Danıştay · 12. Daire
Danıştay 12. Daire 2023/7085 E. 2025/5749 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 12. Daire
- Esas No
- 2023/7085
- Karar No
- 2025/5749
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/7085 Karar No : 2025/5749
DAVACILAR : 1- ... 2- ... ... 18- ... 19- ... VEKİLLERİ : Av. ...
DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
3- ... Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ...
DAVANIN KONUSU : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığında tabip olarak görev yapan davacılar tarafından; Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla hazırlanarak, ... tarih ve ... sayılı Bakan oluru ile yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın; 1- "Ek ödemenin usul ve esasları" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.", "yılda toplam 12 günü geçmeyen", "yılda 7 günü geçmeyen" ve "hakem hastane tarafından onaylanan" ibarelerinin ve (c) bendindeki "mazeret izinleri ile refakat izin sürelerinin çalışılmış kabul edilen sürelere dahil edilmemesine" ilişkin eksik düzenlemenin, 2- Eki (5) sayılı Cetvelin üçüncü sırasında tabipler için "A-600" ve "B-155" olmak üzere toplam 755 ek ödeme oranı belirlenmesine ilişkin ibarelerin iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI : Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği'nin 12/08/2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe konulduğu, anılan Yönetmeliğin kapsamı dışında bırakılan, emsal kadro veya pozisyonlarda bulunan kurum hekimlerinin ücret dengesinin sağlanması amacıyla 7447 sayılı Kanunla yapılan yeni düzenlemede Sosyal Güvenlik Kurumunda görev yapan hekimlere ayrıca yer verildiği, davacı hekimleri de ilgilendiren 7447 sayılı Kanun'un 17. maddesi 01/05/2023 tarihinde yürürlüğe girmesine rağmen, Sosyal Güvenlik Kurumunca dava konusu düzenlemenin yaklaşık 5 ay sonra yapıldığı, ilgili her çalışanın aylarca beklediği, madden ve manen yıprandığı, kanuni alacaklar bakımından hak kaybına uğradığı; 7447 sayılı Kanun’un 17. maddesinde pratisyen hekimler için ek ödeme oranının % 855 olarak uygulanacağı kuralının getirildiği, davalı idareye verilen yetkinin, %855 oranını esas alarak görev yapılan birim ve iş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı, kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterleri göz önünde bulundurarak ek ödeme kesinti oranını belirlemek olduğu; normlar hiyerarşisine göre, anayasal ve yasal düzenlemelerden sonra gelen idari düzenlemelerin, yasa hükmüne dayalı olarak hazırlandığı ve yasa hükümlerine açıklık getirilmesi suretiyle bu hükümlerin uygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı, idari organların düzenleme yetkisinin, türevsel bir yetki niteliğinde olup yasa ile getirilen hükümleri aşacak şekilde kullanılmasının hukuka ve normlar hiyerarşisi ilkesine aykırı olacağı, 7447 sayılı Kanun ile getirilen ek ödeme oranı pratisyen hekimler için %855 olmasına rağmen davalı idarenin, bu oranı düşürmesi ve iki ayrı kalemde toplamda 755 olarak uygulamasının açıkça kanuna ve hukuka aykırı olduğu; kanun koyucunun belirlediği ek ödeme oranlarının pratisyen hekimler için “855”, uzman hekimler için “1010” şeklinde küsuratlı olmasının da kurumlar arasındaki ücret dengesinin sağlanmasına yönelik incelikli hesap yapıldığını gösterdiği, bu rakamların altında bir ek ödeme oranı belirlenmesinin, kanun koyucunun öngördüğü sonucun gerçekleşmesini sağlamaya yeterli olmayacağı, ek ödeme oranları yeniden belirlenirken önceki düzenlemede olduğu gibi tabip ve uzman tabipler için aynı azami oran belirlemek yerine ayrı ayrı belirleme yapılmış olmasının da ücret dengesinin sağlanmasının amaçlandığını ve bu hususta idareye takdir yetkisi tanınmadığının göstergesi olduğu; 7447 sayılı Kanun'un ve her bir kamu kurumu ile ilgili düzenlemenin gerekçeleri incelendiğinde, nihai amacın hekimlerin ücretlerinde ve çalışma koşullarında iyileştirme olduğu, 7447 sayılı Kanun'un genel gerekçesi ile dava konusu düzenlemenin dayanağı olan kanun maddesinin gerekçesinde bu hususa açıkça yer verildiği, ülkemizde, hekimlerin istihdamında yaşanan zorluk ve çalışma koşullarının ağırlığının sıklıkla tartışılan ve çözüm aranılan sorunlardan olduğu, dönem dönem yapılan düzenlemeler ile hekimlerin çalışma koşulları ve ücretlerinin ülke koşullarına uygun hale getirilmeye çalışıldığı; Sosyal Güvenlik Kurumunda görevli uzman hekim sayısının ve branşlara göre uzman hekim çeşitliliğinin az olması nedeniyle görevlerin büyük çoğunluğunun pratisyen hekimlerin üzerinde olduğu, uzman tabip ve tabip personelin her alanda aynı işi yaptıkları, eşit sayıda fatura ve dosya inceledikleri, aynı derecede sorumlu oldukları, uzman ayrımı olmaksızın tamamının sağlık ödemelerine ilişkin davalarda mütalaa yazdıklarını, dava konusu düzenlemenin hazırlık sürecinde farklı taslaklar hazırlanmakla birlikte, sonuç olarak dava konusu düzenlemeyle, Kanun kapsamında yer almayan hekim dışı eczacı personelin de düzenleme kapsamına dahil edildiği ve tabip personele ilk taslak düzenlemede teklif edilen oran olan 855 puandan 100 puan düşürülmek suretiyle toplam oranın 755 puan olarak belirlediği; dava konusu düzenlemeye kadar uzman tabip ve tabip arasında 100 puanlık bir fark mevcut iken somut, objektif, ölçülebilir bir kriter olmaksızın uzman ve pratisyen tabipler Kurumda aynı işi yapmalarına karşın farkın 205 puana çıkarıldığı; merkez teşkilatı genel idare hizmetleri sınıfında görev yapanlara daha fazla artış yapıldığı, ek ödemelerin tek kalem olarak düzenlendiği ve herhangi bir şarta bağlanmadığı, taşra teşkilatı içinse iki kalem olarak belirlendiği, ödemelerin fatura ve reçete incelenmesi ile sağlık kurullarında çalışma şartına bağlandığı; davalı idarenin taşra teşkilatında görev yapan, fatura ve reçete incelemesi ile sağlık kurullarında görev yapan hekimlerin istihdamında sorun yaşandığı, Sosyal Güvenlik Kurumu taşra teşkilatında büyük bir hekim açığı olduğu, yasal düzenlemenin temel olarak taşra teşkilatında görev yapacak hekimlerin çalışmasını teşvik etmeye yönelik olmasına rağmen, dava konusu düzenleme ile yönetici kadrolarına daha fazla ek ödeme verilmesinin anlaşılır olmadığı gibi kamu yararına ve hizmetin gereklerine de uygun olmadığı; 7447 Sayılı Kanun'la yapılan düzenleme sadece tabip kadrosunda görev yapanlar için bir artış getirmişken, Kanun kapsamında olmayan eczacı kadrosunda görev yapanlara da artış yapıldığı, davalı Kurum, eczacılar yönünden düzenleme yaparak inisiyatif alıp yetkisini genişletirken, Kanunla verilmiş bir hak için tabip personel aleyhine işlem tesis edildiği; ek ödemenin personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceği, yılda 12 günü aşan yıllık izin süreleri ile yılda 7 günü aşan kısa süreli hastalık rapor sürelerinin ve hakem hastane onayı olmayan heyet rapor sürelerinin, çalışılmış gün olarak kabul edilmemesine yönelik düzenlemenin ise dayanağını herhangi bir hukuk normundan almadığı ve keyfi yaklaşımı yansıtan bu düzenlemenin hukuka aykırılığı olduğu; 657 sayılı Kanun’un 23. maddesinde; Devlet memurlarının, bu Kanunla gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahip olduğu belirtmek suretiyle iznin bir hak olduğunun vurgulandığı, SGK bünyesinde görev yapan diğer memurlar yıllık izin ve rapor haklarını kullanmaya devam ederken Ek 5 sayılı cetvelde yer alan hekimlerin rapor/izin haklarının, 7/12 günle sınırlandırılmaya çalışılmasının kurum içi ayrımcılığa sebep olduğu; Anayasa Mahkemesinin 13/09/2023 tarih ve E:2022/102 ve K:2023/154 sayılı kararında; Sağlık Bakanlığı personeline ilişkin ek ödeme oranı ile usul ve esaslarına ilişkin temel kuralların kanunla düzenlenmeyip, düzenleme yetkisinin idareye devredildiğine yönelik iddiaların tartışıldığı uyuşmazlıkta, idarenin düzenleme yetkisinin sınırlı, tamamlayıcı ve bağlı bir yetki olduğunun, kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisi vermesinin yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturduğunun vurgulandığı; dava konusu düzenleme, davacı hekimlerin aylık gelirinin önemli bir kısmının kaybedilmesi sonucunu doğurduğundan, en temel özlük haklarının ve dinlenme hakkı gibi Anayasal haklarının kullanımı konusunda caydırıcı olduğu, hastalık izninin sadece 7 günlük kısmı için ek ödeme verilmesinin 657 sayılı Kanun'un 105. maddesine aykırı olduğu; heyet rapor