Danıştay · 13. Daire

Danıştay 13. Daire 2019/638 E. 2024/573 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
13. Daire
Esas No
2019/638
Karar No
2024/573

T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/638 Karar No:2024/573 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVACI) ... Radyo TV A.Ş. VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Uydu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği ile Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri gereğince 1998-2007 yılları arasında ödemiş olduğu yıllık TV Uydu, TV Kablo ve Radyo Uydu yayın izin ücretleri ve lisans ücretlerinin mükerrer tahsil edildiğinden bahisle belirtilen tarihlere ilişkin fazladan tahsil edilen yayın izin ücretlerinin yasal faizi ile birlikte geri ödenmesi istemiyle 05/02/2015 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının ...İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edildiğinden bahisle ödenen 519.799,69-TL yayın izin ücretlerinin yasal faizi ile ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararının "yıllık yayın izin ücretinin zamanaşımına uğrayan kısmının iadesinin yapılmamasına'' ilişkin kısmı ile söz konusu kararın bildirilmesine yönelik ... tarih ve...sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesi'nce verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının, Danıştay tarafından iptal edilen ve uygulama hükmü kalmayan Uydu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği ile Kablo Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri gereğince 1998-2007 yılları arasında ödemiş olduğu TV Uydu, TV Kablo ve Radyo Uydu yayın izin ücretlerinin geri ödenmesi istemiyle 05/02/2015 tarihli dilekçe ile yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı Üst Kurul kararının, ... İdare Mahkemesi'nin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla ''Danıştay Onüçüncü Dairesi tarafından anılan yönetmelikler iptal edildiğinden 'yayın izni' ve 'lisansa' ayrı ayrı ücretler almak, yürütülen tek hizmete karşılık mükerrer ücret alınması sonucunu doğuracağından, haksız tahsil edilen yayın izin ücretlerinin iadesi isteminin reddine yönelik dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı'' gerekçesiyle iptaline karar verildiğinin ve davacı tarafından 03/06/2016 tarihinde bu kararın uygulanması amacıyla idareye başvurulduğunun anlaşıldığı ve her ne kadar bu kararın Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 26/05/2017 tarih ve E:2016/2706, K:2017/1653 sayılı kararı ile, "idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen ücretlerin idare tarafından idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte geri ödenmesi gerektiği, 05/02/2005 tarihinden önce yapılan mükerrer ödemelerin ise zamanaşımına uğradığı'' gerekçesiyle bozulduğu anlaşılsa da, davacının başvuru tarihinde anılan iptal kararının mevcut olduğu, idarece bu iptal kararının gereklerine göre işlem ve eylemde bulunulması gerektiğinden dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu karar uyarınca yapılacak değerlendirme sırasında, sonradan ortaya çıkan Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin söz konusu kararının da davalı idarece değerlendirileceği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesi'nce; ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, dava konusu işlemin 05/02/2005 ile 05/02/2015 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen yayın izin ücretinin geri ödenmesine ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, davalı idare tarafından ileri sürülen hususların kararın iptale ilişkin bu kısmının istinaf yoluyla kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, davalı idarenin kararın iptale yönelik başvurusunun reddi gerektiği, Davalı idarenin, mahkeme kararının, dava konusu işlemin; davacı şirket tarafından 1998-2007 tarihleri arasında mükerrer ödendiği ileri sürülen yayın izin ücretinin iptaline ilişkin kısmının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesine yönelik istinaf başvurusuna gelince; Olayda, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla 24/01/2006 tarihinde iptal edildiği, Uydu Yayını Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin 10/10/2007 tarih ve 26669 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Uydu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin 24. