olduğu ölçüde tatbik edilmesi gerekmektedir. Dava konusu Kurul kararının yasal dayanağı incelendiğinde, 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasının (4) sayılı bendinin ihlalinden bahisle yaptırım uygulanabilmesi için, ilgili LPG istasyonunda tüp dolumu ve satışının yapıldığının, yahut LPG tüpü dolumuna yarayan bir alet, makine veya teçhizatın istasyon dahilinde bulundurulduğunun tespit edilmesi şarttır. Dava dosyasının incelenmesinden, 22/08/2019 tarihinde gerçekleştirilen denetim neticesinde düzenlenen tutanakta, istasyonda park halinde olan bir aracın bagajında 3 adet 12 kg mutfak tüpü bulunduğu, bagaj içinde yoğun gaz kokusu olduğu, tüplerin güvenlik aparatının olmadığı yönünde tespitlere yer verildiği, araç sürücüsü tarafından "tüplerin başka yerden alındığının" beyan edildiği, araçta bulunan yaşlı kadının ise "tüpü kızı için doldurduğu ve kendileri yüzünden işletmenin zarar ve ceza almasını istemediği" yönündeki beyanına yer verildiği görülmektedir. Tutanaktaki tespit ve beyanların incelenmesinden, ilgili istasyonda tüp dolumuna yarayan bir aparatın tespit edilmediği, bir aracın bagajında 3 (üç) adet tüp bulunmuş ise de, söz konusu tüplerin ilgili istasyonda doldurulduğuna dair bir tespitin de bulunmadığı, tüplerin güvenlik aparatının bulunmamasının yahut bagajda gaz kokusu bulunmasının, bunların denetimin yapıldığı istasyonda doldurulduğuna karine teşkil etmeyeceği, öte yandan, her ne kadar yaptırım uygulanırken yaşlı kadının ifadesine dayanılmış ise de, araç sürücüsünün aksi yöndeki ifadesinin dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu'nun 7. maddesinin ikinci fıkrasının (4) sayılı bendinde belirtilen, LPG istasyonunda tüp dolumu ve satışının yapılması, yahut LPG tüpü dolumuna yarayan bir alet, makine veya teçhizatın istasyon dahilinde bulundurulması fiilinin işlendiğinin sabit olmadığı, fiilin her türlü şüpheden uzak ve açık bir şekilde ortaya konulamadığı ve yalnızca şüphe boyutunda kaldığı anlaşıldığından, masumiyet hakkının korunması açısından verilen idari para cezasının ortadan kaldırılması ve iptali gerekmektedir. Belirtilen gerekçelerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2021/3318, K. 2024/4531, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2021-3318-e-2024-4531-k-0122472ad8b0