sürelerinin “hakem hastane tarafından onaylanması” koşulunun da hukuka uygun olmadığı, hastalık raporlarının hangi hâllerde, hangi hekimler veya sağlık kurulları tarafından verileceğinin 29/10/2011 tarih ve 28099 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'te gösterildiği ve hakem hastane tarafından raporun değerlendirilmesinin istisnai bir durum olduğu; raporlu sürenin 7 günden fazla sürmesi durumunda ek ödeme yapılmaması veya ek ödemenin yapılması için sağlık kurulu raporlarının mutlaka hakem hastane onayına tabi kılınmasının, çalışanları anayasal hakları ile geliri arasında seçim yapmaya zorlayan, izin haklarını kullanma konusunda caydırıcı etki yaratması düşüncesiyle getirilmiş olan, dinlenme, analık, tedavi ve hastalık nedeniyle istirahat haklarını, rekafat izni haklarını, mazeret izin haklarını kısıtlayıcı nitelikte düzenlemeler olup hukuka aykırı olduğu; mazeret izni ve refakat izni hakkına çalışılmış gün kavramı içinde yer vermeyen dava konusu düzenlemenin, bu yönüyle de eksik olduğu; 11/04/2014 tarihli “Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nda yer alan, “ek ödeme fiilen görev yapıldığı sürece ve bu süreyle orantılı olarak ödenir. Ancak, yılda 30 günü geçmeyen izin süreleri için filen görev yapma şartı aranmaz” ibaresinin Danıştay Onikinci Dairesi tarafından iptal edildiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun, İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından reddedildiği, davalı idarenin, yargı kararları sonrası yeni düzenleme yapmasına dayanak yeni bir hukuki neden (yasa değişikliği) olmamasına rağmen aynı nitelikteki düzenlemeyi tekrar yapmasının, Anayasa'nın 2. ve 138. maddeleri ile 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesine açıkça aykırı olduğu; dava konusu düzenlemelerin, davacı hekimlerin aylık gelirinin önemli bir kısmının kaybedilmesi sonucunu doğurduğu, dinlenme ve sağlık hakkı gibi Anayasal hakların kullanımı konusunda caydırıcı nitelikte olduğu, özlük haklarını kısıtlayıcı nitelikte olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Savunması: Öncelikle Hazine ve Maliye Bakanlığının da hasım mevkiine alınması gerektiği, öte yandan; 05/04/2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7447 sayılı Kanun ile Sosyal Güvenlik Kurumunda çalışan tabip ve diş tabiplerinin ek ödeme oranları yeniden belirlendiği için personele yapılacak ek ödemenin uyumlu hale getirilmesi gerektiğinden, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından çalışma başlatıldığı, hazırlanan ve Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderilen ilk taslakta, ek ödeme oranları Kanun’da olduğu şekilde belirlenmiş ise de, Hazine ve Maliye Bakanlığınca uygun mütalaa edilmediğinin bildirildiği, ikinci taslağın da aynı şekilde uygun görülmediği, 11/04/2014 tarihli Bakan onayı ile yürürlüğe giren Ek Ödeme Usul ve Esasları'nın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bentlerinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onbirinci Dairesinin 15/10/2015 tarihli yürütmenin durdurulması kararı sonrası, SGK tarafından hazırlanan taslaktan bu fıkraların çıkarıldığı, bunun üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığınca verilen görüşte “…Söz konusu karara istinaden ek ödemenin yapılmasında fiilen çalışma şartının tamamen kaldırılmasının, bu ödemeyi aylıkla birlikte peşin ödenen bir maaş unsuruna dönüştüreceği, diğer kurum uygulamalarında da fiilen çalışma şartı arandığından, aksi yöndeki bir düzenlemenin uygulamadaki paralelliği bozarak benzer taleplere neden olabileceği düşünülmektedir…” denildiği ve fiili çalışmaya ilişkin hükümlerin yer aldığı maddelerin taslaktan kaldırılmasının uygun olmadığının belirtildiği; mevzuat hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilen işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Hazine ve Maliye Bakanlığının Savunması: 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesinde ek ödeme tutarları ile usul ve esasların belirlenmesi konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına yetki verildiği, dava konusu Usul ve Esaslar’ın anılan Kanun’da verilen yetki çerçevesinde kamu yararı ve hizmet gerekleri göz önünde bulundurularak düzenlendiği; 11/04/2014 tarih ve 1351 sayılı Bakan onayı ile yürürlüğe giren Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın ekli cetvellerinin iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Onikinci Dairesinin 01/07/2021 tarih ve E:2018/3583, K:2021/4401 sayılı kararında, personele ödenecek ek ödeme oranlarının 5502 sayılı Kanun'da belirtilen kriterler ile ek ödeme üst sınırları gözetilerek Usul ve Esaslar'da belirlenmesinin hukuka aykırı olmadığının belirtildiği; Kanun ile belirlenen oranların ek ödeme tavan oranları olduğu, kanuni yetki çerçevesinde, söz konusu tavanları aşmamak üzere çeşitli kriterlere bağlı olarak ek ödeme oranlarını belirleme yetkisinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına ait olduğu, aksi halde aynı tavan oranına sahip tüm personel için aynı ek ödemenin yapılması sonucunu doğuracağı, söz konusu durumun kurum personelinin performansına bağlı olarak yapılması gereken ve aynı zamanda bu yolla kamu hizmetlerinin niteliğini yükseltmeyi amaçlayan ek ödemeyi işlevsiz hale getireceği; kanuni düzenleme ile belirlenen tavan ek ödeme oranları dahilinde kalmak üzere ek ödemelerini anılan Usul ve Esaslar'ın Ek (5) sayılı cetveline göre almakta olan uzman tabiplerin ek ödeme oranları kanuni düzenleme ile paralel olarak en yüksek devlet memuru aylığının %310’u tutarında artırılarak %650’den %960’a, tabiplerin ek ödeme oranları ise kanuni düzenlemede öngörülen en yüksek devlet memuru aylığının %155’i tutarının üzerinde olmak üzere en yüksek devlet memuru aylığının %205’i tutarında artırılarak %550’den %755’e yükseltildiği; Sosyal Güvenlik Kurumunda istihdam edilen tabip personelin ek ödeme oranlarında, kurum içi dengeler de göz önünde bulundurularak kanuni artışın üzerinde bir artış yapıldığı, kanuni değişikliğin gerekçesini oluşturan, Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerinde istihdam edilen tabip personelin faydalanmakta olduğu taban ödeme tutarlarından daha yüksek tutarda bir iyileştirme yapıldığı; bir uzman tabip ile aynı görevi yürüten bir tabibin aynı performansa ulaşsa bile aynı ek ödeme tutarını almasının mümkün olmadığı, kamu personeli ücret sistematiğinde kadro unvanı ve derecesi, eğitim durumu, performans gibi kriterler kullanılarak, farklı ünvana ve eğitim seviyesine sahip personele yapılan ödemeler arasında Kanun’da öngörülen sınırlar içerisinde farklılaştırma yapılmasının Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmediği; 5502 sayılı Kanun’un 28. maddesinin son cümlesinde yer alan hükümde; ek ödemelerin hesaplanmasına kullanılacak kriterler arasında “kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler” ibaresine yer verilmek suretiyle, Sosyal Güvenlik Kurumuna, personele yapılacak ek ödemeleri fiili çalışmayla ilişkilendirme konusunda açık yetki verildiği; Danıştay Onikinci Dairesinin iptal kararı üzerine, dava konusu Usul ve Esaslar ile; ek ödemenin personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceği ve sağlık izinleri iptal kararı ile uyumlu olarak ayrı bir düzenlemeye tabi tutularak, yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri ile görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde, kullandıkları hastalık izin sürelerinin çalışılmış gün olarak kabul edileceği ve bu süreler için hiçbir şekilde ek ödeme kesintisi yapılamayacağının kurala bağlandığı; personelin temel maaşının yanında çeşitli kriterlere göre faydalanacağı, performansa dayalı ek ödemede fiili çalışma şartının aranmasında hukuka aykırılık bulunmadığı; Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliği ve Yükseköğretim Kurumlarında Döner Sermaye Gelirlerinden Yapılacak Ek Ödemenin Dağıtılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik'te de benzer şekilde fiili çalışmaya bağlı ödemelerin olduğu, bu durumun, sağlık hizmeti sunumunda yer alan kurumlar arasında sağlık hizmet sunumunun kamu yararı gözetilerek kesintisiz bir şekilde devam ettirilebilmesi için ek ödemelerde fiilen çalışma şartının aranması açısından bir uygulama birliği ve denge oluşturduğu; Usul ve Esaslar'ın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde 12 günü aşan yıllık izin sürelerinde ek ödeme yapılmayacağına ilişkin düzenlemenin, 657 sayılı Kanun'un “Mazeret izni” başlıklı 104. maddesinin (g) bendine ve hukuk ilkelerine aykırı olmadığı; 657 sayılı Kanun’un “Hastalık ve refakat izni” başlıklı 105. maddesinde yer alan; “Memura, aylık ve özlük hakları korunarak, verilecek raporda gösterilecek lüzum üzerine, kanser, verem ve akıl hastalığı gibi uzun süreli bir tedaviye ihtiyaç gösteren hastalığı hâlinde onsekiz aya kadar, diğer hastalık hâllerinde ise oniki aya kadar izin verilir.”kuralına paralel şekilde yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor sürelerinde personelin ek ödemelerinde kesinti yapılmayacağı düzenlemesine yer verildiği; sağlık hizmetleri sunumunda görev alan personele, topluma sunmak zorunda olduğu görevleri için ödenen aylık maaşın yanında aynı hizmetler için performansa dayalı ek ödeme uygulaması getirilerek personeli motive etme yoluyla bu hizmetin daha etkin bir şekilde topluma sunulmaya çalışıldığı, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının Savunması: Hazine ve Maliye Bakanlığının da hasım mevkiine alınması, birden çok kişinin tek dilekçe ile dava açabilmesinin şartlarının sağlanıp sağlanmadığının ve davanın süresinde açılıp açılmadığının resen tetkik edilmesi gerektiği; öte yandan, dava konusu düzenlemenin hazırlanması sürecinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Hazine ve Maliye Bakanlığına gönderilen ilk taslakta ek ödeme oranları Kanun’da yer alan düzenleme ile aynı oranda belirlenmiş ise de, Bakanlıkça uygun mütalaa edilmediğinin bildirildiği, ikinci taslağın da aynı şekilde uygun görülmemesi ve Hazine ve Maliye Bakanlığınca gönderilen cevabi yazıda, “Usul ve Esaslar ekinde yer alan cetvellerin yazımız ekinde yer aldığı şekliyle düzenlenmesi gerektiği değerlendirilmektedir” denilmesi üzerine, bu görüşlerin aynen uygulandığı, Usul ve Esasların, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı makam onayını takiben duyurulduğu; 5502 sayılı Kanun’un 28. maddesinin sekizinci fıkrasındaki “ek ödeme yapılabilir” ifadesi kapsamında ek ödeme oranı belirlenirken tavan oranları geçmeden belirleme yapma konusunda davalı idarenin takdir yetkisinin bulunduğu; sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve kurum sağlık kurullarında çalışanlara yapılan ek ödemenin 657 sayılı Kanun kapsamında ödenen mali haklardan olmadığı, aylığa ilave olarak ödenen bir teşvik uygulaması niteliğinde olduğu; pratisyen ve uzman hekimler arasında başarı, çalışma alanları, tabibin eğitimi için harcadığı bedensel ve zihinsel işgücü ve dikkat yoğunluğu açısından farklılık olduğundan, ek ödeme oranlarının farklı belirlenmesinin hakkaniyete aykırı olmadığı; 11/04/2014 tarihli Bakan onayı ile yürürlüğe giren Ek Ödeme Usul ve Esasları'nın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (ç) fıkralarının iptali istemiyle açılan davada Danıştay Onbirinci Dairesinin 15/10/2015 tarihli yürütmenin durdurulması kararı sonrası, SGK tarafından ilgili fıkraların hazırlanan taslaktan çıkarıldığı, Hazine ve Maliye Bakanlığınca verilen görüşle “fiili çalışmaya ilişkin hükümlerin yer aldığı maddelerin taslaktan kaldırılmasının uygun olmadığının belirtildiği; 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesinin sekizinci fıkrası lafzi olarak yorumlandığında, madde metninden personele ek ödemenin her halükarda yapılacağı gibi bir anlam çıkmadığı, ek ödemenin nasıl ve ne surette yapılacağının idarenin takdirine bırakıldığı, aksi bir düşüncenin bu ödemeyi aylıkla beraber bir maaş unsuruna dönüştüreceği, diğer kurum uygulamalarında da fiilen çalışma şartı arandığından, uygulamadaki yeknesaklığı bozarak benzer taleplere neden olacağı, fiilen çalışma şartı aranmasının ise ek ödemenin amacı ve hizmet gereklerine uygun olduğu; dava konusu düzenlemede dayanağı olan 5502 sayılı Kanun’un 28. maddesine ve hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Anayasa'nın 128. maddesinde kamu görevlilerinin hakları, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesinin kurala bağlandığı; Anayasa Mahkemesinin 13/09/2023 tarih ve E:2022/102, K:2023/154 sayılı kararında da belirtildiği üzere, memurların mali ve sosyal haklarının miktarının/oranının (aynı şekilde bu haklarda yapılacak kısıtlamaların/kesintilerin) kanunla düzenlenmesinin Anayasal bir zorunluluk olduğu; 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesinde, SGK'da çalışan sağlık personeline yapılacak ek ödemenin "miktarı/oranı" ile ek ödemeden "hangi hallerde kesinti yapılacağının" kanunla düzenlenmediği ve bu hususların Bakan tarafından belirlenecek usul ve esaslara bırakıldığı; bu durumun Anayasa'nın 128. maddesindeki "kanunilik" koşuluna ve Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararının gerekçesine aykırı olduğundan bahisle, söz konusu düzenlemede yer alan "Bakan tarafından belirlenir" ibaresinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği; Anayasa Mahkemesine başvurulmaması halinde, işin esasına ilişkin olarak, Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan dava konusu ibareler yönünden; 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamında yapılan ek ödemenin, "personelin fiilen çalışması" koşuluna bağlanması hususunda idarenin takdir yetkisinin bulunduğu; Usul ve Esaslar'ın 6/1-c maddesindeki dava konusu düzenlemede, ek ödemenin kural olarak personelin fiilen çalışması" koşuluna bağlandığı; bununla birlikte, istisnai olarak bazı izin süreleri çalışılmış gün kabul edildiği ve fiilen çalışılmadığı halde bu süreler için ek ödeme yapılmasının öngörüldüğü, söz konusu maddede sayılmayan diğer izin süreleri için ise ek ödeme yapılmayacağının kurala bağlandığı; görüldüğü üzere, idare tarafından bazı izin süreleri çalışılmış gün sayıldığı, bazı izin sürelerinin ise çalışılmış gün sayılmadığı; bu yönüyle dava konusu düzenlemenin getiriliş amacının, "çalışılmış gün sayılmayan diğer izin süreleri" yönünden hukuken haklı, geçerli ve makul bir nedene dayanıp dayanmadığının irdelenmesi gerektiği; Anayasa’nın 50. maddesinde, “…Dinlenmek, çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.” kuralının yer aldığı, 657 sayılı Kanun'un 64. maddesinin üçüncü fıkrasında da, “yıllık izinde geçirilen süreler fiilen çalışılmış sayılır.” hükmüne yer verildiği; buna göre, 5502 sayılı Kanun kapsamında yapılan ek ödemenin, personelin yaptıkları asli görevlerinin karşılığında ödenen temel bir maaş unsuru haline dönüştüğü dikkate alındığında, "aksine bir yasal düzenleme olmadıkça", yıllık izin döneminde de ödenmesi gerektiği; kaldı ki, Usul ve Esaslar'ın 6/1-c maddesiyle, "7 günlük hastalık izin süresi" ile "hakem hastane tarafından onaylanan hastalık rapor süreleri" çalışılmış gün olarak kabul edildiği halde, Anayasal bir hak olan yıllık izin sürelerinin çalışılmış gün olarak sayılmamasının, haklı, makul ve hukuken kabul edilebilir bir yönünün bulunmadığı; nitekim, yıllık izin hakkının, diğer izin haklarına (hastalık izni ve süt izni haklarına) göre en temel hak olduğu; ek ödeme için bazı izinler çalışılmış gün olarak sayılacaksa, tüm izinlerden önce, ilk olarak yıllık izin sürelerinin çalışılmış gün olarak kabul edilmesi gerektiği; yıllık izin süresinde, ek ödeme yapılmaması nedeniyle maaşlarda önemli ölçüde azalma meydana geleceğinden personelin Anayasal bir hak olan yıllık iznini kullanmaktan vazgeçebileceği; diğer taraftan, 7 günlük hastalık izin süresi çalışılmış gün kabul edildiği halde, "yıllık izin ile zorunluluk durumunda ve mazerete dayalı verilen 7 gün evlilik, 7 gün ölüm, 10 gün babalık izin sürelerinin" çalışılmış gün sayılmamasının, haklı ve hukuken kabul edilebilir bir yönünün bulunmadığı; ayrıca, Usul ve Esaslar'da, “hakem hastane tarafından onaylanan sağlık kurulu raporu sürelerinin” çalışılmış gün kabul edildiği, 657 sayılı Kanun’un 152. maddesinde, “sağlık kurulu raporu üzerine verilen hastalık izinleri” için kesinti yapılmayacağının düzenlendiği; Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulan “Devlet Memurlarına Verilecek Hastalık Raporları ile Hastalık ve Refakat İznine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”in 7. maddesinin yedinci fıkrasında, hastalık raporlarının fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt bulunması hâlinde, memurun hakem hastaneye sevk edilmesinin kurala