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı dikkate alındığında, yayıncı kuruluşun mükerrer olarak ödediği ücretlerin iadesi istemiyle idareye başvurduğu 05/02/2015 tarihinden geriye doğru 10 yıldan daha önceki döneme isabet eden ödemelerin zamanaşımına uğradığı, diğer bir anlatımla 05/02/2015 ile 05/02/2005 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen ücretlerin idare tarafından idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte geri ödenmesi gerektiği, 05/02/2005 tarihinden önce yapılan mükerrer ödemelerin ise ilgili mevzuat hükümleri uyarınca zamanaşımına uğradığı sonucuna ulaşıldığı, Bu durumda, Mahkeme kararının gereğini yerine getirmekle yükümlü bulunan davalı idarenin, davacı yayın kuruluşu tarafından 1998-2007 yılları arasında mükerrer ödenmiş olan yayın izin ücretlerinin geri ödenmesi isteğiyle 05/02/2015 tarihinde yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı Üst Kurul kararı ile bu kararın bildirimine yönelik ...tarih ve ... sayılı işlemin iptali yolunda ... İdare Mahkemesi'nce verilen ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararla hukuka aykırılığı saptanan durum üzerine davalı idarece tesis edilen dava konusu işlemin; davacı şirketin 1998-2007 tarihleri arasında mükerrer ödediğini ileri sürdüğü 519.799,69.-TL yayın izin ücretinin, ...İdare Mahkemesi'nde açılan davada yapılan başvuru tarihinden itibaren (05/02/2015) 10 yıldan önceki döneme (2005 yılına) isabet eden 158.137,37-TL yayın izni ücretinin ilgili mevzuat hükümleri uyarınca zamanaşımına uğraması nedeniyle bu döneme ilişkin ödenen miktarın iadesine imkan bulunmadığından, dava konusu işlemin bu kısmında hukuka aykırılık, davanın bu bölümü için iptal kararı verilmesinde ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İdare Mahkemesi kararının; dava konusu işlemin 1998-05/02/2005 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen TV Uydu, TV Kablo ve Radyo Uydu yayın izin ücretlerinin idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle 05/02/2015 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun reddi yönünden işlemin iptaline ilişkin kısmının kaldırılmasına, davanın bu kısım yönünden reddine, 05/02/2005 ile 05/02/2015 tarihleri arasında idare tarafından mükerrer olarak tahsil edilen TV Uydu, TV Kablo ve Radyo Uydu yayın izin ücretlerinin idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle 05/02/2015 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun reddi yönünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin olarak verilen karara yönelik davalı idare istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, aynı uyuşmazlık konusunun bir yargı merciince takibi sürerken, konuya ilişkin daha sonraki işlemler aleyhine açılan davalarda evvelce yapılan yargılamaya ait dosya içeriğini göz önüne alarak karar verilmesi gerekmekte iken, salt “Bu karar uyarınca yapılacak değerlendirme sırasında sonradan ortaya çıkan Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin söz konusu kararının da davalı idarece değerlendirileceği açıktır." gerekçesi ile iptale dair hüküm kurulmasının hukuki kaosa yol açtığı, ... İdare Mahkemesi'nce tesis edilen karar ile, Danıştay'ın aynı hukuki ihtilaf konusundaki kararı görmezlikten gelinerek hüküm kurulduğu, zira davacı kuruluş tarafından 1998-2007 yılları arası ödenmiş yayın lisans ücretlerinin iade taleplerinin reddi işleminin iptali talebiyle açılan davada ... İdare Mahkemesi'nin nihai kararı ile Danıştay bozma kararı doğrultusunda verilen karar var iken, işbu temyize konu karar ile Bölge İdare Mahkemesi'nin aynı nitelikte karar kurmak zorunda bırakıldığı, bu nedenle ... İdare Mahkemesi kararı doğrultusunda işlem tesis edildiğinden kararın istinaf incelenmesi neticesinde kaldırılarak, davanın konususuz kalması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, Davacı