bağlandığı dikkate alındığında, fenne aykırı olduğu konusunda tereddüt olup olmadığına bakılmaksızın, ek ödeme yönünden tüm sağlık kurulu raporlarının hakem hastaneden onaylanmasının zorunlu hale getirilmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı; dolayısıyla, Usul ve Esaslar'ın 6/1-c maddesindeki dava konusu "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir", "yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri" ve ''hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri’’ ibareleri ile "mazeret iznine" yer verilmemesine ilişkin eksik düzenlemenin iptaline, diğer ibareler yönünden ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği; Usul ve Esaslar'a ekli (5) sayılı Cetvelin üçüncü sırasında tabipler için "A-600" ve "B-155" olmak üzere toplam 755 ek ödeme oranı belirlenmesine ilişkin ibareleri yönünden; 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesinde, tabip, diş tabibi, uzman tabip, uzman diş tabibi ve eczacı unvanlı personele, en yüksek Devlet memuru aylığının %700'ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilmesine imkan sağlandığı; 7447 sayılı Kanun'la tabip, uzman tabip, diş tabibi ve uzman diş tabibinin tavan ek ödeme oranlarının yükseltildiği; bunun üzerine, yasal değişikliğe uyum sağlanması amacıyla, bir önceki Usul ve Esaslar'da tabipler için öngörülen ek ödeme oranlarının, dava konusu Usul ve Esaslar ile artırıldığı; söz konusu Usul ve Esaslar'ın dava konusu edilen kısımlarının, 5502 ve 7447 sayılı Kanunlar'da belirtilen tavan ek ödeme oranları ve kriterler gözetilerek, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde düzenlendiği ve söz konusu düzenlemede açık bir takdir hatasının bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, bu kısım yönünden davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Sosyal Güvenlik Kurumunun taşra teşkilatında pratisyen hekim olarak görev yapan davacıların vekili tarafından açılan davada; Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yürürlüğe konulan "Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları"nın; "Ek ödemenin usul ve esasları" başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.", "yılda toplam 12 günü geçmeyen", "yılda 7 günü geçmeyen" ve "hakem hastane tarafından onaylanan" ibarelerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 104. maddesinde düzenlenen mazeret izin süreleri ve 105. maddesinde düzenlenen refakat izin sürelerinin çalışılmış kabul edilen süreler içine dahil edilmemesi nedeniyle 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki eksik düzenlemenin, anılan Usul ve Esaslara ekli Ek (5) sayılı cetvelin üçüncü sırasında tabipler için "A-600" ve "B-155" olmak üzere toplam 755 ek ödeme oranı belirlenmesine ilişkin ibarelerin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi Anayasanın 124. maddesinde, Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri belirtilmiştir. Anayasa'da düzenleyici işlem olarak sadece yönetmelikler belirtilmiş ise de idarenin düzenleme yetkisi bununla sınırlı olmayıp, idareler, değişik adlar altında da (genelge, yönerge, tamim, sirküler vb.) düzenleyici işlemler yapmaktadırlar. Normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat ve benzeri düzenlemelerin, üst hukuk normlarının daraltılması ve genişletilmesi sonucunu doğurmayacak şekilde, uygulamaya ilişkin konularda açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte olması ve üst hukuk normlarına aykırılık teşkil etmemesi gerekmektedir. 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun "Personelin statüsü, ücret ve malî haklar" başlıklı 28. maddesinin son fıkrasında; "(Ek fıkra: 11/10/2011-KHK-666/5 md.) Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %700’ünü, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele ise %225’ini geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. (Ek cümle: 12/7/2013-6495/37 md.) Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan kadrolara asaleten veya vekâleten atanan ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde fiilen çalışan doktor, diş hekimi ve eczacılara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %700’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Yapılacak ek ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılmaz. İş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar, Yönetim Kurulunun teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakan tarafından belirlenir." hükmüne yer verilmiştir. 05/04/2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7447 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ek 39 uncu madde eklenmiş ve anılan maddenin sekizinci fıkrasında; “5502 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “%700” ibareleri; uzman tabip ve uzman diş tabipleri için “%1.010”, tabip ve diş tabipleri için “%855” olarak uygulanır” hükmüne yer verilerek Sosyal Güvenlik Kurumundaki kapsam dahilindeki personelin de Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerinde çalışmakta olan tabip personel gibi taban ödemeden benzer tutarlarda faydalanmasına olanak sağlanmıştır. Belirtilen yasal düzenleme üzerine 375 sayılı KHK’nın ek 39 uncu maddesinde öngörülen ödemeden SGK’da kapsam dahilindeki personelin de faydalanabilmesi için Bakanlık makamının 11/04/2014 tarih ve 1351 sayılı onayı ile 02/08/2013 tarihinden itibaren yürürlükte olan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödeme Usul ve Esaslarını yürürlükten kaldıran davaya konu Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödeme Usul ve Esasları (6. maddesinin 1. fıkrasının c ve ç bentleri hariç) 01/05/2023 tarihinden geçerli olmak üzere, 6. maddesinin 1. fıkrasının c ve ç bentleri yayımı takip eden ay başı itibarıyle yürürlüğe konulmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasların 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir. Resmi tatil günleri, idari ve nöbet izinleri yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri, yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri, yılda en fazla iki defa görevlendirme suretiyle kendi alanı ile ilgili yurt içi kongre, konferans, seminer ve sempozyum gibi etkinliklere katılan personelin bir yılda toplam 10 günü geçmeyen süreleri, görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde kullandıkları hastalık izin süreleri, çalışılmış gün olarak kabul edilir ve hiçbir şekilde ek ödeme kesintisi yapılmaz." kuralına yer verilmiştir. Dava konusu usul ve esasların hukuki dayanağını oluşturan 5502 sayılı Kanunu'nun anılan maddesinde, belirtilen yer ve işlerde fiilen çalışan sağlık personeline belirtilen oranları geçmemek üzere ek ödeme yapılabileceği, ek ödeme tutarlarının belirlenmesinde iş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler göz önünde bulundurulacağı belirtilerek, yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin usul ve esasların Bakan tarafından belirleneceği hüküm altına alınmak suretiyle belirtilen konuda idareye yetki verilmiştir. 657 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatta Devlet memurlarının faydalanabilecekleri haklar arasında sayılan yıllık izin, mazeret izni, hastalık izni ve şua-sağlık izinleri ve bu haklarını kullanmaları nedeniyle mali haklarından mahrum bırakılmamaları güvence altına alınmışsa da ek ödeme uygulaması, 657 sayılı Kanun kapsamında ödenen mali haklardan olmayıp, personele fiilen çalışma koşuluyla aylık ya da sözleşme ücretlerine ilaveten yapılan ödeme niteliğinde olduğundan, 657 sayılı Kanunda öngörülen mali haklar ve bunlara ilişkin koruma tedbirleriyle birebir kıyaslanması mümkün değildir. 5502 sayılı Kanunda ek ödemenin belirtilen kadrolarda bulunanlara belirtilen işlerde fiilen çalışmaları halinde ek ödeme yapılabileceği belirtilerek ek ödeme tutarlarının belirlenmesinde dikkate alınacak kriterler arasında kullanılan izin ve istirahat raporlarına yer verilmiş, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 104. maddesinin G) bendinde, "Yıllık izin ve mazeret izinleri sırasında fiili çalışmaya bağlı her türlü ödemeler hariç malî haklar ile sosyal yardımlara dokunulmayacağı hüküm altına alınmıştır. Davaya konu Usul ve Esasların 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceği, ek ödeme kesintisinin yapılmayacağı günler başka bir deyimle fiilen çalışılmayan izinli ve raporlu sürelerinin çalışılmış gün olarak kabul edileceği süreler belirtilerek istisnalar getirilmiş, istisnalar dışında kalan izinli ve raporlu sürelerle mazeret ve refakat izin süreleri çalışılmış kabul edilen süreler içine dahil edilmemiştir. Bu durumda ek ödemenin fiilen görev yapılması koşuluyla yapılan teşvik uygulaması niteliğinde bir ödeme olduğu ve ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin usul ve esasların belirlenmesi konusunda idareye verilen takdir yetkisi dikkate alındığında, söz konusu Usul ve Esasların 6. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde düzenleme yapılırken takdir yetkisinin, ek ödemenin amacı ve hizmet gerekleri gözetilerek üst hukuk normlarına aykırı olmayacak şekilde kullandığı sonucuna ulaşıldığından bu maddedeki düzenlemelerin eksik veya hukuka aykırı olduğundan söz edilemeyeceğinden davaya konu kısımlarının iptalini gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Davanın anılan Usul ve Esaslara ekli Ek (5) sayılı cetvelin üçüncü sırasında tabipler için "A-600" ve "B-155" olmak üzere toplam 755 ek ödeme oranı belirlenmesine ilişkin ibarelerin iptali istemine ilişkin kısmına gelince; Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları ile ekli cetvellerin incelenmesinden, ek ödemenin personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceğinin belirtildiği (1), (2), (3) ve (4) sayılı cetvellerde, 657 sayılı Yasaya tabi kurumlarda tabip, diş tabibi ve eczacı olarak görev yapmakta iken Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı ve şube müdürlüğü kadrolarına asaleten veya vekaleten atananlara yapılacak ek ödeme oranlarına, (5) sayılı cetvelde ise, Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlar ile sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele yapılacak ek ödeme oranlarına yer verildiği, diğer cetvellere göre ek ödeme yapılanlara Ek (5) sayılı cetvele göre, Ek (5) sayılı cetvele göre ek ödeme yapılanlara ise, diğer cetvellere göre ek ödeme yapılmayacağının kurala bağlandığı, Ek (5) sayılı Cetveldeki ek ödeme oranlarının, A ve B sütunlarında iki farklı şekilde belirlendiği, A sütunundaki ek ödeme oranlarının asıl kadro ve görev unvanına göre, B sütunundaki ek ödeme oranlarının da Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunanlardan, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi denetim, komisyon ve sağlık kurulunda fiilen çalışanlara performansa dayalı ek ödemeye ilişkin oranlar olduğu, bu cetvelin 3. sırasında yer alan "Tabip'' kadro ve görev unvanı için ek ödeme oranlarının A sütununda 600, B sütununda 155 olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Söz konusu usul ve esaslara ekli cetvellerdeki düzenlemelerin, idareye verilen yetki çerçevesinde ve üst hukuk normunda belirtilen ek ödeme tavan tutarları ile ek ödeme tutarlarının belirlenmesinde dikkate alınacak kriterler gözetilerek yapıldığı sonucuna ulaşıldığından Ek 5 sayılı cetvelin 3. sırasında "Tabip'' kadro ve görev unvanı için belirlenen ek ödeme oranlarına ilişkin düzenlenmede hukuka aykırılık görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, duruşma için önceden belirlenen 09/12/2025 tarihinde, davacılardan ... ve davacılar vekili Av. ... ile davalılar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı vekili Av. ..., Hazine ve Maliye Bakanlığı vekili Av. ..., Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Av. ...'ın ve Danıştay Savcısı ...'ın katılımıyla açık duruşmaya başlanıldı. Taraflara usulüne uygun ikişer defa söz verildikten, Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan ve taraflara son kez söz verildikten sonra, duruşmaya son verildi. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığında tabip olarak görev yapan davacılar tarafından; Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla hazırlanarak, ... tarih ve ... sayılı Bakan oluru ile yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın "Ek ödemenin usul ve esasları" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.", "yılda toplam 12 günü geçmeyen", "yılda 7 günü geçmeyen" ve "hakem hastane tarafından onaylanan" ibarelerinin, (c) bendindeki "mazeret izinleri ile refakat izin sürelerinin çalışılmış kabul edilen sürelere dahil edilmemesine" ilişkin eksik düzenlemenin ve Ek (5) sayılı Cetvelin üçüncü sırasında tabipler için "A-600" ve "B-155" olmak üzere toplam 755 ek ödeme oranı belirlenmesine ilişkin ibarelerin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un ''Personelin statüsü, ücret ve malî haklar'' başlıklı 28. maddesinin sekizinci fıkrasında, ''(Ek fıkra: 11/10/2011-KHK-666/5 md.) Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %700’ünü, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele ise %225’ini geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. (Ek cümle: 12/7/2013-6495/37 md.) Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan kadrolara asaleten veya vekâleten atanan ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde fiilen çalışan doktor, diş hekimi ve eczacılara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %700’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Yapılacak ek ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılmaz. İş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar, Yönetim Kurulunun teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakan tarafından belirlenir.'' kuralı yer almıştır. Anılan düzenlemeye istinaden ...tarih ve ... sayılı Bakan onayı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları yürürlüğe konulmuştur. 05/04/2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7447 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek 39. maddenin yedinci fıkrasında, ''5502 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “%700” ibareleri; uzman tabip ve uzman diş tabipleri için “%1.010”, tabip ve diş tabipleri için “%855” olarak uygulanır.'' kuralına yer verilmiştir. Söz konusu değişikliğe ilişkin 17. maddenin gerekçesinde ise, "Madde ile özel kanunları uyarınca yapılan çeşitli ödemeler de dikkate alınarak kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen uzman tabip ve tabip kadro veya pozisyonlarında bulunan personel arasında ücret dengesinin sağlanmasına yönelik olarak ilave ödeme yapılmasına ilişkin hususlar düzenlenmektedir.” açıklamalarına yer verilmiştir. 7447 sayılı Kanun'la 5502 sayılı Kanun'da tabip ve diş tabiplerin ek ödeme tavan oranlarında yapılan değişiklik sonrasında, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının 19/10/2023 tarihli onayıyla dava konusu Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları yürürlüğe konulmuş,...tarih ve ... sayılı Bakan onayı ile yürürlüğe konulmuş olan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları ise yürürlükten kaldırılmıştır. İşbu davaya konu olan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın ''Amaç'' başlıklı 1. maddesinde, bu Usul ve Esaslar'ın 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 28. maddesinin sekizinci fıkrasında sayılan sağlık personeline yapılacak ek ödemenin usul, esaslarını belirlemek amacıyla hazırlandığı; ''Kapsam'' başlıklı 2. maddesinde, bu Usul ve Esaslar'ın, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu'nun 28. maddesinde sayılan sağlık personelini kapsadığı; ''Ek ödemenin oranı'' başlıklı 5. maddesinde, bu Usul ve Esaslar kapsamına giren personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarına, ekli Cetvellerde yer alan oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda her ay ek ödeme yapılacağı; ''Ek ödemenin usul ve esasları'' başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, ek ödemenin; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi kurumlarda uzman tabip/tabip, uzman diş tabibi/diş tabibi ve eczacı olarak görev yapmakta iken Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde; Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı ve Daire Başkanı kadrolarına atanan personele Ek (1) sayılı Cetvel'de belirlenen oranlarda; Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı ve Daire Başkanı kadrolarına vekaleten atanan personele Ek (2) sayılı Cetvel'de belirlenen oranlarda; Şube Müdürlüğü kadrolarına asaleten atanan personele Ek (3) sayılı Cetvel'de belirlenen oranlarda; Şube Müdürlüğü kadrolarına vekaleten atanan personele Ek (4) sayılı Cetvel'de belirlenen oranlarda yapılacağı; (b) bendinde, birinci fıkranın (a) bendi kapsamında yer alanlar hariç olmak üzere; Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; uzman tabip, tabip, uzman diş tabibi, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlar ile sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele Ek (5) sayılı Cetvel'de belirlenen oranlar esas alınmak suretiyle ek ödeme yapılacağı; dava konusu (c) bendinde, ek ödemenin personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceği; resmi tatil günleri, idari ve nöbet izinleri, yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri, yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri, yılda en fazla iki defa görevlendirme suretiyle kendi alanı ile ilgili yurt içi kongre, konferans, seminer ve sempozyum gibi etkinliklere katılan personelin bir yılda toplam 10 günü geçmeyen süreleri, görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde kullandıkları hastalık izin sürelerinin, çalışılmış gün olarak kabul edileceği ve hiçbir şekilde ek ödeme kesintisi yapılmayacağı; (ç) bendinde, Ek (5) sayılı Cetvelin (B) kısmında ''Ek ödeme oranı'' başlığı altında yer alan ek ödemenin; fatura ve reçete incelemesi, komisyon ve sağlık kurullarında çalışma gibi kriterler esas alınmak suretiyle ödeneceği; (d) bendinde, ilgili personele her ay yapılacak toplam ek ödeme oranının, (c) ve (ç) bentlerine göre belirleneceği, birim amirlerince bu kapsamda her ay yapılacak ek ödeme oranlarının takip eden ayın en geç onuncu günü itibarıyla tahakkuk birimlerine bildirileceği; 8. maddesinde, bu Usul ve Esaslar'ın (6. maddesinin birinci fıkrasının c ve ç bentleri hariç) 01/05/2023 tarihinden geçerli olmak üzere, 6. maddesinin birinci fıkrasının c ve ç bentlerinin yayımı takip eden ay başı itibarıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan onayı ile yürürlüğe gireceği kurala bağlanmış; Usul ve Esaslar'a ekli 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı cetvellerde ise tabip, uzman tabip, diş tabibi, uzman diş tabibi, eczacı ile diğer sağlık personeline yapılacak ek ödeme oranları belirlenmiştir. Ayrıca, bir önceki Usul ve Esaslar'a ekli 5 sayılı Cetvelde, "uzman tabip için % (550+100), tabip için % (450+100), diş tabibi ve eczacı için % (400+100)" oranında ek ödeme öngörülmüş iken; dava konusu Usul ve Esaslar'a ekli 5 sayılı Cetvelde ise bu oranlar "uzman tabip ve uzman diş tabibi için % (800+160), tabip için % (600+155), diş tabibi için % (550+155), eczacı için ise % (450+125)"e yükseltilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları’nın ''Ek ödemenin usul ve esasları’’ başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.", "yılda toplam 12 günü geçmeyen", "yılda 7 günü geçmeyen" ve "hakem hastane tarafından onaylanan" ibareleri ile (c) bendindeki "mazeret izinleri ile refakat izin sürelerinin çalışılmış kabul edilen sürelere dahil edilmemesine" ilişkin eksik düzenleme yönünden incelendiğinde; 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 28. maddesinin sekizinci fıkrasında, Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan sağlık personeline ek ödeme yapılmasının kurala bağlandığı; söz konu ek ödemenin ise "iş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi" kriterler esas alınarak belirlenmesinin öngörüldüğü; ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esasları belirleme konusunda, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun teklifi ve Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına yetki verildiği; dolayısıyla maddede sayılan kriterler dikkate alınmak suretiyle, yapılacak ek ödeme tutarlarını belirlemek ve bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmak konusunda idareye kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olmak üzere takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Anılan Kanun'un 28. maddesine istinaden yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde; ek ödemenin personele fiilin görev yaptığı sürece verilebileceği belirtilmiş; fiilen çalışılmadığı halde, çalışılmış gün olarak kabul edilen ve hiç bir şekilde ek ödeme kesintisi yapılmayacak haller istisnai olarak sayma yoluyla belirlenmiş; çalışılmış gün kabul edilen ve ek ödeme yapılan haller, "resmi tatil günleri, idari ve nöbet izinleri, yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri, yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri”, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri, “yılda en fazla iki defa görevlendirme suretiyle kendi alanı ile ilgili yurt içi kongre, konferans, seminer ve sempozyum gibi etkinliklere katılan personelin bir yılda toplam 10 günü geçmeyen süreleri”, “görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde kullandıkları hastalık izin süreleri,” olarak sayılmış; söz konusu bentte sayılan haller dışındaki diğer izin ve sürelerin çalışılmış gün kabul edilmeyeceği ve çalışılmış gün kabul edilmeyen haller için ek ödeme yapılmayacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu personeline yapılacak ek ödemenin ve bu ödemeye ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususunda idarenin takdir ve düzenleme yetkisinin olduğu; Usul ve Esaslar'ın dava konusu hükümlerinin de, Kanun'da belirtilen kriterler gözetilerek, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde düzenlendiği ve söz konusu düzenlemede açık bir takdir hatasının bulunmadığı; anılan ödemenin kapsamının belirlenmesi ve çalışılmış gün sayılan hallerin genişletilmesi hususunda idarenin yargı kararıyla da zorlanmasının mümkün bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, Usul ve Esaslar'ın 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki dava konusu ibarelerde ve "mazeret izinleri ile refakat izin sürelerinin çalışılmış kabul edilen sürelere dahil edilmemesine" ilişkin düzenlemede, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları’na ekli (5) sayılı Cetvelin üçüncü sırasında tabipler için "A-600" ve "B-155" olmak üzere toplam 755 ek ödeme oranı belirlenmesine ilişkin ibareleri yönünden incelendiğinde; 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 28. maddesinin sekizinci fıkrasında, Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %700’ünü, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele ise %225’ini geçmemek üzere ek ödeme yapılabilmesinin; ayrıca Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan kadrolara asaleten veya vekâleten atanan ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde fiilen çalışan doktor, diş hekimi ve eczacılara da en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %700’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilmesinin kurala bağlandığı; söz konu ek ödemenin ise "iş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi" kriterler esas alınarak belirlenmesinin öngörüldüğü; ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esasları belirleme konusunda, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun teklifi ve Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına yetki verildiği; dolayısıyla maddede sayılan kriterler dikkate alınmak suretiyle yapılacak ek ödeme tutarlarını belirlemek ve bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmak konusunda idareye kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olmak üzere takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, 05/04/2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7447 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek 39. maddenin yedinci fıkrasıyla, kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen uzman tabip ve tabip kadro veya pozisyonlarında bulunan personel arasında ücret dengesinin sağlanması ve bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumunda görev yapan görev yapan tabip ve diş tabiplerinin ek ödeme oranlarının artırılmasını teminen, 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “%700” tavan ek ödeme oranının; uzman tabip ve uzman diş tabipleri için “%1.010”e, tabip ve diş tabipleri için ise “%855”'e yükseltildiği; eczacı ve diğer sağlık personelinin tavan ek ödeme oranlarında ise herhangi bir değişiklik yapılmadığı görülmektedir. Söz konusu yasal değişiklikten sonra, 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesine istinaden ... tarih ve ... sayılı Bakan oluru ile Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın yürürlüğe konulduğu, önceki