tarafından, iptal talebinin konusu olan idari işlemin davalı İdare tarafından 27/06/2016 tarihinde tesis edilen idari işlem tarihinde, davalı idarenin uyması gereken bir yargı kararının yerine getirilmemesinden ibaret olduğu, Anayasal ve kanuni kurallar ışığında davalı idarenin mahkeme kararını gecikmeksizin yerine getirmekte yükümlü olduğu, ancak davalı idarenin davaya konu idari işlemle bu hükümleri ihlâl ettiği, dolayısıyla dava konusu işlemin mevcut bir yargı kararının yerine getirilmemesi sebebiyle hukuka aykırı olduğu, Bölge İdare Mahkemesi kararı ile mahkeme kararlarının derhal uygulanması ilkesinin geçersiz hale gelmesinin söz konusu olacağı, davaya konu idari işlemin hukuka aykırı addedilmesinin temel nedeninin, davalı idarenin yargı kararına uymaması olduğu, bu hukuka aykırılık durumunun kararın esasıyla ilgili olmadığı, öte yandan haksız idari işlemin tesisinden sonra verilen bir yargı kararının, söz konusu idari işlemin tesis edilme tarihinde hukuka aykırı olması durumunu ortadan kaldırmayacağı, dolayısıyla davalı idarenin tesis ettiği ve hukuka aykırı olan bir işlemin sonradan hukuka uygunluk kazanmasının mümkün olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, uyuşmazlık konusunun esastan ... İdare Mahkemesi'nde derdest olduğu, dolayısıyla açılmış bir dava var iken aynı konuda idareye başvurulması sonucu tesis edilen idare işlemlerine ilişkin açılan davalarda mahkemelerce daha sonraki işlem hakkında hüküm verilirken önceki yargılama kararlarını da dikkate alınarak hüküm kurulması gerektiği, aksi halde hukuki kaos oluşabileceği, temyize konu kararın HMK 30. maddede yer alan usul ekonomisi kuralına aykırı olduğu, bu nedenle idarelerince ... İdare Mahkemesi kararı doğrultusunda işlem yapıldığından kararın istinaf incelenmesi neticesinde kaldırılarak, davanın konususuz kalması nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, Davacı tarafından, davalı idare işleminin mevcut bir yargı kararının yerine getirilmemesi sebebiyle hukuka aykırı olduğu, İdare Mahkemesi'nce verilen iptal kararındaki gerekçenin de bu hususu vurguladığı, Danıştay'ın yerleşik içtihadına bakıldığında da işbu dava konusu idari işlem ile bu idari işlem ile davalı idare tarafından tatbiki reddedilen Mahkeme kararına konu idari işlemin birbirinden farklı olduğunun açık bir şekilde görüldüğü, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 16/01/2017 tarih ve E:2015/2469, K:2017/7 sayılı içtihadı gözetilmeden karar verilmesi durumunda "mahkeme kararlarının İdarece derhal uygulanması" kuralının işlevsiz hale gelmesinin söz konusu olacağı, dolayısıyla davalı idarenin derdestlik itirazının yerinde olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurularının kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarların taraflara ayrı ayrı iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 07/02/2024 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Danıştay tarafından iptal edilen ve uygulama hükmü kalmayan Uydu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği ile Kablo Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri gereğince 1998-2007 yılları arasında ödemiş olduğu yıllık TV Uydu, TV Kablo ve Radyo Uydu yayın izin ücretleri ve lisans ücretlerinin geri ödenmesi istemiyle 05/02/2015 tarihli dilekçe ile yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ...sayılı Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (Üst Kurul) kararının ... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edildiğinden bahisle ödenen 519.799,69-TL yayın ve lisans ücretinin yasal faizi ile ödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararının "yıllık yayın izin ücretinin zamanaşımına uğrayan kısmının iadesinin yapılmamasına'' ilişkin kısmı ile söz konusu kararın bildirilmesine yönelik... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın ''Temel hak ve hürriyetlerin niteliği'' başlıklı 12. maddesinde, ''Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder.'' hükmüne; ''Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması'' başlıklı 13. maddesinde, ''Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.'' hükmüne; ''Mülkiyet hakkı'' başlıklı 35. maddesinde, "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.'' hükmüne yer verilmiştir. Dosyanın incelenmesinden, 28/03/2002 tarih ve 24709 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından yayıncı kuruluştan söz konusu Yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı tarihe kadar ''yayın ücreti'' ve ''lisans ücreti'' adı altında iki farklı ücretin tahsil edildiği, Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği'nin Dairemizin 24/01/2006 tarih ve E:2005/75, K:2006/474 sayılı kararıyla tümünün iptal edildiği, davacı yayın kuruluşu tarafından yürütülen tek hizmete karşılık bahsi geçen Yönetmelik uyarınca yayın izin ücreti ve lisans ücreti adı altında mükerrer ücretlendirme yapıldığının yargı kararıyla ortaya çıktığından bahisle haksız yere tahsil edildiği belirtilerek 05/02/2015 tarihinde kayda giren dilekçe ile 1998-2007 yılları arasında ödemiş olduğu toplam 519.799,69-TL yayın ve lisans ücretinin yasal faiziyle birlikte iadesi istemiyle Kurul'a başvurulduğu, bu başvurunun ...tarih ve ... sayılı Üst Kurul kararı ile reddedildiği, bu Üst Kurul kararının ...İdare Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile iptal edilmesi üzerine ödenen bedelin iadesi talebiyle yapılan başvuru üzerine ...tarih ve ...sayılı Üst Kurul kararı ile "yıllık yayın izin ücretinin zamanaşımına uğrayan kısmının iadesinin yapılmamasına'' karar verilmesi üzerine söz konusu kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anayasa’nın 35. maddesinde temel hak olarak güvence altına alınmış olan "mülkiyet hakkı", kişiye, başkasının hakkına zarar vermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediği gibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren bir haktır. Anayasa’ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunla sınırlama getirilebilir. Mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı haklarını kapsamaktadır. Bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir “alacak” iddiasını elde etmeye yönelik meşru bir beklenti, Anayasa’nın mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olup bu sözleşme gereğince imzalanan ek protokolleri de imzalayarak bu protokollerdeki hakları da güvence altına alacağını taahhüt etmiştir. Ek 1 Nolu protokolde mülkiyet hakkı ile ilgili düzenlemeler getirilmiş olup AİHM'in yerleşik içtihatlarında da "alacak hakkı" mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmektedir (Luca/İtalya, 24/09/2013 tarihli karar). Bu durumda, yargı kararıyla iptaline karar verilen Kablolu Yayın Lisans ve İzin Yönetmeliği uyarınca Radyo Televizyon Üst Kurulu tarafından haksız yere tahsil edilen ücretler nedeniyle davacı yayın kuruluşu lehine bir alacak hakkının doğduğu, Anayasa'nın anılan hükümleri gereği alacak hakkının bir mülkiyet hakkı olarak değerlendirilmesi ve mülkiyet hakkının sınırlanabilmesi için öncelikle bu hususa ilişkin düzenlemelerin Kanunlarda yer alması gerektiği, özünde mülkiyet hakkını sınırlayan zamanaşımı müessesesine ilişkin dava konusu uyuşmazlıkta uygulanması mümkün Kanunla getirilmiş bir düzenlemenin hukuk sistemimizde bulunmadığı, bu nedenle herhangi bir süreye bağlı olmaksızın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından haksız yere tahsil edildiği anlaşılan ücretlerin tamamının idareye başvuru tarihi olan 14/07/2015 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle geri ödenmesi gerektiği, öte yandan özel hukuktan kaynaklanan borç ilişkilerini genel olarak düzenleyen Borçlar Kanunu'nun, zamanaşımına ilişkin hükümlerinin ise, kamu kurum ve kuruluşları ile kişiler arasındaki ilişkilerden doğan ihtilaflarda kıyas yoluyla uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davalı idarenin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davanın reddine ilişkin kısmının belirtilen gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay 13. Daire, E. 2019/638, K. 2024/573, www.arakarar.com/karar/danistay-13-daire-2019-638-e-2024-573-k-c5813779ecc6