Usul ve Esaslar'ın ise yürürlükten kaldırıldığı; dava konusu Usul ve Esaslar'a ekli cetvellerde personelin ek ödeme oranlarının belirlendiği; (1), (2), (3) ve (4) sayılı cetvellerde tabip, uzman tabip, diş tabibi, uzman diş tabibi ve eczacı olarak görev yapmakta iken Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde Genel müdür, genel müdür yardımcısı, daire başkanı ve şube müdürü kadrolarına asaleten veya vekaleten atananlara yapılacak ek ödeme oranlarına; (5) sayılı Cetvel'de ise, Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan tabip, uzman tabip, diş tabibi, uzman diş tabibi, eczacı ile diğer sağlık personeline yapılacak ek ödeme oranlarına yer verildiği, diğer cetvellere göre ek ödeme yapılanlara Ek (5) sayılı Cetvel'e göre, Ek (5) sayılı Cetvel'e göre ek ödeme yapılanlara ise, diğer cetvellere göre ek ödeme yapılmayacağının düzenlendiği; ayrıca, dava konusu cetvellerde tabip, uzman tabip, diş tabibi, uzman diş tabibi ve eczacıların ek ödeme oranlarının (bir önceki Usul ve Esaslar'daki ek ödeme oranlarına göre) yükseltildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumu personeline yapılacak ek ödemenin ve bu ödemeye ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususunda idarenin takdir ve düzenleme yetkisinin olduğu; anılan Kanun'da ek ödemenin belirlenmesinde esas alınacak kriterler arasında "personelin kadro unvanına" da yer verilerek, unvanlara göre farklı oranlarda ek ödeme verilmesine imkan sağlandığı; 7447 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikle de tabip, uzman tabip, diş tabibi ve uzman diş tabibinin tavan ek ödeme oranlarının (tabipler için %700'den %855'e, uzman tabipler için %700'den %1010'a) yükseltildiği, Usul ve Esaslar'ın dava konusu hükümlerinin de, 5502 sayılı Kanun'daki ek ödeme kriterleri ve tavan ek ödeme oranları ile 7447 sayılı Kanun'la tabip, uzman tabip, diş tabibi ve uzman diş tabibi için getirilen özel tavan ek ödeme oranları gözetilerek, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak idareye tanınan takdir yetkisi çerçevesinde düzenlendiği ve söz konusu düzenlemede açık bir takdir hatasının bulunmadığı; ayrıca 7447 sayılı Kanun'la özel olarak tabip, uzman tabip, diş tabibi ve uzman diş tabiplerinin tavan ek ödeme oranlarının artırılması üzerine, dava konusu Usul ve Esaslar ile tabiplerin ek ödeme oranlarının %550'den %755'e yükseltildiği; tabip unvanlı personel için öngörülen ek ödeme oranlarının daha fazla artırılması veya yasal tavan ek ödeme oranı (%855) üzerinden yapılması veyahut uzman tabip/uzman diş tabibi ek ödeme oranlarındaki artış nispetinde yükseltilmesi hususunda idarenin yargı kararıyla da zorlanmasının mümkün bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, Usul ve Esaslar'ın eki (5) sayılı Cetvelin dava konusu edilen kısmında, üst hukuk normlarına ve hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla hazırlanarak, ... tarih ve ... sayılı Bakan oluru ile yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın ''Ek ödemenin usul ve esasları’’ başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki ''yılda toplam 12 günü geçmeyen’ ve ''yılda 7 günü geçmeyen’’ ibarelerinin iptali istemi yönünden oyçokluğuyla, (c) bendinde yer alan "hakem hastane tarafından onaylanan" ibaresi yönünden ve (c) bendindeki "mazeret izinleri ile refakat izin sürelerinin çalışılmış kabul edilen sürelere dahil edilmemesine" ilişkin eksik düzenlemenin iptali istemi yönünden oybirliğiyle, Esaslar'ın eki (5) sayılı Cetvelin üçüncü sırasında tabipler için "A-600" ve "B-155" olmak üzere toplam 755 ek ödeme oranı belirlenmesine ilişkin ibarelerin iptali istemi yönünden oyçokluğuyla DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için öngörülen ...-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 11/12/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığında tabip olarak görev yapan davacılar tarafından; Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla hazırlanarak, ... tarih ve ... sayılı Bakan oluru ile yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın "Ek ödemenin usul ve esasları" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.", "yılda toplam 12 günü geçmeyen", "yılda 7 günü geçmeyen" ve "hakem hastane tarafından onaylanan" ibarelerinin, (c) bendindeki "mazeret izinleri ile refakat izin sürelerinin çalışılmış kabul edilen sürelere dahil edilmemesine" ilişkin eksik düzenlemenin ve Ek (5) sayılı Cetvelin üçüncü sırasında tabipler için "A-600" ve "B-155" olmak üzere toplam 755 ek ödeme oranı belirlenmesine ilişkin ibarelerin iptali istemiyle açılmıştır. Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın dayanağı olan, 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un "Personelin statüsü, ücret ve mali haklar" başlıklı 28. maddesinin sekizinci fıkrasında; ''Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %700’ünü, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele ise %225’ini geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan kadrolara asaleten veya vekâleten atanan ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde fiilen çalışan doktor, diş hekimi ve eczacılara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %700’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Yapılacak ek ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılmaz. İş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar, Yönetim Kurulunun teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakan tarafından belirlenir.'' düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenlemeyle ek ödeme tutarlarını belirlemek ve bu konuda gerekli düzenlemeleri yapmak konusunda idareye kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olmak üzere takdir yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Dava konusu olan ve iptali istenilen Usul ve Esaslar'ın, "Ek ödemenin usul ve esasları başlıklı 6. maddesinde, ek ödemenin personele fiilen görev yaptığı sürece verilebileceği düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde Resmi tatil günleri, idari ve nöbet izinleri, yılda toplam 12 günü geçmeyen yıllık izin süreleri; yılda 7 günü geçmeyen kısa süreli hastalık rapor süreleri, hakem hastane tarafından onaylanan heyet rapor süreleri, yılda en fazla iki defa görevlendirme suretiyle kendi alanı ile ilgili yurt içi kongre, konferans, seminer ve sempozyum gibi etkinliklere katılan personelin bir yılda toplam 10 günü geçmeyen süreleri, görevi sırasında veya görevinden dolayı Sağlık Bakanlığınca ilan edilmiş bulaşıcı ve salgın hastalığa yakalanan, kazaya, yaralanmaya veya saldırıya uğrayanların bu durumlarını sağlık raporuyla belgelendirmesi halinde kullandıkları hastalık izin süreleri istisna kapsamında sayılarak, bu sürelerin çalışılmış gün olarak kabul edileceği ve hiç bir şekilde ek ödeme kesintisi yapılamayacağı hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda anılan düzenleme ile yıllık izin sürelerinin yılda toplam 12 gün ile kısa süreli hastalık rapor sürelerinin yılda 7 günü geçmesi durumunda; bir başka ifadeyle, bu süreleri aşan günlerde fiilen görev yapılmadığı gerekçesiyle çalışılmış gün olarak kabul edilmeyeceği ve buna bağlı olarak her ay itibariyle ödeme yapılması öngörülen ek ödemenin yapılmayacağı hususları kurala bağlanmıştır. Davacı tarafından iptali istenilen düzenlemede yer alan, yılda toplam 12 günü geçen "yıllık izin süresi"nin; yılda 7 günü geçen "kısa süreli hastalık rapor süresi"nin ek ödeme kapsamı dışında tutulması ve bu süreler yönünden ek ödeme yapılmamasına ilişkin sürelerin belirlenmesinde, davalı idarelerce kamu hizmetinin yürütülmesinde hizmetin daha etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilmesini teminen bu süreler yönünden haklı, ölçülü ve orantılı objektif kriterlere dayanmadığı gibi, kurum personelinin çalışma barışının sağlanmasına dair hukuken geçerli ve haklı nedenlerin de ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davalı idarelere tanınan takdir yetkisinin hukuka uygun şekilde kullanılmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu ve iptali istenen Usul ve Esaslar'ın ''Ek ödemenin usul ve esasları’’ başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan ''yılda toplam 12 günü geçmeyen’ ve ''yılda 7 günü geçmeyen’’ ibarelerinin iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.
(XX) KARŞI OY : Dava, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığında tabip olarak görev yapan davacılar tarafından; Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla hazırlanarak, ... tarih ve ... sayılı Bakan oluru ile yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın "Ek ödemenin usul ve esasları" başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan "Ek ödeme, personele fiilen görev yaptığı sürece verilebilir.", "yılda toplam 12 günü geçmeyen", "yılda 7 günü geçmeyen" ve "hakem hastane tarafından onaylanan" ibarelerinin, (c) bendindeki "mazeret izinleri ile refakat izin sürelerinin çalışılmış kabul edilen sürelere dahil edilmemesine" ilişkin eksik düzenlemenin ve Ek (5) sayılı Cetvelin üçüncü sırasında tabipler için "A-600" ve "B-155" olmak üzere toplam 755 ek ödeme oranı belirlenmesine ilişkin ibarelerin iptali istemiyle açılmıştır. 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumuna İlişkin Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un ''Personelin statüsü, ücret ve malî haklar'' başlıklı 28. maddesinin sekizinci fıkrasında, ''(Ek fıkra: 11/10/2011-KHK-666/5 md.) Kurumun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan; tabip, diş tabibi, eczacı ve tıpta uzmanlık mevzuatında belirtilen dallarda bu mevzuat hükümlerine göre uzman olanlara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %700’ünü, sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına dahil diğer personele ise %225’ini geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. (Ek cümle: 12/7/2013-6495/37 md.) Genel İdare Hizmetleri Sınıfında yer alan kadrolara asaleten veya vekâleten atanan ve Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğünde fiilen çalışan doktor, diş hekimi ve eczacılara en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dâhil) %700’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılabilir. Yapılacak ek ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir vergi kesintisi yapılmaz. İş hacmi, görev mahalli, görevin önem ve güçlüğü, personelin kadro unvanı, derecesi, performansı ile kullanılan izin ve istirahat raporları gibi kriterler göz önünde bulundurularak yapılacak ek ödeme tutarları ile ödemeye ilişkin diğer usul ve esaslar, Yönetim Kurulunun teklifi ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Bakan tarafından belirlenir.'' kuralı yer almıştır. Anılan düzenlemeye istinaden 11/04/2014 tarih ve 1351 sayılı Bakan onayı ile Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları yürürlüğe konulmuştur. 05/04/2023 tarih ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7447 sayılı Kanun’un 17. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Ek 39. maddenin yedinci fıkrasında, ''5502 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan “%700” ibareleri; uzman tabip ve uzman diş tabipleri için “%1.010”, tabip ve diş tabipleri için “%855” olarak uygulanır.'' kuralına yer verilmiştir. 7447 sayılı Kanun'la 5502 sayılı Kanun'da tabip ve diş tabiplerin ek ödeme tavan oranlarında yapılan değişiklik sonrasında, Sosyal Güvenlik Kurumu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının 19/10/2023 tarihli onayıyla dava konusu Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları yürürlüğe konulmuş, 11/04/2014 tarih ve 1351 sayılı Bakan onayı ile yürürlüğe konulmuş olan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları ise yürürlükten kaldırılmıştır. İşbu davaya konu olan Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın ''Ek ödemenin oranı'' başlıklı 5. maddesinde, bu Usul ve Esaslar kapsamına giren personele, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) brüt tutarına, ekli cetvellerde yer alan oranların uygulanması suretiyle hesaplanan tutarda her ay ek ödeme yapılacağı kurala bağlanmış; Usul ve Esaslar'a ekli 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı cetvellerde ise tabip, uzman tabip, diş tabibi, uzman diş tabibi, eczacı ile diğer sağlık personeline yapılacak ek ödeme oranları belirlenmiş; dava konusu cetvellerde tabip, uzman tabip, diş tabibi, uzman diş tabibi ve eczacıların ek ödeme oranlarında (bir önceki Usul ve Esaslar'daki ek ödeme oranlarına göre) artış yapılmıştır. Ayrıca, bir önceki Usul ve Esaslar'a ekli 5 sayılı Cetvelde, "uzman tabip için % (550+100), tabip için % (450+100), diş tabibi ve eczacı için % (400+100)" oranında ek ödeme öngörülmüş iken; dava konusu Usul ve Esaslar'a ekli 5 sayılı Cetvelde ise bu oranlar "uzman tabip ve uzman diş tabibi için % (800+160), tabip için % (600+155), diş tabibi için % (550+155), eczacı için ise % (450+125)"e yükseltilmiştir. Yukarıda yer verilen mevzuat ve açıklamaların birlikte değerlendirilmesinden; 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca, Sosyal Güvenlik Kurumunun merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında bulunup, sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan tabip, uzman tabip, diş tabibi, uzman diş tabibi ve eczacılar en yüksek Devlet memuru aylığının (ek gösterge dahil) %700’ünü geçmemek üzere ek ödeme yapılmasının öngörüldüğü; söz konusu personele yapılacak ek ödemenin ve bu ödemeye ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususunda, Kanun'da belirtilen kriterler ve tavan ek ödeme oranları gözetilmek, kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olmak koşuluyla, idarenin takdir ve düzenleme yetkisinin bulunduğu; bir önceki Usul ve Esaslar'da tabip ve uzman tabip için benzer oranlarda (örneğin, 5 sayılı Cetvelde uzman tabip için %650, tabip için % 550 oranında) ek ödeme verilmesi öngörülmüş iken, 7447 sayılı Kanun'la tabip, uzman tabip, diş tabibi ve uzman diş tabibi unvanlı personelin tavan ek ödeme oranlarının artırılması sonrasında, yürürlüğe konulan dava konusu Usul ve Esaslar'da, tabiplerin ek ödemesinde, uzman tabiplere nispeten çok daha düşük oranlarda (örneğin, 5 sayılı Cetvelde tabip için %550'den %755'e, uzman tabip için %650'den %960'a) artış yapıldığı anlaşılmaktadır. 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesi kapsamında personele yapılacak ek ödeme oranlarının belirlenmesi hususunda idarenin takdir yetkisi bulunmakta ise de, bu takdir yetkisi mutlak ve sınırsız olmayıp kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu, takdire dayanan işlemlerin de sebep ve maksat yönünden yargı denetimine tabi bulunduğu hususları idare hukukunun bilinen ilkelerindendir. Buna göre, 5502 sayılı Kanun'un 28. maddesiyle getirilen ek ödemenin, Sosyal Güvenlik Kurumunda sağlık harcamalarına esas olan fatura ve reçetelerin incelenmesi işlerinde ve Kurum sağlık kurullarında çalışan personele yönelik olduğu ve fiilen çalışmaya bağlı olarak yapıldığı; söz konusu ödemenin getiriliş amacı dikkate alındığında, Sosyal Güvenlik Kurumunda söz konusu hizmetlerde çalışan ve benzer görevleri yürüttüğü anlaşılan eczacı, tabip ve diş tabibi, uzman tabip ve uzman diş tabibi unvanlı personelin ek ödeme oranlarının, aynı veya farklı belirlenmesi hususunda idarenin takdir ve düzenleme yetkisi bulunmakta ise de; bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu; idare tarafından söz konusu personelin ek ödemelerinde yapılacak farklılaştırmanın, çalışma barışını ve ücret dengesini bozmayacak şekilde makul, haklı, ölçülü ve orantılı olması gerektiği; ancak 7447 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonrasında yürürlüğe konulan dava konusu Usul ve Esaslar ile (bir önceki Usul ve Esaslar'a göre) tabiplerin ek ödeme oranlarının % 37, diş tabibinin %41, uzman tabibin %48 oranında artırıldığı; söz konusu oranlar, aynı/benzer görevleri yürüten personel arasında tabip unvanlı personelin aleyhine olacak biçimde ücret dengesizliğine yol açtığı gibi çalışma barışını bozacak nitelikte ölçüsüz ve orantısız olduğu; dolayısıyla, 5502 sayılı Kanun'la ek ödeme oranlarının belirlenmesi hususunda, idareye tanınan takdir yetkisinin; kamu yararına, hizmet gereklerine ve hukuka uygun olarak kullanılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, Sosyal Güvenlik Kurumu Personeline Yapılacak Ek Ödemenin Usul ve Esasları'nın Ek 5 sayılı Cetvelinin 3. sırasında yer alan ''tabip'' kadro ve görev unvanı için belirlenen ek ödeme oranlarının iptaline karar verilmesi gerektiği görüşüyle, aksi yöndeki çoğunluk kararının bu kısmına katılmıyoruz.